T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/121 Esas - 2024/201
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/121
KARAR NO : 2024/201
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI : ....
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1-...
....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 03/08/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; “...” ibareli marka tescil başvurusunun müvekkilinin markalarına iltibas oluşturacak derecede benzer olup, söz konusu ibarenin marka olarak tescili halinde kamuoyu nezdinde karışıklık oluşturarak başvuru sahibi lehine müvekkili aleyhine haksız avantaj sağlayacağını ve müvekkili markasının itibarını zedeleyeceğini, markasının ayıt edici karakterini zedeleyeceğini, “...” ibareli marka tescil başvurusunun tamamen müvekkilinin markasının kamuoyu nezdindeki itibarından ve getirisinden faydalanmak amacı ile başvurulmuş bir marka olduğunu, davalı markasının müvekkilinin “...” markasının yeni bir versiyonu ve/veya bu markalarının devamı olduğu izlenimini oluşturduğunu, başvuru sahibinin müvekkiline ait “...” markasının kullanım ve bilinirliğinden faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini, aynı ve/veya benzer mal/hizmetlerle ilgili hizmet alma süresi içerisinde müvekkilinin markasını taşıyan hizmetlerden satın almak veya yararlanmak isterken başvuru sahibinin “...” işaretini taşıyan mal ve hizmetleri satın alma yönünde tercihte bulunabileceklerini, bir kısım alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idari ve ekonomik olarak bağlantılı işletmelere/vakfa ait olduğu yönünde algılamada bulunulmalarının kaçınılmaz olması, itiraza konu başvurunun, müvekkili markasının serisi olarak algılanabilecek olması nedeni ve her iki işaretin göz ve kulakta bıraktığı izin bu kabulü zorunlu kıldığını, müvekkili şirketin çekim gücü yüksek ve kamuoyu nezdinde yüksek bilinirliğe sahip markalarının ayırt edici niteliği davalı şahsın markası nedeni ile zarar göreceğini, davalı markasının, zamanla bilinirliği artmış olan müvekkili markalarının gücünün ve etkileme alanının zayıflamasına neden olacağını ve “...” markasının, kamuoyu nezdinde ürün veya hizmetin kaynağını belirtme fonksiyonunu giderek zayıflatacağını, marka başvurusunun kötü niyet taşıması nedeniyle tüm mal ve sınıflar açısından hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı şahsın, müvekkili adına tescilli “...” ibaresi taşıyan markasının itibarından dolayı haksız avantaj elde edeceğini ve müvekkiline ait markanın ayırt edici karakterine zarar vereceğini iddia ederek ...'in ... sayılı ... kararının iptaline, ... kod no ile tescil başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden “...” ibareli markanın tescili halinde iptaline, hükümsüz sayılmasına ve Markalar Sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle; markaların görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel olarak benzemediğini, uyuşmazlık konusu 44. sınıftaki hizmetlerin alelade kullanıma özgü ve kolayca ulaşabilecek hizmetler olmadığını, 44. sınıftaki hizmetlerin ise tıbbi hizmetleri içerdiğini, ilgili tüketici kitlesinin hizmetten faydalanacağı zaman azami dikkat göstereceğini, karşı yan, markalarının bilinmesine rağmen sözde benzer marka başvurusunun yapılmasının kötü niyetli olduğunu iddia etmişse de kötü niyetin tespitinde önceki markadan haberdar olma veya bilebilecek durumda olmanın tek başına belirleyici olmadığının mahkeme kararlarında yer bulmuş olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun 30.05.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptali ve dava konusu ... sayılı marka başvurusunun tescil edilmiş olması halinde iptaline, hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şahıs tarafından 14.07.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 44. sınıfta marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından 12.10.2021 tarihli ve 382 sayılı .... 'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz ... tarafından reddedilmiş, davacı tarafından söz konusu karara ... ve Marka Kurumu ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ...’nun ... sayılı kararı ile; ''... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli marka gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (…) Başvuru sahibinin yayına itiraza cevaben sunduğu karşı görüş dilekçesinde, 6769 s. SMK'nın 19(2) maddesi hükmü kapsamında, itiraza gerekçe olarak gösterilen ... sayılı markanın "tıbbi hizmetler. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri." nde kullanımının ispatını talep ettiği tespit edilmiştir. İtiraz gerekçesi markanın tescil kapsmaında "İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri." hizmetleri bulunmadığından bu hiizmetler bakımından yapılan kullanımın ispatı talebi yerinde görülmemişse de "tıbbi hizmetler" bakımından talep dikkate alınmıştır. ... tarafından yeniden yapılan itiraz nedeni ile Kurul tarafından yapılan inceleme sonucunda, kullanımın ispatına dair deliler süresi içinde sunulmadığından (son tarih 06.04.2022 iken, deliller 01/05/2022 tarihinde sunulmuştur.) SMK Yönetmelik m. 29/3 hükmü gereğince kullanımın ispatlanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle itiraz gerekçesi markanın tescil kapsamı, kullanımın ispatı talebine konu olmayan (tıbbi hizmetler dışındaki mal/ hizmetler bakımından) diğer mal ve hizmetler bakımından dikkate alınmıştır. Yapılan inceleme sonucunda, başvuru kapsamında yer alan hizmetler ile itiraza mesnet markalanın kapsamında yer alan kullanımın ispatı talebine tabi olmayan malların/hizmetlerin mahiyeti, çekişme konusu ibarenin ayırt edicilik düzeyi ve başvuru ile itiraza mesnet markanın benzerliği bir arada değerlendirildiğinde başvuru ile itiraza mesnet marka arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (aynı yönde bkz. ...., 01/02/2012 tarih, ... sayılı kararı, para. 90) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir. SMK m. 5/1(ç) gerekçeli itiraz da hükmün şartları var olmadığından kabul edilmemiştir. '' gerekçesiyle, ''İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYR AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1-Dava konusu markanın kapsamında yer alan hizmetlerin davacının redde gerekçe markasının kapsamında aynen/ilişkili olarak yer aldığı,
2-Dava konusu marka başvurusu ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olduğu,
3-ANCAK davacının “...” ibareli redde gerekçe markasının dava konusu hizmetler için kullanıldığının ispat edilemediği, dolayısıyla davacının SMK 6/1 maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı,
4-Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
5-Kötü niyet olup olmadığı değerlendirmesi Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
6-... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1.Davacının “...” ibareli markasının dava konusu hizmetler için beş yıllık süre içinde ciddi kullanımını ispat edemediği,
2.Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin, davacının redde mesnet kabul edilen markası kapsamında yer alan hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olduğu,
3.Dava konusu marka ile davacı marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu,
4.Dava konusu marka ile davacı markaları arasında SMK m.6/1 anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu,
5.SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı,
6.SMK madde 6/9 gereğince kötü niyetin varlığına ilişkin değerlendirme salt hukuki nitelikte olduğundan, bilirkişi olarak kötü niyet konusunda herhangi bir değerlendirme yapılamayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç bendi “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.” tescil edilemeyeceği hükmünü amirdir. Bu düzenleme marka hukukuna hakim olan öncelik ve bir markanın tek bir sahibi olması ilkelerini ifade eder. Böylece daha önce tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış bir markanın aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzerinin, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetler için bir başkası adına mükerrer tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Aksi halin bir markanın birden fazla kişi tarafından kullanılmasına ve halkın yanıltılmasına neden olacağı kabul edilmiştir. Bu hususu ... tescil sürecinde, kendiliğinden dikkate almakla yükümlüdür.
Başvuruya konu markanın (işaretin) daha önce tescil edilmiş (veya başvurusu yapılmış) marka ile aynı olması, karşılaştırılan markaların (işaretlerin) özdeş, farksız, tıpa tıp taklit, aynen veya bire bir kopya olmalarını ifade eder. Aralarında küçük de olsa farlılık bulunan markalar ise aynı sayılamazlar. Ancak markaların farklı büyüklükte olması veya sözcük markalarının yazı karakterinin (el yazısı, büyük-küçük harf) veya yazı tipinin (.... gibi) farklılaştırılması aynı olma durumunu etkilemez.
Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik ise, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, orta düzeydeki alıcıda bıraktığı genel izlenimlerinin hemen hemen aynı olmasıdır. Bir başka deyişle, markalar arasındaki farklılık o kadar önemsizdir ki, müşteri kitlesi nezdinde markalar yazılış, okunuş, görsel veya işitsel olarak aynı imiş gibi algılanırlar.
Ancak 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesindeki tescil engelinin varlığı için sadece başvuru ile önceki markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması yeterli değildir. Aynı zamanda başvuru ve önceki markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin de aynı yada aynı tür olması zorunludur. Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi durumunda yasa koyucu halkın bu iki markayı karıştırma ihtimalinin bulunduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle, ... ayrıca karıştırma ihtimalinin var olup olmadığı üzerinde durmaksızın başvuruyu ret edecektir. Başvuru ve redde mesnet markanın kapsamındaki mal veya hizmetlerin bire bir örtüşmesi bir diğer söyleyişle özdeş olması halinde ayniyet mevcuttur. Aynı tür kavramı ise, kural olarak aynı sınıfın aynı alt gurubu içinde bulunmayı ifade eder. Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırmasına İlişkin ... sayılı Tebliğin 5 ve 7. maddeleri anılan ilkeyi açıkça ifade etmektedir. Bununla birlikte sınıflandırma Nice Anlaşmasının 2. maddesinde vurgulandığı üzere, tescil edilmiş herhangi bir markanın koruma kapsamının belirlenmesi bakımından bağlayıcı değildir.
Ayırt edilemeyecek kadar benzerlikten söz edilebilmesi için başvuru konusu işaret ile redde mesnet markalar arasında ortalama tüketici ve yararlanıcılar nazarıyla bakıldığında hiçbir araştırma ve herhangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede açık ve net biçimde iltibasın ortaya çıkmasının kesin olarak öngörülebilir olması gerekir.
Yüksek Mahkeme uygulamalarına bakıldığında; 07/02/2011 tarih .... Sayılı .... kararı, yine aynı yönde 28/05/2014 tairh .... sayılı ... Ltd.Şti. +... kararı, .... , ..... Sayılı ilamları,
..... Sayılı ilamıyla ''....'' ile .... ; ..... Sayılı ilamıyla .... ; .... Sayılı ilamıyla .... ile .... ; ..... Sayılı ilamıyla .... ; ..... Sayılı ilamıyla ...+.... ile ...; ..... Sayılı ilamıyla .... ; .... . Sayılı ilamıyla .... ..... Sayılı .... ; ..... Sayılı .... ; markaları arasında 7/1-b maddesi kapsamında ayniyetin bulunmadığı yönündeki kararlarının bulunduğu,
Nitekim .... uygulamalarına bakıldığında da, markaların birinde kısmen de olsa ayniyet algısını ortadan kaldırır bir şekil unsuru, bir mizanpaj var ise karşılaştırılan markaların özdeş olarak kabul edilemeyeceği vurgulanmaktadır. ... bu durumu “...” biçimindeki bir sözcük ile aynı markanın düzensiz bir yazı stili ile yazılmış biçiminin aynı olmayacağı örneği ile açıklamıştır. Yine .... markaları, .... markaları .... nezdinde aynı olarak kabul edilmeyen markalardır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (.... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Kullanımın İspatı Yönünden:
Davalı tarafından hem idari aşamada hem de eldeki davada redde gerekçe ... sayılı marka hakkında kullanım ispatı talep edilmiştir.
Mevzuatın 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir. Yine, 25/7 maddesinde ise; “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” hükmü düzenlenmiştir.
Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de markanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede;
Buna göre; hem hükümsüzlük hem de ... iptali istemi bakımından yapılacak kullanım ispatı değerlendirmesinde, davacının dayanak gösterdiği ... tescil numaralı markasının tescil tarihi 18.02.2014 olup açılan dava ve marka başvurusu tarihi itibariyle en az beş yıldır tescilli olduğu anlaşılmıştır.
SMK 19/2 ve 25/7 maddeleri gereğince markanın kullanıldığını ispat yükü davacıya aittir. Bu konuda delil serbestisi geçerli olup marka sahibi markasını kullandığını kanaat verici ve denetlenebilir olması kaydıyla gazete ve dergilerdeki duyuru, tanıtım ve reklamları, üzerinde tarih bulunan ve piyasaya dağıtıldığı ortaya konulabilen ve baskı tarihi denetlenebilen katalog, broşür gibi tanıtım araçları, dijital ortama konulduğu tarih teknik olarak ispat edilebiliyorsa internet ortamındaki arşiv kayıtları, süpermarket insertlerindeki görseller, fatura ve benzeri her türlü delille ispat edebilir.
İdari aşamada, davalı tarafından talep edilen kullanım ispatının davacıya bildirildiği tarih 06.03.2022, davacı tarafından kullanım ispatına yönelik delillerin sunulma tarihi ise 01.05.2022 olup delillerin süresi içinde sunulmadığı; davacı tarafından kullanım ispatına yönelik delillerin incelenmesi neticesinde, davacının “...” ibareli markasının dava konusu hizmetler için kullanıldığının ispat edilemediği, ... kararının iptali ve hükümsüzlük talebi bakımından da mahkememiz dosyasında kullanımın ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi neticesinde, davacıya ait markaların tanınmış olduğu dosya kapsamında ispat olunamamıştır.
Bu yönde bir kanaat oluşmamakla birlikte, davacı markası tanınmış marka olduğu kabul edilse bile, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, dava konusu markanın haksız yarar sağlayabileceği, davacı markasının itibarına zarar verebileceği, ayırt ediciliğini zedeleyebileceği ihtimallerinden birinin davacı tarafından ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Kaldı ki davacı taraf markalarını kullandığını da ispatlayamamıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemeyecektir. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanamamıştır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren başka bir beyan veya kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında karıştırılma ihtimali olsa da, davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük sebebi oluşturmamaktadır. SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce re'sen yapılan incelemede de SMK 5/1-ç bakımından da markaların ayniyet ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olma şartlarının oluşmadığı anlaşılmış aynı yöndeki ... kararının iptali ve hükümsüzlük taleplerinin bu kapsamda da reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/05/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır