T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/237 Esas - 2024/890
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/237 Esas
KARAR NO : 2024/890
DAVA : Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/02/2017
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2024
Mahkememize açılan Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, davalı şirket ile davacı arasında 22.05.2015 târihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davacı şirketin sözleşme kapsamında yıllık satış taahhüdü verdiğini, diğer davalının ise taahhüde kefil olduğunu, bayilik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından ariyet sözleşmesi kapsamında kurumsal kimlik çalışması sebebiyle 31.301,00 USD + KDV ve oto gaz tesisatı nedeniyle de 24,616,00 USD tutarında masraf ve otomasyon kurulumunun yapıldığını, davalının mal alımı yapmaması nedeniyle ... lisansının iptal edildiğini, lisansın iptal edilme tarihi ile sözleşmenin düzenlendiği tarih arasında davalının belirtilen miktarda alım yapmamasından dolayı davacı şirketin zarara ve itibar kaybına uğradığını, davalının sözleşme kapsamında yıllık asgari 1.000 m3 (S40 Ton) Beyaz Ürün, 96 Ton LPG satın alma taahhüdünde bulunduğunu, eksik satılan her bir ton ürün için ise TCMB Döviz Satış kuru üzerinden 150,00 USD karşılığı TL davacının uğradığı kar kaybını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bayilik sözleşmesi ve ekleri gereği 5 yıl için toplam asgari 5.000 m 3 (4,200 Ton) beyaz ürün 480 Ton LPG alım taahhüdü bulunmasına karşuı davalı tarafından sözleşmenin imzalandığı tarihten lisansın iptal edildiği tarihe kadar 236,34 Ton Beyaz Ürün, 11,964 Ton LPG alımında bulunulduğunu, bu sebeple davalının (4.200 Ton - 236,34 Ton) 3.963,66 Ton açıktan dolayı 594.549,00 USD (3.963,66 Ton 150,00 USD) beyaz ürün, (480 Ton - 11,964 Ton) 468,036 Ton dan 70,205,40 USD (3.063,66 Ton * 150 .00 USD; LPG yönünden uğradığı kar kaybını davalının ödemeyi üstlendiğini, taahhütnamenin 1. Maddesi kapsamında bayilik sözleşmesinin kısmen veya tamamen ihlal edilmesi halinde veya şirketimizden başka kaynaklardan petrol ürünleri alındığının tespiti halinde 50.000 USD veya ödeme tarihindeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden TL karşılığının cezai şart olarak kabul ettiklerini, sözleşmenin 3, Maddesinde şirketin akaryakıt istasyonunu terk etmek zorunda kalması ya da sözleşmenin devamı şirketinizin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle imkansız hale gelmesi halinde şirketinizin bu yüzden uğrayacağı tüm zararı tazmin edeceğini ve şirketinize 100,000,00 USD ödeme tarihindeki TCMB satış kuru üzerinden TL karşılığının cezai şart olarak ödemeyi taahhüt ettiklerini, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşme serbestliği çerçevesinde tarafların sözleşme koşullarını yasal sınırlar çerçevesinde belirleyeceğini beyan etmekle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyltı bayilik sözleşmesi ve satış taahhüdüne istinaden kar mahrumiyeti talebine karşılık şimdilik 5.000,00 TL ve cezai şart bedeli olarak 5.000,00 TL olmak üzere toplamda 10.000,00 TL nin davalılardan kefalet limitleri gözetilerek müştereken ve müteselsil olmak üzere ... 53, Noterliği ihtarının tebliğ alındığı tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Daha sonra davacı vekili davasını ıslah etmiş, harçlandırmıştır.
CEVAP :
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında 20/04/2015 tarihinde protokol ve 22/05/2015 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğlni, diğer davalının da kefalet limiti kadar müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, davalının sözleşmenin düzenlendiği aynı gün akaryakıt istasyonunun maliki ile kira kontratı düzenlendiğini, davacı şirkeie protokolle öngörülen 20.000.00 TL havale, 30.000,00 TL, 75.000,00 TL ve 75.000,00 TL üç adet çeki davacı şirkete ödediğini, ekli protokolün 7. Maddesinde nakit ödeme ve çek tesliminden sonra temerrüde düşmüş olan borçlu bayinin borcu olup davalının bayilik sözleşmesi ile taahhüt etmiş olduğu 910.000.00 TL ödemeyi davacı şirketin uhdesinde bulunan gayrimenkullerin satışından davalının karşılayacağını, yani gayrimenkullerin satış işlemlerine davalı tarafından başlanması, nakit ödeme ve çeklerin alınmasından sonraya ertelendiğini, böylelikle taşınmazların satışında ortaya çıkacak pürüzlerin davalı tarafından fark edilmesinin engellendiğini ve taşınmazlara fahiş değer biçilerek, satışı için çok kısa bir süre öngörülerek, taşınmazların hukuki durumu ile ilgili yanlış ve yanıltıcı bilgiler verilerek ve ödemeleri de almak suretiyle müvekkil ile sözleşme imzalandığını, nakit ödemeyi ve çek teslimlerini gerçekleştiren davalı, protokol hükümleri gereğince, davacı şirketin uhdesinde bulunan taşınmazların satış işlemlerine giriştiğinde, söz konusu taşınmazların ruhsatının bulunmadığından, tapuda riskli yapı şerhlerinin bulunduğunu, bulduğu alıcılardan birinin kredi işlemleri için tapu takyidatlı almak üzere gittiği tapudan öğrenmesi ve alımdan vazgeçmesi ile haberdar olduğunu davalı, protokol ile 2 ay gibi kısa bir sürede tamamı sorunlu, ruhsatı olmayan, üzerinde riskli yapı şerhi bulunan ve hiçbir şekilde krediye uygun olmayan taşınmazları satmak istese de taşınmazların sorunlarından dolayı öngörülen kısa sürede satışının mümkün olmadığını, davalı şirkei 25/01/2016 ve 26/04/2016 tarihlerinde alıcının herhangi bir zarara uğraması halinde taşınmazları geri alacağı ve zararı ödeyeceğine dair şahsi kefalet vererek taşınmazlara alıcı bulduğunu, müvekkilin bulduğu Cihan Yeşbek isimli şahsa davacı şirket tarafından taşınmazların satıldığını, müvekkil taşınmalardaki sorunlar yüzünden satıştan 130.000,00 TL zarar etmesine rağmen müvekkil, bundan sonra davacı tarafından akaryakıt verileceği umudu ile hareket ettiğini zira davacı tarafın, sözleşmenin akdedildiği tarihten itibaren sürekli olarak taahhüt edilen bedelin ödenmemesini gerekçe göstererek akaryakıt vermediğini, müvekkilin bulduğu alıcı tarafından bedel davacı şirket hesaplarına havale edilmesine rağmen davacı yan bu sefer de cezai şart vc o tarihe kadar müvekkil tarafından alınması gereken akaryakıt bedellerini gerekçe göstererek ve sözleşme gereğince bu bedeller ödenmediği sürece akaryakıt satışı yapılmayacağını beyan ederek müvekkile herhangi bir mal satışı yapmadan sözleşme hükümlerine dayanarak müvekkilden 3.500.000,00 TL talepte bulunduğunu, söz konusu taşınmazların durumunun sonradan öğrenildiğini ancak bu hususun davacı yanın başından beri bilgisi dahilinde olduğunu gayrimenkul satış işlemlerinin nakil ve çek alımlarından sonraya bırakılması ve beş taşınmaz için iki ay gibi kısa bir süre öngörülmesinin de bunun açık bir göstergesi olduğunu, davacının satışı fiilen neredeyse imkansız olan taşınmazları müvekkilinin 2 ay gibi kısa bir sürede satamayacağını önceden bildiğinden bunu kullanarak mal vermeden para kazanma amacında olduğunu, davacı tarafından 2 yıl süresince davalıya mal satılmadığını, davacının bu tutumu nedeniyle istasyonun faaliyete geçemediğini, davalının işyeri kirasını ödemek zorunda kaldığını, tüm görüşmelerine rağmen mal alamadığını ve lisansının iptal edildiğini, davalı tarafından davacıya 200.000,00 TL ödeme, taşınmazların satışından 130.000,00 TL zarar ettiğini, lisansının davacının mal vermemesinden kaynaklı iptal edilerek zarara uğradığını, beyan etmekle davanın reddini dilemiştir,
DELİLLER :
Süleymanpaşa, Marmara Ereğlisi, Hayrebolu ve Çerkezköy Tapu Müdürlüğünce, Tekirdağ İli Marmara Ereğlisi İlçesi, Çeşmeli Mahallesi, Ayıtepe Mevkii, 71 ada, 13 parselde kayıtlı taşınmaz, Tekirdağ İli Hayrabolu İlçesi, Kahya Mahallesi, Yerli Kaya Mevkii, 114 ada, 19 parselde kayıtlı taşınmaz ve 14 nolu mesken, Tekirdağ İli Hayrabolu İlçesi, Kahya Mahallesi, Yerli Kaya Mevkii, 114 ada, 19 parselde kayıtlı taşınmaz ve 13 nolu mesken, Tekirdağ İli Sülemanpaşa İlçesi, Eskicami Mahallesi, 2385 ada, 271 parselde kayıtlı 2 nolu bağımsız bölüm, Tekirdağ İli Çerkezköy Mahallesi, Kızılpınar Sokak, Köyiçi Mevkii 354 ada, 6 parselde kayıtlı taşınmazın 2015 yılından bu yana takyidatlı tapu kayıt örnekleri ve taşınmazların devir işlemlerine ilişkin kayıtları göndermiş, incelenmiştir.
Davalı şirketin defter ve belgelerinin incelenmesi için yazılan talimata, defterler ibraz edilmediğinden inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
...'dan davalı şirketin lisansının iptal edilip edilmediği sorulmuş, 05/10/2016 tarihi itibariyle lisansının iptal edildiği bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konuları hakkında SMMM ve Nitelikli Hesap bilirkişisinden alınan bilirkişin alınan son raporda özetle,
Davacı tarafın isteyebileceği kar kaybının, sözleşmenin yürürlükle bulunduğu/ ticari ilişkinin devam ettiği süre ve talepte bulunduğu tutar (Ton başına 150 $) ile sınırlı kalmak kaydıyla, uğramış olduğu kar kaybının 38.122,50 USD olduğu, bu tutarın ödeme tarihi itibariyle TL karşılığının 139.581,72 TL’ye tekabül ettiği,
Mahkemece davacının cezai şart isteminin kabulüne karar verilmesi halinde taahhütname kapsamında belirlenen cezai şart tutan olan 100,000 USD 'nin ödeme tarihindeki kur karşılığının 366.140,00 TL ’ye tekabül ettiği,
Söz konusu meblağın davalının ekonomik mahvına yol açabileceği gözetilerek TBK 52.maddesi gereğince hakkaniyet indirimi yoluna gidilebileceği, görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Mahkememizden verilen 17/06/2021 tarih ve 2017/103 esas 2021/394 karar sayılı kararı BAM 22. Hukuk Dairesi'nin 29/02/2024 tarih, 2021/1545 esas 2024/167 karar sayılı ilamıyla KALDIRILMASINA karar verilmiş olmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
DELİL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava bayilik sözleşmesi ve eki taahhütname çerçevesinde, sözleşme gereğince, taahhüt edilen miktarda akaryakıt alınmadığından bahsile sözleşmede ve taahhütnamede "Kâr Mahrumiyeti" olarak kararlaşırılan tazminatın ve taahhütnamede kararlaştırılan cezai şartın tazmini istemine ilişkidir. Taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi, taahhüt ve kefalet bulunduğuna ilişkin uyuşmazlık yoktur.
Davacı ve davalı şirket arasında 20/04/2015 tarihli protokol, 22/05/2015 tarihli Akaryakıt Bayilik sözleşmesi imzalanmış ve aynı tarihli davalı şirket tarafından imzalanan taahhütname düzenlenmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, akaryakıt bayilik sözleşmesinde (sözleşme eki asgari alım taahhüdünde) öngörülen yıllık asgari ürün alımı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağından kaynaklanmaktadır.
Mahkememizce verilen 17/06/2021 tarih ve 2017/103 esas 2021/394 karar sayılı davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın ... BAM 22. Hukuk Dairesi'nin 29/02/2024 tarih, 2021/1545 esas 2024/167 karar sayılı ilamıyla ; "...Taraflar arasında 20/04/2015 tarihli protokol, 22/05/2015 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve cezai şart ve asgari alım taahhüdüne ilişkin taahhütname imzalandığı, davalı şirketin 6 ay boyunca bayilik faaliyetini yerine getirmemesi nedeniyle 05/10/2016 tarihi itibariyle lisansının iptal edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin bayilik lisansının iptal edilmesi nedeniyle sözleşmenin fiilen uygulanma ihtimalinin kalmaması nedeniyle 05/10/2016 tarihine kadar asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesinden kaynaklı cezai şart hesaplanması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda 05/10/2016 tarihi yerine 05/01/2016 tarihinin dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının cezai şart talebine konu taahhütnamenin 3.maddesindeki düzenlemede sözleşmenin feshi dışında başkaca sebeplerin de öngörüldüğü, bu sebepler ve taahhütnamenin 1.maddesinde yazılı cezai şart yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı da anlaşılmaktadır.
Bu durumda yukarıda açıklanan nedenlerle asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle hesaplanacak cezai şart miktarının tespitinde 05/10/2016 tarihi dikkate alınmak suretiyle yeniden hesaplama yapılması ve davacının taahhütnamenin 1 ve 3.maddesindeki cezai şart talebinin de değerlendirilmesi bakımından mahkemece konusunda uzman bilirkişi heyetinden yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacının istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.... " gerekçeleriyle kaldırılmasına karar verilmiş mahkememizce bu doğrultuda işlem yapılmıştır. Davacı vekiline BAM kaldırma kararı doğrultusunda oluşturulacak heyetten rapor alınması için verilen ara karar gereği delil avansı ikmali için kesin süre verilmiş davacı vekili beyanında bu avansı ikmal etmeyeceğini beyan etmiştir. Bu nedenle mahkememizce mevcut delil durumuna göre dosya yeniden değerlendirilmiştir.
Davalı şirket tarafından imzalanan taahhütnamenin 1.maddesinde; "Bayilik sözleşmesinin herhangi bir hükmün kısmen veya tamamen ihlal ettiğimiz veya şirketinizden başka kaynaklardan petrol aldığımızın tespiti halinde ilk yazılı talebiniz üzerine şirketinize derhal 50.000 USD veya TCMB döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığını cezai şart olarak ödemeyi taahhüt ederiz" hükmü,
2.maddesinde; "İlaveten mezkur sözleşme konusu Akaryakıt İstasyonunda fiilen otogaz satışına geçtiğimiz tarih başlangıç alınmak üzere, şirketinizden yılda 1000 ton beyaz ürün satın almayı, bu miktarların, akaryakıt istasyonunun satışları için taahhüt dışı alımlarınızı ve toptan satışlarımızı da kapsaması nedeniyle akaryakıt istasyonunun taahhüt miktarları kadar satış yapmadığı itirazında bulunmamayı bu taahhütlerin altında kalmamız halinde Şirketinize beher eksik ton başına, ödeme tarihindeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden olmak üzere 150 USD karşılığı Türk Lirası ......kar mahrumiyeti ödemeyi, iş bu meblağın teminatlarımızdan mahsup edilebileceğini, aksi takdirde ilk talep anında ödeneceğini" hükmü,
3.maddesinde; "ilaveten mezkur sözleşmenin 13. Maddesine müsteniden şirketimiz akaryakıt istasyonunu her ne sebeple olursa olsun terketmek zorunda kalır ya da sözleşmenin devamı şirketinizin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle çok zor ya da imkansız hale gelir ya da şirketiniz sözleşmeyi haklı sebeple ve tek taraflı olarak feshetmek durumunda kalırsa şirketinizin bu yüzden uğrayacağı tüm zararı tazmin mükellefiyetimizin yanı sıra 100.000 Amerikan dolarını veya ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL karşılığını cezai şart olarak ödemeyi gayrikabili rücu surette kabul beyan ve taahhüt ederiz." hükmü bulunmaktadır.
Davacının 12/10/2015 tarihli ihtarla sözleşme gereği ürün alım taahhüdünün yerine getirilmediği, protokol gereği dava dışı önceki bayinin borçlarının üstlenilmesine rağmen ödenmediği, 3 gün içinde bu hususların yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğini beyan eden ihtar gönderdiği, davalının 04/11/2015 tarihli ihtar ile iradelerinin fesada uğratıldığı, taşınmazların satımının imkansız hale geldiğini belirttiği görülmüştür. Davalının ... lisansının 05/10/2016 tarihinde bayilik faaliyetinin 6 aydan uzun süreli yapılamaması hali nedeniyle iptal edildiği gelen yazı cevaplarından anlaşılmıştır. Dolayısıyla sözleşmenin fiilen uygulanma ihtimalinin, 05/10/2016 tarihi itibariyle kalmadığı, yapılan önceki bilirkişi incelemesinde davacının kayıtlarına göre 22/05/2015-22/02/2016 arası satış tutarının beyaz üründe 235,85 ton olduğu, davalının asgari alım taahhüdüne uygun alım yapmayarak taahhütnameye aykırı davrandığının , taraflara arasındaki ticari ilişkinin kayıtlarına göre 30/05/2015-05/01/2016 tarihleri arasında 7 ay sürdüğünün belirlendiği fakat BAM kaldırma kararına göre ise ... iptal tarihinin son süre olarak esas alınması gerektiği buna göre 14 ay sürdüğünün kabulü gerektiği , bu doğrultuda mahkememizce resen yapılan hesaplamada 14 ay için taahhüt edilen beyaz ürün miktarının 1080 ton olduğu, davalının 235,85 ton alım yaptığın, 14 aylık süre için eksiğin 844,15 ton olduğu, eksik ton için 150 USD üzerinden 126.622,50 USD olduğu, ihtarname ile verilen 7 gün sonunda 14/02/2017 tarihindeki TL karşılığının 463.615,62 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacının cezai şart talebi bakımından; cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da söz konusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz. Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Asıl borç bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlıdır. Ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından, onun fer'i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacaktır. Cezai şartın fer'ilik niteliği asıl borca bağlı olduğu sürece devam eder. Başka bir anlatımla cezai şartın fer'iliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder. Borçlu borca aykırı davrandığında cezai şart muaccel hale geldiğinden artık fer'i değil, asli (bağımsız) bir alacak niteliğini kazanır. Cezai şart, sağlararası hukuki işlemlerde ve özellikle sonuçlarını hayatta doğuran sözleşmelerde kararlaştırılır. (Bkz.Tunçomağ Kenan; Türk Borçlar Hukuku I. Cilt Genel Hükümler İstanbul 1976 Sh.853 vd., Eren Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 5. Bası, Cilt 2 Sh.l 169-1171; Kılıçoğlu M. Ahmet; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 4. Bası Sh.575-577; Reisoğlu Safa; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 12. Bası Sh. 362.) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ceza Koşulu" başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. maddesi 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK. maddesi 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK. maddesi 179/III) dur. Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan "yıllık asgari alım taahhüdüne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. maddesi 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir. TBK'nun 179/II. maddesine göre; "ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide "taleplerin birleşmesi" veya "toplanması" denmektedir. TBK, "borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi" hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. maddesi değil, 179/I. maddesi hükmü uygulanacaktır. Zira Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. maddesi hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. (Aynı Yönde Yargıtay 19 HD 12/09/2019 tarih , 2017/3732 E ve 2019/4342 K sayılı kararı)
Somut olayda davacının 12.10.2015 tarihli ihtarnamesi ile bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen bu taahhüde uyulmamış olması nedeniyle cezai şart talep ettiği bu anlamda ihtirazi kayıt bildirildiği görülmüştür. Davacı, dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan tahhütnamenin 1 ve 3.maddesi uyarınca cezai şart, 2.maddesi uyarınca eksik alım taahhüdü nedeniyle tazminat talep etmiştir. Davalı şirket tarafından imzalanan taahhütnamenin yukarıda alıntılanan 2.maddesinde kar mahrumiyetinden söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile 1.madde sözleşmeye genel aykırılıktan cezai şarta 2.madde ise asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şartı düzenlemektedir. 2. Maddeye göre davacının isteyebileceği cezai şart miktarı ... BAM 22. Hukuk Dairesi'nin 29/02/2024 tarih, 2021/1545 esas 2024/167 karar sayılı ilamındaki tarih aralığına göre yukarıda yapılan hesaplamaya göre 463.615,62 TL 'dir , davacı yan kaldırma kararı öncesi bu talebini 139.581,72 TL olarak ıslah etmiş mahkememizce taleple bağlı kalınmıştır.
Bam Kaldırma kararında davacının taahhütnamenin 1 ve 3.maddesindeki cezai şart talebinin de değerlendirilmesi bakımından mahkemece konusunda uzman bilirkişi heyetinden yeni rapor alınarak inceleme yapılması gerektiği belirtilmiş ise de davacı yanca avans yatırılmayacağı beyan edilmekle mevcut delili durumuna göre inceleme yapılmıştır. Taahhütnamenin 1. Maddesinde sözleşmenin herhangi bir hükmünün kısmen veya tamamen ihlal edildiği veya başka kaynaklardan petrol alındığının tespiti halinde ilk yazılı talep üzerine cezai şart taahhüt edilmiş olup dosya kapsamında başka kaynaklardan petrol alındığına ilişkin delil bulunmadığı, asgari alım taahüdünün ihlali dışında diğer maddelere aykırılık yönünde delil bulunmadığı, kaldı ki işbu taahhüt kapsamında 1 .maddesindeki cezai şartları dava tarihinden önce cezai şart isteyen yazılı talebin de bulunmadığı görülerek davacının bu kapsamda cezai şart alacağının olmadığı kanaatine varılmıştır. Taahhütnamenin 3. Maddesinde ise sözleşmenin feshine ilişkin 13. Maddesine atıfla cezai şart belirlenmiş olup davacı yanca sözleşmenin yöntemince feshedilmemiş olduğu dosya kapsamında sabit olmakla bu taahhüt kapsamında cezai şart istemi de yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle taraflar arasındaki sözleşme dönemlerinde alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın isteyebileceği kar kaybının, sözleşmenin yürürlükle bulunduğu/ ticari ilişkinin devam ettiği BAM kararında belirtilen süre ve talepte bulunduğu tutar (Ton başına 150 $) ile sınırlı kalmak kaydıyla, uğramış olduğu kar kaybının temerrüt tarihi itibariyle TL karşılığının 463.615,62 TL’ye tekabül ettiği, söz konusu dönemde alınan yakıt miktarı sözleşmede taahhüt edilenden az olduğundan eksik alım söz konusu olup davalının taahhüt edilen miktarda yakıt almadığı halde davacı tarafından gönderilen ihtar ile eksik alım nedeniyle kar mahrumiyetine ilişkin bulunduğundan davacı kar mahrumiyetine ilişkin zararını ıslahla artırılan tutarla bağlı kalınarak talep edebilir. Kefil yönünden ise müşterek ve müteselsil olarak, davalının borçlarına kefil olup, her türlü borç ve taahhüdü ile sınırlı olarak üstlendiğinden imzaladığı kefaletname kendisini bağlayacağından, davalı kefil kefalet miktarı ile sınırlı olmak üzere ve taleple bağlı kalınarak "kar mahrumiyetinden" kaynaklanan 139.581,72 TL tazminat talepleri haklı görülmüştür.
Taahhüdün 1. ve 3. Maddesi gereğince cezai şart yönünden ise yukarıdaki nedenlerle talepleri yerinde görülmemiştir. Davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre;
1-Davanın kısmen kabulü ile 139.581,72 TL kar mahrumiyetinden doğan alacağın 22/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Haydari Cankatar yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı sorumlu ve tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan müşterek ve müsetelsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 9.534,83 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harç ve 2.298,32 TL ıslah harcı toplamı 2.469,10 TL'nin mahsubu ile noksan olan 7.065,63 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin kabul miktarına göre davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yatırılan peşin alınan 170,78 TL harç ve 2.298,32 TL ıslah harcı toplamı 2.469,10 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 3.535,35 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı ve bilirkişi ücreti, 162,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı yargılama giderinin toplamı 3.728,75 TL'nin kabul ve red oranına göre 3.599,36 TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2024
*Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.