T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/163 Esas - 2024/231
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/163
KARAR NO : 2024/231
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI :....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Markaya Tecavüz, Haksız Rekabet, Ticaret ünvanının Terkini
DAVA TARİHİ : 09/05/2022
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan Markaya Tecavüz, Haksız Rekabet, Ticaret ünvanının Terkinine ilişkin davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; 1969 yılında ... tarafından kurulmuş olan müvekkili şirket ...’ın Türkiye’nin en eski ve köklü medikal firmalarından biri olduğunu, ... esas unsurlu çeşitli markalar ve ....com.tr alan adının sahibi olduğunu, müvekkilleri olan şirketin 29.12.1995 tarihinde tescil ve 03.01.1996 tarihinde ilan olunan ticaret ünvanının ... (...) biçiminde olduğunu, davacı ve davalı şirket ile ortakları arasında 09.02.2021 tarihli protokol yapıldığını, Protokolün taraflarının ..... Ailesi ve ... ... Ailesi olduğunu, müvekkili ve davalı şirketin ortakları ... ve ... ... her iki şirketin de ortakları iken ortaklıklarını bu protokol ile sona erdirdiklerini, tarafların bu protokol ile %50 oranında pay sahibi oldukları ..., ... ... ve ... Sağlık’taki ortaklıkların sonlandırılmasını amaçladıklarını, protokolün 2. maddesi ile ... ... Ailesinin %50 ortaklık payına sahip olduğu ... tüm ortaklık paylarını ... ... Ailesine bedelsiz devredeceğinin ve ... Tıbbi Cihazların faaliyet gösterdiği binadaki menkul malların, makinelerin ve ekipmanların tamamının ... şirketine ait olacağının, protokolün 3. maddesinde,..... Ailesinin %50 ortaklık payına sahip olduğu ... ...’deki tüm ortaklık paylarını ... ... Ailesine bedelsiz devredeceğinin ve ... ...’in faaliyet gösterdiği binadaki menkul malların, makinelerin ve ekipmanların tamamının anılan şirkete ait olacağının, protokolün 15. maddesi ile ...’ın ... nezdinde kayıtlı olan .... nolu markaları protokolün imza tarihinden itibaren 3 yıl süreyle kullanmayacağının ve üçüncü şahıslara devretmeyeceğinin, protokolün 16. maddesi ile ise ...’ın, “... ...” markası ile sınırlı olmak üzere ... ... tarafından Türkpatente yapılacak başvuruya karşı itirazda bulunmayacağının kararlaştırıldığını, taraflar arasında yapılan protokol uyarınca davalı şirketin ortaklarının müvekkil ...; müvekkil şirket ortaklarının ise davalı ... ...’deki hisselerini karşılıklı olarak devrettiklerini, davalı ... ...’in Protokolün özellikle 10, 11, 12 ve 14.maddelerindeki edimleri yerine getirmediğini, Protokolün 20.maddesinde işlemleri sıralı olarak gerçekleştirileceği açık biçimde belirtilmiş bulunmasına rağmen, bu maddelerin ihlal edildiğini, bunlardan dolayı ayrıca hukuki süreçlerin başlatıldığını ve davaların devam ettiğini, tarafların, öteden beri kullanılan ... ibareli markanın davacı tarafta kalmasının, yurt içinde bilinirliğinin davalı yan için “... ...” markası tanına kadar dezavantaj yaratacağı düşüncesiyle davacının ... ibareli markaları yurt içinde üç yıl süre kullanmayacağını kararlaştırdıklarını, bu hükümdeki amacın davalının bu süre zarfında ... ... ibareli markayla yurt içinde davacı ile eşit seviyede piyasada yer almasını temin etmek olduğunu, davacı müvekkilin, ...’a bırakılan .... sayılı markaların üç yıl süreyle kullanılmayacağına ilişkin taahhüdü davalı şirkete verdiğini, bunun marka hakkından vazgeçme niteliğinde olmadığını, üç yıllık sürenin dolmasından sonra marka kullanıma tekrar başlanacağını, marka tescilinden doğan kullanma ve yasaklama haklarından feragat edilmiş olunmadığını, müvekkili davacının ... + .... ibareli ve 10. sınıf ürünleri içeren .... sayılı marka tescilinin de bulunduğunu, bu markayla ilgili kullanmama taahhüdünün bulunmadığını, her iki tarafın onayı ile yurt dışında aynı markaların tescili ve kullanım yetkisi müvekkilde bırakıldığını, ... tescillerinin müvekkili üzerinde olduğunu, davalının ... ... San. ve Tic. A. Ş. biçimindeki ticaret ünvanını, kendisine izin verilen sınırların dışına çıkarak müvekkilin marka ve ticaret ünvanı ile ilişkilendirecek ve hatta onun yerine geçecek şekilde ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. biçiminde değiştirmesi ve bununla beraber iştigal mevzuunda bulunmayan “Hastane Ekipmanlarını” yeni iştigal mevzuuna eklemek ve kullanmak suretiyle, müvekkilin marka ve ticaret ünvanı tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yaratmasına yönelik olduğunu, protokol ile davalıya kullanım izni verilen marka “... ...” olduğuna göre, ünvanında müvekkilinin ünvan ve markalarına yanaşacak bir eylem ve işleme tevessül etmemesinin hukuka uygun rekabet ortamının sağlanması için zorunlu olduğunu, davalının, ticaret ünvanı ve iştigal mevzuunu değiştirdikten sonra, bu ticaret ünvanının kullanımlarının müvekkilin marka hakkı kapsamına girdiğini iddia ederek, davanın kabulüne ve müvekkili ticaret ünvanı ve markalarıyla karışıklığa neden olan ve haksız rekabet yaratan davalı şirketin ticaret ünvanından “...” ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacı tarafın sessiz kalma nedeniyle hak kaybının söz konusu olduğunu, zira müvekkilin söz konusu ünvanı 2009 yılından beri kullanmakta olduğunu, 2021 yılında ünvana eklenen sadece “...” kelimeleri olup, değişiklik sonrası müvekkil ünvanındaki “... ...” kelimelerinin davacı “...” kelimelerinden farklı olduğunu, müvekkilinin ticaret ünvanına eklediği “...” ekini bahane ederek “...” kelimesinin terkinini isteyen davacı yanın temelsiz bir çelişki içinde olduğunu, protokol ile tarafların her birine ... kelimesini hem ünvanında hem de markasında kullanmasına karşılıklı icazet/kabul/onay/taahhüt verilmiş olduğunu, müvekkilin ticaret ünvanı; TTK 43 ve 46.maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 43 ve 44. maddesi gereklerine uygun olduğunu, cevap dilekçesi ve ekinde sunulan faturalar ve vergi levhası kayıtları davalı müvekkilin ... ünvanını kullanarak ameliyat masası, ameliyat lambası, cerrahi aspiratör, kryo terapi cihazları vb üreterek satması konusunda 13 yıllık bir geçmiş olduğunu ispatladığını, davacının iddiasını aksine yeni oluşan bir kullanımın söz konusu olmadığını, davacının marka hakkına dayanarak ünvan terkini istemesi koşulları somut olayda bulunmadığını, davalı müvekkil şirketin “...” kelimesini ticari ünvanında kullanmasının müvekkilin asli ve elinden alınamaz bir hakkı olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının ticaret ünvanının davacının marka ve ticaret ünvanından doğan haklarını ihlal edip etmediği, bu kapsamda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı, TTK 52 maddesi kapsamında ticaret ünvanı terkin koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda marka hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
Davalının, ... ... San. ve Tic. A.Ş. şeklindeki bir ticaret ünvanı ile elde edemeyeceği bir ihlal potansiyelini, ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. şeklindeki ticaret ünvanı ve bunun pratikte kısa kullanımı olan ve hukuki anlamda markasal işlev taşıyan ... ... A.Ş. şeklindeki kullanım ile elde ettiğini,
Olayların akışı incelendiğinde, davalı ticaret ünvanı bu şekilde tescilli olduğu sürece davacının ticaret ünvanı ve marka haklarına yönelik ihlal ve iltibas tehdidinin var olmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın cevap dilekçesi ve sair beyanlarında, Protokole rağmen, tek başına “...” ibaresi üzerinde hak sahibi olmaya devam ettiği yönündeki genel yaklaşımı ve konuyu Protokolün markalar konusundaki hükümleri ve bu hükümlerin amacından bağımsız izah etmekte ısrarcı davranması (örneğin “Davacı şirket ne kadar “...” ise davalı şirket de o kadar “...” dür” vb. izahlar, cevap dilekçesi s.3) da dikkate alındığında davalı ticaret ünvanının, davacının ticaret ünvanına karşı iltibas oluşturduğunu ve davacının sahip olduğu “...” ibareli marka hakkını ihlal niteliği taşıdığı sonucuna varıldığını,
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, mahkemenin rapor ile bağlı olmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmış dosya kapsamı ve bilirkişi raporundaki değerlendirmeler dikkate alınmıştır.
GEREKÇE:
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret ünvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre,
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 50. Maddesi uyarınca; “Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret ünvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.” denilmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 52 nci maddesine göre,
(1) Ticaret ünvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.
Markaya tecavüz dolayısıyla uğranılan "manevi zarar" ise KHK'da başkaca bir hüküm bulunmadığından borçlar Kanunun 49. Maddesindeki şartlar dairesince tanzim edilir. Markaya tecavüz, çoğunlukla bir kişinin ticari itibarının zedelenmesine sebebiyet verir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için failin kusuru gerekmekle birlikte, kusurun ağırlığı herhangi bir rol oynamaz.
Markaya tecavüz halinde kişilik değerlerinden biri olan ticari itibarda vukua gelen kayıpları karşılamak için manevi tazminat isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Davalının, ... ... San. ve Tic. A.Ş. şeklindeki değişiklik öncesi haliyle ticaret ünvanı taraflar arasında çekişme konusu değildir. Söz konusu ticaret ünvanına ... ibaresinden sonra ... ibaresi eklenmek suretiyle ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. Şeklindeki yeni ticaret ünvanı dava konusudur. Talep ilgili ticaret ünvanından sonradan eklenen ... ibaresinin değil önceden var olan ... ibaresinin terkini şeklindedir. Mahkemeler taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini çözmekle yükümlü değildir. Mahkemenin görevi taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin önüne getirilen vakıaların varlığının ispatından sonra bu vakıaya ilişkin olarak mahkemeden istenilen taleplerin kabul şartlarının var olup olmadığını inceleyip sonucuna göre hükmünde talepler hakkında olumlu ya da olumsuz olarak hüküm kurmaktan ibarettir. Sonradan eklenen ... ibaresinin neden olduğu iddia edilen hukuki durumdan dolayı taraflar arasında ihtilafsız olan ... ibaresinin ticaret ünvanından terkin edilmesi talebi, yapıldığı iddia olunan ihlal ile uyumlu olmadığından diğer bir ifade ile özel bir ref talebi niteliği taşıyan terkin talebi bakımından, ref talebinin doğası ile uyumlu olarak, değişiklikten önceki duruma geri dönülmesi talebinin aşılamayacağı kanaatine varıldığından bilirkişi raporunun değerlendirme kısmı kullanılmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Kararı içeriğinde ... güncellemesi nedeniyle unvan ifadesi yerine ünvan ifadesi tercih edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/05/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır