T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/109 Esas - 2024/191
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/109
KARAR NO : 2024/191
HAKİM : ....
KATİP :...
DAVACI : ...
Mersis No: ....
....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 26/07/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; “Davalı tarafından 21.10.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” biçiminde marka başvurusunda bulunulmuş, davacı tarafından aynı sınıfta tescilli olan “...” ve “...” esas unsurlu markalara dayanılarak, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, ...' nin "..." ibaresinin kısaltılmışı olduğu, bu anlamda SMK madde 5/1-b uyarınca ayırt edicilik sağlamadığı, SMK madde 5/1-ç uyarınca mutlak ret nedeni bulunduğu, başvurunun kötü niyetle yapıldığı, davacının tanınmış markasından yararlanma amacı güdüldüğü, gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş; ... tarafından yapılan inceleme neticesinde davacı tarafından bulunulan itiraz kısmen kabul edilerek başvurudan 29. ve 30. sınıfta yer alan emtiaların çıkartılmasına karar verilmiş, bu sınıfla doğrudan ilişkili olmasına rağmen davaya konu markanın 35. sınıf ve bu sınıfın altına eklenen gıda emtialarını içerir aynı ve bağlantılı sınıflar bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmiş olup, davacı tarafından tekrar itirazda bulunulması üzerine, bu kez ... ’ nun ... Sayılı ve 25.05.2023 tarihli kararıyla, ... tarafından verilen karar, yerinde bulunmuş olup davacının itirazı ikinci kez haksız ve hukuka aykırı bir şekilde reddedilmiş; davalı tarafa ait “...” ibareli marka başvurusu ile davacıya ait “...” ve “...” esas unsurlu markalar ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, başka deyişle markaların esaslı unsurlarının aynı olduğu; kalan ibarelerin ise markaya ayırt edicilik katmadığı, küçük bir araştırmayla dahi görülebileceği üzere ... satışın, Türkiye'de temel tüketim ürünlerinin piyasadaki fiyatının yükselmesini önlemek ve tüketicinin daha uygun fiyat ile alışveriş yapabilmesini sağlamak amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan ürün tedarik yöntemi olduğu (....); davacıya ait ... markasını birebir içinde taşıyan "..." markasına eklenen "..." ibaresinin ayırt edicilik sağlamadığı gibi bir satış türü olduğundan davacıya ait markalarla iltibas teşkil ettiği; davacı tarafından bulunulan itirazlar neticesinde, davalıya ait marka başvurusundan 29. ve 30. sınıfta yer alan emtiaların çıkartılmasına karar verilirken; bu sınıfla doğrudan ilişkili olmasına rağmen 35. sınıfın altındaki 29. ve 30. sınıfta yer alan emtialar ile davacıya ait ... esas unsurlu markalar ile ilişkili/ortak emtialar yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmiş, oysa 35. sınıfın içerisinde de davacı adına tescilli “...” ve “...” esas unsurlu markalarının tescilli olduğu mal sınıfları bulunduğu; huzurdaki davada davacıya ait "..." markasına eklenen "..." kelimesinin de ayırt edici olmadığı; davaya konu “...” ibareli marka başvurusunun davacıya ait “...” ve “...” esas unsurlu markalar ile iltibas teşkil etmekte olduğu ve markaların ... tarafından karıştırılması, markaların ilişkili olduğu kanısının uyanması da kaçınılmaz olduğu; ...=... bir satış yöntemidir” diye belirtilerek ... ’nun 25.05.2023 tarihli ve ... sayılı KARARININ İPTALİ ile davalının 21.10.2020 başvuru tarihli ve ... sayılı “...” ibareli markasının tescil edilmesi halinde HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİNE” karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun 25.05.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının iptali ve Dava konusu ... sayılı “...” ibareli markasının tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı tarafından 21.10.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” biçiminde marka başvurusunda bulunulmuş, davacı tarafından aynı sınıfta tescilli olan “...” ve “...” esas unsurlu markalara dayanılarak, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, ...' nin "..." ibaresinin kısaltılmışı olduğu, bu anlamda SMK madde 5/1-b uyarınca ayırt edicilik sağlamadığı, SMK madde 5/1-ç uyarınca mutlak ret nedeni bulunduğu, başvurunun kötü niyetle yapıldığı, davacının tanınmış markasından yararlanma amacı güdüldüğü, gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş; ... tarafından yapılan inceleme neticesinde davacı tarafından bulunulan itiraz kısmen kabul edilerek başvurudan 29. ve 30. sınıfta yer alan emtiaların çıkartılmasına karar verilmiş, bu sınıfla doğrudan ilişkili olmasına rağmen davaya konu markanın 35. sınıf ve bu sınıfın altına eklenen gıda emtialarını içerir aynı ve bağlantılı sınıflar bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmiş olup, davacı tarafından tekrar itirazda bulunulması üzerine, bu kez ... Sayılı ve 25.05.2023 tarihli kararıyla, “…Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi .... sayılı markaların belirli düzeyde benzer olduğu görülmekle birlikte başvurunun bitişik olarak "..." ibaresinden oluşması ve "..." ibaresinin ayırt edicilik düzeyinin yüksek olmaması hususları dikkate alındığında, başvuru kapsamında kalan ve aynı/aynı tür olmayan (farklı olan veya aralarında sadece benzerlik bulunan) mal/hizmetler bakımından markalar arasında karıştırılma ihtimali oluşmayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Son olarak, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçelerinin somut olay bakımından başvurunun tümden reddi sonucunu doğurmayacağı görülmüş ve işbu itirazın reddi gerekmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1)Davacının “...” ve uzantılı mesnet markaları ile dava konusu “...” ibareli marka arasında benzerlikten söz edilebileceği,
2)Davacının “...” ve uzantılı mesnet markaları ile dava konusu “...” ibareli marka arasında mal/hizmetlerin tamamı bakımından görsel-işitsel ve kavramsal olarak benzerlik gösterdiği,
3)Davacının “...” ve uzantılı mesnet markaları ile dava konusu “...” ibareli marka arasında mal/hizmetlerin tamamı bakımından karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğu,
4)Dava konusu markanın Kurum kayıtlarında “GEÇERSİZ” kılınması nedeniyle davanın konusuz kalabileceği,
5)Davacının “... karar iptali”, kötüniyet ve “hükümsüzlük” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Davacının “...” ve uzantılı olan mesnet markaları ile dava konusu “...” ibareli marka arasında benzerlik söz konusu olabileceği,
-Davacının “...” ve uzantılı olan mesnet markaları ile dava konusu “...” ibareli marka arasında mal ve hizmetlerin tamami bakımından görsel-işitsel ve kavramsal olarak benzerlik göstermekte olduğu, tanınmışlık açısından davacı şirketin yurt içinde yaygın olduğu; davalının şube bilgilerinin .... şubeleri olarak üç şube olduğu bilgilerine ulaşıldığı (.... kurumsal-internek ulaşım tarihi 02.04.2024) tanınmışlık açısından bölgesel olduğu, işaretler arasında benzerlik olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile ... tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "... tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan ... olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
.... ....
(29, 30, 35. sınıf) ....
....
....
...
....
(01, 05, 09, 29, 30, 32, 35, 38, 42, 43. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; taraflarının emtiaları karşılaştırıldığında, tescil edilmek istenen davalı markasındaki mal ve hizmetlerin davacının “...” ve uzantılı mesnet markalarında yer aldığı, dava konusu “...” ibareli marka arasında mal/hizmetlerin tamamı bakımından karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ''...'' ibareli olduğu, markanın ... kelimesinin ve ... harflerinin yanyana getirilerek oluşturulduğu, ... ibaresinin ''aynı ülkede yaşayan ve o ülkenin yurttaşı olan insan topluluğu'', ''aynı ülkede oturmamakla birlikte aralarında soy, din vb. yönünden bağ bulunan insan topluluğu'' anlamlarına geldiği, ''...'' harflerinin ise ilk akla geldiği şekilde ''...'' kelimesinin sesli harflerinin çıkarılarak markanın oluşturulduğu, ''...'' ibaresinin ise ''sıraya koyma, sıralama, düzenleme, düzen verme, yoluna koyma'' vs. anlamlara geldiği, markada herhangi bir şekil unsuru bulunmadığı, markanın kelime markası olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; ''...'' esas unsuru etrafında sair ibareler ile oluşturulmuş markalar olduğu, markalardaki esas unsurun ''...'' ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
.... 'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, SMK 6/1 maddesi koşullarının oluştuğu, tanınmışlık iddiasını ispatlar nitelikte somut delillerin dosya kapsamında yer almadığı, bu doğrultuda markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği, SMK 6/5 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, öte yandan davacının kötü niyet iddiasını ispata yarar bir delile dosyada rastlanmadığı, davalının benzer marka başvurusu yapmasının ötesinde girişiminin bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispat edilemediği, SMK 6/9 şartlarının somut olayda oluşmadığı anlaşılarak tüm dosya kapsamına göre; 25.05.2023 tarihli ve ... sayılı KARARININ İPTALİNE, 21.10.2020 başvuru tarihli ve ... sayılı “...” ibareli markasının tescil HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ şartlarının oluştuğunun yargılama giderleri bakımından tespitine ancak marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1- 25.05.2023 tarihli ve ... sayılı KARARININ İPTALİNE,
21.10.2020 başvuru tarihli ve ... sayılı “...” ibareli markasının tescil HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ şartlarının oluştuğunun yargılama giderleri bakımından tespitine ancak marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 7.358,60-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/05/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 578,10-TL
GİDER AVANSI :6.780,50-TL
TOPLAM :7.358,60-TL