T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/199
KARAR NO : 2024/227
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ...-....
VEKİLİ : Av. ... - ... ....
DAVALI : 2- ...
...
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 01/06/2022
KARAR TARİHİ : 28/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili tarafından yapılan "..." ibareli marka başvurusuna, davalı ... tarafından "... ..." ibareli marka mesnet gösterilerek itiraz edildiğini, davalı ... tarafından markadan 35., 39., 41., 43. Sınıfların çıkarıldığını, iş bu kararın haksız olduğunu ve iptalinin gerektiğini, davalı itirazında, sadece ve sadece 43. Sınıfa itiraz etmesine rağmen itiraz edilmeyen 35., 39., 41. sınıflardan da haksız ve mesnetsiz şekilde çıkarıldığını, bir an için .... unvanlı "... ..." marka sahibinin 43. Sınıf ile ilgili itirazı kabul anlamına gelmemekle birlikte haklı olduğu varsayımında bile, 35., 39., 41. Numaralı sınıflardan çıkarılması hukuka uygun olmadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından yeniden itiraz edildiğini, ancak ... kararında hiçbir açıklama olmadan ikinci itirazın da reddedildiğini, Müvekkilli adına yapılan "..." marka başvurusu redde mesnet gösterilen marka ile görsel ve fonetik açıdan benzerlik göstermediğini, birbirlerden tamamen ayrıştığını, markaların bütünsel bir biçimde incelendiğinde farklı olduklarını, aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığını bu nedenle tescil işlemlerine devam edilmesi gerektiğini, ... ibaresinin bir bütün olarak değerlendirilmeli ve anlamda farklılık olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, kelimelerden her ikisinin de yabancı dilde olması halinde kavramsal benzerliğin ortaya çıkma ihtimalinin daha düşük olacağını, zira Türkiye’de yaşayan ortalama tüketicilerin her iki kelimeyi de anlamıyla bilmesi gerektiğini yoksa kavramsal aynılığın/ ilgili yabancı dili bilmeyen tüketiciler bakımından ortaya çıkmayacağını, Ülkemizde hem İngilizce ve hem Fransızca bilenlerin ortalama düzey tüketici olamayacağı aşikar olup bu anlamda ortalama düzeydeki tüketicilerin bu iki kelimenin aynı anlama geleceğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraf markalarınnı farklı olduğunu, "... ..." ibareli marka sahibi tarafından itiraz edilmeyen sınıflardan müvekkili şirketin emtialarının çıkarılması haksız ve yersiz olduğunu, Ayrıca "..." ibaresi bakımından bütün itibariyle bıraktığı etki dikkate alındığında mesnet gösterilen "... ..." ibareli, markalar ile benzerlik göstermediğini, bu sebeple ortalama halk tarafından hem fonetik olarak hem de görüntü itibariyle karıştırılmaları dahi mümkün değil iken karıştırılma ihtimali oluşacağı iddialarının yersiz olduğunu, belirterek 04/04/2022 tarihli ... ... kararının iptalini ve tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle ve sair beyanlarında özetle; müvekkili ... firmasının .... ile bağlantılı bir şirket olduğunu, yıllardır otelcilik sektörünün önde gelen şirketlerinden birisi olduğunu, Müvekkilin ülkemizde bulunan otellerinden biri de “...” markası olduğunu, ...’un en gözde semtlerinden biri olan ...’de bulunan “...” otelinin, gerek lokasyonu gerekse sunduğu üstün kalitede hizmetleriyle bilidiğini ve tercih edildiğini, müvekkilin, ... ve ... Sözleşmesi’ne üye diğer birçok ülke nezdindeki marka tescillerinin yanı sıra, ... nezdinde de çok sayıda markası bulunduğunu, davacı başvurusuna 43. Sınıfının tümden reddi bakımından itiraz edildiğini, ...’in 43. yanında benzer görülen diğer hizmetler bakımından da red kararını verdiğini, 43. sınıftaki hizmetlerin tümü başvuru kapsamından çıkarıldığından işbu karara karşı müvekkil şirket adına itiraz edilmediğini, davaya konu markanın reddedildiği hizmetler ile müvekkilin markaları “geçici konaklama hizmetleri”, “yiyecek ve içeceklerin sağlanması hizmetleri” ve “gündüz bakımı (kreş) hizmetleri”ni aynen içerdiğini, ... sayılı dayanak markasının tescili kapsamında bulunan “otel hizmetleri, motel hizmetleri, tatilköylerinde oda kiralama hizmetleri, otellerde rezervasyon hizmetleri” davaya konu markanın reddedildiği “geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri” ile; .... sayılı dayanak markasında bulunan “Hayvan bakım evi hizmetler.”, itiraza konu marka başvurusunun kapsamında bulunan “Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” ne denk olduğunu, davaya konu markanın reddedildiği “düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” müvekkilin itiraza dayanak markalarında bulunmasa da, bu hizmetlerin müvekkilin dayanak markalarının kapsamında yer alan otelcilik hizmetleriyle yakından ilişkili olduğunun açık olduğunu, ayrıca, çocuk veya evcil hayvan sahibi tüketiciler dikkate alındığında, çocuklarının veya evcil hayvanlarının da en az kendileri kadar rahat etmesi ve onlara bakılması bu kişilerin hizmetlerinden faydalanacağı otel seçiminde önemli bir kriter olduğunu, birçok otelin çocuklar için ayrıca bakım ve evcil hayvanlar için de ayrıca barınma sağlama hizmetleri bulunduğunu, bu bağlamda “gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.”nin de otelcilik hizmetlerinin kapsamına dahil olduğu göz ardı edilmemesi gerektiğini, bu nedenle kurum kararının “markaların aynı/anı tür/benzer malları/hizmetleri kapsadıkları” yönündeki tespitleri yerinde olduğunu, davaya konu marka, “...” kelimesinin yanı sıra, markaya ayırt edicilik kazandırmayan ... ve “...” ile “...” kelimelerini içerdiğini, söz konusu dalga biçimindeki ... unsurunun, kelime unsurlarına göre ön plana çıkmaması ve “dalma” anlamına gelen “...” kelimesi ile anlamsal bir bağı olması sebebiyle, markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, kelime unsurları arasındaki benzerliği bertaraf edecek baskınlıkta olmadığını, Davaya konu markada bulunan “...” ve “...” kelimelerinin ayırt ediciliğinin de 43. sınıf açısından oldukça zayıf olduğunu, “...”, İngilizce bir kelime olup Türkçede “...” anlamına geldiğini, özellikle tatil yapan tüketicilere yoğun olarak sağlanan 43. sınıftaki otelcilik hizmetleri açısından bu kelimenin düşük ayırt edicilikte olduğunu, zira, “...” konseptli bir tatil formatı dahi bulunduğunu, “...” kelimesinin de “...” anlamına geldiğini yine düşük bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu, tanımlayıcılık konusunda dil sınırlaması bulunmadığını, yabancı dil de olsa eğer Türk toplumunda o dil ve sözcük yaygın olarak biliniyor, kullanılıyor ise tanımlayıcı olarak kabul edilebildiğini, davaya konu markanın esas ve ayırt edici unsurunun “...” olduğu ve markalar arasındaki benzerliğin “...” kelimesi dikkate alınarak yapılması gerektiğini, müvekkili itiraza dayanak markalarında bulunan “...” ibaresi bir “...”dir ve Fransızcada nesneleri eril ve dişil olarak ayırt etmek için kullanıldığını bu nedenle esas unsurun ... olduğunu, ibareler arasındaki farkın tek harf değişikliği olduğunu ve bu değişimin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmayacağının açık olduğunu, fonetik benzerliğinin kabulunun gerektiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin tanınmış markasının karıştırılma ihtimalini pekiştireceğini, faaliyet alanlarının aynı/benzer olduğunu, tüketiciler dava konusu markayı taşıyan bir hizmeti gördüklerinde, bu hizmetin müvekkil şirket ve onun markalarıyla bağlantılı olduğunu düşünebileceklerini, böylelikle hatalı olarak söz konusu markaya yöneleceklerini, çünkü bu markayı taşıyan hizmetlerin müvekkile ait ve/veya müvekkilin hizmetlerinin kalitesine ve standardına sahip olduğu zannına kapılacaklarını, bu kapsamda, “...” kelimesinin otelcilik hizmetlerinin yoğun olarak verildiği deniz turizmi kapsamında kullanımını gören tüketici, otomatik olarak bu markayı müvekkil şirketin markaları ile bağdaştıracağını, “...” markalarıyla yaratmış olduğu markalar zincirini zedeleneceğini, müvekkilin “...” markasının tanınmış bir marka olması nedeniyle, davaya konu “...” esas unsurlu markayı, özellikle de müvekkilin temel faaliyet alanını oluşturan 43. sınıftaki mallar/hizmetler üzerinde gören ortalama tüketicilerin aklına doğrudan müvekkilin tanınmış “...” markası geleceğini, tüketiciler, itiraza konu marka başvurusunun müvekkile ait bir marka olduğunu veya markaların yaratıcıları arasında idari/ekonomik bir bağlantı olduğunu zannedebileceğini, belirterek ... kararının yerinde olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın kısmen kabulü akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddi ile ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Türk Patent'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 06 , 09 , 12 , 20 , 28 , 35 , 37 , 39 , 41 , 43 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin tescili amacıyla 07.12.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.04.2021 tarih ve 370 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı, davalı yanın; önceki tarihli .... sayılı "... " ibareli birtakım markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda itirazın kabul edildiği davaya konu marka başvurusu kapsamından ; “SINIF KODU : 35Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.îş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.SINIF KODU : 39Kara, deniz vc hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.SINIF KODU : 41 Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).Tercüme hizmetleri. SINIF KODU: 43 Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” çıkarılmasına karar verildiği, söz konusu kabul kararına karşı, davacı yanın karara itirazda bulunduğu, itirazları inceleyen ...’nun 04/04/2022 tarihli ... sayılı kararı ile; ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "... ...", "... ...", "... ...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Bilindiği üzere, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, tüketicilerin satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine başka bir malı/hizmeti almak durumunda kalması kadar, iki ayrı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye/firmaya ait olduğunu ya da marka sahipleri arasında iktisadi veya idari yönden bir bağlantı bulunduğunu düşünmeleri ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, eğer ilgili tüketici kesiminin, ihtilaf konusu markaları taşıyan (veya taşıyacağı var sayılan) ihtilaf konusu mal veya hizmetlerin aynı işletmeden ya da duruma göre, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebilmesi riski söz konusu ise, karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bu hususlar çerçevesinde, "... ... " ibaresinin "... dalışı" anlamına gelmesi nedeniyle redde konu hizmetlerde ayırt edici nitelikte olmadığı, başvuruda ayırt edici nitelikteki "meridian" ile "... ..." ibarelerinin görsel, işitsel, anlamsal düzeyde benzer olduğu, ayrıca çekişme konusu markaların aynı/benzer hizmetleri kapsadığı hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde redde konu hizmetlerde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda SMK 6,1-4,5, ve 6/6 maddeleri kapsamında rapor düzenlenmesi için 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
Dava konusu ... sayılı "..." ibareli marka kapsamından çıkarılan hizmetlerin tamamı bakımından taraf markaları arasında emtia benzerliğinin mevcut olduğu,
- Bununla birlikte taraf markalarını oluşturan işaretler arasında özellikle görsel ve işitsel unsurlar ve bu unsurların bütüne olan etkileri bakımından, tüketiciyi yanılgıya düşürebilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olduğu, dolayısıyla işaretler arasında iltibas ilişkisinin mevcut olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... +... ...+...
(06, 09, 12, 20, 28, 35, 37, 39, 41. sınıf)
...
(16, 35, 39, 42, 43. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında çıkarılan mal/hizmetlerin tamamı, davalı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan mallar ile aynı, aynı tür ya da benzer nitelikte olup taraf markalarının bu anlamda benzer tüketici kitlelerine hitap edip benzer ihtiyaçları karşıladıkları, birbirlerini tamamlayan ya da birbirleri yerine ikamesi mümkün olan mal ve hizmetler oldukları, satış, sunum ve dağıtım kanallarının ortak oldukları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ... şeklinde beyaz zemin üzerine siyah renk kullanılarak tümü büyük harflerle oluşturulmuş “...” yazıldığı, anılan ibarenin İngilizce bir kelime olduğu “... ... dalışı” anlamına haiz olduğu, mardada “...” kelimelerinin arasında kelimelerle aynı puntolarda bir dalga şeklinin yer aldığı, “...” kelimelerinin ve dalga şeklinin ayırt ediciliği zayıf tali unsur konumunda olduğu, söz konusu kelime ve ... unsurunun dava konusu işaretler arasında ayrım yapmasına katkıda bulunacak spesifik veya orijinal bir ... ve kelimeler olmadığı, bu sebeple de markanın ayırt edici esaslı unsuru ... kelimesi olduğu, bu kelimenin ... anlamına geldiği, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı markaları ise ...+..., ... şeklinde bir kısmı beyaz zemin üstüne siyah veya gri renkte el yazısı figürleri ile yazılmış ... kelimesi ve düz yazı karakteri ile yazılmış ... kelimesinin oluşturduğu ... söz bütününden ibaret olduğu, markalarda ... ve ... ibareli ortak unsur olduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede benimsenen bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... " ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, taraf markalarının hakim unsurlarını oluşturan sözcük unsurları olan “...” ve “...” kelimeleri ise sekiz harften oluşan ve aynı şekilde hecelenen kelimeler olup yalnızca son hecede yer alan “....” sesleri bakımından farklılaştığı, her ne kadar dava konusu markanın “...” şeklinde algılanacak olduğu iddia edilmekte ise de ortalama zeka düzeyindeki herhangi bir tüketicinin dava konusu markayı, mevcut marka örneği ile gözlemlediğinde, tereddütsüz olarak “...” şeklinde algılayacağı; bu çerçevede taraf markalarının esas unsurlarını oluşturan bu ibareler arasında gerek harf dizilimsel gerekse de fonetik olarak son derece yüksek bir benzerlik mevcut olup ilgili tüketicinin iki marka arasındaki bu tek harf farkını, markaların aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde üzerinde kullanılma ihtimalinin mevcudiyeti karşısında, algılayamayabileceği, kelimeler arasındaki bu yakınlığın pazarlama iletişiminde özellikle sözel pazarlama kanallarında (radyo reklamları, tele-marketing vs.) davacı markası olan “...” ile davalı markası olan “...” kelimelerinin tek seferdeki söyleniş hızı da dikkate alındığında temel iktisadi kaynağının ne olduğu noktasında karıştırılma ihtimalini ortaya çıkarabileceği; davalı markası görsel kompozisyonu itibariyle davalı markalarından yeterli düzeyde uzaklaşmamış olup, davalının “...” ibareli markalarının yeni bir versiyonu, serisi görünümüne haiz olduğu, bu bakımdan aralarında görsel benzerlik de bulunduğu, taraf markaları ortak olarak barındırdıkları ...-... kelimelerinin anlamları itibariyle kavramsal oalarak da benzerlik gösterdiği, bütünsel bakış açısı ile gerek ortalama seviyedeki tüketiciler bakımından söz konusu markalar arasında tüketiciyi yanılgıya düşürebilmek bir benzerlik ihtimalini gündeme getirdiği, somut uyuşmazlıkta her ne kadar markalar görsel kimlikleri açısından benzerlik taşımamakta ise de aynı yorumun markaların esas unsurlarını oluşturan sözcükler ve bu sözcüklerin sözel algıları açısından oluşmayacağı, “...”- “...” ibareleri arasında güçlü bir harf dizilimsel ve işitsel benzerlik hali bulunduğu, bu kelimelerin ... anlamı geldiği, söz konusu ibarenin red edilen hizmetler bakımından ayırt edici vasfı yüksek, uyuşmazlık konusu ibarelerin herhangi bir mal veya hizmet ile kavramsal bağlantı içerisinde olmayan, herhangi bir sektörde yerleşik/yaygın kullanımı bulunmayan kelimeler oldukları, bu nedenle akılda kalıcılığı ve ayırt ediciliği yüksek ibarelerden oluşan taraf markaları ile her durumda yan yan karşılaşma ihtimali de bulunmayan tüketicilerin, markalardaki görsel farklılıkları da her koşulda inceleme imkanı olmayacağı, böyle bir durumda tüketicinin farklı iki marka karşısında olduğunu algılasa dahi markaların iktisadi açıdan aynı kaynağa ait olduklarını düşünerek hareket edebileceği, dava konusu markayı da önceki marka olarak düşünerek hareket ederek markaları birbirlerinin serisi gibi algılayabileceği, nihai olarak markalar arasında, bütünsel algıda yarattıkları benzerlikler itibariyle, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek bir ilişkinin mevcut olduğu; dava konusu ... kararının ret gerekçesi yalnızca SMK m. 6/1 düzenlemesine dayalı olduğundan, davalı yanın temel iddialarının somut olay açısından varılan nihai kanaati etkilemeyeceği, bu nedenle bu aşamada SMK m. 6/4-5 ve 6/6 uyarınca bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmamış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır