T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/617 Esas - 2025/126
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/617 Esas
KARAR NO : 2025/126 Karar
HAKİM : ......
KATİP :......
DAVACI : ......
VEKİLLERİ : Av. ......
Av. ......
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 15/08/2023
KARAR TARİHİ : 14/02/2025
YAZIM TARİHİ : 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 15.08.2023 tarihli dava dilekçesi ile özetle; 19.07.2023 tarihi saat 15:30'da, ... A.Ş.'ye ait ...'nin ... isimli haber programının Gazeteci ... ile yapılan yayınında; ...... itibarına ve müvekkil Şirkete zarar vermeye yönelik yalan haber ve tezvirat sebebiyle müvekkil Şirketin tüzel kişiliği zarar görmüş, ülke çapında ve dünyada temsil ettiği marka değeri zarara uğrayarak yayınında müvekkil Şirketin ticari itibarı, onur ve saygınlığı zarar gördüğünü, 18.07.2023 tarihli yayının hemen ardından 19.07.2023 tarihli ... A.Ş.'ye ait ... yayını neticesinde peş peşe yayınlar yapılmaya devam edilerek yalan haberin kamuoyu nezdinde yaygınlaştırılması yoluna gidildiğini, müvekkil Şirketin kamu kimliğine ve özel sektördeki yurtiçi-yurtdışı itibarına, ayrıca ticari değeri ile söz konusu fabrikada üretimi ve ihracatı yapılan kritik ürünler sebebiyle bağlı olduğu ikili sözleşmelerdeki mevcut haklarına zarar vererek gerek ülke çapında gerekse uluslararası alanda itibar kaybına sebebiyet verdiği müvekkil Şirkete ait ... hakkında asılsız isnatlar içeren ve müvekkil Şirketin ticari itibarına, onur ve saygınlığına, marka değerine, zarar veren 19.07.2023 tarihli asılsız haber sebebiyle davalı şirketin 100.000 TL manevi tazminata mahkum edilmesine, yargılama neticesinde ortaya çıkacak yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması talep edilmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle özetle; Söz konusu davaya konu edilen yayınların kişi ve kurumlardan edinilen ve haber niteliği taşıyan bilgi ve fikirlerin izleyici kitlesine aktarılması olduğu, bu bilgi ve fikirlerin aktarılmasının Anayasanın basın hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında kaldığı, basın özgürlüğüyle ilgili hiçbir ilke, yükümlülük ve yasakları ihlal etmediği, müvekkilinin davalı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun (televizyon kanalının) 19.07.2023 tarihinde saat 15:30’da yayınladığı "..." isimli programda, gazeteci ...... 'ın yapmış olduğu açıklamaları yayınlamasında hukuka aykırılığın bulunmadığını, davacının talebinin dayanağını gösteren, dava dilekçesindeki cümleler: “...... ” başlığı ile verilerek haberde geçtiği şekli ile “...’ya ait ...... ’nın ...... ’a satıldığı” ifadesi edildiğini, ...’ten gelen yazıda, “... ... A.Ş.nin farklı bir ülkeden başka bir kuruluşa satıldığı/devralındığı yönünde bilgi alarak, haber her yerde dolaşıyor.” ifadesinin yer aldığını, ifadeden ilk anlaşılan ... 'nun, ihtihbari kaynaklardan bu yönde bilgiler aldığı, davacı tarafın ...’ten gelen yazıya nasıl cevap verdiği de, davanın çözümü bakımından önem arz ettiğini, geçmişte, ...... ’deki tank palet fabrikasının satıldığını Türkiye kamuoyuna ilk bildiren gazeteci ... olduğunu, gazeteci ...’ın, yine benzeri bir konuda bulunmuş olduğu iddianın haber değerinin olduğu, ayrıca davalı müvekkilinin iddianın kesin bir şekilde doğruluğunu hemen orada, canlı yayında teyit etmek gibi bir imkanın da bulunmadığını, davadan ... olunmasına müteakip, ilgili yayının kaldırıldığını, bu eylemin ise müvekkilinin iyi niyetinin ve haberle ilgili kötü bir kastının bulunmadığının göstergesi olarak kabul edilmesi gerektiği, müvekkilinin Gazeteci ...'ın yapmış olduğu açıklamaları halkın haber alma özgürlüğü çerçevesinde kamuoyuyla paylaştığından, müvekkili kuruma ait yayıncı kuruluşun taraf olmadığından, açılan davayı kabul etmediklerini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Davanın, 19/07/2023 tarihinde davalıya ait flaş haber tv yayınında yapılan haber nedeniyle davacının ticari itibarının zedelenmesi onur ve saygınlığının zarar görmesi ve marka değerinin zarara uğraması iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
...... Mahkemesince verilen 15/12/2023 gün ve ...... sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize 13/09/2024 tarihinde tevzi edilen dava dosyası Mahkememizin ...... Esasına kaydedilmiştir.
Taraf delilleri dosyamız arasına alınmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar başlıklı 55. maddesi "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek," düzenlemesini içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, bu tür haksız rekabetin oluşabilmesi için başkalarının faaliyetini gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek gerekmektedir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Ancak Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır.
Basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayımın haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Bir yayımın hukuka uygun olduğunun kabul edilebilmesi ancak açıklanan bütün bu koşulların birlikte varlığı halinde mümkündür. Yapılan bir yayım bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır (...... 05.06.2015 tarihli ve ...... ., 08.05.2013 tarihli ve ...... .sayılı kararları).
Anayasanın Temel Haklar ve Ödevler bölümünde yer alan ve gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 24 ve 25. maddelerinde ve yine özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmaması yasal bir zorunluluk ve hukuki gerekliliktir. Yine, basının manevi tazminat sorumluluğunun doğması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 maddesindeki koşulların gerçekleşmiş olmasına bağlıdır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 19.07.2023 tarihi saat 15:30'da,davalıya ait ...'nin ... isimli haber programının Gazeteci ... ile yapılan yayınında; ...’ya ait ...... ’nın ...... ’a satıldığı” ifadesi, “... ... A.Ş.nin farklı bir ülkeden başka bir kuruluşa satıldığı/devralındığı yönünde bilgi alarak, haber her yerde dolaşıyor.” ifadesinin gerçeği yansıtmadığı, böylece haberin yapılmasında basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, yayının gerçek olmadığı,kamu yararının bulunmadığı, konunun güncelliğinin gözetilmediği, objektif sınırlar içinde kalınmadığı, yayının gerçek olmadığı, asılsız bir şekilde haber yapıldığı, haberin verilmesinde kamu yararının bulunmadığı, olayın doğru olup olmadığı basit bir araştırmayla elde edilebilecek iken hiç bir araştırılma yapılmadan görünür gerçekliğe aykırı yayın yapıldığı, kamuoyunda yanıltıcı, husumet, kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı bu durumlarda, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, bu haliyle basın özgürlüğü kapsamını aştığı, doğrudan davacıların kişilik haklarına saldırının amaçlandığı ve davalının, davacı ve faaliyetlerini kötüleyen yayınının haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile; 75.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 75.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya istemin reddine,
2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.123,25 TL harçtan, dava açılışında alınan 1.707,75 TL peşin harcın düşülmesi ile kalan bakiye 3.415,50 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3)6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, 900,00 TL'sinin davacıdan; 2.700,00 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4)Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 269,85 TL başvurma harcı, 496,00 TL tebligat ücreti, 15,00 TL diğer giderler toplamı 780,85 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 585,64 TL'si ile dava açılışında alınan 1.707,75 TL peşin harç toplamından oluşan 2.293,39 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5)Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6) Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/02/2025
Katip ......
e-imzalıdır
Hakim ......
e-imzalıdır