T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/429
KARAR NO : 2025/116
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 19/11/2015
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan alacaklarının tahsili için ... .... ... ... ... ... Esas sayılı dosyaları kapsamında icra takibi başlattığını, bu takiplerin kesinleştiğini, anılan icra dosyalarından kaynaklanan borçların ödenmesi hususunda 16/09/2013 tarihli borç yapılandırma protokolünün karşılıklı olarak kabul edildiğini, protokolün 3. maddesi ile davalı tarafın ödemelerde gerçekleşen gecikmeler için vade farkı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bunu rağmen davacı tarafından düzenlenen 01/02/2015 tarihli ve 557687 sıra numaralı faturayı davalının ihtarname ile iade ederek fatura münderacatını kabul etmediğini bildirdiğini, anılan faturanın ... ... ... ... ... ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, davalının haksız itirazı sebebi ile takibin durdurulduğunu, dava konusu icra takibine dayalı alacağın taraflar arasındaki protokole göre düzenlenen faturaya dayandığından borç konusunun likit olduğunu ileri sürerek, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, takibe konu alacağın sözleşmede kararlaştırılan faizi ile tahsiline, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, taraflar arasında davalı şirketin bağlı bulunduğu ... .... ... ... ... ... ... Esas sayılı dosyalarında kambiyo evrakına dayalı icra takibinin başlatıldığını, ayrıca davalı tarafından kabul edilmeyen ve iade edilen vade farkının faturasına dayanarak davacı tarafın .... .... .... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, derdest icra takiplerinin kıymetli evraka dayalı olup, davacı tarafça zaten ana paraya ek olarak karşılıksız çek tazminatı, komisyon, keşide tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edildiğini, taraflar arasında evvelce akdedilmiş kur farkı ve/veya vade farkı ile alakalı anlaşma ve/veya teamül bulunmadığını, davacı tarafın takip dayanağı olarak belirttiği hüküm (protokolün 3. maddesi)derdest icra takiplerine dahil faiz oranının sabitlenmesi olarak değerlendirildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, alacaklının gecikmeden kaynaklanan ve temerrüt faizini aşan bir zararı var ise bunun kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafın vade farkı olarak tanımladığı zarar kalemini bütün dosyalara yapılan ödemeler ile beraber değerlendirmek, hesap etmek ve kanıtlamak zorunda olduğunu, davacı temerrüt faizinden gayri bir zarar oluştuğu iddiasına salt taraf vekilleri arasında cebri icra tehdidine binaen imzalanmış ve hali hazırda geçerli olup olmadığı tartışmalı bir protokolün bir maddesini gösteremeyeceğini, tarafların basiretli bir tacir gibi taahhüt etme yükümlülüğü ile beraber, tazminat yolu ile de zenginleşemeyeceğini beyanla haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile davacı hakkında %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
KANITLAR : Yapılan yargılama sonucunda Mahkememizce tesis edilen .... .... ... ... ... ... Karar sayılı ilamıyla, taraflar arasında 16.09.2013 tarihli borç yapılandırma protokolünün 3.maddesinde ödemelerin süresinde yapılmamış olması halinde vade farkı uygulanacağının kararlaştırıldığı, ödemelerin 15 gün aralıklarla 20 eşit taksitte yapılacağının belirlendiği, vade farkı alacağının belirlenmesi için her bir taksit tutarının ödendiği tarihi itibariyle eksik ödenen taksit miktarı üzerinden ödeme tarihine kadar olan süre için ayrı ayrı vade farkının hesaplanmasının gerektiği, fazla yapılan ödemelerin de bir sonraki taksitlerden mahsup edilerek hesaplama yapılması gerekirken protokol hükümlerine aykırı şekilde yapılan hesaplama dikkate alınarak karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozularak kaldırılmasına karar vermiştir.
Yargıtay ... ... ... ... ... ... Karar sayılı bozma ilamına uyulmuştur.
Kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dosya SMMM bilirkişine tevdii edilerek rapor alınmış, düzenlenen raporda; taraflar arasında 16.09.2013 tarihinde düzenlenen 'Borç Yapılandırma Protokolü'nün 3. maddesine göre davacının vade farkı isteyebileceği, bu kapsamda protokolün 3. maddesi ikinci fıkrasında, protokole konu edilen takip miktarı üzerinden, protokol tarihi itibariyle önceden yapılmış ve sonradan yapılacak olan ödemeler esas alınarak kalan borç üzerinden, sayın mahkemenin takdirinde olmak üzere, güncel faiz oranı olarak %13 kabul edilmesi halinde yapılan hesaplamalar neticesinde, davacı şirketin talep edebileceği vade farkının KDV hariç 751.350,88 TL, KDV dahil 886.594,04 TL, TCMB avans faiz oranları esas alınması halinde davacı şirketin talep edebileceği vade farkının KDV hariç 694.666,65 TL, KDV dahil 819.706,65 TL olabileceği, ancak talebe bağlılık prensibi gereği davacının talep edebileceği vade farkı rakamının KDV hariç 581.858,65 TL, KDV dahil (takip asıl alacak miktarı) 686.593,21 TL olabileceğini görüş olarak bildirmiştir.
Tarafların itirazları doğrultusunda yeni bir SMMM bilirkişisinden ek ve kök raporlar alınmış, alınan raporlarda; taraflar arasındaki protokole ve Yargıtay kararına göre davalının protokolde kararlaştırılan taksitleri protokolde kararlaştırılan zamanlarda tam olarak ödememesi nedeni ile hesaplanan faiz tutarının 241.774,25 TL olduğu, davacının KDV hariç 241.774,25 TL (%18 KDV dahil 285.293,62 TL) talep edebileceği yönünde görüş bildirmiştir.
Önceki raporların çelişkili ve denetime elverişli bulunmaması nedeniyle mali müşavir, yeminli mali müşavir ve bankacı-mali müşavir müfettişinden oluşan üçlü bilirkişi kurulu heyetinden kök ve ek raporlar alınmış, bu raporlarda; önceki raporları, taraflar arasındaki protokolü, bozma ilamını ve tüm dosya kapsamını incelediklerini, protokolde toplam borç tutarının 5.836.916,89 TL olarak belirlendiği, ödeme planının ise peşinat tutarının 800.000,00 TL + 20x251.845,84 TL olarak tayin edildiği, yapılan ödemeler ile bakiye borcun 16.09.2013 tarihi itibariyle 4.366.045,66 TL olduğu, peşinat tutarı 800.000,00 TL+20x178.302,28 TL olarak ödeme planının güncellenmesi gerektiği, ödemeler, faiz oranı ve taksitler dikkate alındığında, vade farkı tutarının KDV hariç 82.456,14 TL, dahil edildiğinde ise 97.298,24 TL olarak belirlenmiş olduğu hususlarını görüş olarak bildirmişlerdir.
GEREKÇE: Dava, vade farkına ilişkin faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında birden ziyade kesinleşen icra takibi dolayısıyla alacak-borç ilişkisi olduğu, 16/09/2013 tarihinde bir araya gelerek borç yapılandırma protokolünü imzaladıkları, davacının, anılan protokol uyarınca davacı alacağının süresinde ödenmemesi halinde vade farkının kararlaştırıldığı, davacının, davalının protokole tam uymaması nedeniyle vade farkı alacağının oluştuğunu, fatura düzenlendiğini, ödenmemesi nedeniyle tahsili için başlatılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ettiği, davalının ise davanın reddini savunduğu ve işbu itirazın iptali davasının süresinde açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, davacının, taraflar arasındaki protokol uyarınca davacıdan vade farkı alacağının olup olmadığı, varsa tutarı ile inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı yönlerinde toplanmaktadır.
İddia, savunma, icra dosyaları, taraflar arasındaki 16/09/2013 tarihinde imzalanan borç yapılandırma protokolü, önceki tesis edilen karar, bozma ilamı, sunulan kanıtlar ve son olarak alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporu kapsamından, davacının, davalıdan icra dosyaları kapsamında alacaklı olduğu ve bunun tasfiyesi için protokol düzenlendiği anlaşılmaktadır. Anılan protokolün 3. maddesinde açıkça ödemelerin süresinde yapılmaması halinde vade farkı uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Özellikle ödemelerin 15 gün aralıklarla olacağı ve 20 eşit taksitle yapılacağı hükme bağlanmış olup, vade farkının belirlenmesi için her bir taksit tutarının ödendiği tarihi itibariyle eksik ödenen taksit miktarı üzerinden ödeme tarihine kadar olan süre için ayrı ayrı vade farkının belirleneceği düzenlenmiştir. O halde, fazla yapılan ödemelerin sonraki taksitlerden mahsup edilmesi gerekmektedir. Dosyada birden ziyade rapor alınmış ise de son olarak alınan kök ve ek raporun protokol ile bozma ilamına uygun olduğu ve denetime elverişli bulunduğu sonucuna varıldığından, hükme esas alınmıştır. Zira, anılan protokolde 5.985.562,16 TL icra takibine konulan miktarların anapara tutarı olarak tespit edilmiş, bakiye borcun tasfiyesine ilişkin olarak 24/09/2013 tarihinde 800.000,00 TL peşinat ödeneceği, kalan tutarın ise 15 günlük aralarla, ilk taksit 07/10/2013 tarihi olmak üzere ve 20 eşit taksitle ifa edileceği hükme bağlanmıştır. O halde, 16/09/2013 tarihi itibariyle yapılan ödemeler dikkate alınarak bakiye borç üzerinden protokolün 3. maddesi uyarınca hesap yapılması gerekmiş, yapılan ödemeler sonucu bakiye borcun 4.366.045,66 TL olduğu, buna göre 800.000,00 TL peşinat + 20x178.302,28 TL hesabıyla ve %13 geçmemek kaydıyla avans faizine göre vade farkı alacağının 97.298,24 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının bu alacağı, belli ve bilinebilir niteliktedir. Başka bir anlatımla, alacağı likittir. İnkar tazminatı koşulları da oluşmuştur.
Bu durum karşısında, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kısmen kabulüne, davalının Ankara 1. İcra Dairesi’nin 2015/680 takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 97.298,24 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin sürdürülmesine,
2-Hüküm altına alınan alacağın %20’sine isabet eden 19.459,64 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 6.646,44 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 8.490,33 TL'den mahsubu ile bakiye 1.843,89 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yatırılan harçtan mahsubuna karar verilen 6.646,44 TL peşin harç, 85,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 218,50 TL temyiz yoluna başvuru harcı toplamı 6.950,64 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 94.853,28 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan 27,70 TL başvuru harcı ile 9.230,00 TL posta/tebligat/bilirkişi gideri toplamı 9.257,70 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 1.281,33 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 05/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır