T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/3 Esas - 2024/176
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/3
KARAR NO : 2024/176
HAKİM : ....
KATİP :...
DAVACI :...
VEKİLİ :Av. ....
DAVALI :1- ...
VEKİLİ :Av. ....
DAVALI :2-...
....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 05/01/2022
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili ... an. Ve Tic. A.Ş. 1987 yılında yine müvekkili olan ... tarafından kurulduğunu, mobilya ve sanayi tipi tutkal sektöründe Türkiye’nin lider firmalarından olduğunu, komşu ülkeler başta olmak üzere yurtdışında da son derece bilinir ve itibarlı olduğunu, müvekkili şirketin 33 yılı aşkın süredir yaptığı yatırım ve ortaya koyduğu emek neticesinde tescilli ile piyasada bilinir hale geldiğini, davalı ... LTD. ŞTİ tarafından ...başvuru numaralı “...” ibareli başvurunun markalar bülteninde yayınlandığını, müvekkili şirketin işbu başvuruya itiraz ettiğini, yapılan itirazın ... tarafından reddedildiğini, davalıya ait “...” ibareli markanın, müvekkili şirketin ... başvuru numarası ile ... numaralı sınıfta tescilli “...” markası ve... başvuru numarası ile .... numaralı sınıfta tescilli “...” markası ile ayırt edilemez derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın esaslı unsuru olan “...” ve “...” ibareleri müvekkile ait tanınmış “... ...” markası ile okunuş ve genel izlenim olarak ortalama tüketiciyi yanıltacak derecede benzer ve hatta ayniyete varan ölçüde aynı olduğunu, markanın yalnızca müvekkile ait markadan “B” harfinin çıkarılması ve kelimelerin ortasına yine müvekkilin “...” markasında benzer nitelik taşıyan “”...” ibaresinin eklenmesi suretiyle oluşturulduğunu, sınıfsal benzerlik değerlendirmesi çerçevesinde iltibas tehlikesinin varlığı riski incelenirken, müvekkili şirketin tanınmış marka olarak ... nezdinde tescilli olduğunun öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği, başvuru konusu markanın tescili halinde müvekkili markanın tanınmışlığının zayıflayacağını, tüketicinin bu yeni markayı müvekkile ait markadan kaynaklanan bir marka olarak göreceğini ve bu durum müvekkile ait markanın imaj ve kimliğinin kaybolmasına neden olacağını, tacir olan davalı şirketin basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerektiği, başvuru yapmadan önce başvuruda bulunacağı markanın önceki bir marka ile iltibas yaratıp yaratmadığını kontrol etmesi gerektiğini, dava konusu markanın müvekkil markalarının birebir kullanılarak tescilinin istenmesi nedeniyle tüketiciler üzerinde malların kaynağının anlaşılamamasına neden olarak aldatıcı ve yanıltıcı etki bırakacağı, davalının karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmasını istememesinin yeterli olmayacağını zira markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı için kast veya kusur unsuru aranmadığını, müvekkili tarafından yapılan itirazın ... tarafından gerektiği şekilde incelenmediği, kurulun red gerekçelerinden birinin SMK m.6/6’ya dayandığını ancak ne müvekkili ne de ... nezdinde yapılan itirazda söz konusu maddeye değinilmediğini beyanla ... sayılı ... kararının iptaline, ...başvuru numaralı marka başvurusunun iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkili ... LTD. ŞTİ bebek bezi tutkalı satmak için 2019 yılında kurulduğunu, ancak müvekkil şirketin kökeninin 2000 yılına dayandığını, 2000 yılında kurulan ... İth. İhr. San. Ltd. Şti. 2019 yılına kadar bebek bezi tutkalları ürünlerini piyasaya arz ettiğini, ... tarafından müvekkili marka ile davacıya ait markalar arasında bir benzerlik bulunmadığının belirlendiğinin, davacı markası olan “...” ibaresini oluşturan kelimelerin ayırt ediciliğini olmadığını dolayısıyla zayıf bir marka olduğunu, müvekkili marka ile ses yönünden benzemediğini, dolayısıyla iki marka arasında benzerlik olmadığını, davacının diğer markası olan “...” ile müvekkili markanın arasında tek benzerliğin “...” kelimesinin olduğunu ve bu kelimenin sektörde birçok kişi tarafından kullanıldığını ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, “...” kelimesinin de yine sektörde kullanılan kelime olduğunu, davacı markasının esaslı unsurunun “...” ve “...” olarak gösterdiğini, ancak markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, “...” ibaresinin müvekkili tarafından uydurulan bir isim olduğunu ve sektörde kullanılmadığı için ayırt ediciliğinin olduğunu, davacının markasının zayıf olduğunu, marka adında kullanıldığı ibarelerin ayırt ediciliğinin olmadığını, zayıf bir markayı tescil ettiren kişinin bu seçiminin sonuçlarına katlanması gerektiğini, müvekkili markanın okunuşu, uzunluğu, uydurma bir kelimenin esaslı unsuru olması nedeniyle davacıya ait markalar ile arasında benzerlik olmadığını, davacı tarafından “...” markası altında bir ürün adı olarak kullanılan ve marka olarak kullanılmayan “...” ve “...” ibarelerinin müvekkil marka ile benzerlik yaratmadığını, farklı müşteri çevrelerine hitap eden ve birbirinin ikamesi konumunda olmayan markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının tanınmış markasının müvekkil marka ile benzerlik teşkil ettiğini ileri sürdüğü markaların aynı olmadığını, tamamen alakasız bir markası olan “mitreapel” markası olduğunu, davacının bu yöndeki iddialarının kötü niyetli beyanlar olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı ... LTD. ŞTİ tarafından ... başvuru numaralı “...” ibareli başvurunun markalar bülteninde yayınlandığı, davacının bu başvuruya itiraz ettiği, yapılan itirazın ... ... tarafından reddedildiği, itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, ... tarafından başvurunun ....sayılı “... ...”, “...” ibareli markalar gerekçesiyle 6769 s. SMK’nın 6 ıncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle ... nezdinde itiraz edildiği, ... tarafından verilen dava konusu ... sayılı ... kararıyla; ''...başvuru numaralı “...” ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı “... ...”, “...” ibareli markalar gerekçesiyle 6769 s. SMK’nın 6 ıncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. İtiraz gerekçelerinden biri olan SMK m.6/6 hükmü ... nezdinde yapılan yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyip ilk kez ... nezdinde yapılan karar itiraz aşamasında ileri sürüldüğü, bu durumun itiraz kapsamının genişletilmesi sonucunu doğurduğu tespit edildiğinden belirtilen gerekçeye dayalı itiraz kabul edilmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları, başlangıçlarının farklı olması (.../...), kelime markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin tüketicilerin marklarını benzer bulmasında önemli etken olması nedeniyle bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar benzer olmadığından ve SMK m.6/3 hükmü şartları oluşmadığından eskiye dayalı kullanım gerekçeli itiraz da kabul edilmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığından bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
1.Davaya konu davalı markası ile davacıya ait... sayılı davacı markasının 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında benzer olduğu,
2.Davaya konu marka başvurusu bakımından SMK’nın 6/1. bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu
3.... tarafından verilen dava konusu ... sayılı ... kararının iptal koşullarının oluştuğu,
4.SMK 6/3 ve SMK 6/5 maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik .... “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “...” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markası
... ...
... (01, 16.sınıf)
(01, 16, 17, 35.sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davaya konu markada yer alan emtialar yönünden SMK Md. 6/1’de sayılan emtiaların aynı/ilişkili olması şartının sağlandığı görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markalarının incelenmesinde; herhangi bir şekil unsuru içermeyen düz yazı şekilde oluşturulan kelime kompozisyonu marka olduğu, ... ibareli markada yer alan “ ...” ibaresinin İngilizce’de “ Sıcakta eriyen yapıştırıcı” anlamına geldiği, tescil sınıfları yönünden marka imajı bulunmadığı, dolayısıyla esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; şekil unsuru bulunmadığı ve kelime kompozisyonu markası olduğu, davacıya ait .... sayılı ... markasında yer alan ... ibaresinin tutkal anlamına gelmekle marka imajının düşük olduğu, esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davacıya ait diğer marka olan ... sayılı markasının ... ibaresineden oluşmakla, herhangi bir ibarenin önplana çıkarılmamakla esas unsurunun bu ibarenin tamamı olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... / ..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; davaya konu marka başvurusunda ön plana çıkan unsurun “...” ibaresi olması, markada ayırt edici bir şekil unsurunun da bulunmaması, davacının itiraza mesnet markalarından sadece... tescil numaralı ve “ ...” ibareli markasında “...” ibaresinin “tutkal” anlamına gelmekle, marka imajının düşük olduğu, geri kalan ifade olan “...” ibaresinin bir harf değişik olarak kullanıldığı, “...” ibaresinin de birebir aynı kullanıldığı, tüketicilerin markalarda benzerlik taşıyan kısımlara yoğunlaşacağı, tek harf farkı olmasının markalarda görünüşteki imajı değiştirecek marjinal bir farkın bulunmaması, bu ibarelerin ilk bakışta göze çarpan unsurlardan olması karşısında değerlendirilmekle davalıya ait marka ile davacıya ait markalardan sadece... tescil numaralı ve “...” ibareli taraf markalarının görsel olarak benzerlik taşıdıkları, davacıya ait diğer marka olan ... numaralı ... ibareli marka ile ise düşük derecede benzerlik taşıdığı, taraf markalarında ortak bulunan ve davacının benzerlik iddiasının temelini oluşturan “...” ibaresinin “Yunan abecesinin ikinci harfinin adı” anlamına gelen bir isim olduğu, davalıya ait marka başvurusunda bulunan “...” ibaresinin ise doğrudan bir anlamı görülmediği, tüm bu kapsamda taraf markalarının kavramsal olarak benzer olmadıkları, davaya konu markalarda telaffuza konu olabilecek başlangıçtaki sözcüklerin “...” ve “ ...” ibareleri ile başlaması, vurgunun ilk hecede olması, bu ibarelerin Türkçede “...” VE “...” olarak okunacak olması, karşısında taraf markalarının sesçil benzerlik taşıdığı, davacıya ait... sayılı marka ile davalıya ait markanın bütünsel algı olarak benzerlik taşıması nedeniyle bilgi, bilinç, özen, dikkat ve seçicilik düzeyi sadece düşük olan tüketici kitlesinin değil yüksek olan müşteri grubunun bile başvuru markasını davacıya ait marka serisinden biri olarak algılayabileceğı, davacının bu marka adı altında sunmakta olduğu hizmetten haberdar olan ilgili tüketicinin davalı markasının davacıya ait olduğunu, onun izni ile kullandığını düşünme ihtimalinin bulunabileceği, tüketicilerin davacı markalarından edindiği izlenimi davalı başvurusuna aktarabileceği, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebileceği gerekçesiyle dava konusu marka başvurusunun tüm sınıfları bakımından 6769 s. SMK 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dosya kapsamında sunulan deliller değerlendirildiğinde davaya konu ibarenin aynı şekilde davacı tarafça kullanıldığı tespit edilemediğinden SMK 6/3. Maddesinin şartlarının oluşmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak davanın kabulü ile ... sayılı ... kararının iptaline, ... başvuru numaralı markanın tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KABULÜ İLE ... SAYILI ... KARARININ İPTALİNE,
... BAŞVURU NUMARALI MARKANIN TESCİLLİ OLDUĞU TÜM SINIFLAR BAKIMINDAN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 5.994,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02.05.2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :5.821,50-TL
TOPLAM :5.994,40-TL