T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/6
KARAR NO : 2024/255
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : 1- ...
...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 06/01/2022
KARAR TARİHİ : 04/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; dava konusu marka tescili talep edilen mal/hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğunu, bir ürün veya hizmet için kullanılan akıllı ya da ... ibaresinin o ürünün niteliğini tanımladığını, müvekkili şirkete ait markanın esas unsurunun, çatı kılavuz unsurdan sonra gelen ... ... sözcüğü olduğunu ve itiraz konusu markanın da işbu unsuru birebir içermesi nedeniyle markalar arasında benzerlik bulunduğunu, markaların aynı mal ve hizmet sınıfında yer aldığını ifade ederek, ... sayılı ... kararının iptaline, ... numara ile işlem gören marka başvurusu tescile bağlanmış ise, tescil edilmiş bulunan markanın terkinine ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle; müvekkili adına tescil edilen “... + ...” markası hiçbir anlamda davacı şirket markaları ile benzer olmadığı gibi, karıştırılma ihtimaline de sebebiyet vermediğini, müvekkili adına tescil edilen “... + ...” markasının ayırt edicilik niteliğini haiz, betimleyici olmayan özgün bir marka olduğunu, davacı şirketin, huzurdaki davaya dayanak gösterdiği markasını kullanma yükümlülüğünü - tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflar bakımından - ve özellikle müvekkilince yapılan başvuru kapsamındaki sınıflarda yerine getirdiğini ispat edememiş olduğundan, işbu itirazlarının da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından, 08.06.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 35 / 36 / 41 / 44 / sınıfta yer alan mallar/hizmetler için marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 28.09.2020 tarihli ve 357 sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itirazlar ... tarafından reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu ret kararına ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ...’nun ... sayılı kararı ile; ''(…) Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markayı bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(a, b, c) bentleri kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığından, bu yönde yapılan itiraz haklı bulunmamıştır.'' gerekçesiyle ''İtirazların reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
1. Dava konusu markanın SMK 5/1-(a) bendi kapsamında tesciline engel bulunmadığı,
2. Dava konusu markanın SMK 5/1-(b) bendi kapsamında tesciline engel bulunmadığı,
3. Dava konusu markanın SMK 5/1-(c) bendi kapsamında tesciline engel bulunmadığı,
4. Dava konusu markanın kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetlerin davacının redde gerekçe markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı,
5. Dava konusu marka başvurusu ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı,
6. Dava konusu marka ile davacı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
7. Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
8. ... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
(5) Kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
-Dava konusu marka başvurusu bakımından SMK m.6/1, m.6/5, m.5/1-a, b ve c hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, bu tespitin iptali talep edilen ...’nin ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu,
-Dava konusu ... sayılı markanın SMK m.6/1, m.6/5, m.5/1-a, b ve c hükümleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
6769 s. SMK m 5/1-a düzenlenmesine göre 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretlerin tescili mümkün değildir. 4. Maddeye bakıldığında ise “Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.” Denilmek suretiyle yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca hangi işaretlerin marka olarak tescil edilebilir olduğu belirtilmiştir. Buna göre söz gelimi günümüzde, her ne kadar uluslar arası mecrada tartışılmakta ise de, işbu düzenleme uyarınca koku ve tat markalarının tescili, sicil gösteriminin ne şekilde ifade olunacağı noktasında tereddütler oluştuğundan mümkün değildir.
Somut olay bakımından “... ...” ... ve ibareli işaret soyut olarak, bir işletmenin mallarını veya hizmetlerini, bir başka işletmenin mallarından ve hizmetlerinden ayırt etme işlevini yerine getirebilecek nitelikte olduğu, açıklanan gerekçelerle dava konusu başvuru marka başvurusu bakımından SMK m.5/1,a hükmü bağlamında tescil engeli bulunmadığı kabul edilmiştir.
6769 s. SMK 5/1-b maddesi “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler”in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. Madde gerekçesi incelendiğinde, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen mal ve hizmetler bakımından herhangi bir şekilde ayırt ediciliği bulunmayan, kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olmayan dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. ... sayılı .... 7. maddesinde de marka olarak tescil edilemeyecek herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler benzer şekilde düzenlenmiş olup söz konusu maddeye göre işaretin tescilinin mümkün olmaması için “kaynak gösterme fonksiyonu”na sahip olmaması gerekmektedir.
Somut olayda başvuruya konu işaret ayırt ediciliği görece düşük olan iki sözcük ile bir özgün ... unsurunun bir araya gelmesiyle oluşturulduğu, yazılış, boyut, renk gibi unsurlar bağlamında değerlendirildiğinde başvuru konusu işareti oluşturan “akıllı asistan”, “akıllı yardımcı” “akıllı şekilde, zekice yardımda bulunmak” gibi anlamlara gelen “... ...” ibaresi ile “S” harfi olarak algılanan özgün ... unsuru bir bütün olarak algılanacağı, ayırt ediciliğin belirlenmesinde, başvuruya konu işaretim Türkçe dışında bir dilde olması da dikkate alınması gereken bir başka husus olduğu, başvuruya konu işaretin ayırt edici nitelikte olup olmadığı araştırılırken işaretin ihtiva ettiği tüm unsurlar ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu gerekliliğin arkasında yatan neden, ortalama tüketicilerin gündelik hayatta karşılaştıkları markaları parçalara bölerek inceleme yapmasından ziyade markaları bir bütün olarak algılaması gerçeğine dayandığı; buradan hareketle başvuruyu oluşturan kompozisyon bir bütün olarak değerlendirildiğinde nispeten ayırt ediciliği düşük olsa da başvuru kapsamında yer alan hizmetler açısından marka olarak tescil edilebilecek düzeyde bir ayırt ediciliğe de sahip olduğu, ... Resmî Marka Sicili’nde “...” anahtar sözcüğü ile yapılan aramada 4673, “...” 513 sonuca ulaşıldığı, başvuruya konu işaret bakımından SMK m.5/1,b hükmü anlamında tescil engelinin bulunmadığı kabul edilmiştir.
Kanunun 5/1-c maddesi ise “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. 556 s. KHK döneminde 7/1-c maddesinin doğrudan karşılığı olan bu düzenlemeye göre bir işaretin 5/1-c kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile olan sıkı ilişkisi sebebiyle derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir.
SMK 5/1-b maddesi kapsamında yapılan değerlendirmelerin bu hüküm yönünden de geçerli olduğu, dava konusu işaretin; başvuru kapsamında bulunan hizmetler bakımından, vasıf, kalite veya başkaca özellik belirtir şekilde algılanmaya elverişli olmadığı, SMK m.5/1-c hükmü bağlamında reddi koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası
...+... ...+...
(35, 36, 41. sınıf) (09, 35, 38, 42. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu ... sayılı başvuru kapsamındaki 35. SINIF: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri'nin davacının redde mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu başvuru, beyaz zemin üzerine farklı kalınlıklarda yazılmış “...” ve “...” sözcükleri ile bir yüzü koyu bir yüzü açık mavi renkli bir dikdörtgen düzlemin burulması suretiyle oluşturuşmuş üç boyutlu, özgün, “S” harfini çağrıştıran bir şekilden ibaret olduğu, sözcük grubu, “akıllı asistan”, “akıllı yardımcı” “akıllı şekilde, zekice yardımda bulunmak” gibi anlamlara geldiği, bu kompozisyonun bir bütün olarak algılanacağı, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; redde mesnet davacı markasının beyaz zemin üzerine, özgün formda bir araya getirilmiş, mavinin farklı tonlarını içeren iki küp şekli, özgün mavi renkli “T”harfi, bu harfle birliktelik oluşturan siyah “...” ibaresi, siyah renkli farklı kalınlıklarda yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu, “...” ibaresi davacının çatı markası olduğu, “...” sözcük grubu “akıllı hizmet”, “akıllı servis” gibi anlamlara geldiği, bu kompozisyon bir bütün olarak algılanacağı, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davacıya ait ''... ...'' markası ile davalıya ait “...” markasının ortak ve asıl unsuru “...” ibaresi olup, bu ibarenin Türkçe karşılığının “akıllı” anlamına geldiği, gündelik dilde ve ticari hayatta çok kullanılan ibarelerden birisi dolayısıyla ayırt edici niteliği düşük olduğu, her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, dava konusu markanın sonunda yer alan “...” ibaresi ile davacı markasında yer alan “...” ibaresinin mevcudiyeti markalar arasında hem işitsel, hem görsel, hem de kavramsal olarak farklılaştırdığı, dolayısıyla bu durumun işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı, davacının “...” ibaresini içeren tescilli markasının zayıf marka olması nedeniyle üçüncü kişilerin küçük eklemelerle oluşturduğu markaların kullanımlarına katlanmak durumunda olduğu, benzerliği tespit edilen hizmetler için tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin yüksek olduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu marka ile davacının redde gerekçe markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler davacının redde gerekçe markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, ilgili alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/5 fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır