T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/440 Esas - 2024/718
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/440
KARAR NO : 2024/718
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 26/12/2018
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 'taşeron sözleşmesi' başlıklı sözleşme ile müvekkilinin, ..... ..... ..... .... ..... ..... adet imalathane inşaatı ile alt yapı ve çevre düzenlenmesi işinde mermer döşeme-duvar kaplama–mermer merdiven basamağı işlerini üstlendiğini, işin mahiyetindeki mermer kaplama malzemesinin müvekkili tarafından tedarik edilerek işçiliğinin de yapım işi olduğunu, sözleşme ekinde tedarik edilecek mermerlerin cinsinin, metrajının ve birim bedelleri ile kar payının gösterildiği bir liste tanzim edildiğini, davalının sözleşmenin kendisine yüklediği edimleri, müvekkiline çalışma yapacağı alanın yer teslimini, sözleşmenin 8. maddesi doğrultusunda süresinde yapmadığı, müvekkilinin 55 adet imalathane kısmını tam olarak bitirdiğini ancak 228 adet işyeri mahallindeki yüklemini davalının çalışma şartlarına uygun olarak teslim etmemesi sebebi ile yerine getiremediğini, noterden ihtar çekilerek davalıdan ödemesi gereken tutar ile işin tamamlanabilmesi için yer teslimi yapılmasının talep edildiğini, ancak davalının ihtarnamenin içeriğini kabul etmediğini, ihtardan sonra da yer tesliminin yapılmadığını, davalının yükümlülüklerini yerine getirmeyen taraf olduğu halde müvekkiline sözleşmeyi fesih edeceğini bildirdiği ihtarname keşide ettiğini, davalının müvekkili yana karşı tutumu nedeniyle mahallinde tespit talep edildiğini, davalının yer teslimi yapmadığı hususunun bilirkişi raporu ile ortaya konduğunu, bu rapor ile 55 adet dükkan mahallinde çalışmanın tamamlandığını, kendisine teslimi yapılmayan 228 adet işyeri alanının içinde ise çalışma koşullarını zorlayarak dükkan içlerinde asma katlara çıkan merdiven basamaklarının mermer kaplamalarının 11 işyerinde sahanlık hariç bitirildiğinin tespitinin yapıldığını, müvekkilinin bitirilen 11 işyerine ilişkin kar payı alma hakkı doğduğu halde, davalının bu alandaki imalatların ödemesini yapmadığını, davalının aralarındaki sözleşme hükümlerine aykırı olarak ödemeleri zamanında gerçekleştirmediğini, dava dilekçesi ekinde, davalı tarafa teslim edilen mermerlerin teslim irsaliyelerin ve tanzim edilen faturaların sunulduğunu, toplamda 3.046.889,97 bedelli fatura tanzim edildiğini, davalının bu faturaların bir kısmının ticari defter ve kayıtlarına işlerken bir kısmını işlemekten imtina ettiğini, bu faturalara göre davalı yanın ödeme yaptığını ama müvekkilinin alacağının çok daha fazla olduğunu, sözleşme doğrultusunda m2 üzerinden %10 oranında kar hakkı olduğundan müvekkilinin davalıdan talebinin, teslim ettiği mermer bedelleri, fiyat analizi listesindeki ekler, kar alacağı ve kar mahrumiyeti olduğunu, talep edilen alacağında bilirkişi incelemesi sonucunda tespitini, anahtar teslim sözleşmenin bedelinin 5.508.380,84 TL olduğunu, davalı yanın süresinde yer teslimi yapmayarak müvekkili yana işi süresinde bitirme imkanı vermediğini, bu nedenle davacının %10 kardan mahrum kaldığını, bu kar alacağının bir kısmının faturalara yansıtıldığını, davalı yanın hakediş raporu düzenlemekten imtina etmesi sebebi ile bir kısmının yansıtılamadığını, davalı yan ile ...arasında düzenlenen hakedişler incelendiğinde davacının haklılığının anlaşılacağını belirtilerek, davalının davacının işi yapması önündeki engelleri ortadan kaldırmaması, yer teslimini yapmaması, ödemeleri zamanında ödemediği ve ödememeye devam etmesi sebebiyle sözleşmenin feshine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 TL alacağın davalıdan temerrüt tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi sunarak 895.876,39 TL bakiye alacak 17.565,79 TL teminat mektubu kesintisi ile 245.890,31 TL kar payı alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davanın, TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğunu, sözleşmenin mahkeme eliyle feshi ile malzeme bedeli ve kar mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkin bulunduğunu, davacının, müvekkilinin yer teslimini yapmaması nedeniyle sözleşmenin mahkeme eliyle feshi ile bakiye alacak ve kar kaybının ödenmesini talep ettiğini, ancak dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçeklerle, iyilik ve dürüstlük kuralları ile de bağdaşmadığını belirtilerek dilekçe ekinde sunulan belgeler doğrultusunda; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, davacıya talep ettiği alacak kalemleri ve değerlerinin açıklattırılmasına, haksız ve yersiz davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında 24.03.2016 tarihli anahtar teslimi götürü bedel taşeron sözleşmesi imzalandığını, davalı taşeronun yüklendiği edimini sözleşmenin şartlarına uygun olarak yerine getirmediğini, sonuçta sözleşmenin müvekkili yüklenici tarafından haklı nedenlerle feshedildiği, bu nedenle sözleşmenin 11. maddesi ve diğer ilgili maddeleri gereğince davalı taşeronun teminatlarının gelir kaydedildiğinden davacı yüklenicinin teminat alacaklarının tahsiline karar verilmesini, davacı yüklenicinin sözleşmenin feshedilmiş olmasından kaynaklanan sözleşmenin 14. maddesi gereğince verilen 350.000,00 TL lik kesin teminat senedi alacaklarının şimdilik 2.500,00 TL'si ve sözleşmenin 15. maddesi gereğince verilen 1.500.000,00 TL'(lik malzeme ödemeleri teminat senedi alacaklarının şimdilik 2.500,00 TL'si olmak üzere toplam 5.000,00 TL'lik kısmının tahsiline karar verilmesini, davalı taşeron tarafından aynı sözleşme nedeniyle malzeme alacakları oldugu ididasıyla ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/735 esas sayılı dosyasında davacı yüklenici müvekkili şirkete karşı açılan davanın halen derdest olduğunu, aralarındaki fili ve hukuki irtibat nedeniyle sonradan açılan iş bu davanın ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/735 Esas saılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, karşı tarafın sözleşmeyi fesih beyanının haklı bir fesih olarak kabul edilemeyeceğini, kendi kusuru nedeni ile yer teslimi yapmayarak işin uzamasına neden olanın karşı taraf olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 24.03.2016 tarihli bulunduğunu, her ne kadar sözleşmede iş bitirme süresi olarak 10 ay yazılı ise de yer tesliminin sözleşme imza tarihi itibari ile yapılmadığı için bu 10 aylık sürenin sözleşme imza tarihinden itibaren başlayamayacağını, müvekkil şirketin sözleşmenin 3i maddesinde belirtiğildiği gibi, mermer döşeme ve duvar kaplama ve mermer merdiven basamağı işlerine ait imalat, nakliye yatay ve düşey taşıma, iskele, kum ve çimento, montaj işlerini üstlendiğini, yapının kaba inşaat biten seviyeye getirildikten sonraki aşamada mermer uygulama aşamasına geçilebileceği için sözleşme imza tarihi itibari ile yapı bu aşamada olmadığından müvekkilinin sözleşmede kendisine yüklenen işlerin imalatına başlayamadığını, bu nedenle de 10 aylık sürede işin bitmesinin imkansız hale geldiğini, karşı tarafça yer teslimi yapılmamasına rağmen, müvekkilinin sözleşme konusu iş nedeni ile gereken malzemeyi, sözleşmenin 15. maddesinde değinilen sözleşme eki iş protokündeki sevkiyat tarihlerinde sahaya indirdiğini, sevk irsaliyelerindeki teslim tarihleri ve sözleşme eki iş programındaki sevkiyat tarihleri karşılaştırıldığında şantiyede kullanılacak mermerin 18.06.2016 tarihinden itibaren şantiye sahasına indirmeye başladığının görüleceğini, karşı tarafın yapılan sözleşmedeki hakedişlerin tanzimi ve ödemeler başlıklı 15. maddesinde belirlenen ödemeleri yapmadığını, yapılan ödemelerin de eksik ve gecikmeli olduğunu, bu nedenle de ... 25. Noterli'ğinin 21 Nisan 2017 Tarihli ve 08361 nolu İhtarının keşide edildiğini, karşı tarafın sözleşmenin feshine dayanak gösterdiği 22/06/2017 tarihli tutanak başlıklı evrakın gerçeği yansıtmadığını, bu tutanakta 17/06/2017 tarihinden 22/06/2017 tarihine kadar şantiye sahasında herhangi bir işçinin olmadığı - herhangi bir imalata yönelik çalışma bulunmadığı - sahada imalata yönelik mermer - merdiven - basamak ve sahanlıklara ait malzemenin olmadığının tespitinin yapıldığını belirtmiş ise de dosyaya sunulan sevk irsaliyelerinin teslime ilişkin tarihlerine bakıldığında 18.06.2016 tarihinden başlamak üzere 10.06.2017 tarihine kadar çeşitli tarihlerde şantiye alanına malzeme teslim edildiğinin görüleceğini, karşı tarafça dilekçe ekinde sunulan irsaliyeler arasında en son yapılan teslime ilişkin sevk irsaliyesi bulunmadığını, eksik sunulan 10.06.2017 tarihli 016599 nolu irsaliyeyi sunduklarını, sevk irsaliyelerindeki teslim alan kısımlarındaki imzaların karşı taraf çalışanları olduğunu, tüm bu belgelerin karşı tarafın feshe gerekçe olarak sunduğu tutanağın gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, karşı tarafın dosyaya sunduğu, müvekkilinin sözleşmesini fesih ettikten sonra aynı iş nedeni ile dava dışı Master Granit Mermer İnşaat Ltd. Şti. ile yapmış olduğu sözleşme ekinde malzeme teslim ve tespit tutanağı başlıklı evrakta mermer işlerindeki yeni taşerona 2.302.171,60 TL bedelli mermer malzmeyi teslim ettiğinin görüldüğünü, bu mermer malzeme şantiye sahasında hazır bulundurulan ve karşı tarafa teslim edilen fakat bedeli müvekkile tam olarak ödenmeyen mermermer malzeme olduğunu, karşı tarafın kendi delili ile dahi 22/06/2017 tarihli tutanağın gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu, müvekkili tarafından zaman içinde davalıya teslim edilen mermerler, davalının yeni sözleşme yaptığı mermer şirketine teslim edildiğini, karşı tarafın bu mermerleri başka bir yerden alarak yeni mermerciye teslim ettiğini ispata yarar belge sunmadığını, bu yeni mermer taşeronuna teslim edilen mermerlerin şantiye sahasında olması dahi 22/06/2017 tarihli tutanak başlıklı evrak içeriğinin asılsız olduğunu gösterdiğini, yeni taşeron ile yapılan sözleşme eki ve müvekkili ile yaptığı sözleşme eki birim fiyat analizlerilerine bakıldığında dahi en az malzeme miktarları arasındaki metre kare - metretül farkı kadar müvekkilin şantiyeye mermer indirdiğinin anlaşılacağını, asıl davanın açılmasından önce Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2017 / 44 D.iş sayılı dosyası ile yapılan 21.08.2017 Tarihli tespitte durumun bütün açıklığı ile tespit edildiğini, alınan raporun yer teslimi konusunda kesin delil mahiyetinde olduğunu, karşı tarafın teslim edilen emtianın hasarlı olduğuna ilişkin iddiası ve hakedişlerde hasarlı mal nedeni ile yapılan kesintilerin hukuki olmadığını, karşı tarafın dava dilekçesine aktardığı sözleşmenin 21. maddesindeki yüklenicinin malzemelerde meydana gelen zarardan, hasardan ya da bunların kaybından hiçbir zaman sorunlu olmayacağı yönündeki ifadenin şantiye şartları ve karşı tarafın ana yüklenici olması nedeni ile şantiyedeki işleyişi yöneten ve şantiyedeki malzemenin yerine değiştirmek konusunda ve diğer konularda tam yetkili olması, müvekkilinin bu yöndeki şantiye çalışmalarını engelleyecek hukuki güce sahip olmaması nedeni ile sırf bu madde de yazmış olması nedeni ile malzemenin şantiye sahasına ve karşı tarafa teslim edildikten sonraki tüm zaiyatları müvekkiline yüklemenin hakkaniyete ve hukuka uygun sayılamayacağını, karşı tarafın Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/40 D.İş sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi tespit raporundaki tespitlere dayandığını, yapılan tespitlerin karşı tarafın kendi iddiaları ile dahi çeliştiğini, karşı tarafta bulunan teminat senetlerinde vade tarihi bulunmadığından tanzim tarihinden itibaren 1 yıl içinde geçerli olacağından senetler icra edilebilirliklerini yitirdiğini, bunun yanı sıra malzmenin şantiye alanına inmesinin teminatı olarak alınan 1.500.000,00 TL bedelli teminatta senedinin konusuz kaldığını, ifade edildiği üzere malzemelerin teslim edildiğini ve hatta müvekkiline bu malzme bedelinin tam olarak ödenmediğini, sözleşme ekinde belirtilen malzemenin çok küçük bir kısmının şantiye alanına indirilemediğini, bunun müsebibinin de karşı tarafın yer teslimi yapmaması olduğunu, bu nedenle malzeme teslimini garanti altına almak için müvekkilinden alınan 1.500,000 TL bedelli senedin konusuz kaldığını ve iadesi gerektiğini, sözleşmenin 14. maddesi uyarınca müvekkilinden alınan 350.0000 TL bedelli senedin de konusuz kaldığını, sözleşmeyi haksız olarak fesih eden davacının bu senet bedelinin tahsilini talep etmesinin kabul edilebilir olmadığını, sözleşmeyi haksız olarak fesih eden karşı tarafın kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, kendi kusurlu hareketleri nedeni ile müvekkilin şantiye sahasında çalışmasına imkan tanımayan karşı tarafın kendi kusurlu hareketi nedeni ile müvekkilden tazminat talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
KANITLAR: Yapılan yargılama sonucunda Mahkememizce, 07/04/2021 Tarih ve 2017/735 Esas-2021/219 Karar sayılı karar ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik karar tesis edilmiş, anılan kararı davalı-birleşen davanın davacısı vekili istinaf etmiş, tesis edilen bu karar, ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 31. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2022 Tarih ve 2021/362 Esas-2022/441 Karar sayılı kararı ile sözleşmeyi feshetmede davalı-birleşen davanın davacısının kusurlu olduğu, davacı-birleşen davanın davalısına kusur izafesinin mümkün bulunmadığı, hak ediş yanında kar kaybını da talep edebileceği, kar kaybının tespitinin ise kesinti yöntemine göre, bakiye iş bedelinin ise yapıldığı yıl rayiçlerine göre tespit edilmesi yönlerinde ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 31. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2022 Tarih ve 2021/362 Esas-2022/441 Karar sayılı kaldırma kararına uyulmuştur.
Kaldırma kararı doğrultusunda Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/44 D. İş sayılı dosyası getirtilmiştir.
Kayseri Ticaret Odasından rayiç değer araştırması yapılmıştır.
Nitelikli hesap uzmanı, inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişi kurulundan ek raporlar alınmış, düzenlenen raporlarda; davacı-birleşen davalının sözleşmenin yapımı esnasında başka bir iş yapmadığı, davacının sözleşmenin feshi tarihi itibariyle yapamadığı işin bedelinin fiyat analizi, imalat miktarları, kullanılmayan malzeme bedeli gibi unsurlar dikkate alınarak değerlendirildiği, yapılmayan masrafların belirlendiği, buna göre kök raporda tespit edildiği üzere yaptırılmayan imalat bedelinin 2.759.793,47 TL olduğu, işin tamamının yapılması halinde toplam masrafın 2.418.256,06 TL hesaplandığı, buna göre davacının mahrum kaldığı miktarın 341.537,41 TL olarak hesaplandığı, taraflar arası ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacı/birleşen davada davalının 895.876,39 TL kesin hak ediş bedeli, 17.565,79 TL tutarında %10'luk kesin teminat kesintisi olmak üzere toplam 1.254.979,59 TL'nin alacağın olduğu, temerrütünün 06/07/2017 tarihinde gerçekleştiği yönünde görüş bildirilmiş, ek raporlarda da bilgi ve belgelerin, tespit dosyasının ve cevabi yazıların değerlendirildiği, önceki rapora yönelik açıklamalara atıf yapılarak görüş değişikliğinin olmadığı açıklanmıştır.
GEREKÇE: Asıl dava, sözleşmenin haklı olarak feshi nedeniyle yapılan iş bedeli ile yapılmayan işler nedeniyle kar payının tahsiline, birleşen dava ise, sözleşmenin haklı olarak feshi nedeniyle doğan alacağın tahsiline yöneliktir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 24/03/2016 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme uyarınca davacı - birleşen davada davalının, davalı-birleşen davada davacının yüklenimindeki işin mermer döşeme ve duvar kaplama kısmını üstlendiği, buna göre 228 adet iş yeri ve 55 adet imalathanede belirtilen imalatları yapmayı taahhüt ettiği yönleri uyuşmazlık konusu değildir.
Asıl ve birleşen davada çekişme, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle ve kim tarafından feshedildiği, davacı-birleşen davada davalının taleplerinin, birleşen davada ise birleşen davacının taleplerinin yerinde bulunup bulunmadığı yönlerinde toplanmaktadır.
İddialar, savunmalar, sözleşme hükümleri, Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/44 D.iş sayılı dosyası, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporları ve BAM kaldırma kararı kapsamından, davacı-birleşen davada davalının, imalatlara başlaması gereken tarih itibariyle asıl iş yerinin henüz temel inşaatının dahi atılmadığı, sözleşmenin feshinde davacı-birleşen davada davalının kusurunun olmadığı, davalı-birleşen davada davacının sözleşmeyi feshetmede haksız olduğu anlaşıldığından, asıl davanın davacısının, asıl davanın konusu hak ediş ile bu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle oluşan kar kaybının talep etmesinde bir yanlışlık görülmemiştir. Davacı-birleşen davada davalının, tüm kanıtlar ile bilirkişi raporu kapsamından 895.876,39 TL kesin hak ediş alacağı ile 17.565,79 TL tutarında teminat kesintisi alacağının olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, BAM kararı doğrultusunda kesinti yöntemi ile belirlenen ve dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporu içeriğinden, davacı-birleşen davada davalının, fesih sebebi ile yapamadığı işlerin geri kalan kısmı ile ilgili olarak fesih tarihindeki bedeli tespit edilmiş, malzeme, işçilik, SGK giderleri ve diğer giderlerin hesabı yapılmış, bu süreçte başka iş yapıp yapmadığı araştırılmış ve bunların mahsubu sonucunda, kar kaybı alacağının ise 341.537,41 TL tutarında olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan belirlemeler, dosya kapsamına ve BAM kaldırma kararına uygun olduğundan mahkememizce de benimsemiştir. Dolayısıyla, asıl davada davacı-birleşen davada davalının, hak ediş bedeli ve kar payı alacağı tespit edilmiş, her ne kadar davacı-birleşen davada davalı tamamlama harcını yatırdıklarını belirterek bakiye kar payının alacağının da hükmedilmesini 23/10/2024 tarihli duruşmada bildirmiş ise de; bu talebinin ikinci kere ıslah niteliği taşıdığı, ikinci kere ıslahın mümkün bulunmadığı ve esasen ilk kararı da istinaf etmediği anlaşıldığından, anılan talebi dikkate alınmamıştır. Davacı-birleşen davanın davalısının keşide ettiği temerrüt ihtarı, içeriği ve tebliğ tarihi dikkate alındığında hak ediş bedeli bakımından davalı-karşı davacının 24/04/2017 tarihinde, kar payı bakımından ise dava tarihinde temerrütünün gerçekleştiği, ıslah istemi de dikkate alınarak temerrüt tarihinin tayin edilmesi gerektiği, ticari nitelikteki eser sözleşmesi bakımından avans oranında temerrüt faizi talep edilmesinde yanlışlık görülmediği sonucuna varılarak asıl davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca, gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, davalı-karşı davacının, sözleşmeyi feshetmede haksız olduğu, bu aşamada birleşen davanın konusu alacağını talep etmesinde haklılık payının bulunmadığı anlaşılmış, birleşen davanın reddi yönünde hüküm tesis edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın kısmen kabulüne, 1.164.332,49 TL'nin 895.876,39 TL'sinin 28/04/2017, 22.565,79 TL'sinin 31/10/2017 ve 245.890,35 TL'sinin ise 26/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 79.535,55 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 853,88 TL peşin ve 19.031,00 TL tamamlama, 2.230,00 TL ıslah harcı toplamı 22.114,88 TL'nin mahsubu ile noksan olan 57.420,67 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, (mahkememizce daha önce yazılan harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iadesinin istenilmesine)
b)Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 175.006,55 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
c)Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
d)Davacı tarafından bu dosya için yatırılan 853,88 TL peşin ve 19.031,00 TL tamamlama, 2.230,00 TL ıslah harcı toplamı 22.114,88 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
e)Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 5.508,40 TL bilirkişiücreti/posta/tebligat gideri olmak üzere toplam 5.539,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Birleşen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/969 Esas sayılı davasının REDDİNE,
a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı için peşin alınan 85,39 TL'den mahsubu ile noksan olan 342,21 TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
b)Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
c)Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
3-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 23/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.