T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/424 Esas - 2024/233
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/424
KARAR NO : 2024/233
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI : ...
Mersis No:....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
Mersis No: ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 07/11/2022
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı tarafın ... ibareli başvurusunun müvekkili firmaya ait ... ibareli markalar ile oldukça benzer olduğunu, davalı başvurusunda sadece Y harfi bulunmamakta olup kelimeyi oluşturan diğer harflerin tamamen birbirinin aynısı olduğunu, ... ibaresi yardımcı unsur olup benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, davalı başvurusundaki ... görselinin markanın ayırt ediciliğine bir katkı sağlamadığını, Müvekkili markalarının tescil kapsamı ile davalı marka başvurusu tescil kapsamındaki 01., 19. ve 35. sınıfların birebir aynı olduğunu, davalı marka başvurusu tescil kapsamında bulunan 17. sınıftaki mallar ile müvekkili marka başvurusundaki 01. ve 19. sınıflar ile ilişkilendirilebilecek düzeyde benzer olduğunu, İngilizce bilme oranının düşük olduğu ülkemizde ortalama tüketici kitlesinin İngilizce bir kelime olan ... kelimesinin Türkçe anlamının alçıtaşı anlamına geldiğini bilme veya bilebilecek durumda olmadığını, müvekkilinlin 2007 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, ... markası ile 15 yıldan bu yana sadece Türkiye'de değil, ihracat yaptığı .... gibi toplam 25 ülkede de tanınmış olduğunu iddia ederek, .... sayılı ... kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacının markası ile müvekkilinin tescil edilen markası arasında bir benzerlik bulunmadığını, Markanın bir bütün olarak hazırlandığı ve kullanılacağı dikkate alındığında, karınca işaretinin belirgin niteliği, yazıların renkleri ve telaffuzun farklılığı ve “...” ibaresi, bu ek unsurların belirgin ve ayırt edici olması sayesinde markaların tamamen birbirinden farklı olduğunu, davacının da dava dilekçesinde belirttiği üzere “...” kelimesinin İngilizce “... taşı” anlamına gelen sülfat mineralinin ismi olduğunu, yani halihazırda davacı yana yahut şirketine ait ayırt edici ve/veya kişilik atfedilebilecek bir ibare olmadığını, global kullanımda ürünün kendi ismi olduğunu, bu neden ile davacının iddia ettiği gibi iki marka arasında ortak bir kelimeden de söz edilemeyeceğini, zira “...” kelimesi kişiye özgü kendine münhasır bir ortak ad olmadığını, malzemenin ismi olduğunu, Markanın tescil edildiği malların yasada belirtilen “ortalama tüketici”ye değil, inşaat firmaları, mimarlar, inşaat mühendisleri, inşaat ustaları müteahhitler ve yapı market çalışanları gibi ürünü tanıyan bilinçli ve uzman bir tüketici kitlesine hitap ettiğini, yalnızca bilinir yahut sektörde eski olduğu gerekçesi ile hiç bir markanın tanınmış marka olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 05.09.2022 Tarih ve .... sayılı ....
Kararının İPTALİ ve davalı tarafa ait ... başvuru no'lu ...+... ibareli markanın 01, 17, 19. ve 35. Sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından 24.05.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “... ...” ibareli marka için 01 / 17 / 19 / 35 / sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 14.06.2021 tarihli ve 374 sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket ve dava dışı bir şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itirazlar ... tarafından reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu ret kararına ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... sayılı kararı ile; ''... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..., ... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. … İnceleme sonucunda, çekişme konusu markalarda ortak bulunan "..." ibaresinin "... taşı" anlamına geldiği, bu nedenle başvuru kapsamında bulunan mallar/hizmetler bakımından piyasada herkesin kullanabileceği, ayırt edici olmayan bir işaret olduğu; markaların içerdikleri diğer tüm unsurlar (kelime ve ...) bakımından farklılaştıkları görülmektedir. Başvuru konusu markanın genel görünümünü etkileyen baskın ... unsurunun varlığı da göz önüne alındığında, işbu başvurunun bütünsel olarak itiraz gerekçesi markalar ile görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığı kanaatine varılmıştır. …'' gerekçesiyle ''İtirazların reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
1. Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar/hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer ilişkili olarak yer aldığı,
2. Dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığı,
3. Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
4. Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
5. ... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası
.... ...
(01, 17, 19, 35. sınıf) ....
(01, 19, 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu 01., 19. ve 35. sınıflardaki malların/hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı; dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu 17. sınıftaki malların davacının redde gerekçe ... sayılı markasının kapsamında ilişkili olarak yer aldığı; (... sayılı redde gerekçe markanın kapsamındaki 17. sınıftaki malların 35. sınıftaki satış hizmetleri ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 17. sınıftaki malların ilişkili olduğu) görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ''...+...'' ibareli marka, kalın, büyük harflerle, gri renkte “A” harfi ile yeşil renkte “...” ibaresinin bitişik yazıldığı, bu ibarenin sol tarafında ise bir çizgi karakterin yer aldığı karma bir marka olduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının ... ibareli markasının tümü büyük harfler ile beyaz zemin üzerine yazılı büyük, kalın harflerle, gri renkte, münhasıran “...” ibaresinin yer aldığı kelime markası olduğu, ... +... ibareli markasının ise mavi renkte, kalın, büyük harflerle “...” ibaresi ile birlikte turuncu renkte, daire oluşturacak şekilde konumlandırılmış geometrik şekillerin yer aldığı karma marka olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Dava konusu marka ile davacı markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin “... taşı” anlamına geldiği tespit edilmiş, söz konusu ibarenin çoğunluğu inşaat sektöründeki mallar veya benzer/ilişkili mallar/hizmetlerden oluşan dava konusu mallar/hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu kanaatine varılmıştır.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, bilirkişi raporlarında da değinildiği üzere, her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, söz konusu ibarenin markaların ayırt edicilik düzeyini arttırıcı etkisinin bulunmadığı, öte yandan dava konusu markada yer alan “A” harfinin tek harf olarak ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu ve kısa ibare olarak değerlendirildiği, kısa ve ayırt edici niteliği zayıf ibarelere getirilen küçük eklemelerin markalar arasında farklılığa yol açabileceği, bu açıklamadan yola çıkarak “A” ve “Y” harflerinden oluşan davacı markalarının dava konusu marka ile farklılaştığı, ayrıca dava konusu markadaki ... unsurunun da varlığı ve “A” harfi ile “...” ibaresinin renklerinin farklı olması nedeniyle tertip tarzlarının farklı olduğu somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel, görsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın bilinç düzeyi yüksek olan dava konusu mallar/hizmetlerin tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu 01., 19. ve 35. sınıflardaki malların/hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı; dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu 17. sınıftaki malların davacının redde gerekçe ... sayılı markasının kapsamında ilişkili olarak yer aldığı; (... sayılı redde gerekçe markanın kapsamındaki 17. sınıftaki malların 35. sınıftaki satış hizmetleri ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 17. sınıftaki malların ilişkili olduğu) görülmüş ise de markalar benzer görülmediğinden taraf markaları arasında çifte benzerlik koşulunun somut olayda oluşmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/05/2024
Katip ..... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır