T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/719 Esas - 2024/462
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/719 Esas
KARAR NO : 2024/462
...
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/10/2023
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2024
Mahkememize açılan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, davalı şirket ile müvekkili idare arasında imzalanan hizmet alım işi kapsamında çalıştırılan personellerden ... işten çıkarılması sonucunda hem müvekkili idare hem davalı şirket aleyhine işçilik alacaklarının tahsili istemi ile dava açılmış olduğunu, ...'in işten çıkarılması sonucunda, personelin ... E. sayılı icra dosyasında takibe konulması üzerine toplam 23.884,88 TL, ... işten çıkarılması sonucunda, personelin .... sayılı icra dosyasında takibe konulması üzerine toplam 23.089,53 TL, ödemenin müvekkili idare tarafından yapılmış olduğunu, davalı yüklenici ile imzalanan teknik şartnamenin 14.6.maddesi uyarınca ödenen işçilik alacaklarından davalı yüklenicinin sorumlu bulunduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili idare tarafından ödenmek zorunda kalınan toplam 164.160,97 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili şirket ile davacı idare arasında 03.08.2015 tarihinde 2015/62131 ihale kayıt numaralı ...ve Birimlerinde Çalıştırılmak Üzere Özel Güvenlik Personeli Hizmet Alımı İşi Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, anılan sözleşmenin süresinin 12 ay olup, davacı kurum tarafından asgari ücret artışının neden gösterilerek ihale kapsamında çalışan işçilerin belirli süreli iş akitlerine son verilmiş olduğunu, müvekkili şirketin bu hizmet alımı sözleşmelerinin feshine sebebiyet vermediği açık olduğundan, ilgili kanun hükümleri ve güncel içtihatlar gereğince işçilik alacaklarından sorumlu olmadığını, kaldı ki müvekkili şirketin bitim süresinden önce feshedilen hizmet alım sözleşmeleri nedeniyle maddi ve manevi zarara uğramış, davacı idarenin müvekkili şirketin hakediş ve teminat alacaklarını ödememiş olduğunu, davacı idare tarafından müvekkili şirketin iradesi dışında alınan fesih kararı sebebiyle doğan işçilik alacaklarının ödenmesine ilişkin müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, zira müvekkilinin ihalenin feshinde hiçbir kusurunun bulunmadığının açık olduğunu, Davacı kurum tarafından müvekkili şirket hakedişleri ödenmediği gibi açılan işçilik alacakları davalarında, davacı kurumun müvekkili şirkete ödemesi gereken hak edişlerin içerisinden işçilerin alacaklarını ödediğini düşünmekte olduklarını, işbu sebeple işçilere yapılan ödemelerin davacı kurum tarafından elde tutulan hak edişlerden mi yapıldığını öğrenebilmek adına davacı kurumdaki müvekkili şirkete ait muavin defter kayıtlarının celbini talep ettiklerini, davacı kurumun doğrudan işçi adı belirtmeksizin müvekkili şirkete ait hakediş ve nakit teminatlardan kesinti yaparak müvekkili şirketin alacaklarını sıfırladığının tarafları ve konusu aynı birçok benzer dosyada tespit edildiği gibi, ... sayılı dava dosyasına sunulan ek raporda da tespit edilmiş olduğunu, mükerrer tahsil amaçlayan işbu davanın reddi gerektiğini, 19.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitleri aşağıda sunmuş olduklarını, yer verilen tespitlerden görüleceği üzere, davacı kurum tarafından muavin defter kayıtlarında müvekkili şirkete ait hak edişlerinden birçok kesinti yapılmış olduğunu, alınan bilirkişi raporları ile davacı kurum tarafından kesin teminatlara ilişkin tutulan muavin defter kayıtlarında müvekkili firma teminat mektuplarından beş milyona yakın kesinti yapıldığının tespit edilmiş olduğunu, kaldıki kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı kurum tarafından kısıtlı olarak mahkeme dosyasına sunulan muavin defter kayıtlarında dava dışı işçilere yapılan ödemelerin davacı kurumun destek hizmetleri bütçesinden ödendiği görülse de, davacı kurumun işbu ödemeleri sonrasında dava dışı işçilerin isimlerini ve işçilik alacakları dosyalarını belirtmeden toplu olarak müvekkili şirketin hak ediş ve kesin teminatlarından kesmekte olduğunu, davacı kurumun müvekkili şirkete ait hak edişlerinden ve nakit teminatlarından kesinti yaparak ödemesi yapılan dava dışı işçilerin alacaklarının rücuen tazmini talebiyle ... hizmet alım sözleşmesi kapsamında istihdam edilen işçilerle de belirli süreli iş sözleşmesinin imzalanmış olduğunu, ancak söz konusu iş sözleşmelerinin... tarafından alınan yönetim kurulu kararı ile asgari ücret artışı sebep gösterilerek süresinden önce feshedilmiş olduğunu, davacı kurum tarafından dava konusu ihalenin süresinden önce feshedilmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmamakta olduğunu, bahse konu ihalenin süresinden önce feshedilmiş olması nedeniyle dava dışı işçiler ile birlikte müvekkili şirketin de hem maddi hem de manevi kayıplarının olmuş olduğunu, Davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müteselsil borçlulukta borçlulardan her birinin alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu bulunduğunu, iç ilişkide ise borca katılma payını aşan miktardaki ödemesi için diğer müteselsil borçlulara rücu hakkının bulunduğunu, iş bu husus göz önüne alındığında davacı kurumun yapılan ödemenin azami %50'si oranında müvekkili şirkete başvurması uygun düşerken davacı idare tarafından söz konusu ücretin tamamı bakımından müvekkili şirkete başvurmasının hukuka ve adalet duygusuna aykırılık teşkil etmekte olduğunu, öte yanda ihale sözleşmesinin feshedilmesi sürecinde herhangi bir ihmal veyahut kusuru bulunmayan müvekkili şirkete söz konusu alacak yönünden %50 oranında başvurulmasının dahi adaletli olmayıp, müvekkili şirkete yöneltilen rücu isteminin haksız ve mesnetsiz bulunduğunu, 22.02.2019 tarihinde yayımlanan 7166 sayılı yasanın 11.maddesi ile 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesine eklenen fıkra hükümleri uyarınca, sözleşmede rücu edilebileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığından ...tarafından müvekkili şirkete rücu edilemeyeceğini, her ne kadar söz konusu hüküm Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de, iptal kararının yayınlandığı tarihte yürürlüğe gireceğini, geriye yürümeyeceğini, madde hükmü uyarınca davacının müvekkili şirkete rücu hakkının bulunmadığını, davacı kurum tarafından yayınlanan 01.10.2014 tarihli Genelge ile 08.02.2015 tarihli Yönetmelik hükümleri uyarınca da, davacı kurumun işçilik alacaklarını müvekkili kuruma rücu hakkının bulunmadığını, davacı Kurum tarafından yayınlanan 01.10.2014 tarihli 9416 Sayılı genelge ve 08.02.2015 tarihli Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarından davacı... nin sorumlu bulunduğunu, tarihinde yürürlüğe giren 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesi ile in 78.30 maddesinin (Ç) bendinde yapılan değişiklik ile kamu kurumlarının sorumluluğunun belirginleştirilmiş olduğunu, kanunun lafzı ve ruhu ilgili düzenlemenin öncesinde ve sonrasında her iki dönemde de işçilik alacağı ödemelerinden sorumluluğun kamu kurumunda olduğunun net bir şekilde ortaya konmuş olduğunu, Davayı kabul anlamına gelmemek üzere, taraflarından ... E. sayılı dosyasında açılan teminatın iadesi konulu davada, davacı idarenin işçilik alacaklarından müvekkili şirket ile birlikte eşit oranda sorumlu olduğunu dosyaya sunduğu cevap dilekçesi ile ikrar etmiş bulunduğunu, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dahi davacı idarenin TBK 167.madde hükmü gereği sorumluluktan tamamen kurtulamayacağının ve işçilik alacaklarını ödeme yükümlülüğünün yalnızca müvekkili şirkette olmadığının Kamu İhale Kurulu'nun incelemesi ile sabit bulunduğunu, nitekim... Mahkemesinde ikame olunan davada 27.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı kurumun yarı yarıya sorumlu tutulmuş olduğunu, huzurdaki davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının ödeme tarihinden itibaren avans faizi talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
...dava dışı işçilerin hizmet dökümü, davacı idareden dava dışı işçilere yapılan ödemelere ilişkin belgeler getirtilmiş, incelenmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konuları hakkında uzman bilirkişi heyetinden alınan alınan bilirkişi raporunda özetle,
1-) Türk Borçlar Kanunu ve içtihat hükümleri gereğince, dava dışı işçilerin asıl işveren işyerinde çalışması ile davacı konumundaki asıl işverence ödenen toplam işçilik alacakları bakımından hizmet temin eden davalı yüklenicinin kendi hizmet dönemleri ile sınırlı olarak sorumluluğunun varlığı ile rücuen tahsilinin talep edilebileceği, yapılan tespitler uyarınca, dava dışı işçilerin işçilik alacakları hesabına esas alınmış hizmet dönemlerinin tamamında davalı yüklenici firma nezdinde çalışmış oldukları,
2-) Bu doğrultuda yukarıda yapılan hesaplamalar uyarınca;
-Davalı yüklenici... Firmasından rücuen talep edilebilecek alacak miktarının 166.324,95 TL olacağı, iş bu alacağın 119.350,29 TL'sine ödeme tarihi olan 16.06.2022 tarihinden itibaren, 23.885,12 TL'sine ödeme tarihi olan 20.06.2022 tarihinden itibaren, 23.089,53 TL'sine ödeme tarihi olan 20.07.2022 tarihinden itibaren avans faizi işletilebileceği, davacı talebinin toplam 164.160,97 TL'ye ilişkin bulunması konusundaki takdir yetkisinin mahkemeye ait olacağı netice ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
DELİL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, davacı ... idaresi genel müdürlüğü ile davalı şirket arasında yapılan hizmet alım sözleşmelerine istinaden davalı şirket nezdinde çalışan dava dışı işçiler için yapılan ödemenin rücuen tahsili için açılan alacak davasıdır.
Uyuşmazlık davacının davalıya rücu hakkının olup olmadığı, yapılan ödemenin yerinde olup olmadığı, ve davalıya rücu edeceği miktarın ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davacı ... ile sözleşme imzalayan davalı firma ihale yolu ile işi üstlenmiş olup, davacı ile ihaleyi alan firma arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunmaktadır. Söz konusu işçilik alacaklarından asıl işveren olarak davacı ile alt iş veren olarak işi yapan davalı firma 4857 sayılı iş kanunu hükümlerine göre müteselsilen sorumludur.
Davacının müteselsil sorumluluk gereği ödediği işçilik bedellerini davalıya rücu hakkının olup olmadığı değerlendirilmesinde taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi, teknik ve idari şartnameler hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosyada bulunan teknik şartname hükümlerinin incelenmesinde; yüklenicinin yürürlükteki iş kanunun sgk mevzuatı hükümlerine göre çalıştıracağı elemanların her türlü özlük haklarını karşılamak zorunda olduğu, mevzuata göre işçi alınması, çıkarılması, işçi haklarının ödenmesi ve sair konularda tüm sorumluluğun yükleniciye ait olduğu düzenlenmiştir.
... karar) içtihadında; taraflar arasında yapılan hizmet alım sözleşmelerinde işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede açık bir hüküm bulunmaması halinde işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğuna dair kararları bulunmaktadır.
Dosya kapsamında bulunan hizmet alım sözleşmeleri, teknik şartnameler , mahkeme kararları icra dosyaları bilirkişi raporu , yargı içtihatları değerlendirildiğinde; davacının hizmet alım sözleşmeleri gereği ödediği işçilik tazminat alacaklarının tamamını ve ferilerini davalıdan rücu edebileceğine kanaat getirilmiştir. Davalı dava dışı işçiler için ödenen bedelin davalının hak edişlerinden kesildiğini , mükerrer ödeme olacağını iddia etmiştir. Dosya kapsamında davacı şirketin ticari defterlerinin yerinde incelenerek rapor tanzimi için dosyanın mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişine tevdine karar verilmiş olup, alınan raporda dava dışı işçiler için davalı şirket hak edişlerinden veya teminatından kesinti işlemi olmadığı tespit edilmiştir. Davacının sözleşme teknik şartname hükümleri gereği işçiler için ödediği tazminat ve ferilerini talepte haklı olduğundan her bir işçi için yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren, ıslah ile artırılan kısım yönünden ise ıslah tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre;
1-Davanın kabulü ile 166.324,95 TL'nin 119.350,29 TL'sinin 16/06/2022 tarihinden, 23.885,12 TL'sinin 20.06.2022 tarihinden, 20.925,55 TL'sinin 20/07/2022 tarihinden, 2.163,98 TL'sinin 10/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 11.361,65 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 2.803,46 TL harcın ve 427,60 TL ıslah harcının toplamı 3.231,06 TL'nin mahsubu ile noksan olan 8.130,59 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 26.611,99 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk aşamasında harcanan 3.120,00 TL giderin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, peşin alınan 2.803,46 TL harcın ve 427,60 TL ıslah harcının toplamı 3.500,91 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 12.239,00 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı ve bilirkişi ücreti yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/07/2024
...
*Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.