T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/49
KARAR NO : 2024/188
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :....
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2-... -T.C. Kimlik No: ...
...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 09/06/2023
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı tarafın ... başvuru numaralı markasını haksız ve hukuka aykırı olarak tescil ettirmeyi istediğini, bu duruma itiraz etmek için ...’na başvurmuş ancak SMK’ nin 6/1 maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı gerekçesi ile itiraz reddedilmiştir. Bunun üzerine; davalı taraf markası ile benzer olduklarını, benzer emtialara sahip olduklarını, davacı taraf olarak markasının tanınmış bir marka olduğunu, davalı tarafın bu tanınmışlıktan faydalanarak haksız şekilde kazanç elde etmek istediğini ve bu gerekçe ile kötü niyetli olduğunu iddia ederek, ...’ nin 08.04.2023 tarih ve ... sayılı kararın iptaline karar verilmesi, ... başvuru numaralı markanın tescil işlemlerinin tamamlanması durumunda hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun ... sayılı kararının iptali ve Dava konusu ... başvuru numaralı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi tebliğ olunmuş, dilekçeler teatisi tamamlanmıştır. sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip hazır olan taraflara tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı adına 09.07.2021 tarihinde tescil başvurusu yapılan, kapsamında 09., 12., 16., 35., 38., 39. ve 45. Sınıftaki mallar ve hizmetler bulunan, ... sayılı ibareli marka tescil başvurusunun yayımına, davacı tarafından SMK m.6/1, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yapılan itiraz ... ... (...) tarafından kısmen reddedilmiş, kısmen ret kararına karşı ... nezdinde yapılan itiraz ise ...’nin ... sayılı kararı ile; ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri uyarınca tümden reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın, 6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. '' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Başvuru kapsamından çıkarılmayan mallar ve hizmetler bakımıdnan SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, bu tespitimizin iptali talep edilen ...’nin ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu,
-Dava konusu ... sayılı markanın SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
-Kötü niyetin tespitinin salt hukuki bir nitelendirme olması sebebiyle bu konuda bilirkişi olarak değerlendirme yapmasının mümkün olmadığı,
-Dava konusu başvurunun, davacı aleyhine haksız rekabet oluşturmadığı,
-... sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
- Davacı taraf markası ile davalı tarafa ait marka arasında aynı kelimeyi içermelerinden dolayı işitsel ve kavramsal açıdan düşük düzeyli benzerlik olduğu,
-Emtia sınıflarının aynı/benzer olmadığı,
-SMK 6/1 ve 6/5 maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı,
-...’ nin ... sayılı kararında belirtilen gerekçelerin ve kararın yerinde olduğu,
-Davalı tarafın kötü niyetli olduğunun ispatının olmadığı,
-Davalı tarafın haksız kazanç elde etmeyeceği ve davacı taraf markasına zarar vermeyeceği,
-... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü için gerekli şartların oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının tarafların iddia ve savunmaları ile davalı asılın cevap vermeyerek vakıaların tamamını reddettiği kabul olunan savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markası
.... ....
(16 ve 41. sınıf) (09, 12, 16, 35, 38, 39, 45. sınıf)
Marka vekili ve sektör bilirkişisinden ayrı ayrı raporlar alınmıştır.
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuru kapsamından çıkarılmayan mallar ve hizmetler ile iddialara mesnet markanın kapsamında yer alan mallar ve hizmetlerin aynı ve benzer olmadığı, davacı vekilinin, başvuru kapsamındaki 35. sınıfın 1. alt sınıfındaki hizmetler ile 41. sınıfın 1., 2. ve 3. alt sınıflarındaki hizmetlerin benzer olduğu yönündeki iddiaların yerinde olmadığı, nitekim kongre ve seminer gibi etkinlikler benzer fiziksel mekanlar da yapılsa da bu benzerliğin fiziki mekanlarla sınırlı olduğu, oysaki anılan sınıfların fiziki mekanlara değil, bu fiziki mekanlarda yapılan etkinliklere ilişkin olduğu bu anlamda söz konusu sınıflardaki etkinliklerin birbirinden farklılık arz ettiği; açıklanan gerekçelerle başvuru kapsamından çıkarılmayan mallar ve hizmetlerle, iddialara mesnet markanın kapsamında yer alan malların ve hizmetlerin aynı veya benzer olmadığı görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan mal / hizmet benzerliğinin somut olay bakımından gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Devamla;
Davacının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın beyaz fon üzerine, mavi bir çember içinde ortada bir çekme ... figürü ve çevresinde çatal-bıçak figürlerinin bulunduğu şekil unsurunun üzerinde, figürün altına denk gelecek bir şekilde kırmızı bir şerit üzerine beyaz renkle ilk harfi büyük kalan harfleri küçük olarak yazılmış “...” ibaresi bulunduğu, kırmızı renkli bir şerit üzerine yazılmasından dolayı “...” ibaresinin öncelikli olarak algılandığı, çekme ... figürünün ikincil olarak algılandığı ve çatal-bıçak figürlerinin üçüncül olarak algılandığı; bu sebeple bu markanın esas unsurunun “...” ibaresinin olduğu, anlaşılmaktadır.
Davalının markasının incelenmesinde; itiraza mesnet markanın beyaz fon üzerine aynı merkezli 2 koyu mavi çember çizgisi arasında, üst kısma büyük harflerle ve siyah renkle “...” ibaresi, altta “...” ibaresi, başlangıç noktaları “...” ibaresi olacak şekilde 2 yapraklı dal figürü bulunmakta; çizimlerin ortasında kırmızı bir kalp şeklinin üzerinde beyaz renkli, tokalaşan 2 el bulunduğu, kırmızı kalp üzerine beyaz renkli tokalaşan 2 el figürü öncelikli olarak dikkat çektiği, ikincil olarak yazı okuma yönünün yukarıdan aşağıya doğru olmasından dolayı “...” ibaresinin ve son olarak “...” ibaresi ile birlikte dal figürlerinin algılandığı, bu sebeple bu marka işaretinin esas unsurunun “kalp üzerindeki tokalaşan 2 el figürü” olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
.... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, marka işaretlerinin öne çıkan unsurlarının sırasıyla “...” ve “kalp üzerindeki tokalaşan 2 el figürü” olduğu, taraf markaların esas unsurlarının farklı olmasından dolayı görsel bir benzerlik bulunmadığı, davacı taraf markasının “...” ile davalı taraf markası “...” ibareli marka arasında bire bir aynı kelimeyi içermeleri nedeniyle bir benzerlik olduğu ancak markaların ilk hece/kelimeleriyle hatırda yer etmeleri dikkate alınacak olursa, davaya konu markaların ilk seslerinin farklı olması nedeniyle, bu benzerliğin düşük düzeyli bir benzerlik olduğu; markalardaki ortak “...” kelimesinin Fransızca kökenli olup, ...’ye göre; bir otomobilin arkasına takılan veya hem taşıt hem konut olarak kullanılan üstü kapalı, ev özelliğinde araç anlamına geldiği ve aynı anlamıyla kullandıkları, marka isimlerinde aynı kelimeyi, aynı anlamıyla kullanıldıkları için bir benzerlik olduğu ancak markaların esas unsurlarının farklı olmasından dolayı bu benzerliğin düşük düzeyli bir benzerlik olduğu, bütünsel olarak bir değerlendirme yapıldığında, markalarda “...” ibaresi ortak olarak bulunmakla birlikte başvuru konusu markada farklı unsurlara da yer verildiği değerlendirilindiğinde, markaların bütünsel olarak düşük derecede benzer oldukları; netice olarak markaların düşük derecede benzerlik taşıması, “...” ibaresinin tek başına marka imajını üzerinde toplamaması, bu sebeple tek başına bu kelimeden hareketle iltibas ihtimalinden söz edilemeyecek olması karşısında taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. Maddesi kapsamında iltibas ihtimali bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, SMK 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacı taraf markasının tanınmış marka statüsünde olmaması dolayısıyla, davalı tarafın “...” ibareli markanın tanınmışlığından yararlanarak haksız kazanç elde etmesi ve davacı tarafa zarar vermesi ihtimali bulunmadığı; davalının markanın amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıya ve 3. Kişileri baskı altına alma, engelleme, santaj, yedekleme, tuzak, marka ticareti yapma konusunda kötüniyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmak kötüniyetli başvuru olduğunu kabule yeterli olmadığı, SMK 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği; tüm bu açıklamalar neticesinde dava konusu ... sayılı ... kararının iptal şartlarının ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır