T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/279 Esas - 2024/221
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/279
KARAR NO : 2024/221
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
Mersis No:..
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 28/07/2022
KARAR TARİHİ : 28/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı taraf vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; müvekkili şirket tarafından itiraza dayanak olarak gösterilen ... numaralı ... ... ve ... numaralı ...ibareli markaların asli unsurunun “...” kelimeleri olduğunu, markalarda yer alan .... anlamına gelen ... veya bir topluluğun yerini simgeleyen .... anlamındaki ... ibaresi olmadığını, müvekkili markalarının esas unsurunu oluşturan ... ibaresi ile davalı şirkete ait ... ibarelerinin iltibas yarattığını, ... ve ... ibareleri, aynı sözcüğün tekrardan ibaret olmaları sebebiyle oluşturulma şekilleri birebir aynı olan, ilk (-....) ve son (-....) harfleri aynı olduğunu, göze hitap eden bir benzerlik teşkil eden, sadece bir harf itibariyle birbirinden farklılaşan.... harflerinin kulakta hemen hemen aynı tınıyı bırakan işaretler olduklarını, tüketicilerin ... ve ... ibareleri arasında bağlantı kuracaklarını, taraf markalarının aynı emtiaları kapsadıklarını, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili şirketin ... ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, markalarına ciddi emek vererek piyasada bilinir markalar olmalarını sağladıklarını, müvekkili markalarının ... ... tarafından kabul edilen tanınmışlık kriterlerini sağlayan bir ibare haline geldiğini, markalarının ....’den ...’ya; ...’dan ...’ya pek çok farklı ülkede tescilli olup sosyal medya kanallarını aktif olarak kullandıklarının bu suretle ürünlerinin tanıtımlarını gerçekleştirdiklerini, ... ibareli ürünlerin ... gibi elektronik ticaret devlerinin yanı sıra .... gibi çevrimiçi alışveriş kanalları üzerinden farklı coğrafyalardaki tüketicilere sunulduğunu, davalının marka olarak tercih edilebilinecek sayısız işaret varken, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ederek ticari rakibi olan müvekkili markasına olabildiğince yakın bir ibareyi başvuru konusu haline getirerek kötü niyetli davrandığını, iddia ederek ... numaralı ... ibareli marka tescil başvuru hakkında verilen ... ...’nun 01.06.2022 tarih ve ... numaralı kararın iptalini, tescil gerçekleşmişse ... numaralı ... ibareli tescilin hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı vekili davaya cevap dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; müvekkilinin dava konusu markayı seçmesinde bir kötü niyet, haksız rekabet, basiretli tacir özenine aykırılık, sair hiçbir durum söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin, 2005 yılında, yarı kimyasal yarı bitkisel kozmetik ürünler formüle eden, hayvan deneyine dayalı olmayan, sektörüyle ilgili kalite standartlarının tümünü taahhüt eden ilk Türk markası olarak ... ticaret ünvanı ile ticari faaliyetlerine başladığını, kurulduğu günden bu yana ürün yelpazelerindeki değişim ve gelişmeler olduğunu, kozmetikle ulaşmakla istenilen amacın gerek dıştan uygulanan ürünlerle gerekse içten alınan besinlerle temin edilmesinden hareketle, 100 ‘den fazla markanın tescilini, 03, 25, 29, 30, 35. vb sınıflarda şirket tüzel kişiliği, şirket yetkilisi ve kardeşi adına gerçekleştirdiğini, kozmetik ve gıda sektörleri bakımından markalaşmanın, ambalaj ve paket tasarımlarının öneminin bilincinde olarak tescil kurumuna ciddi bir yatırım yaptığını, tescil ettirdiği markaları ve ambalaj tasarımlarıyla satışa arz ettiği ürünleri için yaptığı reklam harcamalarını ciddi tutarlar ödediklerini, müvekkilinin davaya konu ..., ... ... ve ... markaları ile ilgili reklam filmleri, gazete haberleri, Tv film ve program aralarında veya yayın sırasında reklamlar, influncer diye anılan internet reklam ve tanıtım uzmanları vasıtasıyla tanıtımlar yaptığını ve davaya konu markasını şirketinin ayırtedici hale getirdiğini, markanın müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, müvekkilin davacıdan istifade veya yararlanma ihtiyacı olmadığını, davacıdan haberdar dahi olmadığını, müvekkilinin ..., ... ve ... ... ibareli birçok markasının bulunduğunu, davacının .... ibareleri ile müvekkilinin ... ibaresi açısından hiçbir karıştırılma veya iltibas bulunmadığını, davacı markalarında ... ibaresi ile birleşik olarak tanzim edilen markaların bir bütün olarak algılanacağını, salt ... olarak algılanmayacağını, ibarelerin tamamen farklı algı oluşturduğunu, taraf markaları arasında işitsel, anlamsal ve görsel olarak bir benzerlik bulunmadığını, markaların tüketici nezdinde iltibas oluşturmayacağını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı tarafından "..." markasının 03. Sınıfta bulunan emtiaları kapsayacak şekilde 01.12.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile tescil başvurusunda bulunulduğu, ... yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 29.03.2021 tarih ve 369 sayılı Bülten’de ilan edildiği görüldüğü, anılan ilana karşı davacı yanın .... sayılı "...", "... ..." ibareli markalara dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın itirazın reddine karar verildiği, söz konusu ret kararına karşı davacı yanın yeniden itirazda bulunulduğu, itirazları inceleyen ...’nun 01.06.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir ... Bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde benzer olmadığı, bu bağlamda markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Diğer itiraz gerekçeleri de yeterli belge/bilgi ile ispatlanamadığından itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı itirazlarının bir kez daha reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
- Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç).” malları ile davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında 03. Sınıf malları arasında aynı ya da benzerlik düzeyinde emtia ilişkisinin mevcut olduğu,
- Davacı yanın önceki tarihli ...ve ... ... esas unsurunu taşıyan markaları ile dava konusu marka arasında bütünsel algılarda derhal farklılaşma mevcut olduğundan, dava konsu “...” markası bütün olarak incelendiklerinde, tespit edilen tüketici kitlesi nezdinde, işaretler işitsel olarak düşük düzeyli bir benzerlik taşımakla birlikte görsel anlamda bütünsel algıda meydana gelen farklılıkların, mevcut benzerlik düzeyi nedeniyle tüketicilerin işaretler arasında yanılgıya düşme ihtimaline sebebiyet vermeyeceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markaları
... ...
(03. sınıf) ... ...
(03. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davaya konu marka başvurusu kapsamında 03. Sınıfta yer alan “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç).” emtialar bakımından birebir aynı malları kapsadığı, başvuru kapsamında aynı sınıfta yer aldığı görülen emtiaların davacı yan markalarındaki emtialarla ile aynı tür ya da benzer nitelikteki emtialar olup ilgili hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesi, karşıladıkları ihtiyaç, birbirileri yerine ikame edilebilirlikleri, birbirleri ile rekabet halleri benzer olan emtialar oldukları görülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan mal ve hizmetler açısından tek bir tüketici profilinin belirlenmesi mümkün değil ise de benzerliği tespit olunan emtiaların tamamının günlük hayatta kolay erişilebilir, sık olması da muhtelif kereler satın alınan, tüketicinin büyük bir geneli tarafından dönem dönem ihtiyaç duyulan, doğrudan spesifik bir meslek grubuna veyahut özel nitelikli bir tüketici grubuna hitap etmeyen emtialar oldukları, bahsi geçen emtiaların eczanelerde, marketlerde ve bilimum noktada satışının gerçekleştiği, hal böyleyken bahsi geçen emtialar açısından genel anlamda makul düzeyde dikkat, özen ve seçicilik düzeyine sahip, günlük ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılayan, market koşullarını bilen kimselerin ilgili tüketiciler olarak tespiti mümkün görülmüştür.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ... ibaresi beyaz zemin üzerine siyah renk kullanılarak baş harfleri büyük geri kalan harflerin küçük olacak şekilde tasarlanmış olup, ibarenin iki kelime ve dört harften oluştuğu, davalı markasındaki “...” ibaresi İngilizce bir kelime olup “patlama, patlama sesi” anlamına geldiği, ibarenin “...” olarak telaffuz edileceği, dava konusu markanın esas unsurunu “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; redde mesmet ...ve ... ... markaları, beyaz zemin üzerine siyah renk kullanılarak tümü büyük harf kullanarak tasarlanan kelime markaları olduğu, ... ibaresinin bir bütün olarak dilimizde yada diğer dillerde bilinen bir anlamının bulunmadığı, ibarenin “...” şeklinde telaffuz edileceği, ibarenin bir bütün olarak ...esaslı unsurunu oluştuşturduğu, bu nedenle işbu marka bakımından, taraf markalarının ayrıca bir incelemede bulunulmasına gerek olmayacak şekilde derhal ve ilk bakışta, bütünsel algıları itibariyle farklılaştıkları, davacının bir diğer markası olan ... ... ibaresi ise İngilizcede “Brezilyalı serseri” anlamına geldiği, markanın bütününe hakim unsurunun “... ...” ibaresi olduğu, ibarede her ne kadar “...” kelimesi ayırt ediciliği düşük bir kelime ise de markadaki konumlandırılışı dikkate alındığında markanın bir bütün olarak “... ...” esas unsurunu barındırdığı, markasal anlam ifade edecek unsurun “... ...” bütünü olacağı, ibarenin “brezilyalı bam” olarak telaffuz edileceği, bu nedenle işbu marka bakımından da taraf markalarının bütünsel algıları itibariyle farklılaştıkları anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "...", "... ..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının redde mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, her ne kadar 03. Sınıf yönünden bir takım emtialar yönünden benzerlik söz konusu ise de markaların görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik söz konusu olmadığından SMK 6. maddesi kapsamında çifte benzerlik koşulunun oluşmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunmadığı anlaşılmış davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı şirketin yapmış olduğu ve gider avansından ibaret 150,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,
6-Davalı ... tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır