T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/376 Esas - 2024/218
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/376
KARAR NO : 2024/218
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka ve Tasarımlara Tecavüz ve Haksız Rekabet, Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 03/10/2022
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan davalının kullanımlarının davacının marka ve tasarımlarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığına yönelik davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının 2005 yılından bu yana 56.000 m2 açık alan üzerine 40.000 m2 kapalı alandaki üretim tesisinde .... çalışmaları yürüttüğünü, günlük 1.500 ton deterjan üretim kapasitesiyle çalıştığını, ürünlerine yaptığı reklam ve tanıtım yatırımıyla Türkiye’nin ilk 5 deterjan üreticisi arasında yer aldığını, ürünlerinin 72 ülkeye ihraç edildiğini; pazarlama, kalite, sektörel başarı ve reklam alanlarında birçok ödüle layık görüldüğünü, davacının ticari faaliyetlerini “...”, “...” ve “...” gibi pek çok markayla sürdürdüğünü, bu markaların, yapılan yatırımlar sayesinde tanınmış marka statüsü ve ayrı bir ticari değer kazandığını, davacının, huzurda görülmekte olan davayla doğrudan ilgili olan 03. ve 05. Sınıflardaki çekişme konusu mallarda tescilli .... sayılı markaların; ... sayılı ambalaj tasarımının sahibi olduğunu, davacının, “...”, “...” ve “...” markalarının, bu markalarla piyasaya sürülen ürünlerinin şişe, renk, etiket, ürünün nihai olarak piyasaya sürülüş şeklinin, yoğun reklam ve tanıtım faaliyetleriyle tanınmış hâle geldiğini, oyuncu ... ve ...’ın oynadığı reklamlarla bu tanınmışlığın daha da arttığını, otorite kurumlarca düzenlenen araştırma raporlarının sonuçlarına göre, Türkiye'de her iki evden birinde kullanılan “...” markalı ürünün üzerinde hiçbir marka olsa dahi “...” olarak bilindiğinin tespit edildiğini, davacı markalarının ulaştığı tanınmışlık nedeniyle ilgili sektörde iltibas ve haksız rekabet fiillerinin hedefi olduğunu, bu girişimlerden birinin de davalı tarafından gerçekleştirildiğini, davalının “... ” tanıtım işareti ile ... renkli "..." bir temizlik ürünü ve ... renkli "..." temizlik ürününün piyasaya sunuluş şekilleri, şişe tasarımları ve etiket kompozisyon/dizayn özelliklerinin, davacıya ait “...” ve "..." markaları ile satışa sunduğu temizlik ürünlerinin genel görünümlerinin ve sunuluş şekillerinin iltibas yarattığının. ... sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, davalı Şirket adına tescilli “ ” markası bulunsa da davalının tescilden farklı kullanım gerçekleştirdiğini, bu markanın varlığının davalı eylemlerini hukuka uygun hâle getirmeyeceğini, bu ibarenin de tescil edildiği dönemde yaygın olarak kullanılan “...” yanaşma amacıyla tescil ettirildiğini, davacının tüm reklamlarında “...” temasının bulunduğunu, davalı kullanımlarında davacının sloganlarının bire bir ya da benzer şekilde kullanıldığını, davalının müvekkil ürünlerini ve satış stratejisini takip ettiğini, bu yolla davacının markaları ile iltibas oluşturarak, davacının ürünlerinin tanınmışlığından yararlandığını, davalının 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri kapsamında basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, fiillerinin TTK m.54/2 ve m.55/4 hükümleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, davanın yetkili mahkemede açıldığını, davanın konusunun “...” markasının gerçek hak sahipliği ile ilgili olmadığını, davanın konusunun davalının kullanımlarının hukuka uygun olup olmamasıyla ilgili olduğunu, manevi tazminat talebinin 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında hukuka uygun olduğunu, dosyada yer alan uzman görüşünün değerlendirmeye esas alınamayacağını iddia ederek netice olarak; davalı şirket tarafından davacı Şirketin tanınmış ..., ... markaları ve bu markaları taşıyan ürünlerin piyasaya sunuluş şekilleri, ambalaj ve etiket tasarımları, her türlü tanıtım vasıtaları ile iltibas yaratacak şekilde, "..." markaları ile temizlik ürünlerini üretmek, her türlü fiziki ve sanal mecrada piyasaya arz etmek suretiyle vaki fiillerinin haksız olduğunun TESBİTİ; davalının böylece, müvekkili şirket ile vaki HAKSIZ REKABETLERİNİN MEN’İNE; davalının, davacının tescilli marka ve tasarımlarına TECAVÜZLERİNİN 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca da REF ve MEN’İNE; davalının, davacı ile yaptıkları haksız rekabetlerin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını teminen; davalının, davacının tescilli ... ... ve ... markaları ile piyasaya sunuluş şekillerinden, tescilli marka ve tasarımından doğan haklarına tecavüz etmek suretiyle üretip satışa sunduğu "..." tanıtım işaretli ürünlerin bulundukları heryerden TOPLATILMASINA; AMBALAJLARININ İMHA EDİLMESİNE; davalının davacının tescilli sınai haklarına tecavüz teşkil eden ürünlerin reklam ve pazarlamasının yapıldığı katalog, broşür, tabela gibi her türlü tanıtım vasıtalarının TOPLATILMASINA; davalının davacının tescilli sınai haklarına tecavüz teşkil eden dava konusu ürünlerin e-Ticaret alışveriş sitelerindeki reklam, pazarlama ve satışının DURDURULMASINA; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili hükümleri uyarınca 100.000 TL Manevi Tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek banka reeskont faizi ile birlikte TAHSİLİNE; mahkeme kararının, masrafı davalıdan alınmak koşulu ile, “Başlangıç” ve “Gerekçe” bölümlerinin mahkeme tarafından tayin edilecek bir özetinin, “HÜKÜM” fıkrasının tamamının, bütün Türkiye’de yayınlanan bir gazetede İLANINA; delillerin tespiti de dâhil tüm yargılama giderleri ile vekillik ücretinin davalıya tahmiline; şimdilik diğer her türlü ve dahi maddi tazminat talep ve dava haklarımız saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının 1994 yılından bu yana temizlik ve hijyen ürünleri üretimi yaptığını, yıllık 60 bin ton üretim kapasitesinin bulunduğunu, üretime ilişkin kalite belgelerinin bulunduğunu, 40 ülkeye ihracat yaptığını, görevsiz mahkemede açıldığını, tüketici ödülüne layık görüldüğünü, “....” markalarının sahibi olduğunu ve bu markaları aktif olarak kullandığını, davalının “...” markasını, 2008 yılında piyasaya sunduğu çok amaçlı temizleyici ürününde kullanmak amacıyla 1 Şubat 2008 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, ürününün bu markayla piyasaya sunulduğunu ve tanındığını, markanın itibarından yararlanmak isteyen kişilerin arttığını, davacının da bunlardan biri olduğunu ve davalının markasıyla iltibas teşkil eden “...” ve “...” markalarını kullanmaya başladığını, “...” markalı ürün yelpazesinin zaman içinde genişlediğini, anılan markanın yaratıcının ve gerçek hak sahibinin davalı olduğunu, davacının 2014 yılından itibaren sistematik ve devam eden şekilde davalının markasına yaklaşma çabası içinde olduğu, buna rağmen davalının serbest piyasa koşullarında her firmanın kendi müşteri çevresine hitap edeceği inancıyla hareket ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, tarafların ürünlerini piyasaya sürdükleri şişe tasarımları ve etiket kompozisyonlarının farklı olduğunu, aksi yöndeki iddiaların yerinde olmadığını, şişelerin hacimlerinin farklı olduğunu, “HIZ” sözcüğüne ilişkin iddiaların, anılan ibarenin niteleyici olması nedeniyle bir kimseye özgülenemeyeceği durumu karşısında yerinde olmadığını, ürünlerin benzer amaçlarla ve benzer yerlerde kullanılması nedeniyle etiketlerde benzer görsellerin kullanılmasının olağan olduğunu, bunun yanında etiketlerin farklı olduğunu, “...” kelimesinin tek başına ayırt ediciliğinin bulunmadığını, piyasada mutfak temizleyicilerinin ..., banyo temizleyicileri için ise ... rengin sıklıkla kullanıldığını bu renklerden bahisle bir benzerlik iddiasında bulunulamayacağını, Şişe tasarımının çok sayıda olması nedeniyle tasarım özgürlüğünün detaylarda aranması gerektiğini, davalı kullanımlarına yönelik ihtiyati tedbir talebinin kesin şekilde reddedilmesinin, iddiaları ispat bakımından çekilen zorluğu ve .... sayılı dosyasında alınan raporun hatalı olduğunu ortaya koyduğunu, anılan dosyaya sunulan .... tarafından hazırlanan mütalaadaki tespitlerin huzurda görülmekte olan davada da geçerli olduğunu, davalının tacir olması sebebiyle manevi tazminat talep edilemeyeceğini, manevi tazminat talebinin dava şartı arabuluculuğa tabi olduğunu ve arabulucuya başvurulmamış olması sebebiyle davanın tefrik edilerek, anılan talep bakımından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının kullanımlarının davacının marka ve tasarımlarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA VE EK RAPORDA özetle:
1) Davalının iddialara konu fiili kullanımlarının, davacıya ait ve iddialara mesnet markalar ile tasarıma tecavüz oluşturmadığı,
2) Davalının iddialara konu fiili kullanımlarının, davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu,
3) Manevi tazminata ilişkin taleplerin değerlendirilmesinin hukuki nitelikte olması nedeniyle bu konuda bir değerlendirme yapılamayacağı;
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir tasarımın sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Yenilik ve ayırt edicilik” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 56. maddesi;
"Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur.
Birleşik ürünün parçasının tasarımı, aşağıdaki şartları taşıyorsa yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir:
a) Parça birleşik ürüne takıldığında, birleşik ürünün normal kullanımında görünür durumda olmalıdır.
b) Parçanın görünür durumda olan özellikleri, yenilik ve ayırt edici nitelik şartlarını karşılamalıdır.
Bu maddede yer alan normal kullanım; bakım, servis veya onarım işleri hariç olmak üzere, son kullanıcı tarafından kullanımı ifade eder.
Bir tasarımın aynısı;
a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,
b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce,
dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir.
Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim;
a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,
b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce,
kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.
Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır." şeklindedir.
Aynı Kanun'un "Kamuya sunma" başlıklı 57. maddesi ise;
"Kamuya sunma; sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar. Tasarımın gizlilik şartıyla üçüncü bir kişiye açıklanması kamuya sunma sayılmaz.
Koruma talep edilen bir tasarım, başvuru tarihinden veya rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez." şeklindedir.
6769 sayılı SMK'nın 58. maddesine göre tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu kanundan doğan haklarını kullanabilir. Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.
Bir tasarımın yeni olabilmesi için, onun aynısının, tescil tarihinden evvel dünyanın her hangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekmektedir. Tasarımların aynı olup olmadığının tespiti için yapılacak benzerlik testinde; aynı izlenimi uyandırma, aynı etkiyi yapma, karıştırılma tehlikesi veya olasılığı incelenemez. Bunlar ikinci aşamaya yani ayırt edicilik tetkikine aittir. Tasarımın yeniliği yoktur diyebilmek için, hükümsüzlüğü istenilen tasarımın, önceden kamuya sunulan (faydalı model, marka ve) tasarım belgelerindeki tasarımlar ile aynı olması şarttır. Terkini talep edilen tasarım öncekinden sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilecektir. Yenilik önceki tasarıma göre belirlenecektir. Aynı kabul edilmeye engel olamayan küçük ayrıntılarda farklılık hâkimin takdirine göre belirlenecektir. Burada şu ölçü verilebilir; fark, aynı olmayı ortadan kaldırmıyor, mevcut önceki tasarım görünümünü sürdürüyor, fark sadece mevcut görünüme, yani mevcut tasarıma ek, onda bir değişiklik, ondan bir sapma niteliği taşıyorsa, yani farklılık o (mevcut tasarım) esas alınarak ondan hareketle yapılmışsa küçüktür. Bunun dışında kalan farklar ise büyüktür. Yenilik ne özgünlük, ne eşsizlik, ne estetiğe sahip bulunma, ne de estetiğin ve kalitenin basamağıdır.
Başvurusu yapılan bir tasarım yenilik testini geçebilirse ikinci olarak ayırt edicilik incelemesine tâbî tutulur. Bu test bir kıyaslama incelemesidir. Bir tasarımın ayırt ediciliğe sahip bulunması demek, bu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile kıyaslanan tasarımın böyle bir kullanıcıda yarattığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılık bulunması demektir.
Bilgilenmiş kullanıcı ise, tasarımı kullanarak bilgi sahibi olmuş, tasarımı tanıyan, deneyim sahibi kullanıcı demektir. Bilgilenmiş kullanıcı ara veya nihaî tüketicidir. Ancak asla bir uzman değildir. Mahkememiz de bilgilenmiş kullanıcı konumunda bulunan ilgililerin katılımıyla oluşturulmuş bilirkişi heyetinden mütalâa almıştır.
Kıyaslama, tescili istenen tasarım ile kıyaslanan tasarımların tam karşılaştırılması ve değerlendirilmesidir. Ayırt edici niteliğin incelenme ve değerlendirilmesinde, birbirleri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilmesini ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğunun göz önüne alınmasını emredici bir ifadeyle istemiştir. Bilgilenmiş kullanıcının fark edebileceği değişiklikler ise daima göz önünde tutulmalıdır.
Seçenek özgürlüğü ibaresiyle kastedilen, tasarımcıya tasarımına ayırt edicilik vermesi için bir serbest hareket alanının bulunmasıdır. Bunun değerlendirilmesi nesnel olup kişiden kişiye değişmez. Bu nesnel değerlendirmede tekdüze özellik ve nitelikler göz önünde tutulur. Bazı biçimler (=görünümler) nesnenin işlevine sıkı surette bağımlıdırlar. Böyle tasarımlarda tasarımcının hareket alanı pek dardır. Meselâ, bir otomobilin, ütünün ve şişenin şekli gibi. Her otomobil, ütü ve şişe birbirine benzer. Ayırt edicilik için tasarımcının muhakkak nesnenin işlevine ters düşen tasarımlar geliştirmesi beklenemez. Dolayısıyla işlevin yerine getirilebilmesi için zorunlu olan alan dışında yapılabilecek olan tasarımların korunması mümkün olabilecektir. Seçenek özgürlüğünün hiç bulunmadığı hâllerde ise tasarım zaten korunamaz.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir.
SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”
6769 sayılı SMK'nın 29 maddesinde, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirtilmiş olup;
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6769 sayılı SMK'nın 149 ncu maddesine göre, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
6769 sayılı SMK 150 maddesine göre; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu bildirilmiş olup, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.
Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Davacı Markaları/ Tasarımları Davalı Markası
... ...
... (03. sınıf)
...
(03. ve 05. sınıf)
... sayılı tasarım (Tescil Tarihi: 21.04.2020)
Davalının davacı iddialarına konu ve fiili markasal kullanımlarının piyasaya arz ettiği ambalajlı ürünlerin, bu ürünlerin tertip tarzının, etiket kompozisyonunun davalıya ait ... sayılı tescilli markasından farklı olduğu, bu kapsamda söz konusu fiili kullanımlar üzerinden değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Somut olay yönünden bilgilenmiş kullanıcının temizlik ürünlerini
satın alan nihai kullanıcılar, market, bakkal gibi satışı yapılan yerlerde reyonlara dizen personeller,
ürünlerin satışını yapan kasiyerler olabileceği; yapılan araştırmada temizlik ürünlerinin şişe ile etiket tasarımları bakımından tasarımcıların
seçenek özgürlüğünün bulunduğu, ortak olarak yer alan tek elle tutulacak bir kısım ile püskürtme işlevi için
başlık ve basma aparatının bulunduğu; bunun haricinde spreyli temizlik ürünleri yönünden
çok çeşitli şişe ve etiket tasarımları bulunduğu; etiket tasarımlarının kompozisyonunda bulunan elemanlar kıyaslandığında marka isim, logosu ve
tasarımdaki grafik ögeler ayrı ayrı ele alınması gerektiği, buna göre davacının tasarımlarından bir tanesi şişe
tasarımı diğeri ise etiket tasarımı olduğu, ilk olarak davacının ... tescil numaralı etiket tasarımının 21.04.2020 tarihinde tescil edildiği; davalının fiili kullanımları incelendiğinde bu kullanımların; şeffaf, plastik, silindirik bir yapıyla başlayıp ağız kısmına doğru daralan ve yine silindirik şekilde nihayet bulan; kırmızı bir bağlantı yeri, kırmızı uç kısmı ve beyaz gövde kısmı bulunan bir sprey aparatının monte edildiği içerisinde parlak ... ya da turkuaz tonuna yakın bir ... sıvı bulunan ambalaj, bu ambalajın üzerinde yer alan etiketlerde ... bir daire çerçeve üzerinde sol aşağıdan sağ yukarıya doğru yatay şekilde konumlandırılmış, ilk harfi büyük takip eden harfleri küçük kırmızı “...” ibaresi, belirgin bir “...” ibaresi, hemen altında, ... üründe “...”, ... üründe “...” ibareleri bunların altında ya da etiketin başka kısımlarında kullanım alanlarına ilişkin görseller, hız ve etki vurgusu yapan çeşitli sözcük ve şekil unsurlarından oluştuğu; davalı kullanımlarının, davacı adına tescilli markaların kapsamında yer alan 03. sınıftaki emtialarda kullanıldığı; davalının bu kullanımları ile davacı adına tescilli markaların ve tasarımın sicilde tescilli hâlleri üzerinden yapılan bir incelemede, “...” ve “...” ibareleri ile “...” ibaresinden kaynaklı kısmi bir benzerlik olduğu, “...” ibaresinin davalı adına tescilli ve davacının iddialarına mesnet markalarından daha eski tarihli tescilli bir marka olduğu, davacı adına tescilli markaların ve tasarımın, davacının piyasaya arz edilen ve çok tanınmış ürünlerinden farklı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı kullanımlarının davacı adına tescilli markalara ve tasarıma tecavüz oluşturmadığı;
Davacının piyasada yer alan ve iddialara mesnet ürünler incelendiğinde, bu kullanımların; şeffaf, plastik, silindirik bir yapıyla başlayıp ağız kısmına doğru daralan ve yine silindirik şekilde nihayet bulan; kırmızı bir bağlantı yeri, kırmızı uç kısmı ve beyaz gövde kısmı bulunan bir sprey aparatının monte edildiği içerisinde parlak ... ya da turkuaz tonuna yakın bir ... sıvı bulunan ambalaj, bu ambalajın üzerinde yer alan etiketlerde sol alt kısımdan, sağ üst kısma doğru yatay şekilde konumlandırılmış iki kırmızı çizgi arasında kırmızı harflerle yazılmış, baş harfi büyük sonraki harfleri küçük “...” ibaresi, kutunun içindeki sıvıyla uyumlu “...” ya da “...” ibareleri, bunların altında, ... sıvılı ambalajda “...”, ... sıvılı ambalajda “...” ibareleri, ürünlerin kullanım alanlarına ilişkin görseller, ve ambalajın boğaz kısmında, kabartma şeklinde, sol alttan sağ yukarıya doğru iki çizgi arasında baş harfi büyük sonraki harfleri küçük “...” ibaresi unsurlarından oluştuğu; davalının iddialara konu kullanımlarına konu ürünlerin ambalaj, ürün rengi, etiket kompozisyonu gibi unsurlarla, davacıya ait piyasada yer alan ve iddialara mesnet kullanımların piyasaya arz biçimi, ilgili ürünlerin birbirinden ayrılmasını oldukça zorlaştıran düzeyde benzerlik göstermektedir. Bunun yanında davacıya ait ürünlerin, ürünlerin piyasaya arz edilmiş biçimlerinin ve markalarının yüksek düzeyde tanınırlığı, tüketiciler tarafından üst seviyede tercih edilirliği gibi hususlar da dikkate alındığında davalı kullanımlarının davalı aleyhine TTK m.54/2 ve TTK m.55/4 hükümleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiştir.
Öte yandan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili hükümleri uyarınca talep edilen manevi tazminatın bu kapsamda bir ihlal bulunmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket tarafından davacı şirketin tanınmış ..., ... markaları ve bu markaları taşıyan ürünlerin piyasaya sunuluş şekilleri, ambalaj ve etiket tasarımları, her türlü tanıtım vasıtaları ile iltibas yaratacak şekilde, "..." markaları ile temizlik ürünlerini üretmek, her türlü fiziki ve sanal mecrada piyasaya arz etmek suretiyle vaki fiillerinin haksız olduğunun tesbitine; davalının, davacıya vaki haksız rekabetlerinin men’ine; davalının, davacının tescilli marka ve tasarımlarına tecavüzlerinin 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca da ref ve men’i taleplerinin bu kapsamda bir tecavüz bulunmaması nedeniyle reddine, davalının, davacıya yönelik tespit ve men edilen haksız rekabetlerin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını için davalının, üretip satışa sunduğu "..." tanıtım işaretli ürünlerin karar kesinleşince bir ay içinde davalı tarafça toplanmasına ve ambalajlarının imha edilmesine, süre geçtikten sonra söz konusu ürünlerin bulundukları heryerden toplatılmasına ambalajlarının imha edilmesine; ... markalı ürünlerin reklam ve pazarlamasının yapıldığı katalog, broşür, tabela gibi her türlü tanıtım vasıtalarının toplatılmasına; ... markalı dava konusu ürünlerin e-ticaret alışveriş sitelerindeki reklam, pazarlama ve satışının durdurulmasına; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili hükümleri uyarınca talep edilen manevi tazminatın bu kapsamda bir ihlal bulunmaması nedeniyle reddine, karar kesinleşince masrafı davalıdan alınmak koşulu ile, “hüküm” fıkrasının özetinin bütün Türkiye’de yayınlanan bir gazetede ilanına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-A) Davalı şirket tarafından davacı Şirketin tanınmış ..., ... markaları ve bu markaları taşıyan ürünlerin piyasaya sunuluş şekilleri, ambalaj ve etiket tasarımları, her türlü tanıtım vasıtaları ile iltibas yaratacak şekilde, "..." markaları ile temizlik ürünlerini üretmek, her türlü fiziki ve sanal mecrada piyasaya arz etmek suretiyle vaki fiillerinin haksız olduğunun TESBİTİNE;
Davalının , Davacıya vaki HAKSIZ REKABETLERİNİN MEN’İNE;
B) Davalının, davacının tescilli marka ve tasarımlarına TECAVÜZLERİNİN 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca da REF ve MEN’İ taleplerinin bu kapsamda bir tecavüz bulunmaması nedeniyle REDDİNE,
C) Davalının, Davacıya yönelik tespit ve men edilen Haksız Rekabetlerin Neticesi olan Maddi Durumun Ortadan Kaldırılması için
1)Davalının, üretip satışa sunduğu "..." tanıtım işaretli ürünlerin karar kesinleşince BİR AY İÇİNDE DAVALI TARAFÇA TOPLANMASINA VE AMBALAJLARININ İMHA EDİLMESİNE, süre geçtikten sonra söz konusu ürünlerin bulundukları heryerden TOPLATILMASINA AMBALAJLARININ İMHA EDİLMESİNE;
2)... markalı ürünlerin reklam ve pazarlamasının yapıldığı katalog, broşür, tabela gibi her türlü Tanıtım Vasıtalarının TOPLATILMASINA;
3)... markalı dava konusu ürünlerin e-Ticaret alışveriş sitelerindeki reklam, pazarlama ve satışının DURDURULMASINA;
D)6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili hükümleri uyarınca talep edilen manevi tazminatın bu kapsamda bir ihlal bulunmaması nedeniyle reddine,
E) Karar kesinleşince masrafı davalıdan alınmak koşulu ile, “HÜKÜM” Fıkrasının özetinin bütün Türkiye’de yayınlanan bir Gazetede İLANINA;
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Kabul olunan talepler bakımından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Reddolunan talepler bakımından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 10.930,45-TL yargılama giderinin takdiren 3.643,48-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/05/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF :1.799,95-TL
GİDER AVANSI :9.130,50-TL
TOPLAM :10.930,45-TL