T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/118 Esas - 2024/185
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/118
KARAR NO : 2024/185
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
Mersis No:....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 01/08/2023
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının tütün ürünleri alanında faaliyet gösteren lider bir firma olduğunu, başkaca markalarla birlikte “...” ibareli markaların da sahibi olduğunu, Türkiye de dâhil birçok ülke ve kıtada ofis ve fabrikalarının olduğunu, 2023 yılında %27,2’lik Pazar payıyla ikinci en büyük aktör olduğunu, davacının sahibi olduğu “...” markasının Türkiye pazarına ilk olarak 1994 yılında giriş yaptığını, Haziran 2023 itibarıyla %17,3’lük pazar payına sahip olduğunu, pazarda 18 çeşit “...” markalı sigara bulunduğunu, “...” ibaresinin .... sayı ile kayıtlı olduğunu, Türkiye’de “...” markasının davacı adına ilk kez 1973 senesinde tescil edildiğini, anılan markaların ..... nezdinde de tescilli olduğunu, davalının, davacıya ait olan “...” ibareli markayı haksız yarar elde etme gayreti içerisinde olduğunu, başvuruya konu işaret ile itiraza gerekçe markaların benzer olduğu yönünde ... tarafından yapılan tespitlerin yerinde olduğunu, bu konuda davalı tarafından itirazda bulunulmadığından benzerlik hususunun çekişme konusu olmadığını, davalı adına tescil edilen veya tescil başvurusu yapılan diğer markaların incelenmesi neticesinde davalının asıl amacının “...” ibaresini tescil ettirmek olduğunu, davalının markaları hakkında davacı tarafından açılan hükümsüzlük davalarının sonucu aşmak için yeni başvurular yapıldığını, ayrıca davalının ... San. ve Tic. A.Ş. ünvanlı bir şirket kurarak bu şirket üzerinden de marka başvuruları yapmaya devam ettiğini, dava konusu başvurunun esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, .... Dairesinin 14.07.2023 tarihli ve .... sayılı kaldırma kararlı ile “....” markası ile davacıya ait markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğunun tespit edildiğini, ... San. ve Tic. A.Ş. adına yapılan “...” ibareli çeşitli başvuruların davacı tarafça yapılan itiraz üzerine davacının “...” ibareli markaları ile benzer görüldüğünü, başvuruda yer alan “...” ibaresinin davacı markalarında bire bir olarak yer aldığını, tüketicilerin davalı başvurusuna konu markayı gördüklerinde davacı ile ilişkilendireceğini, “...” ibaresinin tanınmışlıktan kaynaklı yüksek ayırt ediciliğinin bulunduğunu, mal ve hizmet benzerliği bakımından tanınmış markaların istisna oluşturacak şekilde farklı mallar ve hizmetlerde de korunması gerektiğini, başvuru kapsamındaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde (bar / restoran / kafe) dava konusu markanın tescil edilmesi durumunda sigara tüketicileri tarafından karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağını, sigara emtiası ile restorancılık hizmetlerinin ilişkili olduğunu, benzer uyuşmazlıklarda verilen yargı kararlarında 34. sınıftaki mallar ile 43. sınıftaki hizmetlerin benzer olduğunun tespit edildiğini, özetle başvurunun SMK m.6/1 hükmü kapsamında reddi koşulları oluştuğunu, aksi yöndeki ... kararının hukuka aykırı olduğunu, “...” markalarının SMK m.6/4 ve m.6/5 hükümleri bağlamında tanınmış olduğunu, SMK m.6/5 hükmü bağlamında mal ve hizmet sınıflarının farklılığının hükmün uygulanmasına etkisinin bulunmadığını, bu nedenle anılan hükme göre, sınıfların farklı olduğu gerekçesiyle itirazın reddinin hukuka aykırı olduğunu, davalı adına yapılan başvurunun tescil edilmesi hâlinde, tüketicilerin aklına gelen tek işletme olan davacının bu vasfını yitireceğini, böylece markanın sulandırılacağını, davacı adına tescilli “...” ibareli 150 adet marka tescili ya da başvurusu bulunduğunu, 120’den fazla ülkede anılan ibareli ürünlerin satışa sunulduğunu, 2006 yılında beri dünya çapında en çok satan ürünler arasında “...” markalı sigaraların ikinci sırada yer aldığını, 2009 yılında “...” ibaresinin Türkiye de dâhil olmak üzere 11 ülkede en çok talep edilen tütün markası olduğunu, SMK m.6/5 hükmü bağlamında yapılan itirazın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu verilen itirazın reddi kararının ... tarafından verilen önceki kararlarla açıkça çelişkili olduğunu, tanınmış bir markanın, sahibi dışında başkası tarafından tescil başvurusuna konu edilmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, doğrudan davacının markasının kopyalandığını, başvuruya konu işaretin davacı markalarından bağımsız olarak tesadüfen seçilmiş olmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki önceki ihtilafların, hükümsüzlük kararlarına rağmen yeni başvuruların yapılmasının, davacının aynı adreste ve aynı ortaklık yapısında olan ... San. ve Tic. A.Ş.nin kurularak bu şirket adına marka başvuruları yapılmasının da SMK m.6/9 hükmü bağlamında yapılan itirazın reddi kararının da hukuka aykırı olduğunu ortaya koyduğunu, ... Vekilinin markaların benzer olmadığı yönündeki savunmaların iptali talep edilen ... kararında markaların benzer olduğu yönünde yapılan tespitle uyumlu olmadığını, davalının markaların benzer olmadığı yönündeki savunmalarının, idari süreçteki kazanılmış hakkı nedeniyle dikkate alınamayacağını, usuli yönden ... kararının aleyhine olan kısımları yönünden dava açan davacı aleyhine geriye yönelik tespit yapılamayacağını, tütün mamulü olan nargilelerin kafe ve restoranlarda kullanılması karşısında çekişmes konusu malların ve hizmetlerin birbiri ile ilişkili ve benzer olduğunu, sigara ile yiyecek içeceğin bir arada tüketilmesinin bir tüketim kültürü olduğunu, somut uyuşmazlığın ... sayılı marka başvurusuna ilişkin olduğunu, bu markanın yayımına süresi içerisinde itiraz edildiğini, davalının eski tarihli başvurularına ve tescilli markalarına karşı da hukuki girişimde bulunulduğunu ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşmadığını, iddia ederek, ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalı adına tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemli açılan .... sayılı dosyası kapsamında devam eden ve temyiz incelemesi aşamasında olan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, zira anılan markanın hükümsüzlüğüne ilişkin bir karar olmadığı sürece davalının seri marka başvuruları yapmasının hukuka uygun olduğunu, bu davanın reddi kararının kesinleşmesi durumunda davacının çekişme konusu marka üzerinde hak sahibi olduğunun kesinleşeceği ve bu davanın da reddedilmesi sonucunun doğacağını, başvuru kapsamında yer alan hizmetlerle, itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer alan mallar ve hizmetler farklı olduğunu, taraflar arasındaki önceki tarihli uyuşmazlıklarda da 34. sınıftaki mallarla 43. sınıftaki hizmetlerin benzer olmadığının tespit edildiğini, çekişme konusu markaların ve işaretin de benzer olmadığını, dava konusu başvurunun dört sözcük ve şekilde oluştuğunu bu yapının iddialara mesnet markalardan farklı olduğunu, SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığını, markaların benzer olmamasın yanında kapsamlarda yer alan malların ve hizmetlerin farklı olması nedeniyle SMK m.6/4 hükmünün uygulanma ihtimalinin bulunmadığını, SMK m.6/5 hükmünün uygulanma ihtimali bulunmadığını zira tütün ürünlerinin satışı ve piyasaya arzının ölümcül etkileri nedeniyle sıkı denetim ve sınırlamalara tabi olduğunu, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde ise böyle bir sınırlama olmadığını, bu nedenle davalının davacı markasından yarar sağlamasının mümkün olmadığını bilakis zarar göreceğini, davalının “... ...” ibareli başvurularına veya tescilli markalarına, beş yıldan uzun süredir davacı tarafında bir hukuki girişimde bulunulmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğunu, davalının anılan ibare üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu, davalı markalarına karşı sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuktan sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, yargı kararlarının da bu durumu tevsik ettiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun 30.05.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı adına 25.08.2021 tarihinde tescil başvurusu yapılan, kapsamında 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bulunan, ... sayılı, " ..." ... ve ibareli marka tescil başvurusunun yayımına, davacı tarafından 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yapılan itiraz .... tarafından reddedilmiş, ret kararına karşı ... nezdinde yapılan itiraz ise ...’nin 30.05.2023 tarihli ve ... sayılı kararı ile; .... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... " ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Öncelikle yapılan incelemede “... ...” ibaresinin başvuru sahibi tarafından ilk olarak 05.02.2009 tarihinde ihtilaf konusu 43 üncü sınıfta yer alan bir kısım hizmetleri kapsayacak şekilde tescil ettirildiği, işbu tarihten bu yana başvuru sahibinin ihtilaf konusu hizmetler yönünden “...” ibaresini kapsayan çeşitli tescillerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Somut olaya ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda, başvuru itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar ile benzer görülmesine rağmen, başvuru kapsamında tescili talep edilen hizmetler itiraz gerekçesi markalar kapsamında yer alan mallar/hizmetler ile aynı, benzer veya ilişkili türden mallar/hizmetler olarak görülmediğinden, ibareler arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu yöndeki itiraz kabul edilmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (aynı yönde bkz. .... , 01/02/2012 tarih, ... sayılı kararı, para. 90) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın tüm gerekçeleriyle birlikte reddine şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu başvuruya ilişkin olarak SMK m.6/1, m.6/4, m.6/5 hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu, bu değerlendirmemizin ...’nin 30.05.2023 tarihli ve ... sayılı kararından farklılık arz ettiği,
-Kötü niyete ilişkin değerlendirmenin salt hukuki nitelikte olması nedeniyle bu konuda değerlendirme yapılamayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Ziraat Mühendisi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
- Kötü niyete ilişkin değerlendirmenin hukuki bir değerlendirme olması nedeniyle bu konuda değerlendirme yapılamayacağı,
- Dava konusu başvuruya ilişkin olarak SMK m.6/1, m.6/4, m.6/5 maddelerinin uygulanma koşullarının oluştuğu,değerlendirmemizin ... sayılı, 30.05.2023 tarihli kararından farklı olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik .... “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markası
... ...+... ....
(34. sınıf) ....
...
...
....
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
(34. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamının 43. SINIF: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri olduğu, iddialara mesnet markalar kapsamının ise 34. SINIF: Ham veya işlenmiş tütün; pipo tütünü, elde sarmak için tütün; çiğnemek için tütün; sigaralar, purolar, ince ve kısa purolar; ayrı satılan veya tütünle karıştırılarak satılan sigara içiminde kullanılan maddeler; enfiyeler; snus tütünü bu sınıfa dahil olan diğer sigara içenler için ürünler; sigara sarma kağıtları, içi boş sigara filtreleri ve kibritler olduğu; yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri sunulan yerlerde nargile gibi tütün ürünlerinin satışının yapılması, idari sınırlamalar kapsamında kalmak üzere bu gibi yerlerde tütün ürünlerinin de satışının yapılabilmesi, ülkemizdeki kıraathane kültüründe sigara tüketiminin yaygın olması, tütün ürünlerinin yiyecek ve içeceklerle birlikte tüketilme alışkanlığı birlikte değerlendirildiğinde başvuruya konu işaretin kapsamında yer alan hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamında yer alan malların benzer olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Devamla;
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu marka başvurusunun ... ...+... ibaresinden oluştuğu ve markayı çevreleyen yuvarlak bir sarı zemin kullanılarak tasarlandığı, markanın kelime ve figüratif unsurlardan oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacının itirazına dayanak aldığı markaları; markaların “...” ibaresinden ve bazılarında ... unsuru ile birlikte oluşturulduğu, davacının tüm markalarında “...” kelimesinin esaslı unsur olarak ön plana çıktığı, tüm markalarda baskın harflerle yazılı olan ayırt edici nitelikteki markasal unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; dava konusu başvuruda yer alan İngilizce anonim seslenme ve hitap sözcükleriyle birlikte “...” ibaresi ve ... unsuru yer aldığı, anılan kompozisyonda “...” ibaresi esas unsuru oluşturduğu, bu esas unsurun, davacı markalarının da münhasır ya da esas unsurunu oluşturduğu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların benzer olduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının " ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, 6769 Sayılı SMK 6/1 maddesi şartlarının somut olayda oluştuğu, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacının “...” markası ve türevlerinin pazar payı, markaya yönelik reklam ve tanıtım faaliyetleri, dünya geneline ve uzun bir geçmişe yayılan markalaşma süreci, markaların korunmasına yönelik hukuki girişimler birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait “...” markasının, 34. sınıftaki “Ham veya işlenmiş tütün; pipo tütünü, elde sarmak için tütün; çiğnemek için tütün; sigaralar, purolar, ince ve kısa purolar; ayrı satılan veya tütünle karıştırılarak satılan sigara içiminde kullanılan maddeler; enfiyeler; snus tütünü bu sınıfa dahil olan diğer sigara içenler için ürünler; sigara sarma kağıtları, içi boş sigara filtreleri ve kibritler.” emtiaları bakımından ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında bir tanınmış bir marka olduğu, davalının marka başvurusunun, davacının tanınmış markası ile yüksek oranda benzerlik gösterdiği, kapsamlarında yer alan mallar ile hizmetler de ilişkili ve benzer olduğu, 6769 Sayılı SMK m.6/4 hükmü bağlamında tescil engeli bulunduğu; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacının “...” markası ve türevlerinin pazar payı, markaya yönelik reklam ve tanıtım faaliyetleri, Türkiye’de uzun bir geçmişe yayılan markalaşma süreci, markaların korunmasına yönelik hukuki girişimler birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait “...” markasının, 34. sınıftaki “Ham veya işlenmiş tütün; pipo tütünü, elde sarmak için tütün; çiğnemek için tütün; sigaralar, purolar, ince ve kısa purolar; ayrı satılan veya tütünle karıştırılarak satılan sigara içiminde kullanılan maddeler; enfiyeler; snus tütünü bu sınıfa dahil olan diğer sigara içenler için ürünler; sigara sarma kağıtları, içi boş sigara filtreleri ve kibritler.” emtiaları bakımından Türkiye’de tanınmış hâle geldiği; dava konusu başvuru ile davacıya ait “...” ... ve ibareli marka ile türevleri arasında yüksek oranda benzerlik bulunduğu, ancak SMK m.6/5 hükmü bağlamında tescil engelinden söz edilebilmesi için SMK m.6/1 hükmündeki gibi mal ve hizmet benzerliğinin varlığı bir zorunluluk olmadığı, bu durumun SMK m.6/5 hükmünde “benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın” şeklinde ifade edildiği, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasındaki benzerlik nedeniyle, anılan marka ile karşılaşan ilgili tüketicinin, davalı ile davacı arasında marka kullanımına ilişkin bir iş birliği olduğu intibaına kapılabileceği, bu durumun ise davacıya ait tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyebileceği, davacının markalarından haksız bir yararın sağlanabileceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/5 maddesi koşullarının somut olayda oluştuğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan davacı vekili davalının kötü niyetli olduğunu iddia etmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (...., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.)
durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. .... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Mahkememizce 6769 sayılı SMK 6/9 genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK’nun 2. maddesi, ilgili ... kararı ve yerleşik .... içtihatları gereğince, taraflara arasında devam eden çeşitli idari ve yargısal ihtilafların varlığı, bu davalar devam ederken yeni marka başvurularının yapılması, davalının ortaklık yapısı ve adresiyle aynı olduğu belirtilen ... San. ve Tic. A.Ş.nin kurularak bu şirket adına da “...” ibareli marka başvurularının yapılıyor olması durumları kötü niyet iddiası bakımından esas alınabilecek deliller olduğu, onca seçenek özgürlüğü varken
davacının itibar sahibi olduğu sektöre yönelik olarak davalı tarafından ''...'' sözcüğünün ön planda olduğu "... ..." ibaresinin seçilerek marka olarak tescili yönünde başvuru yapılmasının davalının kötü niyetli bir başvuru yaptığına delalet ettiği kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle ...'nın 30/05/2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KABULÜ İLE,
.... 'nın 30/05/2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 6.793,10-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/05/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 578,10-TL
GİDER AVANSI :6.215,00-TL
TOPLAM :6.793,10-TL