T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/147 Esas - 2023/502
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/147
KARAR NO: 2023/502
HAKİM: ...
ÜYE:..
ÜYE: ...
KATİP: ...
DAVACI...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVALI:...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 03/03/2022
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZ 2022/163 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVACI...
DAVALI...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 09/03/2022
KARAR TARİHİ: 21/06/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/07/2023
Mahkememize açılan ve mahkememiz dosyası ile birleştirilen davaların yapılan açık yargılaması sonunda;
ASIL DAVADA
İddia:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında 15.06.2017 tarihinde kurulan sözleşmenin 6'ncı sayfasında yer alan ve temel borç ilişkisinden bağımsız bir şekilde sözleşmenin herhangi bir nedenle ihlal edilmesi veya zararın doğması durumunda 50.000 ABD Doları ödeneceği kabul ve taahhüt edilerek sözleşme kapsamında ceza koşulu olarak belirlenmiş olduğunu, taraflar arasında 15.06.2017 tarihinde kurulan sözleşmeye göre davalı şirketin, müvekkili şirket için sözleşmede ürün olarak geçen cilt zımbası üretmeyi taahhüt etmiş olduğunu, davalı şirketin üretime geçebilmesi için sözleşmenin 6'ncı maddesinde belirtilen avans kapsamında, müvekkili tarafından değişik tarihlerde 95.000,00 TL iş avansı vermiş olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketten almış olduğu iş avansına ek olarak müvekkili şirketin sahibi ve onun çevresinden yaklaşık 80.000,00 TL daha para almış olduğunu, Bütün bunlara rağmen sözleşme tarihinden itibaren dava tarihine kadar davalı firmanın müvekkili şirkete hiçbir ürün teslim etmemiş olduğunu, ürün geliştirmek üzere müvekkili şirketten aldığı paralara karşılık her hangi bir ürün teslim edilmediği gibi davalı almış olduğu paraları da iade etmemiş olduğunu, müvekkili firmadan yatırım alarak ürünü geliştiren davalı, sözleşmenin 1'nci sayfasında Yorum ve Temel Hükümler Başlığı altındaki (D) maddesine aykırı davranarak ürünü başka şirketlere satmış olduğunu, sözleşmenin açık hükmüne rağmen, Ürün Takip Sistemi, yani ülkemizde satılan tıbbi cihazların kime hangi ihale ile kimin tarafından satıldığını gösteren devlet sitemi üzerinden görüldüğü üzere davalı şirketin ürünü başka firmalara satmış olduğunu, bu kapsamda yapılan satışların; 27.09.2021 Tarihinde ...'e sattığını,.... ihalesine girerek ürünü Atatürk Üniversitesine satmış olduğunu, 02.02.2021 Tarihinde ...Hastanesine ihale yoluyla sattığını, 03.12.2021 Tarihinde ...ise 50 bin adet cilt zımbası teslim etmiş olduklarını, bu ihaleler çerçevesinde iki şirketin KDV dahil 3 milyon TL gelir elde etmiş olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart için başlatılan takibe davalı şirketin itiraz etmesi neticesinde takibin durmuş olduğunu, itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı şirketin banka hesabı, taşınır taşınmaz mallarına ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkilinin dosya alacağı olan 800.000,00 TL üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri, faizi ve yasal vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Savunma :
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında 15.06.2017 tarihinde kurulan sözleşmenin 6'ncı sayfasında Cezai Şart maddesinin bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen sözleşme maddesinin başlığında “Müşterek Borçlu-Müteselsil Kefil ve Garantörün Beyanı” ifadelerinin yer aldığını, müvekkili ile davacı şirket arasında birbiriyle bağlantılı 2 adet sözleşme kurulmuş olduğunu, bunlardan birisinin 15.06.2017 tarihli “Cilt Zımbası Distribütörlük Sözleşmesi” diğerinin ise 10.07.2017 tarihli “Katater Kalemi Distribütörlük Sözleşmesi” olduğunu, davaya konu 15.06.2017 tarihli sözleşme kapsamında, müvekkili şirketin iş avanslarıyla sözleşme konusu Cilt Zımbası üretimi için gerekli olan CE ve TİTUBB kayıtlarını yapacağını ve ardından davacı tarafından verilecek sipariş adedi kadar ürün üretip davacıya teslim edeceğini, müvekkilinin yükümlülükleri doğrultusunda CE ve TİTUBB kayıtlarını 15.04.2019 tarihinde almış olduğunu, müvekkilinin ürünü yasal olarak üretime hazır hale getirmiş olmasına rağmen davacı tarafın siparişinde bulunmadığını, davacının sözleşmedeki birincil yükümlülüğünün ürün siparişinde bulunmak olduğunu, ancak bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olduğunu, davacı tarafın müvekkilinden ürün sipariş etmiş olduğuna dair sözleşmenin 2.3. maddesinde yazılı şekilde herhangi bir ürün sipariş formunu veya mail, yazışma vs. mahkemeye sunmamış olduğunu, müvekkili ile davacı arasında 10.07.2017 tarihinde kurulan “Koter (Katater) Kalemi Distribütörlük Sözleşmesinin” son sayfasında “Cezai Şart-Ceza Koşulu” maddesine göre, taraflar arasında kurulan 15.06.2017 tarihli sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemelerin 10.07.2017 tarihli sözleşme için iş avansı olarak sayılacağını, davacı tarafın sözleşmeler kapsamında bulunan ürünlerden yıl içerisinde en az ellişer bin (50.000) adet satın almayı taahhüt etmiş olduğunu, davacının belirlenen 100.000 adet ürün sipariş etmemı vekkilinin de belirlenen sürede teslim edememesi halinde tarafların 50.000 ABD Doları cezai şart ödemekle yükümlü olduklarını, davacının 100.000 adet ürün sipariş etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde yapılan bütün ödemelerin üretim masrafları olarak kabul edileceğini ve üretmiş olduğu ürünleri başka firmalara satma hakkına haiz olduğunun düzenlenmiş olduğunu, müvekkili firmanın 15.04.2019 tarihinde CE belgesi almış olduğunu, davaya konu ürün ilk satış faturasının 30.09.2020 tarihinde, belge tarihinden 17 ay sonra düzenlenmiş olduğunu, bu süre zarfında davacının siparişinin beklenmiş olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, ... E sayılı İcra Takibinin iptali ile davacının dava bedeli üzerinden Kötü Niyet Tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA
İddia:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında kurulan sözleşmenin ihlali nedeniyle bu güne kadar iş avansı veya farklı isimler altında müvekkili tarafından yapılan ödemelerin tahsil edilmesi amacıyla... E. sayılı dosyası ile 04.02.2022 tarihinde başlatılan takibe davalı tarafın itirazı nedeniyle durmuş olduğunu, itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı şirketin banka hesabı, taşınır taşınmaz mallarına ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkilinin dosya alacağı olan 300.000,00 TL üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri, faizi ve yasal vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Savunma:
Davalı vekili cevap dilekçesinde asıl davaya cevap dilekçesini mahiyet itibariyle tekrarlamış olup, davanın reddine,... sayılı İcra Takibinin iptali ile davacının dava bedeli üzerinden Kötü Niyet Tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ GEREKÇE:
Asıl dava sözleşmeden kaynaklandığı iddia edilen cezai şartın tahsiline yönelik başlatılan takibe itirazın haksızlığı iddiasıyla açılan itirazın iptali davası, birleşen dava ise 15/06/2017 tarihli distrübütörlük sözleşmesi gereğince davalıya yapılan avans ödemeleriyle gönderilen malzeme bedellerinin, sözleşme edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle başlatılan takibe itirazın haksızlığı iddiasıyla açılan itirazın iptali davasıdır.
Asıl davanın dayanağı ... esas sayılı dosyasına ait takip talebinin incelenmesinde davacının 50.000,00 USD'nin, fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek yıllık en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsili amacıyla toplam 52.101,00 USD'nin faiziyle birlikte tahsili amacıyla, birleşen davanın dayanağı...esas sayılı dosyanın takip talebinin incelenmesinde ise asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olarak 259.769,52 TL'nin işleyecek faiziyle birlikte tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, itiraz üzerine işbu davaların açıldığı görülmüştür.
Sunulan delillerin incelenmesinde davacı ile davalı arasında imzalanan15/06/2017 tarihli distribütörlük sözleşmesinin davacı tarafından üretilen veya ticareti yapılan/pazarlanan (Skin Stepler) ürünleriyle ilgili, 10/07/2017 tarihli distribütörlük sözleşmesinin ise davacı tarafından üretilen veya ticareti yapılan/pazarlanan koter kalemi ürününe ilişkin olduğu, cilt zımbası ürünlerine ilişkin sözleşmenin en son sayfasında müşterek borçlu-müteselsil kefil ve garantör beyanı olarak "Yukarıda adı ve unvanı yazılı distribütör ve şirket arasında akdedilen bu distribütörlük sözleşmesinin tüm hüküm ve şartlarına vakıf olduğumuzu, distribütörün bu sözleşmeden doğmuş ve doğacak bütün edim taahhüt ve yükümlülüklerini gereği gibi ve zamanında yerine getirdiğini ve distribütörün bu sözleşmeden doğacak zarar/ziyan masraf ve kaybını önlemeyi 50.000,00 USD ile sorumlu olmak kaydıyla gerek müşterek borçlu gerekse garantör sıfatıyla gayri kabili rücu olarak taahhüt ve garanti ederim/ederiz. Bu garanti temel borç ilişkisinden bağımsız, asli bir garanti sözleşmesi niteliğindedir." yazılı olup müşterek borçlu müteselsil kefil ve garantör olarak ...temsilcisinin imzasının olduğu görülmüştür.
Tarafların davaya ilişkin delil ve belgeleri toplandıktan sonra dosya mali müşavir, doktor ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşturan bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş, taraf defterleri de incelenerek alınan 20/10/2022 tarihli raporda;
"Tarafların ticari defterlerinin usul bakımından defter tasdikleri ile defter kayıtlarının yasa ve tebliğlerde belirlenmiş usul ve esaslara uygun olduğu, tarafların ticari defterlerinin bu bakımdan sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz bulundukları değerlendirilmektedir.
Tarafları ticari defter kayıtlarının birbirleriyle mutabık olmadığı, gerek ticari defterkayıtları ve gerekse taraflar arasında 15.06.2017 tarihinde kurulan sözleşmenin sonuna eklenen not dikkate alınarak, tarafların kabulü olan ödemeler de dahil edilerek taraflar arasındaki parasal tablo aşağıdaki gibi oluşturulmuş olup buna göre, davacı şirketin davalı şirkete bu kapsamda 198.050,00 TL ödeme yapmış olduğu,
ASIL DAVA BAKIMINDAN:
a- Taraflar arasında kurulu sözleşmeler kapsamında, davalı şirket tarafından üretilen ve sözleşmelere konu ürünlere ilişkin olarak davalı şirket tarafından, davacı şirkete herhangi bir miktarda ürün teslimatı yapıldığına ilişkin fatura veya sevk irsaliyesi ile davacı tarafından ürün siparişine dair herhangi bir sipariş formu veya bir başka belge dosya içeriğinde bulunmamaktadır.
Davacı vekili tarafından verilen 09.03.2022 tarihli dilekçe içeriğine göre davalı şirket tarafından sözleşmeye konu ürün ilk defa 02.02.2021 tarihinde davalı şirket tarafından ...Hastanesine satılmıştır. Sertifika tarihi olan 15 Nisan 2019 ile ilk defa satış tarihi olan 02 Şubat 2021 arasında geçen 21 ay zarfında davacı tarafından davalı şirkete ürün siparişi verildiğine dair herhangi bir belge dosyaya sunulu bulunmadığından, davalı şirketin davacı tarafından talep edilen, sipariş edilen ürünü teslim etmediği/edemediğinin ifade edilemeyeceği,
b- Geliştirilen ve piyasaya arz edilebilecek duruma gelmiş bir ürünün belgelendirme tarihi ile ilk satış tarihi arasında geçen süre içerisinde davacı tarafından herhangi bir sipariş verilmemiş olması hali ile bu süre sonunda, davacı şirketin distribütör dışında bir başkasına ürün satışı ve bayilik vermesinin sözleşme karşısındaki durumu Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
c- Taraflar arasında düzenlenmiş olan 15.06.2017 tarihli sözleşmenin son maddesinin garanti ve kefalet hükmü taşıdığı, bu sözleşmeden dolayı davacı tarafın zararı söz konusu olduğundan 50.000 ABD Doları ile bu zararın garanti altına alındığı, bu hükmün cezai şart kapsamında olmayıp, davacı tarafın zararını karşılamaya yönelik garanti ve kefalet içermekte olduğu,
d- Buna mukabil 10.07.2017 tarihli sözleşmenin son maddesinin ise cezai şart içermekte olduğu, tarafların cezai şart talebinin;
i) Davacı şirket açısından; davacı şirketin vermiş olduğu siparişin yerine getirilememesi, verilen siparişte belirtilen ürünlerin belirtilen tarihlerde kendisine teslim edilememesi halinde,
ii) Davalı şirket açısından; davacı şirketin yıl içerisinde her bir ürün için en az 50.000 adet ve toplamda 100.000 bin adet sipariş vermemiş olması halinde mümkün olabileceği hüküm altına alınmış olduğu,
Bu kapsamda davacı tarafından verilmiş bir sipariş bulunmadığı, bu nedenle ürün teslimatının yapılmadığı veya teslimatın zamanında yapılmadığından bahsedilemeyeceği,
e- Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan her iki sözleşmenin feshine ilişkin olarak dosyaya kazandırılmış bir belge bulunmamaktadır. Sözleşmenin feshine ilişkin bildirim, TTK 18/3 maddesi gereğince şekil şartına tabi olup, mezkür maddede belirtilen usullerde sözleşmenin feshine ilişkin bir bildirim taraflardan herhangi birine ulaştığına dair dosyaya kazandırılmış bir belge bulunmadığından, her iki sözleşmenin de ayakta olduğunun kabulü gerekmiştir.
BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN:
a- Davacı firma tarafından sözleşmeler kapsamında davalı firmaya 198.050,00 TL iş avansı ödenmiş olduğu,
b- Taraflar arasında düzenlenen ve feshine ilişkin herhangi bir belge dosyaya sunulu olmayan, bu nedenle ayakta olan 10.07.2017 tarihli sözleşme ahkamı uyarınca, taraflar arasında kurulan 15.06.2017 tarihli sözleşme kapsamında davacı firma tarafından davalı şirkete ödenen iş avansları bu sözleşmenin iş avansı olarak kabul edileceği,
Yine aynı sözleşme ahkamı uyarınca, DİSTRİBÜTÖR'ün belirlenen toplam 100.000 ADET ürün siparişini süresi içerisinde talep etmemesi ve ŞİRKET'in de siparişi bildirilen ve teslim tarihi belirlenen ürünleri bu süre içerisinde teslim etmemesi sözleşmelerin fesih sebebi olup, taraflar bu halde 50,000. USD (Elli bin Amerikan Doları) Cezai Şart ödemekle yükümlüdürler. Ayrıca DİSTRİBÜTÖR'i etirmemesi halinde iş avansı olarak yapılan avans ve ödemelerin tamamı CE Belgesi başta 100.000 ADET ürün siparişi talep etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde iş avansı olarak yapılan avans ve ödemelerin tamamı CE Belgesi başta olmak üzere üretim masrafları olarak kabul edilerek ŞİRKET hesabına sayılacak ve ŞİRKET üretmiş olduğu ürünleri başka firmalara satma hakkına haiz olacaktır. şeklindeki düzenleme karşısında, davacı tarafından davalı şirkete ödenmiş olan iş avansının tamamının CE belgesi ve üretim masrafları olarak kabul edilerek şirket hesabına sayılması hususu Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu,
Dosya içeriğinden, taraflar arasında 10.07.2017 tarihinde kurulan sözleşme konusu ürünün CE belgesi alma Ssürecinin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmeye konu ürünün belgelendirme işleminin akim kalması karşısında bu sözleşmenin bir önceki (15.06.2017 tarihli) sözleşme ile bağlantılı hükümleri ve bu Mahkemenin takdirinde olduğu,
Bir önceki paragrafa aldığımız sözleşme hükmü doğrultusunda, davacı firmanın herhangi bir sipariş vermemiş olması hali karşısında, davacının sipariş vermemesi halinde iş avansı olarak verilen bütün ödemelerin tamamı üretim masrafı olarak kabul edilerek davalı şirket hesabına sayılması hüküm altına alındığından yapılan bütün ödemelerin davacı açısından alacak doğurmayacağı..." yönünde görüş bildirmişler, işbu rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra itirazların karşılanması yönünde aynı bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek alınan 13/12/2022 tarihli ek raporda bilirkişiler görüşlerini değiştirmemişler, tarafların davaya ilişkin beyan ve itirazları alındıktan sonra ve talep edilen eksik belgeler de tamamlandıktan sonra dosya aynı bilirkişilere tevdi edilmiş, alınan 12/04/2023 tarihli ek raporda bilirkişiler görüşlerini değiştirmemişlerdir.
Davacı asıl dosyada 15/06/2017 tarihli cilt zımbası ürününe yönelik taraflar arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesine dayalı olarak sözleşmede yazılı 50.000,00 USD'nin işlemiş faiziyle birlikte tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istenmekte olup sözleşmede ise sözleşmeden kaynaklı doğacak zarar/ziyan masraf ve kaybını ödemeyi 50.000,00 USD ile sorumlu olmak kaydıyla ödenmesi taahhüt ve garanti edilmiş, bunun hukuki mahiyeti itibariyle TBK'da düzenlenen cezai şart değil, uğranılan zararın 50.000,00 USD'yi geçmeyecek şekilde taahhüt ve garanti edilmesidir. Bu nedenle davacı asıl davada cezai şartın tahsilini talep etmiş, sözleşme de feshedilmediğinden uğranılan zararların tahsilini, açmış olduğu asıl davada isteyemez ancak uğradığı zarar varsa 50.000,00 USD'yi geçmemek kaydıyla açacağı aynı davada zararını ispat ederek isteyebilir.
Birleşen davada ise asıl davanın dayanağı nedeniyle yapılmış ödemelerin iadesi iadesi talep edilmiş olup, bilirkişilerden taraf defterleri de incelenerek alınan rapor ve ek raporlarda davacı tarafından sözleşme kapsamında toplam olarak çeşitli tarihlerde 198.050,00 TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından birleşen dosyanın davacısı davalı edimlerini yerine getirmediğinden genel hükümlere göre ödediğini geri isteyebilir. Talep edebileceği miktar da 198.050,00 TL'dir. Davacı her ne kadar birleşen dava yönünden takip tarihine kadar işlemiş faiz talep etmişse de dosyada davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir temerrüt ihtarı yoktur. Bu nedenle davacı takip tarihinden itibaren avans faizi isteyebilir.
Toplanan delillere göre davacı açmış olduğu asıl davada distribütörlük sözleşmesine dayalı olarak takip talebinde yazılı olduğu gibi cezai şartın tahsilini istemiş, sözleşmede ise cezai şart kararlaştırılmamış, davacı dava açıldıktan sonra sözleşmenin feshedilmediğini, sözleşmeye aykırılıktan dolayı zarar talep edebileceğini, bilirkişi raporunda da bu hususun doğrulandığını beyan etmiş ise de; açılan asıl davada cezai şartın tahsili talep olunduğundan daha sonra uğranılan zararların tazminini isteyemeyeceği kanaatine varılmakla asıl davanın reddine, şartları oluşmadığından asıl dosyanın davalısının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davada ise davacı belirtilen sözleşme kapsamında verilen ödemelerin iadesini talep etmiş olup alınan rapor ve ek raporlarda da davacının yaptığı ödemenin belirlendiği, edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle de davacının bu paranın iadesini isteyebileceği, iadesi istenen bu miktarla ilgili takipten önce davalının temerrüde düşürülmediği göz önünde bulundurulduğunda birleşen davanın kısmen kabulü ile, alacağın likit olması nedeniyle davalının inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Asıl davanın reddine,
Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 13.662,00 TL mahsubu ile arta kalan 13.482,10 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
b)Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 106.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
c)Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.560,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Birleşen davanın kısmen kabulüne,
198.050,00 TL'ye davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, kabul edilen miktara takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
Kabul edilen miktara göre hesaplanan 39.610,00 TL %20 inkar tazminatının davalıdan alınmasına,
a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 13.528,80 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 5.123,25 TL'nin mahsubu ile noksan olan 8.405,55 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
b)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına kabul miktarına göre hesaplanan 30.707,50 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
c)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına red miktarına göre hesaplanan 16.292,50 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
d)Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.560,00 TL giderin kabul ve red oranına göe 1.029,75 TL'sinin davalıdan, 530,25 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
e)Davacı tarafından yatırılan 5.123,25 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3.-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 782,75 TL posta gideri ile 13.500,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 14.363,45 TL yargılama giderinden davaların kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 2.586,07 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinden bırakılmasına,
4.-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarının kullanılmayan kısımlarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 21/06/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye...
Katip ...
*Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.