T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/814 Esas - 2024/458
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/814
KARAR NO : 2024/458
...
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 23/01/2008
...
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 07/03/2016
...
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 03/06/2016
KARAR TARİHİ : 03/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen tazminat davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankaya bağlı olan ... Şubesi'nde hesap açtırarak bu hesaba dayalı çek karnesi aldığını, müvekkili şirketin ticaret sicil ve geçerli imza örneklerinin de derhal bankaya bildirildiğini, müvekkili şirketin 21.03.2006 tarihli ortaklar kurulu kararıyla her ikisi de müdür olarak atanan.... yayınlandığını, bu yetki değişikliğinin davalı bankaya bildirilmiş olduğunu, daha sonra alınan kararla her iki müdürün yetkisinin kaldırılarak, ... yetkili müdür olarak atandığını ve çek keşide etme yetkisinin de anılan kişiye tanındığını, özellikle ortaklık değişiminden sonra bir kısım çeklerin ödenmemesi için men talimatının verildiğini, tespit edildiği kadarıyla bir kısım çeklerin eski ortak ... tarafından tek başına imzalandığı ve bu sebeple iki imza gerektiğinden imza konusunda da çekin yasal olarak ödenmemesi gerektiğini, bu kapsamda "keşideci yetkisiz temsilci olduğundan ödeme yapılmamıştır" kaydının düşülmesi ya da ödemeden men talimatı verilenler içinse bu kaydın çek arkasına yazılmasının istenmesine rağmen davalı banka tarafından 20.06.2006 tarihli ihtar mektubu ile müvekkilin 30.05.2006 keşide tarihli bir çekinin 30.05.2006 tarihinde bankaya ibraz edildiği ve arkasının yazıldığı bildirilerek çek karnelerinin iadesinin istendiğini, ihtar mektubuna konu olan çekin yetkisiz temsilci, ortaklıktan ayrılmış ... tarafından tek imza ile imzalanmış olduğunun anlaşıldığını, buna rağmen davalı bankanın 'karşılığı yoktur' ibaresi düşerek müvekkil şirkete ait bir kısım çekin daha arkasının 2-3 aylık süreçte yazıldığını, bu nedenle müvekkili şirketin ihtiyati hacizler ve icra takipleriyle yüzyüze geldiğini, ihale aldığı ve işleri yürütmekte olduğu kurumlardaki hak edişleri üzerine konan hacizlerle karşılaşıldığını, bazı ihale makamlarının ihtiyati haciz yazıları sebebiyle müvekkilinden ekstra teminat istediklerini, yine hak edişlerdeki ihtiyati hacizler sebebiyle meydana gelen bazı gecikmelerden dolayı cezai teminatlar ya da işçi alacakları davalarıyla yüzyüze kalındığını, müvekkil şirketin hesabı olsun olmasın diğer bankalara gönderilen haciz ihbarnameleri sebebiyle güven ve itibar kaybına uğrandığını, diğer bankalardaki hesaplarında para tutamamak gibi bir sıkıntıyla karşılaştığını, müvekkili şirketin hacizleri ve icra takiplerini durdurabilmek, kaldırabilmek için bazı çekleri ödemek zorunda kaldığını, Merkez Bankası ve diğer bankalar nezdinde müvekkil şirketin kredi, çek, teminat mektubu alamaz ve ihalelere giremez duruma düştüğünü, müvekkili şirketin temizlik ve benzeri hizmet taahhüdü işiyle uğraşan bir şirket olması sebebiyle idari kurumlardan yeni ihale alamadığını, işçi ödemelerinin bir kısmını ve yasal yükümlülüklerinin bir bölümünü geç ödemek zorunda kaldığını, ya da ödeyemediğini, müvekkilinin alınan şartnamelerden de anlaşılacağı üzere girebileceği ve alabileceği bir çok ihaleden dolayı elde edilmesi umulan kar kaybının bulunduğunu, yine almış olduğu ticari kredilerin de ödenmesinin istendiğini, bütün bu süreçte büyük maddi ve manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla girilemeyen ihaleler sebebiyle elde edilmesi umulan kar dahil uğradığı bütün maddi zararlar karşılığı 15.000,00 TL’nin ticari avans faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, işçi çıkarmaları sebebiyle açılan işçi tazminat davalarına yapılan ödemelerden dolayı uğranılan zarar karşılığı olarak 1.000,00 TL, müvekkilinin banka kredisi, teminat kredisi ve diğer borçları kapatabilmek için piyasa rayiç bedeli altında satılan taşınmazlardan dolayı uğranılan zarar karşılığı olarak 1.000,00 TL, teminat alınamaması, ipoteklerin serbest bırakılmaması, haksız olarak çeklerin arkasının yazılması sebebiyle başka bankalardan da teminat alınamaması ve ticari kredinin kapatılması sebebiyle şartnameleri alındığı halde ya da müvekkil şirket uhdesinde olduğu halde girilemeyen ihalelerden dolayı uğranılan kar kaybı karşılığı 8.000,00 TL, müvekkili şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan hak ediş alacaklarının temlik verilmesi zorunda kalınmasından dolayı uğranılan zarar karşılığı olmak üzere 5.000,00 TL talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, iddia edilen zararın hangi çeklerden ve bu çeklere verdikleri hangi talimata karşılık yapılan hangi muameleden ve ne zaman ne şekilde oluştuğunun açıklanmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve zamanaşımının gerçekleştiğini, davacının iş bu davaya konu tazminat talebinden daha önce vazgeçmiş olduğundan aynı olay kapsamında tekrar tazminat talebinde bulunmasının iyiniyetle bağdaşmadığı gibi bu sebeple davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkil banka aleyhine aynı konudan kaynaklı neredeyse aynı dilekçe ile ... Esas sayılı dosyasından bu defa manevi tazminat talebi ile dava açtığını ve ilk celseden önce bahse konu davadan vazgeçtiklerini, ülkemizde ileri vadeli çek keşidesi ile borç vadelendirilmesinin yerleşmiş ticari uygulamalardan olduğunu, dava konusu olayda da bahse konu çeklerin ileri vadeli çek olup, çekin üzerinde yazan tarihten önce keşide edilmiş olması ihtimalinin kuvvetli olduğunu, bu durumda çekin üzerinde yazan tarihte yetkinin değişmiş olduğu iddiasının bu dava açısından bir anlam ifade etmediğini, davacı taraf, çeklerin rızası hilafına elinden çıktığını iddia etse de, müvekkili bankaya açıkça ödemeden men talimatı verilmediğini, hesabın işleyişi ile ilgili sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmiş olduklarını, davacı firmanın çek hesabında zaten karşılığın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN ... TİCARET MAHKEMESİNDE DAVA: Davacı vekili, davacı şirketin davalı bankanın ...bulunan hesabından alınan ve kontrolü dışında 3. şahıslara yetkisiz imza ile dağıtılan bir kısım çeklerin bankaya verilen talimata rağmen arkasının "karşılığı yoktur" şeklinde yazılması ve bu sebeple davacının 2006-2007 yıllarında ihalelere girememesi sebebiyle uğradığı kar kaybının ve ... prim ödeme gecikme zammı ile İPC miktarının tesbiti ve bu alacaklar için şimdilik toplam 13.000,00 TL'nin davalıdan avans faizi ile birlikte tahsilini istediklerini ve bu dava ile bağlantılı olan ....Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN ... nezdindeki hesabından dolayı alınan ve kontrolü dışında 3.şahıslara yetkisiz imzayla dağıtılan bir kısım çeklerin talimata rağmen arkasını “karşılığı yoktur” şeklinde yazdıran davalı bankanın bu kusuru sebebiyle davacı şirketin ihalelere girememesi sebebiyle uğranılan kar kaybı, ... prim ödeme gecikme zammı ve İPC cezalarına dair zarar kapsamında alacaklar ile temliklerden dolayı uğranılan zararlara ilişkin olarak daha önceden talep edilen miktarlara ek olarak şimdilik üçüncü kişilere verilmek zorunda kalınan temliklerden dolayı asıl davada talep edilen 5.000 TL'ye ek olarak 16.023,52 TL'nin, ... ve vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle karşı karşıya kalınan zarar kapsamında gecikme zammı ve idari para cezasına ilişkin birleşen davada talep edilen 3.000,00 TL'ye ek olarak ayrıca 81.200,38 TL'nin,... incelemesinden geçen kararda istenilen 8.000 TL ile birleşen davada talep edilen 10.000 TL'ye ek olarak ayrıca 11.678.732,75 TL'nin kar mahrumiyeti olarak işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, ayrıca iş bu davanın tarafları ve konusu aynı olan ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine kararı verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN ... numarası ile hesap açtırdığını, müvekkili şirket ile davalı banka arasında 14.06.2004 tarihinde başlayan bir ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin bu hesaba bağlı birden fazla çek karnesi aldığını, hesap açıldığında ve sonrasında ticaret sicilde de kayda alınan yetkilileri ve ortaklarıyla ilgili her türlü değişiklikleri ve şirket yetkililerinin geçerli imza örneklerini de bu bağlamda derhal bankaya bildirdiğini, ayrıca kendi rızası dışında elinden çıkan çekleri de derhal bankaya bildirdiğini, müvekkili şirketin 21.03.2006 tarihli ortaklar kurulu kararıyla ...'ın müdür olarak seçildiklerini ve çek keşide edebileceklerinin karar altına alındığını daha sonra şirketteki ortaklık yapısı değişikliğinin ardından 29.05.2006 tarihinde alınan kararla her iki müdürün de yetkisinin kaldırıldığını, müdür olarak ...nun atandığını ve çek keşide etme yetkisinin de bu kişiye verildiğini, temsil ve ilzam yetkisinin ... sayılı nüshasının 14. sayfasında ilan edildiğini, özellikle ortaklık değişiminden sonra çek karneleri ve hesapların incelenmesi neticesinde bir kısım çeklerin şirket bünyesinde olmadığını ve şirket kayıtlarında da tespit edilememesi üzerine çeklerin ödenmemesi için davalı bankaya men talimatı verdiklerini, şirketin eski ortağı Ali Yılmaz tarafından tek başına keşide edilen 16 adet çekin 08.06.2006 tarihine kadar bankaya ibraz edildiğini ve davalı bankanın arkası "karşılıksızdır" ibaresiyle yazdırdığını, müvekkilinin ihtiyati hacizler ve icra takipleriyle yüz yüze geldiğini, ihale aldığı ve işleri yürütmekte olduğu kurumlardaki hak edişleri üzerine konan hacizlerle karşılaştığını, müvekkili şirketin çekleri ödememiş ve çek karnelerini de iade etmemiş gözüktüğü için kredi, çek ve teminat mektubu alamaz ve ihalelere giremez duruma düştüğünü, davalı bankanın bütün krediler gibi ... tahsilat kredilerini de kapattığını, tüm bunların üzerine kefillerin iş bu davaya konu taşınmazlarının derhal satılarak nakde çevrilip, davalı bankaya olan bütün hesapların kapatıldığını, ancak borçların kapatılmasına rağmen davalı bankanın teminatları serbest bırakmamaya ve teminat mektubu vermemeye, çeklerin arkasını usule ve uygulamaya aykırı bir şekilde yazdırmaya, Merkez Bankasına bildirmeye devam ettiğini, taşınmazların satılıp bedellerinin şirket lehine kullanılmasıyla oluşan zararın şirket zararı olması için uygun illiyet bağının bulunduğunu, asıl davada alınan bilirkişi raporunda da taşınmazların satılması ile uğranılan zararın davalı bankanın kusurlu davranışı arasında illiyet bağının bulunduğunun belirtildiğini, ayrıca bu noktada zararı doğuran olayın 3.kişi ... çekleri yetkisizce keşide etmesi değil, davalı bankanın bu yetkisizliği incelememesi, farketmemesi, uyarılmasına rağmen hatalı tavrını ısrarla devam ettirmesi ve düzeltici, önleyici işlem yapmamasından kaynaklandığını, davalı bankaya müvekkilinin zararlarını karşılaması için ... Esas sayılı dosyasında toplandığını belirterek, asıl davada talep edilen 1.000,00 TL'ye ek olarak taşınmazların toplam değeri olan 9.012.400,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini kararı verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı hususları ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
KANITLAR : İddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar, asıl davada bozma ilamı, usulü kazanılmış haklar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından çift imza ile keşide edilmesi gereken çeklerin tek imza ile keşide edilmesine rağmen, davalı banka tarafından gerekli araştırma yapılmadan karşılıksız işlemine tabi tutulması ve bu hususun Merkez Bankasına bildirilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, ihalelere girememekten kaynaklı zararının toplam olarak 7.295.984,98 TL olduğu, kabul edilen ve onanan kısım haricindeki miktarların birleşen davalarda davalıdan tahsili gerektiği, davacı asıl davada ve birleşen davalarda onanmayan talepleri olan uğranılan zararı kapatabilmek için rayiç bedel altında satılan taşınmazdan dolayı uğranılan zarar nedeniyle, ödeme güçlüğü ve darboğazı aşmak için hakedişlerin alacaklılara temlik edilmesi nedeniyle uğranılan zarardan dolayı, birleşen davalarda ise darboğaza girilmesi nedeniyle .... ve vergi yükümlülüklerinin yerine getirilememesi nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle tazmin talebinde bulunmuş ise de; belirtildiği gibi zararların tazminine yönelik şartların oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada; işçi çıkarma nedeniyle ödenen tazminatlardan kaynaklı zarar tahsili için 1.000.-TL talepli açılan dava ile ilgili verilen red kararı, ihaleye girememekten kaynaklı 8.000.-TL kâr mahrumiyetine ilişkin kabul kararı ... onanmakla bu talepler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının meydana gelen zararları karşılamak için tapuda kayıtlı taşınmazların rayiç değer altında satışından kaynaklanan uğranılan zarar için iddiasıyla hakediş alacaklarının temliki nedeniyle uğranılan zararlar için açılan davaların reddine, birleşen ... esas sayılı dosyada; davacı şirketin ihalelere girememekten kaynaklı kâr mahrumiyetine ilişkin davasının kabulü ile 10.000.-TL kâr mahrumiyetinin dava tarihi olan 27.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının bu davadaki diğer taleplerinin reddine, birleşen ....Esas sayılı dosyasının ise, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci davayı açmasında hiçbir beis bulunmadığı, ancak aynı konuda üçüncü kez dava açarak; davalıyı icapsız yere her dava dosyası için ayrı vekalet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmak, ilave yargılama giderine yol açmak, keza gereksiz yere emek ve mesai harcamasına sebebiyet vermek, mahkeme erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gereken, ‘’yargısal taciz’’(TDK Sözlük: taciz: yıldırma, tedirgin etme) mahiyetinde olduğu, diğer yandan en ziyade iki davaya konu olabilecek uyuşmazlıkların zincirleme davalara konu yapılmasının usul ekonomisi ilkesini de ihlal niteliği taşıdığından birleşen bu davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı, bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin birleşen davaya (.... Esas numarası sayılı dosyası) yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle mahkememiz kararı oy çokluğu ile bozulmuştur.
Taraf vekillerinin karar düzeltme istemleri ayrı ayrı reddedilmiştir.
Bozma kararı sonrası dosyanın mahkememizin yukarıdaki esas numarasına kaydı yapılmıştır.
GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar, davacı şirket tarafından çift imza ile keşide edilmesi gereken çeklerin tek imza ile keşide edilmesine rağmen davalı banka tarafından karşılıksız işlemine tabi tutulması nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine yöneliktir.
Asıl ve birleşen davalar, birleştirme kararına rağmen bağımsızlıklarını koruduklarından her bir dava ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ile ...Karar sayılı kararda ise ısrar edilmiş ve kararda direnilmesi yönünde hüküm kurulmuştur.
Davacının işbu davayı açma hakkı kabul edilerek işin esası incelenmiştir. Zira, hak, genel olarak hukukun tanıdığı ve koruduğu menfaat olarak kabul edilmektedir. ....'nda temel haklar ve hürriyetler belirlendiği gibi, anılan hakların kullanması da özüne dokunulmaksızın ancak Anayasada belirtilen nedenlerle ve kanunla sınırlanabilecektir. Öte yandan, Anayasamızda tanımlanan özgürlüklerden biri de 'hak arama' özgürlüğü olup, anılan özgürlüğün en yaygın kullanma şekli de 'dava hakkı' olarak belirlenmiştir.
Kural olarak hiç kimse dava açmaya zorlanamayacağı gibi, nasıl dava açması gerektiği yönünde yönlendirilemeyecektir. Medeni yargılama hukukunda tasarruf ilkesi geçerlidir. HMK'da alacağın veya zararın belli olması halinde kısmi dava açılması mümkün olup, açıkça feragat edilmeyen fazlaya ilişkin kısım için ek dava ve/veya davalar açılması veyahut ıslahla kalan kısmın talep edilmesi mümkündür. Ayrıca, birden ziyade ek dava açılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Uygulamada belirsiz alacak davası ile kısmi dava açılmasının sınırları bile tam olarak oturmamış, bu konuda yargısal kararlarda zorluklar yaşanılmasına devam edilmektedir.
Öte yandan, her hak için geçerli olduğu gibi, 'dava hakkının' da kötüye kullanılmaması gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün TMK'nın 2. maddesi hükmüne göre, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacaktır. Dürüstlük kuralı, genel olarak bir hukuki ilişkide toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekalı bir kişinin, genel ahlak, doğruluk ve ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimi olarak kabul edilmektedir. Hakkın kötüye kullanıp kullanılmadığı hususu, esasen tasarrufta bulunanın iç dünyası ile ilgili olmakla birlikte, bir takım karinelerden yararlanılarak ve somut olayın kendine özgü şartları değerlendirilerek belirlenecektir. 25/01/1984 Tarihli,... karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, TMK'nın 2/2. maddesindeki hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hakime özel ve istisnai hallerde takdir hakkını kullanarak adalete uygun düşecek şekilde karar verme olanağı sağlamaktır. Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu, gerçek hakkın tanınması ve kişinin korunması için tüm hukuki yolların kapalı bulunduğu zorunluluk hallerinde, anılan hüküm uygulama alanı bulur ve olağanüstü bir imkan sağlar. Ortaya çıkan haksızlığı giderici ve yasadaki kuralları tamamlayıcı fonksiyonu yerine getirir. Ancak, anılan kural, her zaman başvurulan bir düzenleme değildir. Uyuşmazlığın çözümünde gerektiğinde ikincil bir özellik taşımaktadır. Bu nedenle, öncelikle çekişmeye ona ilişkin kanun hükümleri uygulanmalı, uygulamaya rağmen bazı özel durumlarda adalete aykırı sonuç ortaya çıktığında, bu haksızlığı giderici, adaleti yapıcı şekilde bu hüküm dikkate alınmalıdır.
Somut olayda da taraflar arasındaki dava, bankacılık işleminden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Asıl uyuşmazlık, kar mahrumiyetine yöneliktir. Anılan zararın kapsamı ve miktarının tayini yargılamayı gerektirmektedir. Baştan sınırları belli değildir. Bilirkişi raporuyla kapsamı tayin edilecektir. Asıl ve birleşen ilk ek dava sonrasında da yargılamaya devam edilmiş, zarar kapsamı tam olarak belirlenmemiştir. Yargılamanın seyri, tarafların sıfatı ve somut olayın özelliği dikkate alındığında, sonraki ve işbu ek davaların açılmasında hakkın kötüye kullanılması, karşı tarafı taciz ve fazladan vekalet ücreti alınması veya başka bir amaçla hakkın kötüye kullanılması durumu tespit edilmemiştir. Asıl olan hakkın varlığı ve özünün korunmasıdır. Davacının, işbu davayı açması, hakkın kötüye kullanılması kapsamında kabul değerlendirilmemiş, bu yönüyle bozma gerekçesine itibar edilmemiştir.
İddia, savunma, toplanan kanıtlar, önceki bozma sonrası oluşan usulü kazanılmış haklar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının temsil ve ilzama yetkili çift imzalı olarak keşide edilmesi gereken çeklerin tek imza ile keşide edilmesine ve durumun davalıya bildirilmesine rağmen, davalı tarafından gerekli araştırma yapılmadan çeklerin karşılıksız işleme tabi tutulduğu, bu hususun dava dışı Merkez Bankası'na bildirildiği, davacının zarara uğradığı, ihalelere girememekten kaynaklı zararının oluştuğu, bu zararın bilirkişi raporunda 7.295.984,98 TL olarak tespit edildiği, oluşan zarar ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağının bulunduğu, sorumluluğunun olduğu, kesinleşen dosyalarda hüküm altına alınan tutarlar mahsup edilmesi sonucu işbu davadaki kar mahrumiyeti zararının 7.277.984,98 TL olarak bulunduğu, davalının dava tarihiyle temerrüte düştüğü sonucuna varılarak önceki kararda ısrarla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin... Karar sayılı kararda DİRENİLMESİNE,
3-Birleşen ...Esas sayılı dava dosyasında davacının davasının kısmen kabulüne, 7.277.984,98 TL kar mahrumiyetinin dava tarihi olan 07/03/2016 gününden itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer istemlerin reddine,
a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 497.159,15 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 201.103,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 296.055,25 TL’nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, (bu miktar harç bozma ilamından önce davalı tarafından yatırıldığından yeniden işlem yapılmasına yer olmadığına)
b)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 376.779,85 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
c)Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 334.014,96 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
d)Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvuru harcı ile 201.103,90 TL nispi harç toplamı 201.133,10 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan posta/tebligat/bilirkişi giderleri toplamı 37.599,60 TL'nin her halükarda yapılması gerektiğinden davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kesinleşen dosyalarla tekerrür olmamasına,
5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde ... yolu açık olmak üzere 03/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
✎ e-imzalıdır ✎ e-imzalıdır ✎ e-imzalıdır ✎ e-imzalıdır