T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/56 Esas - 2024/253
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/56
KARAR NO : 2024/253
HAKİM :...
KATİP :...
DAVACI : ....
...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av....
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 16/02/2022
KARAR TARİHİ : 04/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalılardan ... Ltd. Şti.’nin, “...” ibaresini, 09. ve 38. Sınıflardaki hizmetler için tescil ettirmek amacıyla 24.01.2020 tarihinde başvuru yapmış olduğunu, söz konusu başvurunun 12.03.2020 tarihli ...’nde ilan edilmiş olduğunu, ilan sonrasında, 6769 sayılı Kanunun 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 bentleri çerçevesinde müvekkili tarafından yapılan itirazın, tümü ile reddine karar verilmiş olduğunu, bu karara karşı müvekkili tarafından yapılan itirazın da, işbu davanın konusunu oluşturan ... kararı ile tümden reddedilmiş olduğunu “...” markası üzerinde, müvekkilinin gerçek ve önceki hak sahipliği bulunduğunu, somut olayda müvekkiline ait “...” ibaresinin, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce, 2015 yılından bu yana her yıl düzenlenmekte olan bir festivalin ismi olarak kullanıldığını, davalı şirketin bu festival ile bir ilgisi bulunmadığını, herkesçe bilinen ve yaygın bir kullanım alanına sahip... arama motorunda yapılan araştırmada sadece “...” yazıldığında dahi müvekkilinin ve müvekkilinin tüm haklarını devralmış olduğu firmalar tarafından ...'' isimli festival haberlerine ve faaliyetlerine yönlendirme yapıldığını, ... isimli festivale duyulan yoğun ilgi ve katılımdan dolayı ve hatta ünlü sanatçıların organizasyonda yer alması ile festivalin bu denli tanıtılması sağlanmış, kısa sürede festival ve organizasyon sektöründe bilinir bir marka haline gelmiş olduğunu, davalı yana ait marka başvurusunda tescili talep edilen 09 ve 38. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerin de müvekkiline ait tescilsiz markanın iştigal alanı ile ilintili olduğunu, kaldı ki müvekkilinin, devir yoluyla elde ettiği kullanım hakları gereğince gerçek hak sahibi olduğu ... markasının kullanımının, dava konusu marka başvurusundan çok daha önce olup, bu iddialarının doğruluğu; itiraz sürecinde sunulmuş olan faturalar, sosyal medya hesapları olan instagram ve facebook hesapları içeriği, internette yer alan haberlerden de açıkça anlaşıldığını, ancak burada hatırlatılması gereken bir husus şudur ki, müvekkiline ait markanın bir festival ismi olarak kullanıldığını, dolayısıyla festivallerin, her an gerçekleştirilen hizmetler olmadığı, bu hali ile her yıl gerçekleştirilmesinin devamlı ve kesintisiz kullanımı ispatladığının kabulü gerektiğini, “...” ismi ile gerçekleştirilen festival, 2015 yılından 2018 yılına kadar ... Yatırım İşl. Ve Ticaret Ltd. Şti.” ile “... Hizmetleri A.Ş.” tarafından birlikte düzenlenmiş olup, yıllardır kullanılan bu ibare, festival ve organizasyon sektöründe bilinir bir haline getirilmiş ve bu ibare üzerinde hak elde edilmiş olduğunu, müvekkili ile .... firmaları arasında yapılan 28.12.2017 tarihli sözleşme ile “...” ibaresi üzerindeki tüm hak ve yetkiler, koşulsuz ve şartsız olarak müvekkiline devredilmiş olduğunu, tescilsiz markanın gerçek hak sahibi tarafından devri halinde, markayı ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren kişinin gerçek hak sahipliğinden kaynaklanan tüm haklarının da markayı devralana geçtiğini, bu hali ile müvekkilinin, “...” ibaresi üzerindeki kullanım hakları ile geçmişten bu yana olan haklarının da sahibi haline gelmiş olduğunu,müvekkilinin faaliyet alanı içerisinde kalan dava konusu marka, müvekkil tarafından düzenlenen festival adı ile aynı olduğundan haksız rekabet söz konusu olduğunu, markalar ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, aralarındaki tek farkın renk farkı olduğunu, bu nedenle aslında aynı olduklarının kabulü gerektiğini, hatta, .... şeklinde yazımın dahi aynı olduğunu, ancak ... kararında bu hususa ilişkin herhangi bir değerlendirme dahi yapılmamış olduğunu, SMK, 556 sayılı KHK, TTK, yüksek mahkeme kararları ve doktrin görüşleri gözetildiğinde; müvekkilinin tescilsiz “ " markasında üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, 2015 yılından bu yana yapılan bu organizasyonlarda davalının hiçbir şekilde adı geçmemekte, bu organizasyonlarla davalı yanın bir ilgisi bulunmadığını, müvekkile ait ibaresinin, aynı alanda iş ve faaliyetlerini yürüten başvuru sahibi tarafından bilinmemesi mümkün olmayıp, zaten taraflar arasında görülen .... E sayılı dava nedeniyle bilindiğini, aynı alanda faaliyet göstermek için bu başvuruyu yapan itiraza konu marka sahibinin, basiretli bir tacir gibi davranması gerekmekte iken, müvekkilinin bu markasından haberdar olmasına rağmen bu başvuruyu yapmasının, haklarını kullanırken dürüst davranmadığının göstergesi olduğunu, müvekkilinin, 26 Eylül’de gerçekleştirmek üzere yola çıktığı ... organizasyonunun bilet satışına ... aracılığı ile 31 Ağustos 2018 tarihinde başlamış olduğunu, ancak erteleme nedeniyle söz konusu festivalin 02.10.2018 tarihinde ....’ta gerçekleştirilmiş olduğunu, .... gibi ünlü isimlerle gerçekleşen etkinliğin bu isimlerle önemli bir bilinirlik de yakalamış olduğunu, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarihe bakıldığında, 24.01.2020 tarihinde yapılan başvurudan çok önce kamuya sunulmuş olan biletleri satışa çıkartılan bu etkinliklerden, davalı yanın haberdar olmamasının mümkün olmadığını, müvekkili firma ile davalı ... Ltd. Şti. arasında .... Mahkemesi’nde görülerek karara bağlanan dava nedeniyle dahi davalı yanın müvekkili markasından haberdar olduğunu ifade ederek, ... ...’nun dava konusu ... sayılı kararının iptaline, ... başvuru numaralı marka başvurusunun reddine, tescil edilmiş ise veya yargılama sırasında tescil edilirse hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; itiraz sürecinde davaya konu marka kapsamındaki hizmetler üzerinde gerçek hak sahipliğini ortaya koyan deliller sunduğunu iddia etmekte ise de Kurum nezdinde yapılan incelemede de ortaya konulduğu üzere itiraz sürecinde sunulan belgeler arasında markanın, davaya konu markanın kapsamında yer alan 09. sınıf malları ile 38. sınıf hizmetleri üzerinde davacı tarafından kullanımı gösteren hiçbir kanıtın bulunmadığını, atıf yapılan mahkeme dosyası kesinleşmemiş olmakla birlikte ilgili dosyada yapılan inceleme farklı hizmetler üzerinde yapıldığından somut olayda emsal olarak gösterilemez olduğunu, 28.12.2017 tarihinde yapıldığı öne sürülen sözleşme, adi yazılı şekilde yapılmış ve tescilsiz kullanılan bir ibareye ilişkin hakları düzenlemekte olduğundan, müvekkilinin başvurusu için hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, 28.12.2017 tarihinden önce ... markasının kullanıldığı iddiasının sadece ... Limited Şirketi ve ... Hizmetleri A.Ş. tarafından ileri sürülebilir olduğunu, davaya konu itiraz ise bu iki şirket dışında farklı bir tüzel kişilik olan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılmış olduğundan, 28.12.2017 tarihi öncesine ait vakıa ve delillerin somut olayda delil değeri bulunmadığını, 28.12.2017 tarihinde yapıldığı iddia edilen sözleşme, adi yazılı şekilde yapılmış olup noter onayı taşımadığından; gerek sözleşme tarihi gerekse sözleşme hükümleri, sadece sözleşmenin tarafları bakımından bağlayıcı olduğunu, bu nedenle, üçüncü kişi konumunda olan müvekkilinin yapmış olduğu tescil başvurusuna karşı 28.12.2017 tarihli sözleşmenin sonuç doğurmasının kabul edilemez olduğunu, davacının iddiasının aksine eğlence/festival hizmetleri ile davaya konu markanın içerdiği 09. sınıf altındaki mallar ile 38. sınıf altındaki hizmetlerin benzer olduğuna ilişkin hiçbir değerlendirmeye de ulaşılamadığını, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasının somut dayanaktan yoksun olduğunu, davacının haksız rekabet iddialarının huzurdaki davada dinlenmesinin mümkün olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından, 24.01.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli markanın 09. ve 38. sınıflarda yer alan mallar/hizmetler için marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 344 Sayı ve 12.03.2020 tarihli ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, ... tarafından davacı şirket tarafından yapılan itiraz reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu ret kararına ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... tarafından ... sayılı kararı ile; ''... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı başvurunun 6769 s. SMK'nın 6 (3), (5), (6) ve (9) uncu bentleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. … Yapılan incelemede başvuruya konu marka ile tescili talep edilen mal/hizmetlerin 09 ve 38. sınıflara dahil mal/hizmetler olduğu görülmüş, "..." ibaresinin itiraz sahibi tarafından, başvuru tarihinden önce ve tescili talep edilen mallar ve hizmetler için Türkiye'de süreklilik arz eder biçimde ve ticari etki oluşturacak şekilde ve başvurunun tescilini engelleyecek mahiyette bir markasal kullanımın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. … Buradan hareketle, itiraz gerekçeleri arasında başvuru halinde ya da tescilli bir marka mevcut olmadığından bu bent kapsamında başvurunun reddi gerektiği iddiası haklı bulunmamıştır. … Başvuru ticaret unvanı veya alan adından oluşmadığından 6(6) bendi kapsamında reddi gerektiği iddiası da isabetli görülmemiştir. … Belirtilen kapsamda yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru bakımından itiraz sahibinin ileri sürdüğü gerçek hak sahipliği iddiası ispatlanamamış olduğundan başvurunun kötü niyetle yapılmış olduğu iddiası da haklı bulunmamıştır. Öte yandan her ne kadar itiraz sahibi başvuru sahibinin ... sayılı markası hakkında verilen Kurul kararının iptali yönünde dava açıldığını ve ilk derece mahkemesinden olumlu sonuç alındığını belirtse de henüz kesinleşmiş bir yargı kararının sunulamamış olduğu görüldüğünden ve belirtilen kararın konusunu oluşturan mal/hizmetlerin işbu başvurununkinden farklı olduğu görüldüğünden Kurulun hukuki sonuçları kesin olmayan dava sonucunu kabulü ve emsal alması mümkün görülmemiştir. Bu nedenle, belirtilen davanın mahkemelerce karara bağlanması ve bu kararın kesinleşmesi halinde Kurum açısından bağlayıcı olacağı, bunun dışındaki durumlarda Kurumun mevcut hukuki durumu dikkate alma zorunluluğu gözetmiştir. … '' gerekçesiyle '' İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle:
1. Davacının “...” ibaresi üzerinde “spor, kültür ve eğlence hizmetleri” bakımından gerçek hak sahipliği olduğu,
2. Dava konusu markanın kapsamındaki 09. ve 38. sınıflara ait mallar/hizmetler ile davacının gerçek hak sahipliği bulunduğu 41. Sınıfta yer alan “spor, kültür ve eğlence hizmetleri” hizmetlerinin benzer alıcı çevresine hitap etmediği, benzer ihtiyaçları karşılamadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı hizmet olmadıkları dolayısıyla aralarında benzerlik bulunmadığı,
3. Davacının tanınmışlık iddiasının dosya kapsamında yeterli bilgi ve belge bulunmadığı dolayısıyla tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı,
4. Davacının SMK 6/6 Maddesi kapsamında itirazının yerinde olmadığı,
5. .... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ...Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (.... ., 16.07.2008 tarihli ve.... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacıya ait Tescilsiz Marka
... ...
(09, 38. sınıf) (41. sınıf)
Eldeki davada dava konusu ... kararının SMK 6/3, 6/4, 6/5 ve 6/6 maddeleri uyarınca tesis edildiği anlaşılarak bu hususta değerlendirme yapılarak sonuca gidilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden:
Davacının ve davalının; 28.12.2017 tarihli tarafları “... Yatırım İşl. Ve Tic. Ltd. Şti.”, “... A.Ş.” ve davacı “... San. Ve Tic. Ltd. Şti.” olan sözleşme, “...” ibaresini içeren etkinlik haberleri, Dava dışı ... Yatırım İşletmecilik ve Tic. Ltd. Şti. ile sanatçı .... arasında yapılan 23.07.2015 tarihli sözleşme, Davacı ile ... A.Ş. arasında 27 Eylül 2018 tarihinde imzalanan etkinlik adı “...” ve etkinlik tarihi 02.10.2018 olan mekan kiralama sözleşmesi, Davacının...’na 06.09.2018 tarihli ve içinde “...” adı altında etkinlik gerçekleştirileceğinin bildirildiği yazısı, .... ’nın 07.09.2018 izin tarihli 25-27.09.2018 tarihleri arasında “...” reklamının yapılmasına ilişkin davacı adına düzenlenmiş tahakkuk fişi, “...” adı altında ... ve ...’nin katılacağı 02.09.2016 tarihinde yapılan konser ilanı, Davacının ... A.Ş. ile “...” Etkinliği” için yapılan27.08.2018 tarihli bilet satış sözleşmesi, 25.09.2013 tarihli ... etkinliğinin ilanı, Dava dışı ... Yat. İşl. Ve Tic. Ltd. Şti. adına 06.09.2017 tarihli “...” için düzenlenmiş fatura, 2013, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait çeşitli farklı sosyal medya hesaplarına ait “...” ibaresini içeren sosyal medya paylaşımları, Davacı ile ... Hizm. Ltd. Şti. arasında imzalanan 29.08.2018 tarihli, 26.09.2018 tarihinde yapılacak olan “... 2018” etkinliği için güvenlik hizmeti sözleşmesi, Davacı ile ... Org. Tic. A.Ş. arasında imzalanan 13.09.2018 tarihli, 26.09.2018 tarihinde yapılacak olan “...” etkinliği için yapılan sözleşme, Davacı adına düzenlenen “... Etkinliği” ibaresinin geçtiği faturalar, Davacı adına çeşitli firmalar tarafından düzenlenen “...” ibaresinin yer almadığı faturalar, 06.09.2017 tarihli dava dışı ... Yat. İşl. Ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlenmiş “...” ibaresinin geçtiği fatura, .... uzantılı internet sayfasında, 15.09.2017 tarihinde gerçekleştirilecek olan ... konserinin duyurusu, 31.08.2016 tarihli dava dışı ... Yat. İşl. Ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlenmiş “...” ibaresinin geçtiği fatura, 2015 yılına ait dava dışı ... Yat. İşl. Ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlenmiş faturalar, Davalının fest ibaresini içeren tescilli markaları gibi delilleri sunulduğu görülmüştür.
Dosya kapsamındaki bu delillerin incelenmesi neticesinde, dava konusu markanın koruma tarihinin 24.01.2020 olduğu, dava konusu “...” ibaresinin 2013 yılından bu yana farklı medya mecralarında Türkiye’de kullanıldığı, ayrıca davacı ile sözleşme yapan taraflardan dava dışı ... Yat. İşl. Ve Tic. Ltd. Şti. adına 06.09.2017 tarihli “...” için düzenlenmiş faturada ve dava konusu markanın koruma tarihinden önceki tarihlerde farklı kişilerle yapılan sözleşmelerde dava konusu ibarenin yer aldığı, .... uzantılı internet sayfasında, 27 Aralık 2015 tarihli “...’un ...” başlıklı haberde söz konusu etkinliğin dava dışı “...” tarafından hayata geçirildiği, 28.12.2017 tarihli tarafları “... Yatırım İşl. Ve Tic. Ltd. Şti.”, “... A.Ş.” ve davacı “... San. Ve Tic. Ltd. Şti.” olan sözleşmenin 2. Maddesinde “…spor, kültür ve eğlence hizmetleri için kullanılan “...” ibaresinin, kendilerinde bulunan tüm kullanım haklarının ... ye (davacı) devredildiği, hususları dikkate alındığında, davacının “...” ibaresi üzerinde “spor, kültür ve eğlence hizmetleri” bakımından gerçek hak sahipliği olduğu; dava konusu markanın kapsamındaki 09. ve 38. sınıflara ait mallar/hizmetler ile davacının gerçek hak sahipliği bulunduğu 41. Sınıfta yer alan “spor, kültür ve eğlence hizmetleri” hizmetleri arasında benzerlik bulunup bulunmadığının irdelendiğinde, dava konusu markanın kapsamındaki “09. Sınıf: Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstütablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. 38. Sınıf: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri.” mallar/hizmetlerinin, davacının gerçek hak sahipliği bulunduğu 41. Sınıfta yer alan “spor, kültür ve eğlence hizmetleri” hizmetleri ile benzer alıcı çevresine hitap etmediği, benzer ihtiyaçları karşılamadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı hizmet olmadıkları dolayısıyla aralarında benzerlik bulunmadığı;
SMK m.6/3 hükmü bağlamında Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalı, başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Bu haklar aynı tür mal ve hizmetlere ilişkin olmalıdır. SMK m. 6/1 kapsamında markalar arası sınıfsal benzerlik bulunamadığından bu fıkra hükmünün uygulanma ihtimali de bulunmamaktadır.
SMK m.6/5 hükmü bağlamında , dosya kapsamındaki delillerden davacıya ait markaların tanınmış olduğuna kanaat getirilemediği, gibi iltibas bulunmadığı da anlaşıldığından bu fıkra hükmünün de uygulanması mümkün görülmemiştir.
SMK m.6/6 hükmü bağlamında ,davacıya ticaret unvanı, fotoğraf, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermediği dolayısıyla davacının SMK 6/6 kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
SMK m.6/9 hükmü bağlamında ,Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı,
.... sayılı ... Kararı iptali ve hükümsüzlük koşullarının somut olayda olmadığı anlaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/06/2024
Katip ..... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır