T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2019/667 Esas - 2022/441
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2019/667
KARAR NO: 2022/441
BAŞKAN:...
ÜYE:....
ÜYE: ....
KATİP: ...
DAVACI....
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 1....
DAVALI: 2- ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 09/12/2019
KARAR TARİHİ: 15/06/2022
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/06/2022
Mahkememize açılan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
İDDİA
Davacı vekili, dava dışı borçlu ......’ye imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde Müvekkili Bankaca kredi tesis edildiği, davalı borçlular ..... ve... ......’nin bahse konu Sözleşmeyi müşterek ve müteselsil borçlu olarak imzalamış oldukları, sözleşme uyarınca kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine, davalı borçlulara borcun ödenmesi için ....Noterliği’nin 20.03.2019 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, keşide edilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine ise borçlular aleyhinde .... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak davalıların haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettikleri, davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazın haksız ve dayanaksız olduğu, zira icra takibinde istenilen tutarların taraflar arasındaki sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğu, davalılarca Sözleşmeyi Şirketler adına kefil olarak imzalayan kişilerin, Şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de; davalı şirketlerden .... adına Genel Müdür ....’ün Sözleşmeyi imzaladığı, söz konusu şirketin .... Noterliği’nin 12.11.2014 tarih ve...yevmiye numaralı imza sirkülerini Müvekkili Banka’ya sunarak; söz konusu şirketi temsilen, müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girildiği, davalı Şirket’in, yönetim kurulu aracılığıyla şirketi temsil etme yetkisini genel müdür sıfatıyla ....’e devir ettiğinin anlaşılmakta olduğu, adı geçenin de şirketi temsilen kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığı, diğer davalı/borçlu şirket... ....’nin Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla ...’ın, Müvekkili Banka’ya sunduğu ..... Noterliği’nin 23.05.2014 tarih ve ....yevmiye numaralı imza sirküleri ile kredi sözleşmesini akdettiği, 6102 Sayılı TTK’nın 370. maddesindeki hüküm gereğince, yönetim kurulu üyelerinden her birinin, şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, nitekim mezkur imza sirkülerinde de her bir yönetim kurulu üyesinin, şirketi münferiden temsil etme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, davalı şirket vekilince, müvekkillerinin işletme konusu içinde yer almayan işlerden ötürü kefil sıfatıyla sorumluluk altına giremeyeceğinden bahisle kefelet sorumluluğunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de, söz konusu iddianın mer’i mevzuat ve yüksek mahkemenin kökleşmiş içtihatları gereği kabulünün mümkün olmadığı beyan edilerek davalıların icra takibine karşı yapmış oldukları itirazlarının iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhinde hükmolunan bedelin % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
SAVUNMA
Davalılar vekili, kefalet sözleşmesini Müvekkili Şirketler adına imzalayan şahıslara, Müvekkili Şirketler tarafından kefalet işlemine ilişkin verilmiş geçerli bir yetki ve/veya vekalet bulunmadığı, kredi Sözleşmesi’ne........ adına imza atan ...’nın sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle kefalet sözleşmesi imzalamasına yetkili kılındığına ilişkin geçerli bir Yönetim Kurulu Kararı yahut vekaletnamenin şirket kayıtlarında bulunamadığı, ilgili şahıs hakkında .... terör örgütüne üye olma suçu dahil olmak üzere bir çok suç nedeniyle soruşturma işlemlerinin devam ettiği, hale yurtdışında kaçmış durumda olduğu, kredi Sözleşmesi’ne..... adına imza atan dönemin genel müdürü ....’ün de; ilgili kefalet sözleşmesine imza atabileceğine ilişkin şirket kayıtlarında geçerli bir Yönetim kurulu kararı tespit edilemediği gibi geçerli bir vekâletnamenin de bulunmadığı; ....hakkında da; ....E. numaralı dosyası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle kovuşturma devam ettiği, ilgili Mahkemece kabul edilmiş olan İddianame örneğinin Sayın Mahkemece celbi halinde de; müvekkil... A.Ş.’yi zarara uğratacak usulsüz iş ve işlemlerin işbu dava konusu kefalet ile sınırlı olmadığının açıkça görüleceği, 31.10.2014 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile; ....nin dönemin Genel Müdürü olan...’e tutanakta yer alan konularda yetki verilmesine karar verildiği, tutanakta yer alan yetki konulan arasında; şirketi borç altına sokabilecek işlemlerin yapılması, yahut kefil olunmasına dair herhangi bir yetki yer almadığı, ayrıca ilgili karara istinaden; Ankara 24. Noterliği’nin 12.11.2014 tarih 26702 yevmiye numaralı İmza Sirkülerinde yer alan yetkilere bakıldığında da; kefalet sözleşmesi imzalanması ve şirketi borçlandırıcı iş/işlemlerin yapılması konusunda...’e verilmiş bir yetki bulunmadığı, ilgili imza sirküleri ve Yönetim Kurulu Kararının davacı bankaya da 24.03.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin imzalanması sırasında sunulduğu, müvekkilleri adına kefalet sözleşmesini imzalama yetkisi bulunmayan... ve ...’ın Sözleşmeye imza atılması konusunda, davacı banka Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirmedikleri, müvekkili Şirketler adına tek imza atılmış olması sebebiyle kefalet sözleşmesinin geçersiz olup, müvekkil şirketlerin davacı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığı, zira TTK. madde 370 uyarınca esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğu, müvekkili Şirketlerin Anasözleşmesine göre Şirket’in yönetim ve dışarıya karşı temsilinin yönetim kuruluna ait olduğu, Şirket tarafından verilecek bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için, bunların şirketin unvanı altına konmuş ve şirketi ilzama yetkili iki kişinin imzasını taşıması gerektiği, Genel Kredi Sözleşmesinde kefil şirketlerin çift imzayla temsili mümkünken, tek imza atılmış olması nedeniyle geçerli bir kefalet bulunmadığı, davacı banka ile imzalanmış olan Genel Kredi Sözleşmesi’ne davalı müvekkillerince kefil olunmasının, işletme konusu içerisinde yer almayan bir işlem olduğu, TTK. madde 371 uyarınca üçüncü kişi işlemin işletme konusu dışında olduğunu bilebilecek durumda olması halinde işlemlerin şirketi bağlamayacağı, davacı Bankanın Genel Kredi Sözleşmesine ilişkin kefalet işleminin, Müvekkili davalıların amaç ve konusu dışında kaldığını bilmediği iddiasında bulunmasının mümkün olmadığı, davacı Bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, ayrıca dava konusu Genel Kredi Sözleşmesi ve limit artırımında da dürüstlük ve iyiniyet kurallarına da aykırı hareket ettiği, özellikle çift imza yetkisi konusunda gerekli ve yeterli inceleme yapılmadığı, davacı Banka tarafından talep edilen faizin de kabulünün mümkün olmadığı, talep edilen faizin fahiş olduğu beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
HUKUKİ GEREKÇE
Dava, dava dışı şirkete kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredilerden kaynaklı alacağın tahsili ve deposu amacıyla başlatılan takibe itirazın haksızlığı iddiası ile açılan itirazın iptali davasıdır.
Celp edilen Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4946 esas sayılı esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacı bankanın nakdi krediden kaynaklı 44.647,62 TL asıl alacak, 6.977,20 TL gecikme tazminatının asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek gecikme tazminatı ile birlikte tahsili amacıyla, 683.007,07 TL meri teminat mektubunun deposu takip ve dava esnasında nakde çevrilmesi halinde ise ödeme tarihinden itibaren işletilecek gecikme tazminatıyla birlikte tahsili amacıyla dava dışı borçlu şirket ile davalı kefiller aleyhinde ilamsız takip başlatıldığı, iş bu davanın ise süresinde açıldığı görülmüştür.
Davacı bankanın şubesi ile dava dışı şirket arasında 24/03/2015 tarihli 565.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalanmış, iş bu sözleşme altında davalı şirketlerin kefil olarak isimleri ile imzalar bulunmaktadır. Her iki davalı da kefaletlerinin geçersiz olduğuna yönelik savunma yaptıklarından çekişme davalıların kefaletlerinin geçerli olup olmadığı, geçerli ise takip tarihi itibari ile nakdi krediden kaynaklı sorumlu oldukları tutar ve ayrıca da gayri nakdi kredi olan teminat mektuplarının deposunun talep edilip edilmeyeceği, nakde çevrilmesi halinde nakde çevrilen tutardan davalıların sorumlu olup olmadıkları üzerinde toplanmaktadır.
Tarafların davaya ilişkin delil ve belgeleri toplandıktan sonra dosya ehil bir bankacı bilirkişiye tevdi edilerek alınan 15/04/2021 tarihli raporda "...Dosya kapsamında bulunan belge ve bilgilerin incelenmesi sonucunda, Raporumuzun önceki bölümlerinde yer verilen tespit, değerlendirme ve açıklamalarımız uyarınca, hukuki takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
1) Davalı borçlu.....’ye ilişkin kefalet şerhinin, Şirket kaşesi üzerinde imzanın olmaması hususu Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere, TBK. madde 583’e uygun olarak tesis edilmiş olduğu,
Buna karşın yukarıda yer verilen açıklamalarımız uyarınca; ....’ün davalı kefil Şirket adına Kredi Sözleşmesi imzalayabilmesi için alınacak kredi hususunun önce yönetim kurulunca kararlaştırılması gerektiği, yönetim kurulunca.... Bankası’ndan kredi alınması konusunda alınmış bir karar bulunmadığından(Davalı Şirketin 2015 yılı yönetim kurulu karar defterinin incelettirilip incelettrilmemesi hususu Sayın Mahkemenin takdirindedir.) ....ün dava konusu Kredi Sözleşmesini imzalama yetkisinin bulunmadığı,
2) ... tarafından.........adına atılan imzanın geçerli olduğu, Sözleşmedeki kefalet şerhinin, TBK. madde 583’e uygun olarak tesis edildiği,
3) Sözleşmelerdeki kefalet imzalarının geçerliliğine ilişkin takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Raporumuzun önceki bölümlerinde yer verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.07.2013 tarihli Esas:.... sayılı ilamdaki görüş dikkate alındığında, borçlunun ifada gecikmesi ve asıl borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalmış olması şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması nedeniyle davalı kefiller hakkında icra takibi yapılmasının şartlarının oluştuğu,
4) Nakit alacaklar için icra takip tarihi itibariyle tarafımızdan yapılan hesaplamada;
5)Yukarıda yer verilen emsal yargı kararları uyarınca, kefillerin depo tutarlarından sorumlu olduğuna dair Sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığından, davalı kefil Şirketlerin depo tutarlarından sorumlu olmadığı,
Sayın Mahkemece bu görüşümüze katılınmaması durumunda depo tutarının 683.007,07 TL olacağı,
6) İcra takibinde istenilen yıllık % 35,04 temerrüt faiz oranının uygun olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş, davacı banka vekili teminat mektubunun 119.597,38 TL'lik kısmının iade edildiğini, 563.409,69 TL'lik kısmının ise yargılama esnasında 10/12/2019 tarihinde tazmin edildiğini, davalıların kefaretlerinin geçerli olduğunu, nakit alacağın hatalı hesaplandığını, davalılar vekili ise bilirkişi raporunda yer alan Haccetepe İnovatif'e ilişkin kefalet şerhinin geçerli olduğuna yönelik tespitin hatalı olduğunu, raporu kabul etmedikleri yönünde beyan ve itirazda bulunduklarından dosya aynı bilirkişilere tevdi edilmiş, alınan 30/11/2021 tarihli ek raporda bilirkişi kök raporda belirtilen görüşlerini değiştirmemişler, bu ek rapor taraflara tebliğ olunduktan sonra dosya aynı bilirkişiye tevdi edilerek ikinci ek rapor alınmış, ikinci ek raporda davacı bankanın nakit alacaktan asıl alacak 44.694,97 TL ve BSMV 40,60 TL olarak hesaplanmış olmakla birlikte, davacının asıl alacak talebi daha düşük olduğundan ve BSMV talebi bulunmadığından, talep uyarınca asıl alacağın 44.647,62 TL ve BSMV’nin ise 0,00 olarak dikkate alınması gerektiği, buna karşın; işlemiş faiz 5.590,78 TL olarak tespit edildiğinden, davacının bu kaleme ilişkin talebinin(Talep: 6.977,20 TL) 1.386,42 TL’lik kısmının yerinde olmadığı, takibin 44.647,62 TL ana para, 5.590,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.238,40
TL alacağı olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %35,04 oranında temerrüt faizi yürütülmesi gerektiği gayri nakdi alacak yönünden ise söz konusu 683.007,07 TL teminat mektubunun 119.597,38 TL'lik kısmı iade edilmiş, depo talebine konu edilen miktar ise 563.409,69 TL olup bu tutarda 10/12/2019 tarihinde nakde çevrildiğinden bu tarihten itibaren yıllık %35,04 oranında faiz yürütülmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiş, rapordaki hesaplamalar, uygulanan faiz, başlatılan temerrüt faizi, sözleşme, ihtarnameler ile sunulan delil ve belgelere uygun olduğundan taraf itirazları yerinde görülmeyerek raporlar yeterli görülmüştür.
Yukarıda belirtilen genel kredi sözleşmesi, 01/06/2015 tarihinde 85.000,00 TL artırılarak 615.000,00 TL'ye çıkartıldığı, bu artırıma ilişkin kefalet imzalarının olmadığı, sözleşme limitinin daha sonra ise 17/09/2015 tarihinde 600.000,00 TL artırılmak suretiyle 1.250.000,00 TL'ye çıkartılmış, kefiller bu sözleşmeyi de imzalamışlardır. Her iki davalı şirkete ait kefalet şerhlerinin altında şirket kaşeleri üzerinde atılan bir imza bulunmakta.... Şirketi adına atılan imzanın ...'a,.... adına atılan imzanın ise...'e ait olduğu belirlenmiştir. Ana sözleşmenin 19/12/2014 tarihli ve 8719 sayılı ....Gazetesi'nde yayınlanan temsil ve ilzama yönelik değişiklik göz önünde bulundurulduğunda...'ün kredi sözleşmesini kefil olarak imzalaybilmesi için yönetim kurulundan yetki alması gerektiği fakat yönetim kurulundan yetki almadan bu sözleşme imzalandığından.... Şirketi'nin kefaletinden dolayı sorumluluğu yoktur. ....Şirketi'nin 17/07/2013 tarihli ve 8365 sayılı .... Gazetesi'nde yayınlanan ana sözleşmesinin 7.maddesine göre sözleşmede imzası olan ..., şirketin yönetim kurulu üyesi olup, temsil ve ilzama ilişkin hükümler göz önünde bulundurulduğunda ..., şirket adına kefil olarak imzayı atmaya yetkilidir. Deposu talep edilen teminat mektubu yargılama aşamasında nakde çevrildiğinden her ne kadar kefillerin depo talebinden sorumlulukları yok ise de nakde çevrildiğinden ve gayrinakit alacak da nakit alacağa dönüştüğünden kefillerin sözleşmeye göre sorumlulukları vardır. Yukarıda belirtildiği gibi davalı kefillerden sadece H.....'nin kefaleti geçerli olduğundan nakde çevrilen teminat mektubundan da bu davalı sorumludur. Davalı diğer şirket olan .... nakde çevrilen teminat mektubundan sorumlu değildir.
Toplanan delillere göre dava dışı şirket ile davacı bankanın şubesi arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete nakdi ve gayri nakdi krediler kullandırıldığı, her ne kadar sözleşmeyi .... adına tek yönetici imzalamışsa da ana sözleşmeye göre yöneticinin tek başına sözleşmeyi kefil olarak imzalayabilmesi için yönetim kurulundan karar alınması gerektiği, yönetim kurulu kararı alınmadan yöneticinin kefil olarak sözleşmeyi imzalamakla kefaletinin geçersiz olduğu, diğer davalı şirketin kefaletinin ise geçerli olduğundan bilirkişi raporunda belirtilen nakdi krediden doğan alacak ile nakde çevrilen teminat mektubu tutarından bu davalının sorumlu olduğu kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, nakdi kredi yönünden asıl alacak likit olduğundan davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1.-Davalı ...... hakkında açılan davanın reddine,
1.a)Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen nakdi alacak ve nakde dönen teminat tutarı üzerinden hesaplanan 47.801,73 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
2.-Davalı ....hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile nakdi krediden kaynaklanan 44.647,62 TL ana para, 5.590,78 TL işlemiş faiz olmak üzere 50.238,40 TL'ye bu davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, kabul edilen ana alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %35,04 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, takip tarihinden sonra nakde çevrilen teminat mektubu nedeniyle 563.409,69 TL'nin 10/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek %35,04 onanında temerrüt faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, bu davalı hakkında fazlaya ilişkin istemin reddine,
Nakdi krediden kaynaklanan alacağın likit olması nedeniyle 50.238,40 TL üzerinden hesaplanan 10.047,68 TL %20 inkar tazminatının bu davalıdan alınmasına,
2.a)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 41.918,30 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 8.872,52 TL'nin mahsubu ile noksan olan 33.045,78 TL'nin bu davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
2.-b)Arabulucu ücreti olarak suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin bu davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
2.-c)Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen nakdi alacak ve nakde dönen teminat tutarı üzerinden hesaplanan 47.732,40 TL nispi vekalet ücretinin bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2.-d)Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen nakdi alacak üzerinden hesaplanan 1.386,42 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
2.-e)Davacı tarafından bu dosya için yatırılan 8.872,52 TL nispi harcın bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2.-f)Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvuru harcı, 165,10 TL Posta/tebligat gideri ile 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.709,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 1.663,59 TL'nin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta içinde .... Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere 15/06/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan...
Üye ...
Üye ...
Katip ...