T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/733 Esas - 2024/514
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/733
KARAR NO : 2024/514
...
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 06/10/2017
...
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 02/01/2024
KARAR TARİHİ : 17/07/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen alacak davalarının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA : Davacı vekili, müvekkiline ait kağıt üretim fabrikasının doğalgaz ihtiyacının 27/07/2012 tarihli sözleşme ile yıllık olarak yenilenmekle 01/01/2017 tarihine kadar davalı tarafça temin edildiğini, 2015 yılında Ağustos ayı ve sonrasında tüketimin anormalleştiğini, çalışma şartlarında bir değişiklik olmadığını, artışın korrektörden kaynaklandığının belirlendiğini, 10/08/2015 tarihinde durumun davalıya bildirildiğini, gerekli değişim yapılıp davalı tarafından müdahale edildiğini, 2017 yılında doğalgaz alımının dava dışı ... yapıldığını, Ocak-Şubat 2017 döneminde sattıkları gazın aldıkları gazdan fazla çıktığını tespit ettiklerini, 07/03/2017 tarihinde yeni korrektör takıldığını, değişimin akabinde gaz tüketiminin % 8,5 oranında düştüğünü, bunun üzerine 15 barlık korrektörün de değiştirildiğini, sonrasında %2,23 oranında gaz tüketiminin azaldığını, her iki korrektörde tüketiminin azaldığını ve çarpanların düştüğünün tespit edildiğini, aksaklıkların tespiti için 10/05/2017 tarihinde... yetkililerince eksi korrektörlerin takıldığını, artışların aynı oranda belirlendiğini, bu yönde tutanak tanzim edildiğini, önceki korrektörün fazla yazdığının davalıya ihtarla bildirildiğini, 20/06/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, sözleşmenin başlama günü olan 27/07/2012 tarihinden sözleşmenin sonu olan 2017 yılı Ocak ayına kadar bu yanlışlığın olduğunu, haksız yere bedel ödendiğini, fazladan tahsil edilen tutarın tutarın iade edilmediğini ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, sözleşmede yetkili mahkemenin ... olarak tayin edildiğini, yaptıkları iş gereği doğalgaz harcamasının sabit olmadığını, mevzuata uygun faturalar düzenlendiğini, sayaca yapılan müdahaleyi kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili, asıl dava dilekçesindeki vakıaları tekrar ederek, doğal gaz tüketiminin korrektörlerden kaynaklandığını, davalının sözleşmenin başı olan 2012 yılından 2015 yılına kadar dönemde de müvekkilinden fazladan tahsilat yaptığını, ayrıca müvekkilinden fazladan yapılan tahsilat nedeniyle oluşan zararın temerrüt faiziyle giderilemeyeceğini, daha fazla zararının bulunduğunu, bu zararın da mahkemece hesaplanması gerektiğini, yıllık enflasyon, tefe ve tüfe artış oranları, mevduat, devlet tahvilleri v.s dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla Temmuz 2012- ylül 2015 dönemlerinde müvekkili şirketin aşkın zararının hesaplanarak davalı şirketten 100,00 TL'lik kısmının tahsiline, aksi takdirde belirtilen döneme ati toplam zararın hesaplanarak kötü niyetli sebepsiz zenginleşen davalı şirkete ilk bildirim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, munzam zarar koşullarının oluşmadığını, davacının talebinin açık bulunmadığını, istemin zamanaşımına uğradığını, esasen bu davanın açılmasında hukuki yararında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
KANITLAR :Taraflar arasında düzenlenmiş, ilk önce 27/07/2012 tarihinde imzalanmış ve her yıl yenilenmiş doğalgaz satım sözleşmesi ve ekleri sunulmuştur.
Davacının, davalıya başvurusu ve cevabi yazı örneği ibraz edilmiştir.
Davacı ile dava dışı ...yetkililerince tutulmuş tutanak örneği sunulmuştur.
Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı faturalar ile ödeme belgeleri ibraz edilmiştir.
BA ve BS formları getirtilmiştir.
Davalı taraf mütalalar sunmuştur.
Davacının, davalıya keşide ettiği 09/06/2017 tarihli ihtarnamenin 20/06/2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Asıl davanın açıldığı ... Karar sayılı yetkisizlik kararı ile dosya mahkememize gönderilmiştir.
Talimat mahkemesi kanalıyla mahallinde makine mühendisleri ve mali müşavir aracılığıyla keşif icra edilmiş, düzenlenen raporda davacının doğalgaz alımına ilişkin tespit yapan korrektörlerin log kayıtlarının incelenmesi ve/veya davacı şirkete ait tüketim değerlerinin kıyaslanması gerektiği yönünde ön rapor sunulmuştur.
Davaya konu korrektörlerin fiziki tespiti yapılmış, log kayıtlarının incelemesini yapabilecek kurum araştırılmış, bu kurumun .... olduğu tespit edilmiş ve anılan kurumdan talimat mahkemesi kanalıyla log kayıtları raporu alınmıştır.
Yeniden Kütahya mahkemesine talimat yazılarak ek rapor alınmış, anılan raporda incelenen korrektörlerin ... marka,... seri numaralı korrektörler oldukları, log kayıtlarının güvenilir olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, her iki cihaz için log kayıtlarının kayıt yapıldığı andaki değerleri gösterdiği, ... seri numaralı cihazın 15/07/2013 tarihinde sıkıştırılabilir oranı canlı ölçüm moduna alındığı ve ... değiştirildiği, canlı ölçüm modundan sabit moda geçirildiği, 02/08/2013 tarihinde bağıl yoğunluğunun değiştirildiği, canlı ölçüm moduna ayarlandığı, 16/09/2013 tarihinde 10,79'dan 10,84 değerine sabitlendiği, 05/05/2014 ve 23/03/2015 tarihlerinde de yine mod değişiklikleri yapıldığı, ... seri numaralı korrektörde de 15/07/2013, 17/06/20113, 02/08/2013, 16/09/2013, 05/05/2014 ve 23/03/2015 tarihlerinde de yine değişikliklerin olduğu, defter ve kayıtlar ... merkezde bulunduğundan defter ve kayıtların incelenemediği hususları görüş olarak bildirilmiştir.
SMM vasıtasıyla taraf defter ve kayıt incelemesi yaptırılmış, düzenlenen raporda; taraf defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutuldukları, düzenlenen faturaların karşılıklı yer aldığı,... formlarının örtüştüğü, ödemelerde itirazı kaydın bulunmadığı belirlenmiştir.
Talimat mahkemesi kanalıyla ...'dan makine bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış, taraf vekillerinin rapora yönelik itirazları değerlendirilmiş, değerlerin korrektörlere kimin tarafından girilip sabitlendiği ve bu yetkinin kimlerde olduğu hususlarının taraflarınca bilinemeyeceği görüş olarak açıklanmıştır.
Önceki raporlar hüküm kurmaya yeterli olmadığından yeniden doğalgaz ve LPG alanında uzman kimya mühendisi ile mali müşavirden rapor alınmış, anılan bu raporda önceki raporlar irdelenmiş, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirilmiş, tetkik edilmiş, fiziken incelenen korrektörlerin hatalı korrektörler olup olmadığının tespit edilemediği, heyete doğalgaz ölçüm alanında uzman bir bilirkişinin eklenmesi gerektiği ön rapor olarak sunulmuştur.
İkinci bilirkişi heyetine doğalgaz alanında uzman makine mühendisi eklenmiş, düzenlenen bu raporda; korrektörlerin gaz ölçümünde hacim düzenleyicisi oldukları, gaz ölçümünde en önemli zorluğun gaz hacminin gazın kendi özelliklerine ve ortam şartlarına bağlı olarak değişmesi bulunduğu, doğalgaz hacminin ve enerji olarak karşılığının net olarak belirlenmesi için farklı cihazlar ve teknikler kullanıldığını, doğalgaz ölçümünde hacim düzeltme cihazları korrektörlerin önemli bulunduğu, doğalgaz ölçümünde basınç, sıcaklık ve sıkıştırılabilirlik durumunun hacim değişikliklerinde dikkate alındığı, korrektörlerin doğalgaz hattı üzerine bağlı mekanik bir sayaçla çalıştıkları, korrektörün devreye alınması sırasında üreticisinin korrektör şifresini gaz dağıtım şirketi operatörüne verdiği, başkasının bu şifreyi bilmesinin mümkün olmadığı, operatörün verileri korrektöre yükleyeceği, buna göre değişimler olacağı, cihazların 23/03/2013 tarihi ile 11/09/2015 tarihleri arasında sıkıştırılabilirlik oranı için cihazın canlı ölçüm modunda çalıştığı, bu tarihler arasında aylık veriler incelendiğinde sıkıştırılabilirlik oranının ... olduğu, Ekim 2015'ten sonra ise bu sıkıştırılabilirlik oranının 1,094 olarak sabitlendiği, sözleşmede tedarikçinin ve ...'nın verileri değiştirme hakkının mevcut olduğu, ancak bu özellikler arasında sıkıştırılabilirlik kat sayısının bulunmadığı, dava konusu sökülen korrektörlerin davalının itirazının aksine sözleşmede kullanılan korrektörler bulunduğu, zira davacıya ait doğalgaz projesinin hazırlanmasında bu korrektörlerin markasının ve seri numaralarının yer aldığı, log kayıtlarının incelenmesinde ise mevzuata göre ... firmasının raporlamada yetkili olduğu, anılan korrektörlerin pil zayıfladığında görevlerini yapamayacağı, yanlış veri girişi veya hiç veri girişi olamayacağı, geçmişe yönelik log kayıtlarını hafızasında saklayan cihazların sökme, darbe gibi durumlarda hafıza kayıtlarında bir değişiklik olmayacağı, olsa olsa şiddetli darbede hafıza kaydının tamamen silinebileceği, farklı bir kaydın oluşamayacağı, aylık ve yıllık tüketimlerin belirlendiği, bunların varsayımsal olmadığı, 2017 yılı başından itibaren doğalgaz alımının sözleşmenin bitmesi sonrasında ....üzerinden sağlandığı, sıkıştırılabilir kat sayısının 4 barlık istasyonda 1,094, 15 barlık istasyonda ise 1,080 girilmesinin davalıya haksız kazanç sağlayacağı, buna göre 4 barlık istasyonda 911.531,60 m3, 15 barlık istasyonda 169.510,51 m3 fazla gazın fatura edildiği hususları görüş olarak bildirilmiştir.
İkinci bilirkişi kurulundan yeniden itirazları karşılar ek rapor alınmış, görüşlerinde değişiklik olmadığı bildirilmiştir.
Mali müşavir bilirkişiden 4 barlık ve 15 barlık istasyondaki fazla gaz tüketiminin bedeli ile ilgili rapor alınmış, düzenlenen bu raporda, dönemlere ilişkin ortalama gaz birim fiyatları tespit edilmiş, buna göre KDV hariç 924.659,19 TL davacının alacağının bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacı vekili, KDV dahil olmak üzere 1.091.097,81 TL alacağın 20/06/2017 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili yönünde ıslah dilekçesini sunmuştur.
GEREKÇE: Asıl dava, fazladan tahsil edilen gaz bedelinin istirdadı, birleşen dava ise munzam zarar, olmadığı takdirde ise yine fazladan tahsili edilen gaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında doğalgaz satışına ilişkin sözleşmelerin olduğu, bu sözleşmelerde davalının satıcı, davacının alıcı sıfatının bulunduğu, anılan ticari ilişkinin 2012 yılında başlayıp 2017 yılı başlarında sonlandığı, davalı tarafından düzenlenen faturaların davacı tarafından düzenli ödendiği, davacının, sözleşmenin başından beri ve özellikle de 2015 yılı ortasından sonra, üretimde bir değişiklik olmadığı halde gaz kullanımının fazla gösterilerek faturaların buna göre düzenlendiğini, fazladan bedel ödediğini, tüketim miktarındaki bu ani artışın hayatın olağan akışına uymadığını, düzeltilmesi için davalıya başvurduğunu, verilen cevapta düzeltildiğinin bildirildiğini, bir düzelmenin olmadığını, 2017 yılında davalı dışındaki tedarikçiden doğalgaz alınmaya başlandığını, korrektörlerin değiştirilmesi sonucu fazladan gaz tüketiminin yine ortaya çıktığını, davalının fazladan tahsilat yaptığını ileri sürdüğü, asıl davasında fazladan tahsil edilen tutarın, birleşen davasında ise munzam zararının, olmadığı takdirde de sözleşmenin başından 2015 yılına kadar olan fazladan tahsil edilen tutarın tahsili talep ettiği, davalının ise zamanaşımı def'inde bulunarak, asıl ve birleşen davanın reddini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Asıl davada çekişme, davacının gerçek tüketim bedeli dışında davalıya fazladan doğalgaz ücreti ödeyip ödemediği, ödemiş ise istirdadının gerekip gerekmediği, gerekmekte ise tutarı, birleşen davada ise munzam zarar, olmadığı takdirde de yine fazladan ödemesinin olup olmadığı, tahsilinin gerekip gerekmediği ve istemlerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönlerinde toplanmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl ve birleşen davaların açılış ve sözleşmelerin bitim tarihleri ile ticari satım sözleşmesinden kaynaklı davaların 10 yıllık zamanaşımına tabi olması dikkate alınarak zamanaşımı savunmasına itibar edilmemiş ve işin esası incelenmiştir.
İddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar, satım sözleşmeleri, faturalar, taraflar arasındaki yazışma ve çekilen ihtarnameler, davacının dava dışı firmayla tanzim ettiği tutanak, davacının doalgaz projesi ile kayıtları, davacıya ait işyerinde sökülen korrektörler üzerinde yapılan inceleme, anılan korrektörlerin log kayıtları dökümü, davacının yıllık ve aylık doğalgaz kullanım tutarları ve dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olarak düzenlenen son bilirkişi raporu ile mali raporlar kapsamından, davacının, işyerinde kullandığı doğalgaz emtiasını 2012 yılının başından 2017 yılı başına kadar davalıdan temin ettiği çekişmesizdir. Tanzim edilen faturaların davacı tarafından yine düzenli şekilde ödendiği de sabittir. Davacı nezdinde üretim kapasitesinde ve çalışma şartlarında bir değişiklik olmadığı halde, kullanılan doğalgaz miktarında artış olduğu ve faturaların buna göre düzenlendiği yönünde davacının, davalıya başvurduğu, davalının da bir yanlışlık bulunmadığı yönünde cevap verdiği anlaşılmaktadır. 2017 yılı sonunda sözleşmenin yenilenmediği, davacı tarafından doğalgaz tedarikçisinin değiştirildiği, gaz tüketiminde anormallik olması nedeniyle korrektörlerin değiştirildiği, eski korrettörlerin yeniden takılması halinde yine yüksek tüketim gösterdiğine yönelik tespitlerin yapıldığına dair tutanak düzenlenmiştir. Davalı taraf, diğer savunmalarının yanında korrektörlerin gıyabında söküldüğünü, müdahale edilmiş olabileceğini savunmuştur. Ancak, davacının onaylı doğalgaz projesindeki bilgilerden, anılan korrektörlerin taraflar arasındaki satım sözleşmesi süresince takılı korrektörler olduğu, marka, seri numarası ve diğer özelliklerinin aynı bulunduğu belirlenmiştir. Öte yandan, bu korrektörlere şifresi olmayanın müdahale edemeyeceği, olası bir darbede log kayıtlarının değiştirilemeyeceği de teknik olarak tespit edilmiştir. Müdahalenin ancak şifre verilen tedarikçi operatörünce yapılacağı açıklanmıştır. Yine log kayıtlarının korunduğu ve kullanım ile müdahale raporu yetkili kurumca mahkememize sunulmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda özellikle 2015 yılı içinde ve sonrasında korrektörlere müdahaleler olduğu, önceki kullanıma göre her iki korrektörde de artışlar bulunduğu ve önceki döneme göre bu miktarın belirlendiği açıklanmıştır. Mali bilirkişi raporunda da ortalama fiyatlar esas alınarak fazladan tahsil edilen tutar tespit edilmiştir. O halde, taraflar arasındaki sözleşme süresinde kullanılan, üzerinde keşif yapılan, log kayıtları mevcut olan ve ancak davalı taraf yetkililerinde bulunduğu şifre ile müdahale edilebilen, esasen kayıtlardan anlaşılacağı üzere zaman zaman müdahale edilerek veri girişi yapılmış olan korrektörlerin kayıtları, davacının baştan beri birbirine yakın kullanım miktarları, davacının farklılık nedeniyle davacıya başvurması ve sonraki tedarikçi ile yapılan sözleşme, kayıtlardaki anormallik sonrası yeni korrektörlerin takılmış olması ve öncesi tutulan tutanak kapsamından, davalının, davacıdan fazladan gaz bedeli tahsil ettiği, bu bedelin ortalama esas alınarak belirlendiği ve yine ortalama fiyatlar dikkate alınarak iadesi gereken tutarın tayin edildiği, bu bedele KDV'nin de dahil olduğu, asıl davada davacı alacağının 1.091.097,81 TL bulunduğu, davacının daha önce davalıya ihtarname keşide ederek davalıya temerrüte düşürdüğü, verilen önel dikkate alınarak temerrütün 17/06/2017 tarihinde gerçekleştiği, bu nedenle davacının asıl davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır.
Birleşen davada munzam zarar ve olmadığı takdirde 2012 yılından 2015 yılına kadar bedelin tahsilinin talep edildiği, ancak asıl dava dilekçesinin incelenmesinde davanın 2012 yıılndan beri fazladan gaz bedeli tahsiline dayalı olduğu, özellikle 2015 yılından sonra anormalliğin bulunduğunu ileri sürerek kısmi davasını açtığı, düzenlenen bilirkişi raporunda farklılığın 2015 yılı ortasında olduğunun ve miktarının tespiti sonrasında rapora bu yönüyle itirazının bulunmadığı, dava devam ederken sonra yeniden aynı dönemi kapsar dava açmasında hukuki yarının bulunmadığı kabul edilmiştir. Terditli davası bakımından ise, bu talebin temerrüt faiziyle karşılanmayan munzam zarara ilişkin olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 105. maddesine göre alacaklının uğradığı zarar, geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir. Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde öngörülmüştür. Birincisi, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmayacaktır. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ileri sürüp ispatlamalıdır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da kanıtlamalıdır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmeyecektir. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü hususudur.
O halde, davacının munzam zarar istemi de yerinde görülmemiş, bu isteminin de reddine karar vermek gerekmişir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının asıl davasının kısmen kabulüne, 1.091.097,81 TL’nin temerrüdün gerçekleştiği 27/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 74.532,89 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40 TL, 138,38 TL tamamlama harcı ve 18.463,00 TL ıslah harcının toplamı 18.632,78'nin mahsubu ile noksan olan 55.900,11 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
b)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 150.020,76 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
c)Davacı tarafça yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 138,38 TL tamamlama harcı ve 18.463,00 TL ıslah harcı, 14.076,800 TL posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 32.740,98 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
d)Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
2-Birleşen ... Esas sayılı davasında 2013-2014 ve 2015 yıllarına ilişkin davanın asıl davada görülmesi ve hukuki yarar yokluğundan dolayı usulden, terditli açılan munzam zarar isteminin ise esastan reddine,
a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
b)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
c)Arabuluculuk aşamasında harcanan 3.560,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
d)Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... İstinaf yolu açık olmak üzere 17/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...