T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/525 Esas - 2024/546
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/525 Esas
KARAR NO : 2024/546
BAŞKAN : ...
ÜYE : ....
ÜYE :...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/08/2022
KARAR TARİHİ : 12/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 19/08/2015 tarihli “... A.Ş. MAL VE HİZMET ALIMINA İLİŞKİN ESAS VE USULLERE GÖRE YAPILACAK OLAN .... POSTA TAŞITTIRILMASI HİZMET ALIMINA AİT SÖZLEŞME” akdedildiğini, davacı şirketin 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (.....) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden davalı şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10’unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi ... ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamını davalı şirkete ödediğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDVnin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla ... beyan ederek ödemek durumunda kalındığını, 25/2/2021 tarihli ve ... ve ... sayılı yazılarıyla davalı şirket adına ... yatırılan toplam 855.729,20 TL’nin davacı şirkete iade edilmesinin davalı taraftan talep edildiğini, ancak davalı şirketin haksız şekilde elinde bulundurduğu söz konusu tutarların iade edilmediğini, bu konuda almış oldukları uzman görüşünü ekte sunduklarını, davalı tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde davalı şirkete KDV’nin tam tevkifat yapılmaksızın tam ve peşin ödenmiş olması sebebiyle davacı üzerinde kaldığını, bu nedenle, davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğini, toplam 855.729,20 TL’nin şirketlerine iade edilmesi gerektiğini, fuzulen ve fazladan ödenen tutarların 30 gün içinde iade edilmesinin davalı tarafa ihtar edildiğini bugüne kadar söz konusu alacakları konusunda ödeme yapılmadığını, 9/10 oranındaki KDV’nin hem ... hem de davalı şirkete ödendiğini, mükerrer ödeme söz konusu olduğunu, KDV tevkifat tutarını davacıya iade etmesi halinde davalının kendi beyanlarını düzeltmesi ve kendi ... ödediği bir vergi varsa bunun iadesini talep edebilmesi mevzuat gereği mümkün olduğunu, buna rağmen gereğini yapmayan davalı tarafın açıkça kötüniyetli olduğunu, bu duruma davalı şirketin düzenlediği faturaların neden olduğunu, KDV Genel Uygulama Tebliğindeki düzenleme ve açıklamalarda belirtildiği şekilde herhangi bir vergi tarhiyatına ve cezaya maruz kalınmamasım teminen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi kapsamında, ilgili dönemlere ilişkin .... No.lu KDV beyannamelerimizi pişmanlıkla düzeltme beyannamesi vermek suretiyle düzeltme yoluna gidildiğini davalı faturalarındaki KDV tutarının 9/10'luk kısmı da bu beyana dahil edilerek ilgili ... ödeme yapıldığını, davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, akdedilen sözleşmeler kapsamında davalı tarafın düzenlediği faturalarda yer alan KDV tutarının 9/10'luk kısmını davacıdn alma ve tahsil etme hakkı bulunmadığını, davalı tarafından faturaların yanlış düzenlenmesinin de etkisiyle borçlu olmadıkları KDV tutarlarına dair meblağların sehven ve fazladan/fuzulen davalı şirkete ödendiğini, 3065 sayılı KDV Kanununun 8. maddesi hükmü ve gerekse 6098 sayılı Kanunun 78. maddesinde yer alan “borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümlerinin saklı olduğu” yönündeki hüküm gereğince, her iki kanun uygulaması bakımından şirketlerine iadesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmelerde; davalı şirketin mevzuattan kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmemesi sebebiyle davacı tarafından ödenecek olan tutarların kendisine rücu edileceğine dair açık düzenleme bulunduğunu, sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak müvekkilinin alacağı doğduğunu, alacağı rehinle temin edilmediğini, vadesi gelmiş/geçmiş bir para borcu bulunduğunu, ihtiyati haciz taleplerinde tam bir ispatın aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu da dikkate alındığında, yasada ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yer alan şartlar somut olayda gerçekleşmiş olduğunu, davalı şirketin iyiniyetli olmayıp mal kaçırma hazırlığında olduğunu, taahhütlerinden kurtulmak için mallarım gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığı ve bu maksatla müvekkilinin haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğu kuvvetle muhtemel olduğunu, alacağın yüksek meblağlı oluşu, bir kamu kuruluşu olan davacının getirdiği ve her geçen gün alacağına kavuşamaması sebebiyle artan mali külfet de dikkate alındığında davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkul malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczi gerektiğini belirterek teminatsız olarak, bunun mümkün olmaması halinde ise en alt sınırdan tespit edilecek bir orandaki teminat karşılığında, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle davalı şirketin taşınır, taşınmaz, bankadaki mevduatları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, hakkında şimdilik 855.729,20-TL'ik ihtiyati haciz kararı verilmesini, 855.729,20-TL'nin 17.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini ayrıca müvekkilinin adresinin Malatya olduğunu bu nedenle ... Mahkemelerinin davaya bakmakla yetkili olduğunu ve yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında 19/08/2015 tarihinde şehirler arası posta taşıttırılmasına ilişkin sözleşme imzalandığını , müvekkili ile imzalanan sözleşmeler incelendiğinde iş gücü temininin söz konusu da olmadığını sözleşme konusu işleri nedeniyle kesilen faturaların KDV tevkifatına tabi olmadığını , müvekkili şirketin davacının talimatlarına uygun davranmış olması sebebiyle kusurlandırılamayacağını, emsal yargı kararlarınında mevcut olduğunu bildirerek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili bilahare verdiği dilekçeleri ile sözleşmeler gereğince teslim edilen hizmetin tevkifata tabi olmadığından işlemin iptali için konusu .... Mahkemesinin .... essa sayılı dosyasında dava açtıklarını bildirmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:
Dava; davacı tarafından sözleşmeler gereği davalının hak edişlerinden kesilmeden ... ödenen 9/10 oranındaki KDV tevkifatının sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıdan rücuen tahsili istemiyle açılan alacak davası niteliğindedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ; taraflar arasında imzalanan 19.08.2015 tarihli .... Taşıttırılmasına dair sözleşme uyarınca davalının hak edişinden 9/10 oranında KDV tevkifatı yapılması gerekip gerekmediği, davacı tarafça hak ediş faturaları üzerinden yapılması ve hak edişlerden kesilmesi gereken 9/10 oranındaki KDV tevkifatının hak edişlerden kesilip kesilmediği, davacının gereksiz yere vergi ödeyip ödemediği, ödediği bu tutarın davalıdan rucüen tahsil edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.
Dosyada bulunan faturalara göre, davalı tarafından hizmet bedelini KDV'si ile birlikte fatura faturalandırdığı ve KDV'li fatura bedellerinin davacı tarafından davalıya ödendiği konusunda da uyuşmazlık bulunmamaktadır.
... Dairesinin cevabi yazısı, taraflar arasında akdedilen doğrudan temin yöntemiyle hizmet sözleşmeleri, faturalar dosyamız arasına alınmıştır.
.... sayılı dosyası getirtilmiş; taraflar arasında 19.08.2015 tarihinde imzalanan .... taşıttırılmasına ait doğrudan temin sözleşmesi kapsamında davacı tarafından üstlenilen işin niteliğinin işgücü temini olduğundan bahisle sorumlu sıfatıyla verilen 2 nolu beyannamelerde 03/11/2020 tarihinde yapılan düzeltme üzerine tahakkuk ettirilen toplam 904.700,82TL KDV ve pişmanlık zammının terkini istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımmen reddine ilişkin hukuka uygunluk görülmediğine ilişkin karar verilmiştir.
Davacının bağlı olduğu ... Dairesinin 05/04/2024 tarihli cevabı yazısında ; .... Mahkemesinin 16/03/2023 tarih .... sayılı kararında 894.028,66-TL katma değer vergisi ve 785.469,03TL pişmanlık zammının red ve iadesi ... A.Ş yapıldığı bildirilmiştir.
Dava açıldıktan sonra davacının bağlı olduğu ... Dairesince dava konusu sözleşmelerde dahil olmak üzere .... Mahkemesinin .... sayılı kararına istinaden davacı ... tarafından ... yapılan toplam 894.028,66TL KDV tevkifatı ile 785.469,03TL pişmanlık zammı ödemesinin davacı ...'ye iade edildiği, iade edilen bu bedel içinde dava konusu edilen ... a.ş. mal ve hizmet alımına ilişkin esas ve usullere göre yapılacak olan 8. kısım kayresi bölgesi şehirler arası posta taşıttırılması hizmet alımına ait sözleşmeye istinaden ödenen 9/10 oranında KDV tevkifatının da bulunduğu anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer oladığına karar vermek gerekmiştir.
HMK 331/1 maddesi gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim , davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine taktir ve hükmedeceğinden;
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5. İşgücü Temin Hizmetleri başlıklı maddesinin 2.1.3.2.5.1. Maddesinde Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı, tebliğin( ...) bölümünde sayılanlar yönünden, (9/10) olarak belirlenmiştir. Tebliğin Kapsam başlıklı 2.1.3.2.5.2. Maddesinde, "Gerçek veya tüzel kişiler, faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü, kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda ya da başka alanlarda faaliyette bulunan diğer kişi, kurum, kuruluş veya organizasyonlardan temin etmektedirler.
Bu tür hizmetler, esas itibarıyla, temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğu durumlarda tevkifat kapsamına girmektedir.
Bu şekilde ortaya çıkan hizmetlerde aşağıdaki şartların varlığı halinde tevkifat uygulanır:
- Temin edilen elemanların, hizmeti alana ücretli statüsünde hizmet akdiyle bağlı olmaması gerekmektedir.
- Temin edilen elemanların, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gerekmektedir. Elemanların işletmenin mal ve hizmet üretimi safhalarından herhangi birinde çalıştırılması halinde, sevk, idare ve kontrolün hizmeti alan işletmede olduğu kabul edilir.
Dolayısıyla işgücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler göz önünde bulundurulur, bu hususların varlığı, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edilir.
İşgücü temin hizmeti veren mükellefin, söz konusu hizmeti bir başka mükelleften temin ettiği elemanları kullanarak sunması halinde, sadece kendisine verilen işgücü temin hizmetinde tevkifat uygulanır. ..." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, iş gücü temin hizmetlerinde, hizmet alanın tevkifat sorumlusu olduğu ve bedelin ödenmesinde 9/10 oranında tevkifat yapılması gerektiği kabul edilmiş olup, iş gücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler kabul edilmiş olup, bu hususların varlığının, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edileceği hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde yüklenicinin, sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümler çerçevesinde yükleniciye ait olduğu, ...'nin yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu olmadığı kararlaştırılmıştır.
Davalı tarafından .... Mahkemesine açılan dava sonucunda da mahkemece "çalıştırılan personele ilişkin sorumlulukların davacı şirkette bulunmasına ve çalıştırılan personelin çalışma düzeninin davacı şirket tarafindan belirlenmesine ve davacı şirket tarafindan kontrolüne ilişkin hükümler dikkate alındığında, davacı şirket tarafindan yüklenilen işin tamamen kendi sorumluluğunda ve kendi elemanları tarafindan sağlandığı, işçilerin sevk ve idaresinin davacı şirkette olduğu sonucuna varıldığından " talebin kabulü ile işlemin iptaline karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereğince davalı şirket tarafından üstlenilen işin iş gücü temin niteliğinde olduğu yapılan 9/10 oranındaki Katma Değer Vergisi Tevkifatında hukuka uygun olmadığı anlaşıldığından yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davalı vekili lehine vekalet ücreti taktirine karar verilmiştir. (..... Dairesi'nin 17/01/2023 tarih .... ve 17/01/2023 tarih .... sayılı kararları)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
2-Alınması gereken 427,60TL harçtan dava açılışında peşin yatırılan 14.613,72TL'nin mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 14.186,12TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine ,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı davada kendini vekille temsil ettirmiş olduğundan tazminat istemine yönelik olarak red edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Av. Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. Maddesi gereğince taktir edilen 124.130,21TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Dava açılırken alınması gereken 1.560TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansından HMK'nın 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/09/2024
Başkan ...
E-İmzalıdır
Üye ...
E-İmzalıdır
Üye ...
E-İmzalıdır
Katip ....
E-İmzalıdır