T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/137
KARAR NO : 2024/198
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1-....- Mersis No: ...
....
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 17/08/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; “Davacı şirkete ait “...” markası ... nezdinde tanınmış marka olarak tescilli bir marka olduğu aynı zamanda davacıya ait “...” markasının .... nezdinde 23.02.2000 tarih ve ... no ile tescil edildiği, davacı şirketin ilk ürettiği ürünlerden biri olan “.../ ...” markasına haiz ... ürününün ilk kez 1978 yılında bozüyük tesislerinde üretilmeye başladığı, tüketicilerin yoğun ilgisine mazhar olduğu belirtilen davacı şirketin “.../ ...” markalarının tanıtılması amacıyla görsel ve işitsel medyada yoğun bir reklam kampanyası başlatıldığı ve bu şekilde “.../ ...” markalarının adeta hafızalara kazınmış bir marka haline geldiği, bahse konu markaların ilk kez davacı tarafından tescil edildiği/kullanıldığı dolayısıyla “...”/ “...” markalarını ihdas eden, meşhur ve maruf hale getiren davacının bu marka üzerinde ... marka hakkına sahip olduğu, davacı şirketin hak sahibi olduğu “.../ ...” markalarının ortalama gıda tüketicisinin ilgisine mazhar olması sonucunda; davacı şirket “.../ ...” markalarına yenilerini kattığı ve “...” ibaresini asli unsur olarak ihtiva eden çeşitli markalar ürettiği, davacı şirketin ... başvuru numaralı, 28.09.2012 tarihli, “...” ibareli tanınmış marka başvurusunun kurum tarafından incelendiği ve kabul edildiği, davaya konu markanın tescil edilmek istenen emtialar bakımından davacının tanınmış markalarına benzemekte olduğu, aralarında iltibas ve ilişkilendirme riskinin mevcut olduğu bu nedenle ... kararının hukuken yerinde olmadığı, davacıya ait ... esas unsurlu markalar ile davaya konu ... ibareli marka yan yana incelendiğinde, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, davalı markasının “...+...” ibaresinden ve hamburger ekmeği görselinden oluşmakta olduğu, davacuya ait “...” markasını doğrudan içerdiği, davalı şirket markasında yer alan hamburger ekmeği tescil edilmek istenen mal/hizmet sınıfı düşünüldüğünde, gıda ürünleri için ayırt edici olmadığı aksine gıda ürünleri için tanımlayıcı bir ... olduğu, ... markalarında renk gibi unsurların markaya ayırt edicilik kazandırmayacağı, davalı markasının görsel anlamda farklılaşmadığı, davacı markaları ile görsel açıdan benzer olarak algılanacağı, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı mallar ile davacı markalarının kapsadığı mallar ile bire bir aynı olduğu, davaya konu marka başvurusu kapsamındaki sınıflar incelendiğinde, başvurunun 29, 30 ve 35. sınıftaki mal/hizmetler üzerinde tescil ettirilmek istendiği, davacıya ait ... markalar serisinde yer alan markalar; 05. 29. 30. 32. 35. sınıftaki ürünleri içerdiği, markaların emtia listelerinde kapsanan özellikle 29. ve 30. sınıftaki ürünlerin aynı olduğu, davaya konu marka başvurusu ile davacıya ait markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin düşük olduğu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalı şirket markasının, davacı markaları ile işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik sebebiyle iltibas yarattığı davacı markalarının bir devamı ya da serisi olarak algılanacağının kaçınılmaz bir gerçek olduğu, ortalama tüketicinin hızlı gıda tüketicisi olduğu ve çoğunlukla çocuklardan oluştuğu, bu durum söz konusu olduğunda, ortalama gıda tüketicisi, gıda ürünlerinin tüketim amacı, nispeten daha ucuz olması, erişiminin oldukça kolay olması, tüketim aşamasında gerekli özenin gösterilmesinin beklenmemesi vb. nedenlerle dikkat düzeyi daha düşük ortalama tüketici bakımından iltibasın engellenebilmesi adına markalar arasındaki farklılığın çok daha belirgin olması gerekmekte olduğu, özellikle gıda emtialarını temsil eder nitelikte olan markalar arasındaki küçük benzerliklerin bile iltibasa sebebiyet verebileceği, davacı şirket adına tescilli “...” ibareli markaların tanınmış marka statüsüne sahip olduğu davalı şirket marka başvurusunun smk 6/4 ve 6/5 kapsamında davacı şirketin markasal haklarını ihlal ettiği, davacı şirketin gelecekte “.../ ...” markaları üzerine yapılacak yatırımın planlanması amacıyla iki farklı bağımsız araştırma şirketine farklı tarihlerde “.../ ...” markalarının bilinirliğini ölçmek amacıyla anketler ve marka bilinirliği araştırması yaptırdığı, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı, davalının marka olarak seçebileceği ve kullanabileceği milyonlarca seçenek varken davacıya ait “.../ ...” markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan işaretleri/ ibareleri kendi adına tescil ettirmesinin tesadüf eseri olamayacağı, “belirtilerek, davalı ...’in 23.06.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali, işbu dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun 29. ve 30. Sınıfın tamamı yönünden iptali, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılması ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; "Davalı firmanın adına tescil edilen "..." ibareli marka davacı yanın iddia ettiği "...., ...", "... ...", "..." markaları ile bir benzerlik taşımadığı, davacı yan adına tescilli markalar ile davalı şirket adına tescil edilmiş marka arasında iltibas ve ilişkilendirme riski mevcut olmadığı, ... tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğu, davalı adına tescil edilen dava konusu markanın davacı yan adına tescilli markalarla arasında hiçbir şekilde görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, davalı adına tescilli markayı diğer markadan ayıran yeterli ayırt edici nitelik ve özelliğin mevcut olduğu davalı firmanın hammurger ekmeği imalatı yapmakta olduğu marka görselinde de şüpheye yer bırakmayacak şekilde hamburger görselinin kullanıldığı, hamburger ekmeği üretmeyen firmanın "..." markasıyla ürün benzeşmesinin mevcut olmayacağı, davacı yanın marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının dayanaktan yoksun olduğu, davalının hamburgerin hızlı yemek kültürü çağrıştırması bakımından ... hamburger ekmeği ürettiğini belirtmek üzerede ... ibarelerini birleştirmek suretiyle "..." markasını tescillemek için müracaatta bulunduğu ve başvurusu ... tarafından da kabul edildiği, basiretli bir tacir olarak markasını tescil ettirmiş marka tesciline davacı yanca yapılan itirazlarda ... nezdinde red edildiği, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1 maddesi uyarınca markaların ortalama tüketici tarafından karıştırılma olasılığının bulunup bulunmadığı esasına dayandığı, marka fotoğraflarına bakıldığında ortalama tüketicinin bu iki markayı karıştırması mümkün olmadığı gibi bu iki markanın benzer olmadığı, söz konusu iki marka arasında ne görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel benzerlik mevcut olmadığı, markalar arasında ayniyet ve benzerlik bulunmadığı, markanın benzer ve ürünlerinin aynı olmadığı, markanın benzer ve ürünler arasında benzerlik bulunmadığı’’ belirtilerek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun 23.06.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının, 29. ve 30. Sınıfın tamamı yönünden iptaline ve dava konusu ... başvuru numarası ile tescil başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden “...” ibareli markanın 29. ve 30. Sınıfın tamamı yönünden iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; diğer davalı ... ve Tic. Ltd. Şti. adına "..." ibaresinin Uluslararası Nice Sınıflandırma Sisteminin 29, 30. ve 35.sınıflarında yer alan mal ve hizmetlere kullanılmak üzere tescil başvurusu 17/02/2022 tarihinde yapıldığı, ... kod numarası verilerek işleme alınan marka tescil başvurusunun, yapılan inceleme ve değerlendirmesi sonucunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 16.maddesi uyarınca 27/02/2022 tarih ve 391 sayılı .... ilanına karar verildiği, Dairenin konuya ilişkin kararı başvuru sahibi vekiline bildirildiği, ... kod numarası altında işlem gören dava konusu “...” ibareli başvurunun yayınına ... vekili tarafından itirazda bulunulduğu, itiraz üzerine ilgili daire tarafından yapılan inceleme neticesinde itirazın ret edilmesine karar verildiği, Dairenin bu konuya ilişkin kararı; itiraz sahibi vekiline ve başvuru sahibine bildirildiği, ilgili dairenin almış olduğu karar üzerine itiraz sahibi şirket tarafından başvurunun reddine karar verilmesi için bu kez Kurumumuz .... itiraz dilekçesi sunulmuş, .... yapılan inceleme sonucu, nihai olarak ... sayılı kararla; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "...", "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası; "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü ihtiva etmektedir. 6769 sayılı SMK'nın 6(1) maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Yerleşik içtihada göre, halkın malların veya hizmetlerin aynı işletmeden veya ticari olarak bağlantılı bir işletmeden geldiğine inanması riski karıştırılma ihtimalini ortaya çıkartır. Karıştırılma ihtimali, kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, markaların ve malların veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dahil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirme yapılırken, ihtilafın konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği, işaretlerin bütün olarak oluşturdukları izlenim esasında incelenmelidir, ancak bu yapılırken işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurları özellikle dikkate alınmalıdır. Karıştırılma ihtimaline ilişkin genel değerlendirmede, malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin markalara ilişkin algısı belirleyici etkiye sahiptir. Bu bağlamda, ortalama tüketiciler markayı genellikle bütün olarak algılar ve markanın çeşitli detaylarına ilişkin kapsamlı bir analize girişmez. Karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirmede, ilgili malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin makul derecede bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı olduğu varsayılır. Bununla birlikte, ortalama tüketicilerin farklı markalar arasında doğrudan bir karşılaştırma yapma şansına nadiren sahip olduğu, bunun yerine markaların zihninde kalan tam olmayan imajını (hatırasını) esas aldığı faktörü dikkate alınmalıdır. Buna ilaveten, ortalama tüketicilerin dikkat seviyesinin, ihtilafa konu malların veya hizmetlerin niteliğine göre değiştiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Önceki tarihli markanın ayırt edici gücü arttıkça, karıştırılmanın ortaya çıkması ihtimali de artar. Bu nedenle, ayırt edici gücü, tabiatı gereği veya piyasada sahip olduğu bilinirlik (ün) nedeniyle, daha yüksek olan markalar, ayırt edici gücü düşük olan markalara kıyasla daha geniş korumadan yararlanırlar. Bu nedenle, karıştırılma ihtimalinin varlığı araştırılırken önceki markanın ayırt edici gücü ve özellikle sahip olduğu bilinirlik (ün) dikkate alınmalıdır. Buna paralel olarak, önceki tarihli markanın bir bütün olarak ayırt edici niteliği ne kadar düşükse karıştırılma ihtimali de o oranda azalacaktır. İnceleme konusu mal ve hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyi de karıştırılma ihtimali açısından önemlidir. Makul derecede bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı olduğu varsayılan ortalama tüketicinin dikkat seviyesinin, inceleme konusu mal ve hizmetlerin niteliğine göre değişeceği karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde dikkate alınmaktadır. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Diğer yandan, 6769 s. SMK'nın "Yayıma itirazın incelenmesi" kenar başlıklı 19'uncu maddesinin 2'nci fıkrası ise, "6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye'de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." hükmünü içermektedir. Başvuru sahibi yayına itiraza cevaben sunduğu karşı görüş dilekçesinde, 6769 s. SMK'nın 19(2) maddesi hükmü kapsamında, itiraza gerekçe olarak gösterilen ... sayılı markanın kullanımının ispatlanmasını talep etmiştir. Bu hususla ilgili olarak öncelikle, itiraz gerekçesi ... sayılı markanın 16/05/2016 tarihinde tescil edilmiş olduğu ve itiraza konu başvurunun yapıldığı 18/02/2022 tarihi itibariyle beş yıldan uzun bir süredir tescilli durumda olduğu; dolayısıyla SMK m. 19(2) kapsamında kullanım ispatına tabi olduğu tespit edilmiştir. ...'nın 07/10/2022 tarih ve ... sayılı yazısıyla, başvuru sahibinin kullanım ispatı talebinde bulunduğu hususu yayına itiraz sahibi vekiline bildirilmiş ve kendisine itiraz gerekçesi markanın Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmakta olduğuna ya da markanın kullanılmamasına dair haklı sebepler bulunduğuna ilişkin delilleri sunması için Yönetmeliğin 29(3) maddesi uyarınca bir aylık süre verilmiştir. Verilen süre içinde itiraz sahibi / vekili tarafından Kuruma herhangi bir bilgi veya belge sunulmamıştır. Bu çerçevede, itiraz sahibi tarafından itiraz gerekçesi markanın kullanımı ispatlanamamış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, ... sayılı markaya dayalı olarak SMK m. 6(1) maddesi kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir. Kullanımın ispatına tabi olmayan ... sayılı markalar bakımından yapılan inceleme: İtiraz sahibinin ... sayılı "etimek" ibareli markalarının tanınmış olduğu tespit edilmiştir. Yapılan incelemede,"..." ibaresinden başvuru ile itiraz gerekçesi markaların "..." unsurunu ortak içerdikleri görülmüşse de, başvuru konusu markanın "..." şeklinde bir bütün oluşturacak şekilde okunup algılanması, markaların -tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı- başlangıç kısımlarının birbirinden farklı olması, başvuru konusu işaretin renk ve ... unsurları bakımından muterizin markalarından farklılaşması, başvuru konusu markada herhangi bir unsurun ön plana çıkarılmamış olmasından dolayı tüketicinin başvuru konusu markayı bir bütün olarak algılayacağı hususları birlikte göz önüne alındığında başvuru konusu işaret ile itiraz gerekçesi markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıkları, itiraz sahibinin ... sayılı tanınmış markasının da bu sonucu değiştirmeyeceği görüşüne varılmıştır. Dolayısıyla, başvuru ile itiraz gerekçesi marka arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varıldığından karıştırılma gerekçeli itiraz haksız bulunmuştur. Başvuru ile itiraz gerekçesi markalar benzer bulunmadığından muterizin, 6/4 gerekçeli itirazları da kabul edilmemiştir. Diğer yandan, markalar arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunmadığı gibi, başvuru konusu markanın tescili veya kullanımı halinde 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak da, itirazda, muterizin markalarına verilecek zararın ya da markalarının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu yöndeki itiraz da kabul edilmemiştir. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sonuç olarak; yayına itiraz hakkında ... verilen karar yerinde görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu marka ile davacı markaları arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin oluşmadığı,
-... sayılı ... kararının doğru ve yerinde olduğu,
-Hükümsüzlük davası yönünden, davacı açısından, iltibasa ek olarak kötüniyet iddiasının yerinde bulunmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1.Dava konusu markanın kapsamında yer alan malların davacının redde gerekçe markalarının kapsamlarında aynı/aynı tür olarak yer aldığı,
2.Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı,
3.Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
4.Kötü niyet değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğu,
5. .... Sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir ... olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...+... ....
(29, 30, 35. sınıf) ...
...
...
...
...
...
(05, 09, 29, 30, 32, 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki malların tamamının, davacının redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu marka başvususunun “...” ... unsuru ve
hamburger ... unsurundan oluştuğu, hamburger ekmeği arasına sarı
kalın yazı karakteri “...’’kelim elerinin birleştirilerek, sol tarafa hafif yatık bir
şekilde yerleştirilmiş, kırmızı çizgi ile çerçevelenmiş bir ...+... markası
oluşturulduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı markalarının .... şeklinde bir kısmının ... markası bir kısmının ise ... markası olduğu, davacı tarafın ... unsuruna da haiz markalarından ... ibareli markasının beyaz zemin üzerine siyah çerçevelenmiş büyük harf
ve kalın punto ile “...’’kelimesi ve yazının sol arkasına gelecek şekilde hitit güneşi, sağ
alt tarafına siyah küçük hafr düz yazı ile ’’...’’ kelimesi yer aldığı, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
....'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... " ibareli markalar ile davalının "...+..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markaların bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, ... ibaresinin ek olarak bşavuru konusu markada yer alıyor olmasının markaları sırf bu nedenle benzer kılmayacağı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,her ne kadar taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunuyor olsa dahi markalar arasında işaretsel olarak benzerlik bulunmaması karşısında SMK 6/1 maddesinde ifade edilen çifte benzerlik şartının somut olayda oluşmadığı, SMK 6/1 maddesi kapsamında taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı,
Başvuru ile itiraz gerekçesi markalar benzer bulunmadığından SMK m. 6/4'in şartlarının da bulunmadığı,
İltibas tehlikesinin bulunmaması nedeniyle SMK m. 6/5'in uygulama alanı bulmayacağı,
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (.... ., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. .... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Davalının “...+...” ibaresini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla hareket ettiğine ilişkin dava dosyasına herhangi bir somut delil sunulmadığı, başka bir şekilde de dava konusu edilen markanın kötü niyetle tescil edildiğinin ispat olunamadığı, SMK 6/9 şartlarının ve hükümsüzlük koşullarının somut olayda oluşmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır