T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/68 Esas - 2024/230
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/68
KARAR NO : 2024/230
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALILAR : 1-....
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/02/2022
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
KARARIN YAZILDIĞI
TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan Markaya Tecavüz, Haksız Rekabet, Ticaret ünvanının Terkinine ilişkin davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkilinin Türkiye’nin en eski ... firmalarından olduğunu, .... sayılı markaların sahibi olduğunu, yine müvekkilinin .... internet sitesi üzerinden ticari faaliyetlerinin tanıtımı yaptığını, müvekkilinin “...” markasını ticaret hayatında fiili olarak kullandığını, ...’nün müvekkili şirketin ortakları olduğunu, bu ortaklığın 09.02.2021 tarihinde sona erdiğini, aralarında bir protokol imzalandığını, tarafların %50 oranında pay sahibi oldukları “... ... ve .... SAN. VE TİC. A. Ş./ (... ...)”, “... SAN. VE TİC. A. Ş./ (... ...)” ve “... A. Ş.” de ki ortaklıkların sonlandırılmasını amaçladıklarını, protokolün 2. Maddesine göre “... Ailesinin %50 ortaklık payına sahip olduğu “... ... ve ... SİSTEMLERİ SAN. VE TİC. A. Ş.” deki tüm ortaklık paylarını ... ... Ailesine bedelsiz devredeceği ve ... Tıbbi Cihazların faaliyet gösterdiği binadaki menkul malların, makinelerin ve ekipmanların tamamının ... ... şirketine ait olacağı” hususunun düzenlendiğini, 3. Maddesinde ise “.... %50 ortaklık payına sahip olduğu “... SAN. VE TİC. A. Ş./ (... ...)” deki tüm ortaklık paylarını ... Ailesine bedelsiz devredeceği ve ... ...’İN faaliyet gösterdiği binadaki menkul malların, makinelerin ve ekipmanların tamamının anılan şirkete ait olacağı” şeklinde bir düzenlemeye yer verildiğini, 15. Maddede “... ...’ın ... nezdinde kayıtlı olan .... nolu markaları protokolün imza tarihinden itibaren 3 yıl süreyle kullanmayacağı ve üçüncü şahıslara devretmeyeceği” düzenlenmişken 16. Maddede “... ...’ın, “...” markası ile sınırlı olmak üzere ... ... tarafından ... yapılacak başvuruya karşı itirazda bulunmayacağı” hususunun kararlaştırıldığını, protokolün amacının gerçek kişiler arasındaki ortaklığı sona erdirmek olduğunu, bunu yaparken de ortak iradeyle asıl “...” ibareli markaların sahibi olan ve markaları kullanan şirketin (... ...) davacı tarafa bırakıldığını, protokolde davalının kullanabileceği markanın açıkça taraflarca belirlendiğini, aynı şekilde protokol ile davacının da “...” ibareli markaları üç yıl süre kullanmayacağının kararlaştırıldığını, bunu bir haktan vazgeçme olarak yorumlanamayacağını, müvekkilinin taahhüdünün sadece markanın kapsamındaki ürün ve hizmetler için kullanılmaması olduğunu, müvekkilinin kullanım yetkisinin kısıtlanmasının marka tescilinden doğan hakların ihlali halinde sahip olduğu yasaklama yetkilerini de yitirdiği şeklinde değerlendirilemeyecek olduğunu, müvekkilinin taahhüdünün sadece protokolün imza tarihinden itibaren adına tescilli .... sayılı markaları kullanmamak ve davalının ayırıcı ek olarak kabul edilen “...” ibaresini içeren “...” ibareli marka tescil başvurusuna itiraz etmemek olduğunu, müvekkilinin yapılan protokolde ... sayılı markayı kullanmamak gibi bir taahhüdünün olmadığını, davalıların, hukuka aykırı eylemleri gerçekleştirmede birlikte hareket ettiklerinden eylemden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalının “...” şeklinde kullanımda bulunması gerekirken sadece “...” şeklinde tanıtım işaretini kullandığı gibi 12.02.2021 tarihinde adına tahsis ettirdiği .... adlı internet sitesinde, ... ibaresinin ... harfini ... ibaresinin tescilli olduğunu ifade eder şekilde daire içine almak ve “...” baresini de küçük biçimde yazarak, markada asıl ve ayırt edici unsurun ... olduğunu gösterecek biçimde kullandığını, yine davalının benzer bir kullanım ticari faaliyetlerini yürüttüğü fabrikasında ve daha birçok noktada, ürün etiket ve tanıtımlarında, kataloglarda vs. kullandığını, davalı yanın bu kullanımlarının .... değişik iş ve .... değişik iş sayılı dosyalarında yapılan delil tespiti ile de tespit edildiğini, protokol gereği davalı yanın “...” biçiminde marka tescil ettirmesi gerekirken, farklı bir logo ile 05, 09, 10, 12, 20, 35, 37, 42, 44. sınıflaraki ürün ve hizmetleri içeren 14.01.2021 gün ve ... sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin bu başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından kabul edildiğini ve davalı başvurusunun reddine karar verildiğini, yine davalı yanın protokol gereği sadece “...” biçiminde marka tescil ettirmesi gerekirken, protokolden doğan yükümlülüklerini ihlal edecek şekilde ve özellikle kullandığı tanıtım işaretlerini müvekkili ve onun tescilli markalarıyla ilişkilendirebilmek amacıyla “... SAN. VE TİC. A. Ş.” biçimindeki ticaret ünvanını “... ... İŞLEME SAN. VE TİC.A.Ş.” biçiminde değiştirdiğini, bu husus ile ilgili olarak da hukuki süreç başlatacaklarını, davalının kullanımlarının davalının tescilli ticaret ünvanı kapsamında kalan kullanımlar olarak da değerlendirilemeyeceğini, davalı kullanımlarının müvekkili tescilli markalarından doğan hakları ihlal ettiği gibi aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verdiğini, davalının yalnızca “...” şeklinde bir bütünü kullanma yetkisi varken, “...” ibaresini ön plana çıkartır şekildeki kullanımının protokole uygun olmadığını, davalının “...” ibaresini geri plana attığını, davalı yanın ihlale yönelik kullanımlarının 10.sınıftaki “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar” ürünleri ile bunların satışına yönelik hizmetlere tekabül ettiğini, tarafların hitap ettikleri tüketicilerin müvekkilin ... ibareli markasıyla sunulan ürünlerden satın almak veya yararlanmak isterken, davalıların işaretiyle sunulan ürünlerileri satın alma olasılığınının yüksek olduğunu, davalı eylemlerinin açıkça kötü niyetli olduğunu, müvekkilin tescilli markaları ve vermiş olduğu ticari faaliyetleriyle karışıklığa yol açacak ve kendileriyle müvekkili ilişkilendirecek biçimde ve onun devamı işletmeymiş gibi tanıtım işaretleri kullanmak suretiyle müvekkilin sahip olduğu müşteri çevresinde karışıklık yaratmayı hedeflediklerini, işbu dava öncesinde .... değişik iş sayılı dosyasında delil tespiti ve ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, anılan delil tespiti dosyasında ihlal teşkil eden eylemlerin tespit edildiğini ve nihayetinde ihtiyati tedbir kararına hükmedildiğini iddia ederek davalıların işletmelerinde, iş ve tanıtım evrakında, internet sitesi ve sair dijital ortamlarda kullandıkları ..., ... A.Ş, ... A.Ş tanıtım işaretlerinin müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalıların, müvekkilin .... sayılı marka tescilinden doğan fikri mülkiyet haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan tüm filllerinin önlenmesi, durdurulması ve ref'ine, davalıların işletmesinde ve eklentileriyle, aynı veya farklı adreslerdeki depolarında, iş ve tanıtım işaretlerinin bulunduğu totem, tabela ve benzeri yerlerde, iş ve tanıtım evrakı ile ticari defter ve belgelerinde, .... adlı internet sitesinde ve sair tüm dijital yollar iile ticari ortamlarda gerçekleşen müvekkilin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önlenmesine, davalıların işletmesinde ve eklentileriyle, aynı veya farklı adreslerdeki depolarında, iş ve tanıtım işaretlerinin bulunduğu totem, tabela ve benzeri yerlerde, iş ve tanıtım evrakı ile ticari defter ve belgelerinde ve sair tüm ticari ortamlarda gerçekleşen Müvekkilin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan tanıtım işaretlerine el konulmasına, yargılama sonunda anılan ürün ve ortamlardan müvekkilin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan tanıtım işaretlerinin silinmesine, silinemiyor ve marka hakkına ihlalin önlenmesi için kaçınılmazsa el konulan ürünlerin tümden imhasına, karşı yanın ihlal eylemlerini gerçekleştirdiği .... adlı internet sitesine ve varsa ihlal konusu işaretin kullanıldığı sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine, anılan internet sitesinin iptaline, kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine, müvekkilin kararın ilanında ve kamuya duyurulmasında haklı bir sebebinin veya menfaatinin bulunması nedeniyle, masrafları davalılara ait olmak üzere kesinleşmiş kararın en üç günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı taraflar vekili davaya cevap dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; davacının dava dilekçesindeki iddiası genel olarak müvekkilin “...” kelimesini kullandığı iddiasına dayalı olduğunu, halbuki müvekkilinin protokol gereği bu ibareyi kullanım hakkına sahip olduğunu, davacı yanın taraflar arasında açtığı diğer adet dava gibi bu davada da kendisini bağlayıcı olan sözleşmeye aykırı iddialarda bulunduğunu, davadaki tarafların “...” olmada bir farkları olmadığını, tarafların aynı isimle kurulmuş grup şirketleri olduğunu, ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava tarihi itibariyle dava dilekçesinde bahsedilen olayların gerçek fiili duruma uygun olmadığı, bu nedenle de davanın konusuz olup, dava açmakta davacı yanın hukuki yararının bulunmadığını, .... Değişik iş dosyasına delil olarak dayanılamayacağını, anılan dosyadaki raporun 16.07.2021 tarihinde yapılan keşif sonrası tanzim edilmiş olup aradan geçen uzun zamanda dava tarihi olan 25.02.2022 tarihi itibariyle mevcut somut durumu yansıtmadığını, dava dilekçesinde, .... Değişik iş dosyasında ve .... Değişik iş dosyasına belirtilen hiçbir görsel-fotoğraf dava tarihinde müvekkil tarafından kullanılıyor olmadığını, müvekkilinin zaten davacı haklarını ihlal eden bir kullanımının hiçbir zaman olmadığını, müvekkilinin fabrika binasının tümden yenileme sürecine girdiğini, müvekkilinin dava tarihi itibariyle hiçbir hak ihlali teşkil eder kullanımının mevcut olmadığını, gerek davacı gerekse de davalı şirketlerinin aile şirketi olduğunu, 09.02.2021 tarihinde detaylı bir protokol imzalarak şirketlerin sadece ortaklık yapılarının ayrıldığını, dava dilekçesinde sadece davacının “...” olan taraf gibi yansıtıldığını, uyuşmazlığın çözümünde asli unsur tarafların iradeleri yansıtan ve bağlayıcı olan 09.02.2021 tarihli “Ortaklığın Tasfiyesine ve Sonlana Erdirilmesine İlişkin Uzlaşma Protokolü” olduğunu, davacı yanın işbu dava ile protokolün 3. Maddesini ihlal ettiğini, davacı yanın marka hakkına tecavüz gerekçesi olarak ileri sürdüğü tüm görsel, kullanım, emtia, tabela, broşür ve mallar protokolün 3. Maddesi kapsamındaki şeyler olduğunu, bu ürünlerin ayrılış dönemindeki stok ürünleri olduğunu, bir yıllık sürede bu ürünlerin bitmesinin beklenmesinin olağan olmadığını, davacı yanın toplanmasını istediği bu ürünlerin zaten daha evvelden var olan ürünler olduğunu, yine protokolün 15. Maddesi gereği davacı yanın “...” markasını kullanmasının 3 yıl süreyle engellendiğini, davacının bu taahhüdüne açıkça aykırı hareket ettiğini, .... esas sayılı dosyasında bu davanın davacısı olan ... ...…AŞ’ye karşı müvekkil tarafından açılan davanın derdest olduğunu, karşı yanın protokol edimlerine aykırı bir şekilde marka kullanımı yaptığı .... D.