T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/120
KARAR NO : 2024/217
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
VEKİLİ :Av. ... - ....
DAVALI : 1-.... - Mersis No: ...
...
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : 2- ... - ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 05/04/2022
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı şirket vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; Müvekkili şirketin, 1952 yılından faaliyet alanını değiştirdiğini 2009 yılına kadar ulusal ilaç üretim sektöründe Türkiye’nin en önde gelen kuruluşlarından biri olduğunu, 2009 yılında faaliyet alanını değiştirmiş ve gayrimenkul geliştirme, sağlık, hızlı tüketim ürünleri, yapı ürünleri ve diğer endüstrilerde ... A.Ş.’ne bağlı olarak ticari faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin, ... numaralı “...”, ... numaralı “...+.... ” ... numaralı “...”, ... numaralı “... ...”, ... numaralı “.... ...” “ibareli markaların sahibi olduğunu, ticari faaliyetlerinin bir kısmını uzun süredir “...” markası adıyla sürdürdüğünü, “...” markasının olarak ciddi bir bilinirliğe sahip olduğunu, müvekkilin yarı hissedarı olduğu ... alişveriş merkezinin 01 Haziran 2006 tarihinden bu yana ... olarak faaliyet gösterdiğini, Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en tanınmış alışveriş merkezlerinden biri olduğunu, müvekkilinin özellikle alışveriş merkezinin faaliyetlerinde “...” markasını aktif olarak kullandığını, ... AVM’de “...” markası altında her yıl birçok defa konser ve etkinlikler düzenlendiğini, “...” markası ile 3. Parti firmaların yapmış oldukları etkinliklere sponsor olunduğunu, çekilişler kampanyalar düzenlendiğini, “...’da” adı ile ... ...’ne ilişkin tanıtım broşürleri ve dergileri yayınlandığını, şirket tarafından yapılan yazışmalarda “...” markasının aktif olarak kullanıldığını, “...” markası ile ...’nın kurumsal destekçisi olduğunu, “...” ibareli marka .... / isimli internet sitesinde de aktif olarak kullanılmakta bu şekilde her gün binlerce kişiye ulaştığını, “Google” üzerinden sadece “...” ibaresi sorgulandığında, ... kelimesi genel coğrafi bir tanım olmasına rağmen, ilk sayfada “...” sonuçlarının görüldüğünü, müvekkilinin “...” markasını aktif bir şekilde kullandığını, bu marka ile yüzbinlerce kişiye ulaşarak markasının tanıttığını, “...” markasının bu tanınmışlığı sayesinde ...’da başlı başına bir lokasyon haline geldiğini, davaya konu marka ile müvekkili markasının benzer olduğunu, hemen hemen aynı harflerden oluştuğunu, ibarelerinin aynı harfle başlayıp aynı harfle bittiğini, sesçil olarak birbirini çağrıştırdığını, ibarelerinin yazılış-okunuş, görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme/karıştırılma olasılığına yol açacak düzeyde olduğunu, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, tescili istenen “... ” markasının unsuru olan “...” ibaresi ile tescilli “...”, “...+....” markalarının aynı harflerden oluştuğunu, müvekkili markası ile dava konusu markanın aynı sınıfları kapsaması nedeni ile iltibasın söz konusu olduğunu, ... markasının özellikle alışveriş merkezinin faaliyetlerinde aktif olarak kullanıldığını, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, davalı tarafın müvekkiline ait markanın toplumdaki tanınmışlığından ve bilinirliğinden faydalanmak istediğini neticeten .... 04.02.2022 tarih ve ... Karar sayılı kararının iptaline, davaya konu ... sayılı “...” marka başvurusunun tescil edilmesi veya tescil edilmiş sayılması halinde geçmişe etkili olarak başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun 04.02.2022 tarih ve ... Karar sayılı kararının iptaline, davaya konu ... sayılı “...” marka başvurusunun tescil edilmesi veya tescil edilmiş sayılması halinde geçmişe etkili olarak başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun 43.sınıf hizmet sınıfında tescili amacıyla 14.01.2020 tarihinde gerçekleştirildiği görülen ... sayılı başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.05.2020 tarih ve 349 sayılı bültende ilan olunduğu, davacı tarafından söz konusu yayına .... sayılı "...", "... ..." ibareli markalar markalara dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 07.01.2020 tarihli kararı neticesinde itirazın reddine karar verdiği, İlgili Dairenin bu kararına, davacı tarafından ... ... nezdinde kurum kararına karşı itiraz edildiği, söz konusu itirazın 04/02/2022 tarihli ... sayılı ... kararı ile; “SMK’nın 6 .maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ... başvuru numaralı “...” ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı başvurunun .... sayılı “...” ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” Hükmünü ihtiva etmektedir. Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde itiraz gerekçesi .... sayılı markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ...’nın “ söz konusu markaların kullanımın ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edilmiştir.” Değerlendirmesinde bulunduğu görülmektedir. Kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa SMK 6/1 maddesine bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ... kullanım ispatına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmış, bu çerçevede ... tarafından verilen kararın kullanım ispatına ilişkin tespit açısından onanması gerekmiştir. İtiraz gerekçelerinden .... sayılı markaların iş bu başvurunun başvuru/rüçhan tarihinde Türkiye’de en az 5 yıldır tescilli olmaması ve başvuru sahibi tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulmaması sebebiyle SMK 19/2 hükmünün uygulanabilir durumda olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla başvurunun .... sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK’nın 6. Maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Kurul, “...” ibareli başvuru ile ... sayılı markaların bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımından benzer markalar olduğu görüşündedir. Ancak başvuru ile itiraz gerekçesi markaların farklı malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edildiğinden, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar benzer görülse de, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin benzer görülmemesi nedeniyle markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA VE EK RAPORDA özetle:
- Dava konusu ... sayılı marka kapsamında yer alan 43. Sınıf hizmetler ile davacı yanın itirazlarına dayanak yaptığı markalardan yalnızca .... sayılı markaların aynı, aynı tür ya da benzer hizmetleri kapsadıkları,
- Davacı yanın dayanak tuttuğu ... sair markalarından hiçbirinin, dava konusu marka kapsamındaki 43. Sınıf hizmetler ile aynı ya da benzer nitelikteki mal ve hizmetleri içermedikleri, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin öncelikli şartı oluşmadığından karıştırılma ihtimalinin de meydana gelmediği,
- Davalı yanın, .... sayılı davacı markaları açısından ise SMK m.19/2 kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacı yanca sunulan delillerden anılan markanın uyuşmazlık konusu 43. Sınıf hizmetlerde ciddi markasal kullanıma konu edildiği yorumunda bulunulmasının mümkün olmadığı, bu nedenle anılan markanın karıştırılma ihtimali iddiasına dayalı olarak dikkate alınamayacağı,
- Sonuç olarak karıştırılma ihtimaline konu olabilecek herhangi bir davacı markasının değerlendirmede dikkate alınamadığı,
- Davacı markalarının tanınmışlığı iddiası ile ilgili olarak dosyaya sunulan sınırlı sayıdaki delilden, davacı markalarının tanınmış olduğu hususunda herhangi bir kanaate varılmasının mümkün olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce davacı vekilinin talebi doğrultusunda 08/02/2024 tarihli celsede ''Tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için 5 kişilik bilirkişi heyetine tevdiine, bilirkişiler için 5x3.000,00 TL ücret taktirine, bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine, ücret makbuzunun mahkememize ibrazına, davacı vekili iki haftalık kesin sürede bilirkişi ücretini yatırmaz ise bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı) rapor geldiğinde taraflara tebliğine masrafın gider avansından karışlanmasına, HMK gereğince tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarını raporun kendilerine tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre mahkememize bildirmelerine, bilirkişilere raporlarına ibrazı için 30 gün süre verilmesine'' şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından bilirkişi ücreti yatırılmadığı görüldüğünden mevcut duruma göre değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Dosyada kapsamında alınan bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m. 6/5 uygulamasında aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir marka olmalıdır.
-Önceki tarihli markanın Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşması gerekmektedir.
-Önceki tarihli markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık nedeniyle haksız bir yarar sağlanabilmeli, markanın itibarı zarar görebilmeli veya ayırt edici karakteri zedelenebilmelidir.
-Sonraki tarihli marka sahibinin, tescile ilişkin haklı bir sebebi bulunmamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markları
....
(06, 07, 09, 16, 35, 36, 37, 39, 41, 43, 45. sınıf) ...
...
...
....
(19, 35, 36, 37, 38, 41, 42, 43, 44, 45. sınıf)
Kullanımın İspatı Yönünden:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Kullanma İspatı”na ilişkin 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” hükmünü içermektedir.
SMK 19/2 ve 25/7 maddeleri gereğince markanın kullanıldığını ispat yükü davacıya aittir. Bu konuda delil serbestisi geçerli olup marka sahibi markasını kullandığını kanaat verici ve denetlenebilir olması kaydıyla gazete ve dergilerdeki duyuru, tanıtım ve reklamları, üzerinde tarih bulunan ve piyasaya dağıtıldığı ortaya konulabilen ve baskı tarihi denetlenebilen katalog, broşür gibi tanıtım araçları, dijital ortama konulduğu tarih teknik olarak ispat edilebiliyorsa internet ortamındaki arşiv kayıtları, süpermarket insertlerindeki görseller, fatura ve benzeri her türlü delille ispat edebilir.
Bu bağlamda dava konusu markanın başvuru tarihi olan 14.01.2020 tarihinden geriye dönük son beş yıl içindeki (en eskisi 14.01.2015 olmak üzere) delillerin incelenmesi gerekmekte olup bu doğrultuda yapılan incelemede aşağıda ilgili dönem aralığında kalan ve “...” ibaresinin markasal kullanımlarını ispata elverişli olduğuna kanaat getirilen delillere yer verilmiş, sair deliller ise değerlendirmede dikkate alınmamıştır;
Davacının itiraz gerekçelerinden .... sayılı markaların başvuru sahibi tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulmaması sebebiyle SMK 19/2 hükmünün uygulanabilir durumda olmadığından değerlendirmede dikkate alınmamıştır.
Davacının kullanım ispatına ilişkin olarak; ... AVM üzerinde ve içerisinde ... markasını gösterir fotoğraflar, ... tanıtım kitapçığı, ...’da her yer Müzik etkinliği kitapçıkları ve diğer etkinlik broşürleri, Broşür ve dergi örnekleri, kampanya ve çekiliş tanıtım broşürleri örnekleri, yazışma örnekleri, ... İnternet sitesinden alınan ekran görüntüsü, .... isimli İnternet sitesi görüntüleri, ... markasına ilişkin Google Sorgulama ekran görüntüsünün sunulduğu görülmektedir.
Davacı yanın sunduğu deliller incelendiğinde temel faaliyet alanı olan “... hizmetine” dair tanıtıcı dokümanlar oldukları, davacı yanın ... görselleri ve alışveriş merkezinde düzenlenen etkinliklere ilişkin faaliyet tanıtımı amaçlı broşürler oldukları, sunulan bu delillerin davacı yanın uyuşmazlık konusu olan 43. Sınıf hizmetlerdeki herhangi bir alt gruptaki markasal kullanımını ortaya koyar deliller olmadıkları; bu anlamda ... sayılı dava konusu marka kapsamında 43. Sınıf hizmetlerin davacı yana ait .... sayılı markalar kapsamında yer almakta ise de davalı tarafın kullanım ispatı talebi açısından ileri sürdüğü savunmasına karşı davacı yanın anılan markalarının 43. Sınıf hizmetlerdeki kullanımını gösterir herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediği, bu nedenle anılan markaların karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen iddialarda dikkate alınamayacak olduğu, nihai olarak taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmayacağı anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ve kullanım ispatı bakımından yapılan tespitler ışığında, kullanım ispatına konu olmayan .... , davacı markaları ve dava konusu markaya ilişkin, çekişme konusu mallar itibariyle yukarıda karşılaştırmalı olarak emtia benzerliği başlığı altında incelenmiş olup, somut olayda dava konusu marka ile davacının markalarının kapsadığı mal ve hizmetler karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında yer alan 43. Sınıf hizmetlere yönelik kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın sınıf listesinin davacı yan markaları listesi ile aynı/aynı tür ve/veya benzer sınıflara rastlanılmamıştır.
SMK ilgili hükümleri anlamında iltibas ihtimalinin ilk şartı olan emtianın benzerliği kriterinin somut uyuşmazlık açısından OLUŞMADIĞI anlaşılmıştır.
Dava konusu ... sayılı marka; beyaz zemin üzerine tüm harfleri büyük olacak şekilde düz yazım karakteri ile yazılmış ... ibaresinden oluşmakta olup, kelimenin üst ve alt kısımlarında kelimeyi ortalayacak şekilde “K” harfi ve ibareye nazaran daha puntolarla yazılmış “...” kelimesinden oluştuğu, ... kelimesini alt kısmında ... ibaresinin yer aldığı, ve hemen altında ise adet yıldız şekli bulunduğu, davalı markasının .... şeklinde telaffuz edileceği, markanın ayırt edici esaslı unsurunun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı markaları incelendiğinde; markaların yukarıda ifade edildiği üzere ..., ... ... şeklinde oluşturulduğu, davacı markalarının .... olarak telaffuz edileceği, markaların ayırt edici esaslı unsurunun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." esas ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." esas ibareli markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığı iddiası ile ilgili olarak dosyaya sunulan sınırlı sayıdaki delilden, davacı markalarının tanınmış olduğunun ispat edilemediği, SMK 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-... kararının iptali talebinin REDDİNE,
Hükümsüzlük talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/05/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır