T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/100 Esas - 2024/187
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/100
KARAR NO : 2024/187
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :...
...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 21/07/2023
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun SMK m. 5/1-b kapsamında reddedildiğini, davacının çok tanınan, bilinen, ödüller almış sektörün en eski aktörlerinden olduğunu, davacı marka başvurusu içerdiği tüm unsurlar ile birlikte değerlendirildiğinde bir bütün oluşturduğunu ve ayırt edici olduğunu, davacı markasının kompozit bir marka olduğunu ve davacı ile özdeşleşmiş olan turuncu renk ve ... unsuru ile kullanıldığını, bu kullanıma ilişkin ... sitesinden ve davacı markalarından birkaç örneğin dilekçelerinde sunulduğunu, ayrıca bu renk ve şeklin marka tescillerinde, web sitesi tasarımında, telefon uygulamalarında ve reklamlarında kullanıldığını, davacıya ait özel ve özgün renk kompozisyonu ile yaratılan söz konusu markanın ortalama tüketicinin bu şeklin davacı ile özdeşleştiğini bilmesi, gördüğünde davacının akla gelmesi nedeni ile markayı ayırt edici kılan etkenlerden biri olduğunu, Davacının turuncu rengi ve şekli sadece markasında değil web sitesi tasarımında da kullandığını, anılan renk ve kompozisyonun davacının bir nevi “...”i olduğunu, dilimize “ticari giydirme” olarak çevrilebilecek bu kavramın ürün/hizmetlerin tanınabilmesi, tüketiciler tarafından ayırt edilebilmesi için ürün/hizmetlerin sunum şeklini, imajını ifade ettiğini, firma tarafından tasarlanan ve üretilen mallara, sunulan hizmetlere giydirilen ve “...” olarak tanımlanan, tasarımın ya da formun rakip firmalarca kullanılması durumunda, tüketiciler ayrı firmalar tarafından üretilen aynı ürünlerin/sunulan aynı hizmetlerin sunum biçimleri, görünüşleri birbirine benzeyeceğinden yanılabileceklerini, tercihlerini kullanmada şüpheye düşebileceklerini, kullanılan şeklin kaynak gösterme fonksiyonu bulunduğunu, ayrıca davalı Kurum tarafından verilen 05.08.2022 tarih ve ... sayılı karar ile davacıya ait ... sayılı ... markasının ayırt ediciliğinin bulunduğuna ve bu nedenle SMK m.5/1-b kapsamında değerlendirilemeyeceğine kanaat getirilerek ilgili markanın tesciline karar verildiğini, SMK m. 5/2 koşularının da somut olayda bulunduğunu, davacı markalarının yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, tüketici nezdinde duyulduğunda, görüldüğünde davacının akla geldiğini belirterek ...’nin 24/05/2023 tarih ve ... sayılı red kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun 24/05/2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacının 11.11.2022 tarihinde "... ... " ibaresinin 09, 35, 38, 41 ve 42. sınıf mal/hizmetlerde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun ... numara ile işleme alındığı, ...12.12.2022 tarihli kararı ile başvurunun SMK m. 5/1-b kapsamında reddedildiği, başvuru sahibinin karara itiraz ettiği, .... sayılı kararıyla; “Yapılan incelemede, herhangi bir ekstra zihinsel çabaya gerek kalmaksızın tescile konu mal ve hizmetlerin ödeme işlemine ilişkin yalnızca tanıtıcı nitelikte bir mesaj olarak algılanacak olan "..." ibaresinin kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getiremeyeceği, bu nedenle de ayırt edicilikten yoksun olduğu sonucuna varmıştır. Bununla birlikte, ilgili ibarenin, tüketicileri meraklandıran ya da düşündürücü bir yanının bulunmadığı, yalnızca başvuru sahibinin mal veya hizmetlerini tercih etmeye sevk eden bir mesaja sahip olduğu için markanın asli fonksiyonu olan kaynak gösterme işlevini yerine getiremeyeceği kanaatine varılmıştır” şeklinde olduğu ve itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1-Davacının dava konusu ... sayılı "... ..." markasının SMK m. 5/1-b kapsamındaki işaretlerden olduğu ve m. 5/2 kapsamında markanın kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığının ispat edilemediği,
2-Buna göre ... kararının iptali talebinin nihai takdirinin Mahkemeye ait olduğu,
bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1)Davacının dava konusu ... sayılı markanın SMK m. 5/1-b kapsamındaki işaretlerden olduğu ve m. 5/2 kapsamında markanın kullanım sonucu nihai ve ortalama tüketicinin satın alma sırasında zihinsel karışıklığa sebebiyet vermeyecek şekilde ayırt edici nitelik kazandığının ispat edilemediği,
2) Buna bağlı olarak ... kararının iptali talebinin nihai takdirinin mahkemeye ait olduğu,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
6769 sayılı SMK 5/1-b maddesinde "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği" mutlak ret nedenlerinden sayılmıştır. Sicilde gösterilebilir olmasına rağmen herhangi bir mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler tescil edilemeyecektir.
SMK m. 5/2 hükmüne göre; “Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.”.
Benimsenen bilirkişi raporlarında da izah edildiği üzere; eldeki davada marka işareti “...” kelime unsuru ile altta “renkli, düz bir şerit” içerdiği, bir bütün olarak işaret ele alındığında kelime ögesinin ön plana çıktığı, “...” kelime grubu “ertelemeli ve taksitli olarak ödeme şeklini gösteren” bir ifade olduğu, tüketiciye yaptığı alışverişten sonra ödemesini Şubat ayında ve taksitle yapabileceğini önerdiği, dolayısıyla tüketiciler tarafından herhangi bir ekstra zihinsel çabaya gerek kalmaksızın tescile konu mal ve hizmetler için yalnızca tanıtıcı nitelikte bir mesaj olarak algılanacağından kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirmediği ve ayırt edicilikten yoksun olduğu, bu kelime unsurlarında turuncu ve mor renkler kullanılması da ayırt edicilik tespitine etki etmediği, zira sözcük grubunun bu renkler ile davacıya bağlandığı yönünde kanaat oluşturacak delillerin dosya kapsamında bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde sunduğu görsellerde yer alan ifadeler “...”, “...” şeklinde herkesin kullanımına açık, klişe sloganlar olup “...” markasının altında sunulan kampanyalardan biri olduğu, turuncu-mor renkli bu sözcük grubunun davacıya bağlandığını ispat etmediği, diğer yandan davacının ... kod numaralı şerit şeklindeki görseline ilişkin markasının 18.01.2022 tarihi itibariyle koruma altında olduğu; bu işaretin renklerin diziliminden oluşan bir çizgi/şerit şeklinde bulunduğu, tescilli olduğundan asgari ayırt edici niteliği haiz olduğu, kelime ve ... unsurlarını birlikte ihtiva eden marka başvurularında “kelime” unsuru tek başına ayırt edici nitelikte değilse ve “...” unsuru varsa bu unsurun ayırt ediciliğinin de ele alınması gerektiği, dava konusu ...+... şeklindeki marka işaretine bakıldığında ... ögesinin ilk anda dikkat çekmediği, kelime grubunun altında dekoratif bir unsur olarak kaldığı, marka örneğini ayırt edici kılacak şekilde bir birleştirme söz konusu olmadığı, ayırt edici olmayan kelime grubuna göre marka örneğinde ön planda ya da ilk bakışta fark edilir şekilde bir kullanım olmadığı, tüketicinin bir bütün olarak marka işaretini gördüğünde “ödeme şekli/kampanyası/avantajı” içeren bir mesaj algılayacağı, bu işarette markasal bir unsuru tutamayacağı/seçemeyeceği; davacının ... kod numaralı şerit şeklindeki görseline ilişkin markasını kullandığını, davacı şirket ile işaretin özdeşleştiğini ve tek başına kaynak gösterme fonksiyonu olduğunu iddia ederek kullanıma ilişkin görsellere dava dilekçesinde yer vermiş ise de, kullanımların davacının tanınmış markası ile gerçekleştirildiği, hepsi burada ya da turuncu hepsi markaları bakımından sözcük ve renk birlikteliğinin davacı ile özdeşleştiği ancak aynı tespitin sadece şerit şeklindeki renklerden oluşan ... markası için söylenemeyeceği, bu ... markasının münhasıran kullanılmasının kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirdiğini ispata yarar delillerin de dosya kapsamında bulunmadığı; davacının ... sayılı markasının dava konusu ''...+ ...'' ibareli markada yer almasının işbu markayı ayırt edici bir işaret haline getirmediği hususları göz önünde bulundurularak, dava konusu ... sayılı markanın SMK 5/1-b kapsamındaki işaretlerden olduğu ve SMK 5/2 maddesi kapsamında markanın kullanım sonucu nihai ve ortalama tüketicinin satın alma sırasında zihinsel karışıklığa sebebiyet vermeyecek şekilde ayırt edici nitelik kazandığının ispat edilemediği anlaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2024
Katip ... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır