T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/401 Esas - 2024/376
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/401
KARAR NO : 2024/376
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 04/05/2023
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2024
Mahkememize açılan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde iken otoyolda orta şeritte bulunan kaplama lastik parçasına çarpması sonucu gerçekleşen tek taraflı trafik kazası ile hasara uğradığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalının otoyolun bakım, onarım ve güvenliğinden sorumlu olması nedeniyle müvekkilinin sigortalıya ödediği bedelden sorumlu bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin sigortalıya ödenen bedelden sorumlu olmadığını, kazanın oluşumunda müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, araç sürücüsünün müterafik kusurunun da dikkate alınması gerektiğini, kazaya birden fazla araç karıştığından illiyet bağının kesildiğini, talep edilen zararın fahiş olduğunu, reeskont avans faizi talebinin haksız bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
MAHKEMEMİZİN GÖREVİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesine istinaden sigortalısına ödenen tazminatın TTK'nın 1472. maddesi gereği davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce; davacı sigorta şirketinin sigortalısının hususi araç sahibi olduğu, sigortalı gerçek kişi olup tacir olduğu yönünde bir iddia bulunmadığı, davacının iddia ettiği olayın haksız fiil niteliğinde olduğu, davacının sigortalı aracın da hususi nitelikte otomobil olduğu, dolayısıyla davacının halefiyete dayalı olarak açtığı haksız fiil hükümlerine dayandırılan davada HMK'nun 2. maddesi gereği genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli bulunduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili ile sigortalı arasında akdedilen kasko poliçesinin ticari bir sözleşme olduğunu, asliye ticaret mahkemesinin görevli bulunduğunu, müvekkilinin ve davalının tacir sıfatına sahip olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile mahkememiz kararını istinaf etmiştir.
... 21. Hukuk Dairesi'nin 2024/21 esas, 2024/599 karar sayılı kararı ile "... Sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu itirazın iptali davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22/03/1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "...Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Somut olaya gelindiğinde; davalı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği otoyolun işletmecisi olup, otoyoldan geçenlere hizmet sunan şirkettir. Davacının sigortalısı ise Hilmi Şirin olup, sigortalı araç hususi otomobil olduğu gibi, sigortalı davalının işlettiği otoyolu ücret karşılığı kullanan tüketicidir. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki de hizmet sözleşmesine ilişkin olup, tüketici işlemi niteliğindedir.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanunun 83/2. maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır.
Mahkemenin görevli olması ise, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu itirazın iptali davasında davacı sigortalısının tüketici, davalının otoyoldan geçenlere ücret karşılığında hizmet sunan şirketin hizmet sağlayıcı, davacı sigortalısı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi ilişkisi olduğu, bu suretle tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlıkta tüketici mahkemesinin görevli bulunduğu gözetilerek tüketici mahkemesinin görevi olması nedeniyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken görevli mahkemenin tayini yönünde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabet görülmemiştir. "gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2024 tarih, 2024/21 esas, 2024/599 sayılı kesin kararında da belirtildiği üzere dava konusu işlemin tüketici işlemi sayıldığı, Tüketici Mahkemesinin davaya bakmasının göreve ilişkin usul kurallarına da uygun olacağı kaldırma ilamında da bildirildiğinden mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre;
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yargılama yapmaya Tüketici Mahkemesi görevli bulunduğundan HMK'nın 114/c maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ,
2-HMK 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan, anılan yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine,
3-Kararın taraflarca kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ... NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/06/2024
*Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.