İş dosyasında alınan delil tespit dosyası bilirkişi raporu ile de belgelenmiş durumda olduğunu, yine müvekkilinin “...” ibaresi için marka tescil başvurusunda bulunması ve bu ibareyi kullanmasının protokolün verdiği bir hak olduğunu, bu durumun 16. Maddede düzenlendiğini, karşı tarafın da bu maddeye onay verdiğini, protokolde herhangi bir kullanım tanımlaması yapılmadığını, mutlak bir şekilde davalı müvekkili gerçek kişi olan ...’nün kendi ismini tescil ettirmesine onay verildiğini, dolayısıyla bu maddeden bağımsız genel bir yorumda bulunulmasının isabetli olmayacağını, Müvekkil kullanımlarının protokolün 16. Maddesi nazara alınarak yorumlanması gerektiği hususunun .... ilamı ile sübuta erdiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, hem kullanmamayı taahhüt ettiği bir markayı kullandığını hem de müvekkiline verdiği kullanım hakkını ihlal ettiğini, müvekkilinin “...” kelimelerini marka olarak kullanmasına hiçbir engel olmadığını, müvekkilinin gerçekleştirdiği kullanımların da kendisine protokol ile verilen bu hak kapsamında olduğunu, müvekkilinin markaya özgün bir hüviyet veren ... ve logo içerir kullanımının hukuka aykırı olarak görülemeyeceğini, davacının bu şekilde kendi markaları ile benzer bir marka oluşumuna baştan izin verdiğini, müvekkilinin ticaret ünvanına yönelik kullanımlarının ise hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin bu mahiyetteki kullanımlarının 13 yılı aşkın bir süredir devam ettiğini, davalı şirketin kurucuları arasında davacı şirket kurucularının da yer aldığını, müvekkilinin fabrika giriş kapısına ticaret ünvanını yazmasının bir hak ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, .... D.İş dosyasında alınan bilirkişi heyet raporunun 29. Sayfasında da bu kullanımın bir hak ihlali olarak görülmediğini, müvekkilinin ticaret ünvanının 2009 yılına dayandığını, “...” kelimesinin unvan olarak kullanma hakkının da protokol ile davacı tarafından da kabul edilmiş olduğunun tartışılmaz bir gerçek olduğunu, yine müvekkilinin internet sitesinde de hiçbir hak ihlaline yol açan kullanımın bulunmadığını, ... şeklindeki alan adının tamamen protokole uygun bir alan adı olduğunu, müvekkilinin web sitesinden alınan görüntülerin, dava tarihinde müvekkili web sitesinde olan görüntüler olmadığını, bahsi geçen görsellerin çok önceki kullanımlara yönelik olduğunu, zaten internet sitesine yönelik güncel tarihli .... D.iş dosyasında internet sitesine yönelik hiçbir tespit, delil, görsel olmadığına ve mahkemenin de internet sitesine ilişkin davacı talebini ret ettiğine dikkat edilmesi gerektiğini, .... D.İş E:K.sayılı ilamıyla ve alınan bilirkişi raporuyla müvekkilin davacı haklarını ihlal etmediğinin tespit edildiğini, asıl hak ihlali yapanın davacı yan olduğunu, bu durumun .... D.İş dosyasında da tespit edildiğini, .... D.İş Delil tespit dosyası sınırlı bir inceleme ürünü olup sadece totem tabela ile ilgili olduğunu, anılan tabelanın ise bu dava öncesinde zaten kaldırıldığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından kullanılan ... ibaresinin dosyada bulunan bilgi ve belgeler, taraflar arasında düzenlenen protokol, davacının marka hakkı ve tarafların geçmişe dayalı ticari ilişkileri göz önüne alındığında davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, davalının kullandığı ... ibaresinin protokolün 16. Maddesini aşar şekilde ve tecavüz teşkil edecek şekilde kullanıp kullanmadığı, bu kapsamda marka tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
BİLİRKİŞİ HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
...+ ... ibareli marka başvurusunda “...” sözcüğünün “...” kelimesine göre geri planda kaldığı, dolayısıyla bu şekildeki bir başvuru ve hakeza bu kapsamdaki bir kullanımın, tescil hakkı davacıda olan “...” esas unsurlu markalardan doğan hakların ihlaline yol açacağı davacı tarafça iddia olunmaktadır. Tekrar vurgulamak gerekir ise protokolün tamamının yorumunda, “..." markasından doğan hakların davacı tarafa bırakıldığı anlaşılabildiğinden, davacının tescilden doğan hakları kullanmayacağı taahhüdü protokol ile sınırlandırılmış bir taahhüt olmakla birlikte tescilden doğan haklarına karşı müdahalelere sessiz kalacağı yönünde bir kanaate varılması mümkün değildir.
Protokolün 16. Maddesinde davalı tarafça gerçekleştirilecek başvurunun “...” şeklinde olacağının düzenlendiği görülmektedir. Esasen bu madde, taraflar arasındaki ortaklık İlişkisi sona erdikten sonra, davacı yanın “..." markasını kullanırken, davalı tarafın ise “..." şeklinde yapacağı marka başvurusuna itiraz etmeyeceğini düzenlemekle birlikte lafzi olarak bu minvaldeki markasal kullanımlarının varlığına da icazet göstereceği yorumunu beraberinde getirmektedir. Zira davalı yanın “..." şeklinde gerçekleştirecek olduğu başvuru neticesinde elde edeceği hakkı kullanmayacağı yönünde bir beklenti rasyonel bir beklenti olmayacağı gibi yukarıda da değinildiği üzere markanın kullanılması kanun gereği hak sahibine yüklenmiş bir külfettir.
Dolayısıyla sözleşme metni bütün olarak incelendiğinde esasen davacı yana “..." markası ile anılan markaların tescilleri kapsamındaki mal ve hizmetlerde kullanım hakkı bırakılmışken, davalı yana İse “..." şeklinde olacağı belirtilen ibareyi, bir bütün olarak kullanım haklarının bırakıldığı değerlendirilebilir. Ancak sözleşme kapsamında “...” şeklindeki başvurunun hangi görsel ile veyahut nasıl bir çerçevede yapılacağı yönünde bir sınırlandırmaya/çerçevelemeye yer verilmediği görülmektedir.
Güven teorisi sözleşmeler hukukunda taraf beyanlarının yorumlanmasında kullanılan yöntemlerden biri olup esasında tarafların birbirine zıt menfaatleri arasında adil bir denge kurulması için tek taraflı yorumlama ile yapılan beyan ve irade teorilerinden daha adil bir çözüm yolu bulmak için geliştirilmişti. Güven teorisi, özünde güveni esas alır. Herkes haklarını kullanırken, borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlüdür. Başka bir ifadeyle güven teorisinin temelinde, taraflar arasındaki hukuki İlişkide karşılıklı iradeler doğrultusunda tespit olunan hususların varlığına rağmen, daha sonra tarafların birinin “ben aslında başka bir husus kastetmiştim” şeklindeki itirazlarında, karşılıklı iradeler neticesinde tespit olunan hususların ortalama bilgi düzeyine sahip bir kişi algısında hangi anlam yaratacak ise o şekilde yorumlanması durumu mevcuttur.
Somut olayda da İlgili protokolde “...” esas unsurlu markaların davacı yana bırakıldığı. ve yalnızca 3 yıl süre ile kullanmayacağı/devretmeyeceği yönünde bir kısıtlama getirildiği, davalı yana ise bu markaların kullanımı ile ilgili tanınmış bir hakkın bulunduğu yönünde bir düzenlemeye yer verilmediği, sadece “..." ibaresi ile bir marka başvurusunda bulunabileceği yetkisi tanındığı bir halde, davalının “...” ibaresini herhangi bir şekilde ön plana çıkartır veyahut tam ters bir yorumda “...” ibaresindeki algıyı geri plana iter mahiyetteki kullanımların, sözleşme ile amaçlanan paylaşım yöntemi ile uyuşmayacağı yönünde bir sonuca yol açacağı değerlendirilebilir.
Bununla birlikte dosya kapsamından anlaşılabildiği üzere davalı tarafça 14.01.2021 tarihinde ... sayılı ve ...+... ibareli marka başvrusu gerkçekleştirilmiş, ancak davacı yan, bu başvurunun sözleşme kapsamında yapılmasına icazet gösterilen başvuru olmadığı gerekçesiyle başvuruya itirazda bulunmuş ve davacı yanın itirazları sonucunda başvurunun ... tarafından reddine karar verilmiş olunduğu görülmektedir.
Söz konusu başvuruda “...” ibaresinin markanın üst kısmında “..." harfi büyük ve yuvarlak bir logo içerisine alınmış şekilde, “..."” harfleri ise “...” harfine nazaran oldukça küçük harf karakterleri ile yazılmış olduğu, “..." ibaresinin ise markanın alt kısmında ve “...” ismine göre daha büyük ve ilk anda dikkati çeken bir şekilde konumlandırılmıştır.
Davacı yanın, dava dilekçesi ile birlikle dosya kapsamına sunduğu ve davalı yanın ihlale konu olduğunu iddia ettiği kullanımlarına dair örnekler
(Bilirkişi raporunda verilen resim örnekleri kanuni kısıtlama nedeniyle metin ifadesine çevirilmiştir.)
Resim 1: Büyük harfler ile yazılmış ... A.Ş şeklindeki diktördgen totem tabir edilen tabela,
Resim 2: Büyük U harfinin içine büyük ... harfinin girdiği amblemi takiben büyük punto ile ve harflerle yazılmış ... ibaresinin altında yaklaşık yarısı puntosunda büyük harflerle yazılmış ... A.Ş ŞEKLİNDE kenarları yuvarlatılmış kareye yakın dikdörtgen şeklinde totem tabir edilen tabela,
Resim 3: ... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde kullanım,
Resim 4: ... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde logo altında
...
...
...
Yazılarını içerir duvar giydirmesi
Davacı yanca .... Diş sayılı dosyası kapsamında davalı yanın bu mahiyetteki kullanımları ile ilgili hem fiziki olarak de davalıya ait ... web sitesinde incelemelerde bulunulduğu iş bu davaya esas olacak şekilde (... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde logo ) ibaresinin ürün etiketleri, fabrika giriş kapısı, internet sitesi gibi birçok noktada tespit edildiği, yine davalının “...” gibi sair kullanımlarının da tespit alınan bilirkişi raporuna markasal kullanımların tecavüz ya da haksız rekabete yol açıp açmadığı hususu ile ilgili net değerlendirmelere yer verilmediği yalnızca davalı yanı İşletmesinin giriş bölümündeki “... A.Ş." ibaresinin, davalı yanın ticaret unvanı olan “... ... ŞİRKETİ" ünvanındaki “... işleme sanayi ve tic" ibareleri olmaksızın dahi kullanımın, markasal nitelikte bir kullanım değil, ticaret unvanının kullanımı kapsamında kalan bir kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği yorumunda bulunduğu görülmüştür.
Yine .... D. İş sayılı dosyasında anılan dosyada davalı işletmesinde yer alan totemdeki kullanım biçiminin “...” harfleri ile oluşturulmuş bir logo ve “...” hakim unsurunun kullanımı konu ettiği, “... a.ş." unvanının geri planda kullanıldığı, bu kullanımda “..." ibaresinin doğrudan Markasal nitelikte bir kullanım olduğu tespitinde bulunulduğu görülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta da davacı yanın dava dilekçesinin sonuç bölümündeki esasa yönelik talepleri yukarıda yer verilen kullanım örnekleri kapsamındaki kullanımların. marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve buna bağlı talepler olduğundan, bu aşamaya kadar yapılan özetleme ve durum tespitleri sonucunda davalı taraf eylemlerinin, davacı tescilli markalarını ihlal eden, taraflar arasında imzalanan protokol ile “amaçlanan durumun ötesine geçen kullanımlar olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği;
Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine ai Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki bu münhasır hakkına dayanarak;
Kendisinin izni alınmadan, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılmasını,
Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını,
Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılmasını engelleyebileceği uygulama da kabul edilmektedir.
Mevzuatımızdaki düzenlemeye göre marka sahibinin izni olmaksızın, Markayı kullanmak, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle taklit etmek, ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak eylemleri marka hakkına tecavüz sayılan fiillerdendir.
Bu bağlamda öncelikle dosya içerisindeki deliller incelenerek, davalı yanca gerçekleştirildiği iddia edilen kullanımların, davacının tescilli markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler kapsamında kalıp kalmadığıdır.
Dosya kapsamında daha evvel yapılan delil tespitleri, bu tespitlerde elde edilen kullanım örnekleri, taraf iddia ve savunmaları ile dosya genelindeki bilgi ve belgelerden, davalı yanın faaliyetlerinin “... sektörüne" yönelik mal ve hizmet sunumu ile alakalı olduğu, davacı adına tescilli protokol konusu olan ... sayılı "...+..." ve ...sayılı "...+..." markası kapsamında 10. Sınıftaki "... ürünler" ve 44. Sınıfltaki "tıbbi hizmetlerin" yer aldığı, yine protokol konusu olmayan ... sayılı ve "... ......+..." ibareli markanın da 10. Sınıftaki malları kapsadığı, bu halde davalı tarafın kullanımlarının, davacı tescilli markaları kapsamında kalan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Bu çerçevede tespit edilmesi gereken husus (Bilirkişi raporunda verilen resim örnekleri kanuni kısıtlama nedeniyle metin ifadesine çevirilmiştir.)
Resim 1: Büyük harfler ile yazılmış ... A.Ş şeklindeki diktördgen totem tabir edilen tabela,
Resim 2: Büyük U harfinin içine büyük ... harfinin girdiği amblemi takiben büyük punto ile ve harflerle yazılmış ... ibaresinin altında yaklaşık yarısı puntosunda büyük harflerle yazılmış ... A.Ş ŞEKLİNDE kenarları yuvarlatılmış kareye yakın dikdörtgen şeklinde totem tabir edilen tabela,
Resim 3: ... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde kullanım,
Resim 4: ... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde logo altında
...
....
Yazılarını içerir duvar giydirmesi
biçimlerdeki kullanımlarının, davacı yanın “...” esas unsurlu Markalarından doğan haklar ihlal edip etmeyeceği, bu kullanımların taraflar arasında imzalanan protokole uygun kullanımlar olarak görülüp görülemeyeceğidir. Öncelikle “..." ibaresinin uyuşmazlık konusu olduğu tespit olunan mal ve hizmetler bakımından ayırt edici bir ibare olduğu, davacı yanın "...+..." şeklindeki elips formda bir ... içerisinde ... kelimesinden oluştuğu "...+..." şeklindeki markasında ise ön kısımda ayırtediciliği yüksek olmayan, dekoratif/görsel süsleme amaçlı kullanıldığı değerlendirilerek bir logoya yer verilmek suretiyle yine "... ibaresinin kullanıldığı "...+... ......" şeklindeki markada ise "..." ibaresi hakim unsur olarak görülmekte ise de "..." ibaresinin bir çatı/lider marka şeklinde bağımsız ayırtedici karakteri korur mahiyette kullanıldığı tespit edilmiştir.
Yukarıda da değinildiği üzere protokolün 16. Maddesi incelendiğinde ise ... ailesine “..." şeklinde yeni bir marka başvurusunda bulunması yönünde hak tanındığı, tanınan bu hakkın aynı zamanda davalı yanın “...” ibaresi ile markasal kullanımlarda bulunmasına olanak tanındığı tartışmasızdır. Her ne kadar protokolde yapılacak başvurunun kapsamı ve sınırları beliri değil ise de protokolün bütünsel lafzından, davalı yanın “..." ibaresini münhasıran veyahut ön plana çıkartır mahiyetteki kullanımlarının, protokol ile getirilmesi amaçlanan ve protokol kapsamında kalan kullanımlar olarak tespiti mümkün değildir.
Bu halde davalı yanın "Büyük U harfinin içine büyük ... harfinin girdiği amblemi takiben büyük punto ile ve harflerle yazılmış ... ibaresinin altında yaklaşık yarısı puntosunda büyük harflerle yazılmış ... A.Ş ŞEKLİNDE kenarları yuvarlatılmış kareye yakın dikdörtgen şeklinde totem tabir edilen tabela," şeklindeki kullanımlarında "..." ibaresinin hiçbir şekilde yer almadığı ve doğrudan "..." esas unsurlu tescilli markalarından doğan hakları ihlal edebilecek bir kullanım olduğu, zira bu kullanımdaki ... unsuru ve “... a.ş." ibaresinin, “..." ibaresinin baskın pozisyonunu geri plana itmediği değerlendirilmiştir. Davalı tarafın, bu kullanımların, dava tarihinde mevcut olmadığı yönündeki savunması ve buna ilişkin dosyaya sunduğu delillerin takdiri Mahkemeye aittir.
"... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde kullanım,"incelendiğinde ise bu kullanımlarda markanın üst bölümünde yer alan "..." isminin ve özellikle de “...” harflerinin markanın bütününe göre son derece küçük yazıldığı, “...” harfinin büyük harf karakteri ve yine daha büyük boyutlu yazımı ve hemen altındaki “...” ibaresinin yine büyük boyutlu yazımından bu mahiyetteki kullanımlarda ilk algıda “... ..." ibarelerinin ön plana çıktığı, özellikle hastane işletme duvarında ve ürün etiketlerindeki kullanımlarında bu yöndeki algıyı daha belirgin hale getirdiği, bu durumda Makul düzeyde zeka, dikkat ve özen seviyesine sahip herhangi bir tüketicinin, davalı yanın bu kullanımlarının, davacı adına tescilli ve birebir aynı mal ve hizmetleri kapsayan/aynı sektörde faaliyetleri gerçekleştirebilecek önceki tarihli davacı markaları ile ilişkilendirebileceği ve bu durum neticesinde yanılgı yaşayabileceği, her ne kadar İsim soy isim markaları bütün olarak algılanan tamlamalar ise de isim ve soyisimden herhangi birinin, özellikle de soyadın ön plana çıkartılarak gerçekleştirildiği kullanımlarda, soyadın, isme göre akılda kalıcılığı daha yüksek olduğundan, tüketicinin bu noktada artık ön plana çıkartılmış olan Unsuru Markanın esaslı Unsuru olarak algılayacağı düşünülmektedir. Nitekim davalı yanın "... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi ile gerçekleştirdiği ... sayılı başvuruya yönelik davacı yanca ileri sürülen benzerlik itirazlarının da Kurum tarafından kabul edildiği ve davalı başvurusunun reddine karar verildiği görülebilmektedir.
Bu halde davalı yanın bu kapsamdaki kullanımlarında, esasen protokolün 16. Maddesi İle amaçlanan mahiyette bir kullanım gerçekleştirmeyerek, davacı yanın önceki tarihli tescilli markalarının sınırlarını ihlal eden nitelikte kullanımlarda bulunduğu, bu durumun ise davacı yanın tescilli markalarından doğan hakları ihlal ettiği gibi aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verebilecek sonuçlar doğurabileceği görüş ve kanaatlerine varılmıştır.
Bununla birlikte "Büyük harfler ile yazılmış ... A.Ş şeklindeki diktördgen totem tabir edilen tabela, "şeklinde, işletme giriş kapsamında gerçekleştirilen kullanım incelendiğinde ise bu kullanımın doğrudan markasal bir kullanım biçiminde değil esasen davalı yanın ticaret unvanın kılavuz ve ilk unsurlarını ihtiva eden bir biçimdeki kullanım olduğu, davalının “... ... ŞİRKETİ" şeklindeki ticaret unvanındaki “... " ibarelerinin bu tabelada yer almamış olmasının bu algıyı değiştirmediği, zira davalı ticaret unvanının “..." kılavuz unsuru ile ilk iki ek unsuru ve nevi belirten son unsurunun bu bütünde zaten kullanıldığı, bu mahiyetteki bir kullanımın unvan kullanımının sınırlarını aşan ve davacı tescilli markalarından doğan hakları ihlal eden bir kullanım olarak olağan şartlarda görülmesinin isabetli olmayacağı, zira bu kullanımın ticaret unvanının önemli bir bölümünü içerir bir kullanım olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/3-e maddesinde de, ticaret unvanının ve ticari işletme adının salt tescil olunması değil, marka ile karıştırılabilecek şekildeki kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil edeceğinin kabul edildiği, somut olayda ise yukarıda yer verildiği biçimdeki kullanımın bu yönde bir kanaate varılmasını gerektirecek bir kullanım olarak görülmesinin isabetli olmayacağı görüş ve kanaatlerine takdiri Mahkemeye ait olmak üzere varılmıştır.
Bununla birlikte davalı yanın taraflar arasındaki “Ortaklığın Tasfiyesine ve Son Erdirilmesine İlişkin Uzlaşma Protokolü" nün 3. Maddesi uyarınca “... ŞİRKETİ" olan ticaret unvanını “... .... ŞİRKETİ" şeklinde değiştirmesi ve faliyet olanı itibariyle, esasen protokolün 2. Maddesi ile davacı yana bırakılan şirketin ana faaliyet alanı olduğu anlaşılan “hastane ekipmanlarını" faaliyet alanına dahil ederek, bu mahiyetteki bir kullanım gerçekleştirmesinin ise hukuki foruma ihtiyar duyduğu, bu kullanımın protokol ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edip etmediğinin takdirinin Mahkemece yorumlanması gerektiği, heyetimizin bu hususta bir kanaat belirtmesinin mümkün olmayacağı mütalaa olunmaktadır.
Son olarak davacı yanın ... web sitesindeki
... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde kullanımlar itibariyle de ihlal iddialarında bulunduğu, bu nedenle site içeriğine erişim engelleme talebinin olduğu görülmekle birlikte sitenin mevcut hali incelendiğinde "..." gibi kullanımların mevcut olduğu bu kullanımların protokolün 16. Maddesine uygun kullanımlar şeklinde yorumlanması gerektiği , "... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde kullanım," bu minvaldeki kullanımların sitenin mevcut halinde tespit edilemediği görüş ve kanaatlerine varılmıştır.
Neticesinde davalı yanın uzun yıllardır ... Markasını aktif olarak kullandığı yönünde dosya kapsamına sunduğu deliller (özellikle faturalar) kapsamında yapılan incelemeler sonucunda, davalının çok uzun yıllardır
Eliptik ... içindeki "..." görselini ihtiva eden markayı kullandığı konusunda bir tereddüt
Bulunmamakla birlikte 09.02.2021 tarihli protokol ile birlikte “..." ibaresi üzerindeki hakların davacı tarafa bırakıldığı, bu durumunda protokolün 17. Maddesi ile esasen somut olarak ortaya konulduğu, davacı yanın protokol tarihinden itibaren 3 yıl süre ile “...” markasını kullanmama yönündeki taahhüdünün marka üzerindeki haklardan da vazgeçtiği yönünde bir yoruma sebebiyet vermeyeceği, lakin davalı yanın “..." markası üzerindeki haklardan vazgeçtiği yorumunda bulunulabileceği, davalı yana “..." şeklinde marka başvurusunda bulunma hakkı verilmesi ve bu başvuruya itiraz edilmeyeceği yönündeki davacı taahhüdünün de bu hususu destekler mahiyette olduğu, başka bir ifadeyle taraflar arasında imzalanan “Ortaklığın Tasfiyesine ve Son Erdirilmesine İlişkin Uzlaşma Protokolü” sonrasında davalı yanın artık “..." markası ile devam etmeyi, tek başına “...” ibaresini Markasal nitelikte kullanmayacağını kabul ettiği, gelinen noktada dosya kapsamındaki deliller kapsamında davalı yanın Büyük U harfinin içine büyük ... harfinin girdiği amblemi takiben büyük punto ile ve harflerle yazılmış ... ibaresinin altında yaklaşık yarısı puntosunda büyük harflerle yazılmış ... A.Ş ŞEKLİNDE kenarları yuvarlatılmış kareye yakın dikdörtgen şeklinde totem tabir edilen tabela,
... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde kullanım,
... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde logo altında
...
....
...
Yazılarını içerir duvar giydirmesi
veyahut “..." ibaresini münhasır ayırt edici unsur şeklinde kullandığı/ön plana çıkardığı her türlü kullanımının, davacı yanın tescilli markaları kapsamında kalan mal ve hizmetlerde olmak kaydıyla, davacı tescilli markalarından doğan hakların ihlali sonucunu doğuracağı, ancak aynı kanaate
Resim 1: Büyük harfler ile yazılmış ... A.Ş şeklindeki diktördgen totem tabir edilen tabela,
Şeklindeki kullanım açısından varılamadığı, bu kullanımın davalı ticaret ünvanının esas ve giriş bölümündeki unsurların tamamını ihtiva ettiği, dolayısıyla bu kullanımın ticaret ünvanının kullanımı şeklinde bir algıyı tüketiciye verecek olduğu, anılan kullanımın
Büyük U harfinin içine büyük ... harfinin girdiği amblemi takiben büyük punto ile ve harflerle yazılmış ... ibaresinin altında yaklaşık yarısı puntosunda büyük harflerle yazılmış ... A.Ş ŞEKLİNDE kenarları yuvarlatılmış kareye yakın dikdörtgen şeklinde totem tabir edilen tabela,
Şeklinde örneklenebilecek ünvan kullanımından farklı olduğu, zira burada "..." ibaresinin markasal nitelik arzedecek şekilde ön plana çıkarılmış iken
Büyük harfler ile yazılmış ... A.Ş şeklindeki diktördgen totem tabir edilen tabela,
Şeklindeki kullanımda böyle bir algının tüketiciye aktarılmadığı, nihai anlamda takdir mahkemeye ait olmakla birlikte bu kullanım biçimi itibariyle davalı kullanımının, davacı tescilli markalarından doğan hakları ihlal etmediği, rapor tarihi itibariyle ... alan adındaki markasal kullanımın, “Ortaklığın Tasfiyesine ve Son Erdirilmesine İlişkin Uzlaşma Protokolü"nün 16. Maddesine uygun şeklide gerçekleştirilen bir kullanım olarak değerlendirmesi gerektiği görüş ve kanaatlerine takdiri Mahkemeye ait olmak üzere varılmıştır.
Netice olarak
Davalı yanın “... ... ŞİRKETİ” şeklindeki ticaret ünvanından gelen kullanım hakkı ve yine “...” şeklindeki marka kullanım hakkının “Ortaklığın Tasfiyesine ve Son Erdirilmesine İlişkin Uzlaşma Protokolü”nün 3. ve 16. Maddelerine dayalı olduğu,
Ancak bu hususlarda sınırlı hakkın, “...” ibaresinin ön plana çıkartılarak gerçekleştirilen kullanımlara dönüşmesi halinde, bu mahiyetteki kullanımların, davacı taraf tescilli markalarından doğan hakların ihlali sonucunu doğuracağı,
Tarafların faaliyet alanlarının örtüştüğü bir durumda, tüketicinin sonraki kullanımı, davacı tescilli markaları ile ilişkilendirebileceği, bu durumun davacı aleyhine marka hakkının ihlali ve haksız rekabete sebebiyet verebilecek sonuçlar doğurabileceği,
Protokolün 16. Maddesi ile davacı yana getirilen kısıtlamanın, protokole konu Markaların, protokolün imza tarihinden itibaren 3 yıl süreyle kullanımaması ve devredilmemesi hususlar ile sınırı olduğu, bu hususların, davacının tescilden doğan sair haklarını ve özellikle markasını korumaya yönelik haklarını sınırlandırmadığı,
Davalı yanın ... A.Ş. şeklindeki görsele konu ticaret ünvanı kullanım biçiminin, olağan şartlarda, markasal bir kullanım olarak görülmeyeceği, bu nedenle davacı tescilli markalarından doğan hakları ihlal etmeyeceği,
... alan adının kendisi ve işbu rapor tarihi itibari ile alan adında yer aldığı görülen (yukarıda yer verilen) mezkur markasal kullanımların, protokolün 16. Maddesine uygun kullanımlar olarak değerlendirilmesi gerektiği,
Davalı yanın çok uzun yıllardır “...” markasını kullandığı hususundaki savunmalarının “Ortaklığın Tasfiyesine ve Son Erdirilmesine İlişkin Uzlaşma Protokolü” kapsamında yapılan paylaşımlar sonucunda taraflara bırakılan haklar gözetildiğinde, davalı lehine “sessiz kalmak suretiyle hak kaybı” müessesinin yorumlanması sonucunu doğurmayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret ünvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre,
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 50. Maddesi uyarınca; “Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret ünvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.” denilmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 52 nci maddesine göre,
(1) Ticaret ünvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.
Markaya tecavüz dolayısıyla uğranılan "manevi zarar" ise KHK'da başkaca bir hüküm bulunmadığından borçlar Kanunun 49. Maddesindeki şartlar dairesince tanzim edilir. Markaya tecavüz, çoğunlukla bir kişinin ticari itibarının zedelenmesine sebebiyet verir. Manevi tazimanata hükmedilebilmesi için failin kusuru gerekmekle birlikte, kusurun ağırlığı herhangi bir rol oynamaz.
Markaya tecavüz halinde kişilik değerlerinden biri olan ticari itibarda vukua gelen kayıpları karşılamak için manevi tazminat isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
Dosya kapsamındaki delillerden: Davalı şirketin 2009 yılında 27.07.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilan ile “... ŞİRKETİ” ünvanı altında kurulduğu,
diğer davalı ...’nün şirket kurucularından olduğun, 05.03.2021 tarihli ticaret gazetesinde yayınlanan ilan ile birlikte “... ŞİRKETİ” şeklindeki mezkur unvan değişikliğinin gerçekleştirildiği;
Dosya kapsamına taraflarca sunulan ve yine her iki tarafın da karşılıklı beyanları doğrultusunda varlığını kabul ettikleri işbu davanın tarafı olan tüzel kişi şirketlerin gerçek kişi ortakları ve doğrudan tüzel kişi şirketler tarafından 09.02.2021 tarihinde imza altına alındığı görülen “Ortaklığın Tasfiyesine ve Son Erdirilmesine İlişkin Uzlaşma Protokolü” başlıklı protokole göre “....” olarak tanımlanan tarafların, birlikte pay sahibi oldukları ve işbu davada da taraf olan şirketlerin de aralarında yer aldığı bazı şirketlerdeki ortaklıklarını son erdirmelerine yönelik düzenlemelerin sözleşme konusunu oluşturduğu,
Sözleşmenin 2. maddesine göre “... ...” şirketi, yani davacı şirketteki, davalı ... ve ailesinin paylarının, .... bedelsiz olarak devrine karar verildiği,
“... ...” firmasının faaliyet gösterdiği binadaki menkul mallar, makine ve ekipmanların tamamının davacı yanda kalmasına karar verildiği;
Protokolün 3. maddesinde ise bu defa “... ... Ailesi”nin “... ...” (Davalı şirket eski ünvanı) firmasındaki %50 haklarını “... Ailesine” bedelsiz olarak devretme kararı aldığı,
Aynı şekilde ... ... firmasının faaliyet gösterdiği mallar, makine ve ekipmanların da tamamının ... ... yani davalı şirkete bırakıldığı,
Dolayısıyla 2 ve 3. Maddeler değerlendirildiğinde ... Tıbbi Cihazlar şirketi davacı yana bırakılmışken, ... ... şirketi ise davalı tarafa bırakıldığı,
Sözleşmenin 15. Maddesinde ise işbu davanın davacısı adına ... kayıtlı markalardan .... sayılı markaların, protokol tarihinden itibaren 3 yıl süreyle davacı tarafından kullanılmaması, markaların 3.kişilere devredilmemesi konusunda tarafların anlaştıkları,
Sözleşmenin 16. Maddesinde ise ... ..., "..." markası ile sınırlı olmak kaydıyla ... ... tarafından ... nezdinde yapılacak başvuruya karşı itirazda bulunmayacağı,
görülmektedir.
Davacı Markaları Davalı Marka/ Kullanımları
...+... ...+...
...+... ... A.Ş.
...
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Büyük harfler ile yazılmış ... A.Ş şeklindeki diktördgen totem tabir edilen tabela şeklindeki kullanımın markasal kullanım olmadığı yönündeki bilirkişi tespiti mahkememizce de yukarıda açıklanan gerekçe ile kabul görmüş bu kullanımın davacının markalarından kaynaklı haklarını ihlal etmediği gibi haksız rekabete de sebebiyet vermediği kabul edilmiştir.
Büyük U harfinin içine büyük ... harfinin girdiği amblemi takiben büyük punto ile ve harflerle yazılmış ... ibaresinin altında yaklaşık yarısı puntosunda büyük harflerle yazılmış ... A.Ş ŞEKLİNDE kenarları yuvarlatılmış kareye yakın dikdörtgen şeklinde totem tabir edilen tabela, şeklindeki kullanımın bilirkişi heyeti tespitiyle aynı yöne olarak "..." ibaresinin protokol kapsamında kullanımı olarak kabul edilmemiş "..." ibaresinin protokolü aşar şekilde kullanımı olarak görülmüştür. Bu kullanımın davacının markalarından kaynaklı haklarını ihlal ettiği gibi haksız rekabete de sebebiyet verdiği kabul edilmiştir.
... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde kullanım, şeklindeki kullanımın bilirkişi heyeti tespitinden farklı olarak "..." ibaresinin protokol kapsamında kullanımı olarak kabul edilmiş "..." ibaresinin protokolü aşar şekilde kullanımı olarak görülmemiştir. Bu kullanımın davacının markalarından kaynaklı haklarını ihlal etmediği gibi haksız rekabete de sebebiyet vermediği kabul edilmiştir.
... harfi en büyük punto olmak ve daire içine alınmış olmak üzere "..." ibaresi daha küçük puntoyla küçük harflerle yazılmış olan alt satırda ... harfinden daha küçük puntoyla ve büyük harfle yazılmış "..." ibaresi bulunan kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde logo altında
....
....
Yazılarını içerir duvar giydirmesi
Şeklindeki kullanımın bilirkişi heyeti tespitinden farklı olarak "..." ibaresinin protokol kapsamında kullanımı olarak kabul edilmiş "..." ibaresinin protokolü aşar şekilde kullanımı olarak görülmemiştir. Bu kullanımın davacının markalarından kaynaklı haklarını ihlal etmediği gibi haksız rekabete de sebebiyet vermediği kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE
1-Davalıların u harfi içinde ... harfi yerleştirilmiş ... A.Ş olarak kullanımının davacının marka tescilinden doğan haklarının ihlali ve haksız rekabet olduğunun tespitine, sair taleplerin reddine,
2 - Davalıların, kullandığı u harfi içinde ... harfi yerleştirilmiş ... A.Ş olarak kullanımının .... sayılı marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğundan önlenmesine, durdurulmasına ve ref'ine, sair taleplerin reddine,
3-Davalıların işletmesinde ve eklentileriyle, aynı veya farklı adreslerdeki depolarında, iş ve tanıtım işaretlerinin bulunduğu totem, tabela ve benzeri yerlerde, iş ve tanıtım evrakı ile ticari defter ve belgelerinde, .... alan adlı internet sitesinde ve sair tüm dijital yollar ile ticari ortamlarda gerçekleşen u harfi içinde ... harfi yerleştirilmiş ... A.Ş şeklinde kullanımı ile oluşan davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önlenmesine, sair taleplerin reddine
4 - Davalıların işletmesinde ve eklentileriyle, aynı veya farklı adreslerdeki depolarında, iş ve tanıtım işaretlerinin bulunduğu totem, tabela ve benzeri yerlerde, iş ve tanıtım evrakı ile ticari defter ve belgelerinde ve sair tüm ticari ortamlarda gerçekleşen Davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan tanıtım işaretlerine el konulmasına, yargılama sonunda anılan ürün ve ortamlardan davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan u harfi icinde ... harfi yerleştirilmiş ... A.Ş olarak kullanımının tanıtım işaretlerinin silinmesine, silinemiyor ve marka hakkına ihlalin önlenmesi için el konulan ürünlerin tümden imhasına, sair taleplerin reddine,
5 - Davalıların ... alan adlı internet sitesinde kullandığı u harfi icinde ... harfi yerleştirilmiş ... A.Ş olarak kullanımının ve varsa ihlal konusu işaretin kullanıldığı sosyal medya hesaplarında kullanımının kaldırılması için bir ay süre verilmesine, süre sonunda kaldırılma ise erişimin engellenmesine, kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine,
anılan internet sitesinin iptali talebinin reddine ve sair taleplerin reddine,
6 - Masrafları davalılara ait olmak üzere kesinleşmiş kararın hüküm kısmının Türkiye sınırlarında günlük olarak yayımlanan tirajı en yüksek ilk beş gazeteden birinde ilanına,
7 -Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
8- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
9-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
11-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
12-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 4.404,90-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/05/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :4.232,00-TL
TOPLAM :4.404,90-TL