T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/380
KARAR NO : 2024/254
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No:...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : 1- ... - T.C. Kimlik No: ...
...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 08/11/2021
KARAR TARİHİ : 04/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının dahil olduğu şirketler grubunun özellikle "dünya sosları üretimi" faaliyeti kapsamında ... ibareli seri markalarını uzun yıllardır kullandığını, ... ibareli markalarını zaman içinde yaptığı yatırımlar, başvurular, tanıtımlarla kullanıcılar nezdinde tercih edilir ve tanınır hale getirdiğini, davacı grup şirketi içerisinde yer alan ... SAN. VE TİC, A.Ş. adına ... tescil numarası ile kayıtlı "... ..." markasının davacıya ait ve kullanımında olduğunu, davacı şirkete ait "...” ibareli marka ile davalıya ait "...." ve "... " ibareli markaların bir bütün olarak değerlendirildiğinde; markalar arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olmadığını, taraflara ait markalarda geçen "..." ve "..." ibarelerinin farklı fonetiğe haiz olduğunu, söz konusu ibarelerin sonundaki “...” kullanımı markanın okunuşunu ve ses olarak duyumunu ayrıştırmakta, bu harfler söz konusu ibarelere ayırt edici nitelik sağlamakta olduğunu, markalarının kullanıldığı ve "...." harflerinin ağızdan güçlü çıkan sesler olup, bu harflerin emtialar ve hitap ettiği müşteri kitlesi de birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacının "...” ibareli markası ile dünya sosları/acı biber sosları üretim ve pazarlaması alanında faaliyet yürüttüğünü, davalının ise "...” "... ...” ibareli markaları ile dondurma üretim ve pazarlaması alanında faaliyet yürüttüğünü iddia ederek ...'nun 09.09.2021 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle; gıda sektöründe faaliyet gösteren davalının “...” ibaresini taşıyan ve birden fazla markanın sahibi olduğunu ve bu ibareyi taşıyan birden fazla markayı kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, “...” ibaresinin davalı ile adeta özdeşleştiğini, “... ...” markasının, davalının markalarına birebir iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, söz konusu ibarenin marka olarak tescil edilecek olması tüketiciler nezdinde karışıklık oluşturacağını, davalı markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “...” olduğu, tescili talep edilen markanın asli unsurunun “...” olduğu ve davalının tescilli tüm markaları ile iltibas oluşturduğu, davalıya ait markanın “... ...” olarak yazılmakta iken davacıya ait markanın “...” olarak yazıldığını, “...” kelimesinin “...” kelimesinin İngilizce karşılığı olduğunu,davacının her ne kadar “...” ve “z” harflerinin birbirinden farklı olduğunu iddia etse bu seslerin okunuş olarak birbirlerine yakın harfler olduğunu öne sürerek ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın ... tarafından kısmen kabulü akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... başvuru numaralı "...” ibareli marka başvurusunun 29, 30, 31, 35. Sınıf bakımından tescil edilmek üzere 10.07.2020 tarihinde başvurusu yapılmış, 14.09.2020 tarih ve 356 sayılı bültende yayınlanmıştır. Anılan yayıma, davalı şahıs tarafından, 09.11.2020 tarihinde ... markaları gerekçe gösterilerek itiraz edilmiş, bu itiraz ...'nın 13.04.2021 tarihli kararı ile söz konusu markalar arasında karıştırma ihtimali olduğu gerekçesi ile haklı bulunarak itirazın 30 ve 35. Sınıf bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir. İşbu karara karşı davacı şirket tarafından itirazın yeniden incelenmesi talebiyle itiraz edilmiş; ...'nun 09.09.2021 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı ve "...” ibareli başvurunun .... sayılı ve "... ... ...”, "... ...” ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 .... SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Bilindiği üzere 6769 .... Kanun'un 6 ncı maddesi (1) inci fıkrası "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmüne amirdir. Bu bağlamda, bahsi geçen hüküm anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi markaflar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer/ilişkili mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Yargıtay içtihatları ve doktrince de benimsendiği üzere, 6769 .... Kanun'un ilgili hükmü anlamında markaların benzerliğini markanın bütünü itibariyle orta düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırt edici niteliğini ön plana çıkaran unsurlarında aramak gereklidir. Dolayısıyla, benzerlik değerlendirmesinde markanın sadece benzer olan unsurlarını ön plana çıkarıp bu unsurlara vurgu yaparak değerlendirme yapılması kadar, ön planda yer alan asli unsurların göz ardı edilerek farklılıklara vurgu yapılması da markanın temel fonksiyonlarına ve maddenin ruhuna aykırıdır. Bu nedenle, değerlendirmenin, markaların asli ve tali unsurlarının her biri dikkate alınarak, bu unsurların marka üzerindeki fonksiyonları ve hedef tüketici kitlesi üzerindeki etkileri dikkatli bir şekilde değerlendirilerek ve nihai olarak markanın bu unsurların tamamı ile birlikte ve bütünü itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki dikkate alınarak yapılması gerekir. Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı ve "... ... ..."”, “... ...” ibareli markaların benzer oldukları ve kismen aynı/aynı tür malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiş olduğundan ... kararı yerinde görülmüştür. Öte yandan başvuru sahibi tarafından sunulan itiraz dilekçesinde SMK ve TTK uyarınca markasal kullanım ve tescil hakkına sahip olunduğu yönündeki iddianın incelenmesi neticesinde ise başvuruya konu "...” markasının kullanımına ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı görülmüş, ayrıca ... SAN. VE TİC. A.Ş. adına kayıtlı ... sayılı ve "seresfoods" ibareli marka ile bahsi geçen firmadan alınmış bulunan muvafakatnamenin varlığının işbu itirazın incelenmesine mesnet gösterilmesi talebi de yerinde görülmemiştir. Yukarıda sayılan nedenlerle işbu itirazın reddine karar verilmiştir.'' gerekçeleri ile itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
Dava konusu ... sayılı marka başvurusu kapsamında kalan 30. ve 35. Sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamının, davalı yanın önceki başvuru tarihli marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer /ilişkilendirilebilir oldukları,
Dava konusu ... markası ile davalıya ait redde mesnet markalar arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzerliğinin bulunduğu, ilgili tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağı,
SMK 6/3 maddesinin uygulanma imkânı olmayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markaları
... ....
(30, 35. sınıf) ...
(30, 35, 43. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamında yer alan ve ... kararı ile reddine karar verilen 30 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamının, davalının önceki tarihli ve tescilli markası kapsamı ile aynı/aynı tür ya da benzer olduğu, neticesinde dava konusu marka kapsamında yer alan ve ... kararı ile reddine karar verilen 30 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı açısından taraf markalarının aynı ya da benzer kapsamlı oldukları, kullanım amaçları, hitap edilen kullanıcı grubu, faaliyet gösterecekleri ticari pazar, ilgili pazardaki satış yolları, birbirleriyle rekabet edebilirlikleri, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri gibi özellikleri bakımından benzer oldukları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markasının incelenmesinde; davacının redde konu markasının beyaz zemin üzerine tamamı büyük ve siyah renk stilize harflerle yazılmış “...” ibarelerinden oluştuğu, bu ibarelerden “...” ibaresinin daha büyük ve kalın puntoyla yazılarak markanın esas unsuru olarak korunacak şekilde vurgulandığı ve ön plana çıkarıldığı, işbu ibarenin hemen alt kısmında “...” ibaresinin çok daha küçük puntoyla ve geri planda olacak şekilde yazıldığı, markadaki “...” ibaresinin ise İngilizce bir ibare olup Türkçede “...” anlamına geldiği, uyuşmazlık konusu emtialar bakımından ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, markada tali/jenerik unsur olarak yer aldığı, buna göre, redde konu markanın tescil edilmek istediği mal ve hizmet sınıfları da göz önüne alındığında, esas unsurunun yalnızca “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının markalarının incelenmesinde; davalının redde mesnet gösterilen markaları incelendiğinde ise, bu markalarından “....” markasının beyaz zemin üzerinde tamamı büyük harflerle yazılmış olduğu, bu ibarelerden “...” ibaresinin nispeten daha büyük punto ile yazılarak ön plana çıkarıldığı, marka görselinde “...” ibaresindeki “...” harfinin marka logosunda yer alan külahta dondurma görseli ile birleşik şekilde yazıldığı, aynı görselde daha küçük punto ile markanın en alt kısmında “...” ibaresi yer aldığı ve bu ibarede yer alan “u” harfinin de aynı külahta dondurma görseli ile birleşik şekilde yazıldığı ve markada stilize bir şekilde oluşturulmuş görselinin yer aldığı, davalı yana ait “... ...” markasının ise, koyu mavi zemin üzerinde tamamı büyük açık mavi renkte harflerle yazıldığı, bu ibarelerden “...” ibaresinin daha büyük ve kalın puntoyla yazılarak markanın esas unsuru olarak korunacak şekilde vurgulandığı ve ön plana çıkarıldığı, işbu ibarenin hemen alt kısmında külahta dondurma logo görselinin yer aldığı, bu logonun da alt kısmında “...” ibaresinin çok daha küçük puntoyla ve geri planda olacak şekilde yazıldığı, markalarda ön plana çıkartılan ibarelerin “...” kelimesi olduğu, dolayısıyla bu markaların da esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, bilirkişi raporunda da zikredildiği üzere; taraf markalarının esas unsurlarının ... ve ... ibareleri olduğu, davalının redde mesnet gösterilen ... sayılı markasında ... tali unsuruna da yer verildiği, ibarenin İngilizcesinin yani “...” ibaresine davacı markasında yer aldığı, okunuşunun ve anlamının değişmediği, hem dava konusu markanın esas unsuru olan “...” kelimesi hem de davalı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin beş harften oluşan markalar olduğu, bu markaların son yani 5. Harfleri (... ve z harfleri) dışında tüm harf dizilimleri ile hecelerin sırası ve sayısının birebir aynı olduğu, davacı markası Türkçe okunuş kuralı gereği “...” şeklinde telaffuz edilebilecekken, davalı markaları “...” şeklinde telaffuz edileceği, davacı ... ibaresinin son yani 5. Sırasında yer alan “...” harfi ile davalı yana ait marka ibarelerinin aynı sırasında yer alan yer alan “z” harfinin işitsel ve görsel olarak birbirine yakın ve işitsel olarak tüketici nezdinde benzer algıyı yaratacağı, bu ibarelerdeki son hecedeki tek harf farklılığın ibareler arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliği ortadan kaldırmak için yeterli olmayacağı, (... ve z harfleri) arasındaki görece işitsel benzerlik olması, markaların harf dizilimlerindeki bu ortaklığın ve işitsel benzerliği de düşünüldüğünde işaretler arasında güçlü bir fonetik benzerlik ve harf dizilim benzerliği halinin mevcut olduğu, kulakta bıraktıkları algıların benzer olduğu; taraf markalarının kapsamlarında yer alan 30. Sınıftaki gıda ürünlerinin hemen her yaş, gelir, eğitim, meslek grubundan tüketiciye hitap eden, kolay erişilebilir, görece ucuz ve tüketicinin satın alım esnasında dikkatli şekilde incelemelerde bulunmaksızın çoğu kez anlık kararlar ile satın aldığı ürünler olup gıda ürünlerinin genel anlamdaki ilgili tüketicilerinin ortalama dikkat ve özen seviyesine sahip kimseler oldukları; 35.05 alt grubunda hemen her sektöre yönelik malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinin hitap ettiği tüketici grubunun ise eğitim, yaş, uzmanlık bakımından çeşitlilik göstermesi, bir kısmının alım öncesinde alım öncesinde araştırma ve karşılaştırma yapılma ihtiyacı duyulan bir kısmının ise anlık kararlarla alınabilen türde mallar olması bakımından geniş bir yelpazede olması nedeniyle ilgili tüketici kitlesinin göstereceği dikkat düzeyinin düşük, orta ve yüksek olabileceği; bununla birlikte 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt gruplarının ise ticaret hayatında aktif olarak yararlanılan profesyonel danışmanlık, yönetim, reklam, organizasyon hizmetleri gibi hizmetler oluşu, bu hizmetlerin görece yüksek fiyatlı oluşu, sık ve değişken satıcılardan satın alınan değil uzun süreli faydalanılan ve süreklilik arz eden hizmetler oluşu gibi sebeplerle tüketici kitlesinin niteliğinin daha dikkatli ve seçici olacağı; ancak, yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü, esas unsurları bu denli yakın olan markalarla karşı karşıya kalan tüketici kitlesinin söz konusu hizmetler yönünden ortalamanın üstü bir tüketici olduğu kabul edilse dahi bu durum söz konusu tüketici kitlesinin mutlak surette markalar arasındaki her ayrıntıyı fark edebilecekleri ve hiçbir koşulda markalar arasında iltibas yaşamayacakları anlamına da gelmediği, ortalama tüketici kitlesinin yüksek dikkat seviyesine sahip olmasının, karıştırılma tehlikesinin ortadan kalkması için yeterli olmadığı, markalar arasındaki esas unsurlarının ayniyeti nedeniyle bu kesimin dahi karıştırma tehlikesine maruz kalabileceği; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, SMK 6/1 maddesi kapsamında taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, SMK 6/3 iddiası yönünden anılan düzenlemenin, bir marka başvurusunun, itiraz üzerine reddedilmesi veya bir markanın hükümsüzlüğü talebine yönelik öne sürülebilecek hüküm olması, davacının, dava konusu markanın gerçek hak sahibi olsa bile, bu durum, davacının başka bir markaya yapacağı itiraz için gerekçe olabileceği, ancak dava konusu markanın tescilini gerektirmeyeceği, dolayısıyla somut olayda SMK 6/3 maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır