T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/377 Esas - 2025/372
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/377 Esas
KARAR NO : 2025/372 Karar
HAKİM : ......
KATİP :......
DAVACI : ......
VEKİLLERİ : Av. ......
Av. ......
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/05/2024
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
YAZIM TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişki ve sözleşme uyarınca müvekkil tarafından davalıya faturalar ve cari hesap düzenlenmiştir. Ancak söz konusu faturalara ve cari hesaba ilişkin alacak ödenmemiş, davalı borçlu aleyhine yukarıda müdürlük ve esas numarası verilen icra dosyası üzerinden fatura ve cari hesap alacağımıza dayanarak icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlu ödeme emrini tebliğ almış ve icra takibine itiraz ederek takibi durdurmuştur. Ancak davalı borçlunun itirazları haksız ve mesnetsizdir. Bunun üzerine zorunlu arabuluculuk sürecine başvuru yapılmış ancak bir uzlaşma sağlanamamıştır. Yapılan açıklamalar ve sunulan belgeler ışığında davalının itirazının haksız olduğu sabittir. Yargılama aşamasında toplanacak deliller ve yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile alacağın mevcudiyeti ayrıca ortaya çıkacaktır. Bu kapsamda takibe konu faturalara ilişkin olarak ilgili vergi dairesinden BA – BS formlarının istenmesi talep olunur.’’ Şeklinde açıklamalara yer vererek, Davalı borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve duran icra takibinin devamına, Haksız itiraz nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı alacaklı tarafından vekil eden aleyhine 15.03.2024 tarihinde ...... esas numarası ile icra takibi başlatılmıştır. Takibe dayalı ödeme emri müvekkile 20.03.2024 tarihinde tebliğ olmuştur. Tarafımızca süresi içerisinde 25.03.2024 tarihinde iş bu haksız takibe dayalı borca itiraz edilmiştir. Akabinde ise müdürlüğün aynı tarihli tensibi ile takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Müvekkilin böyle bir borcu yoktur. İş bu sebeple borca itiraz edilmiştir. Fatura içeriği doğrudur. Lakin davacı alacaklı ile davalı borçlu müvekkil arasında cari hesap söz konusudur. İş bu cari hesap incelendiğinde borçlu müvekkilin aslında alacaklı olduğu hususu ortaya çıkacaktır. İş bu fatura alacağı cari hesaba konu bir fatura alacağıdır. Tüm hususlarda tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesini talep etmekteyiz. Yapılacak inceleme neticesinde asıl alacaklının müvekkil şirket olduğu hususu açığa kavuşacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmakla birlikte iş bu takibe konu fatura alacağı da cari hesaba kaydedilen bir alacaktır. Fatura alacağının cari hesaptan ayrı bir şekilde icra takibine konu edilmiş olması hususu hukuka aykırıdır. Alacaklı yapılan icra takibinde kötü niyetlidir ve gerçekte olmayan bir alacağı tahsil etmek istemektedir. Alacaklının borca dayanak yaptığı belgelerde müvekkilin imzası yoktur. Ayrıca bu borca ilişkin alacaklının elinde müvekkilin imzasının bulunduğu herhangi bir başka belge de bulunmamaktadır. Davacı haksız icra takibi yapmaktadır ve davalı-borçlu müvekki,l şirketin borcu olmadığını da bildiği için kötü niyetlidir. Bu nedenle alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmelidir talep etmiştir .
Davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davalı tarafça davaya herhangi bir cevap verilmediği görülmüştür .
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Davanın, ...... esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu takip temelinin fatura ve cari hesap alacağına ilişkin olduğu uyuşmazlığın davacının davalıdan alacağı olup olmadığı varsa miktarına ilişkin olduğu anlaşıldı. olduğu anlaşıldı.
...... müzekkere cevabı mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
...... esas sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden gönderilmiş ve mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle; Tarafların defter kayıtları ile dava dosyanın incelenmesi neticesinde, davacı ticari defterlerinin dikkate alınması durumunda; 31.12.2022 tarihi itibari ile davacının, davalıdan 1.139.871,61-TL alacaklı olduğu, Davalı ticari defterlerinin dikkate alınması durumunda; 31.12.2022 tarihi itibari ile davalının davacıdan 193.698,71-TL alacaklı olduğu, yönündeki kanaatini belirtmiştir. Bilirkişi raporunun denetime açık hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır .
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:...md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur. (...... sayılı emsal ilamı)
Tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde;...... esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, takip temelinin fatura alacağına ilişkin olduğu, davanın yasal süresinde açıldığı, davalı tarafın verilen kesin sürede ticari defterlerin bir kısmını sunmayarak ibraz etmekten kaçındığı, davacı ticari defterlerinin kendi lehine delil oluşturduğu, davalı ve davacının BA-BS formaları uyuşmazlık konusu faturalar kapsamında uyumlu olduğu, davacı ticari defter kayıtları dikkate alındığında , davacı ticari defterlerinin kendi lehine delil oluşturduğu, davalının kesin delillerle aksini ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacının bakiye alacağının bulunduğu alınan bilirkişi raporu ile anlaşılmakla, takibin asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden aynı şartlarla devamına, davalı tarafın temerrüde düşmediği, T.T.K. 1530. maddesindeki düzenlemenin tedarik sözleşmeleri kapsamında değerlendirileceği anlaşılmakla işlemiş faiz yönünden reddine karar verilmiş olup, alacağın likit olduğu göz önüne alınarak kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ...... esas sayılı icraya yapılan itirazın 391.053,03-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı şartlarla devamına, fazlaya dair istemin reddine,
2-Kabul edilen miktarın %20'si olan 78.210,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 26.712,83 TL harçtan, dava açılışında alınan 6.554,55 TL peşin harcın düşümü ile kalan 20.158,28 TL karar harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, 1.005,98 TL'sinin davacıdan; 2.594,02 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 427,60 TL başvurma harcı, 245,00 TL tebligat ücreti, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 25,00 TL diğer giderler toplamı 7.697,60 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 5.546,59 TL'si ile dava açılışında alınan 6.554,55 TL peşin harç toplamından oluşan 12.101,14 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 62.568,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/05/2025
Katip ......
e-imzalıdır
Hakim ......
e-imzalıdır