T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/664 Esas - 2025/611
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/664 Esas
KARAR NO : 2025/611
....
DAVA : Sözleşmenin Uyarlanması
DAVA TARİHİ : 26/10/2023
KARAR TARİHİ : 12/09/2025
KAR.YAZ.TAR. : 12/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin Uyarlanması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekilinin dilekçesi ile ; "...taraflar arasında personel taşıma işine ilişkin 17/08/2022 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin imzalandığı süreçten sonra müvekkilin öngörmesi mümkün olmayan fahiş fiyat artışları meydana geldiğini, sözleşme gereği müvekkil tarafından verilen hizmet karşılığı ilk ayda araç başı ortalama ödenen günlük ücret 840,00 TL iken 30.06.2023 tarihi itibariyle sözleşmeye göre verilen fiyat artışı ile 1.033,66 TL’ye isabet ettiğini, yani davacı ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşmenin imza tarihi olan 17.08.2022 tarihinden 30.06.2023 tarihine kadar hizmet kalemlerinde meydana gelen artış oranının %23,05 olarak davacı tarafından belirlenip uygulandığını ancak reel piyasa şartlarında 17.08.2022-30.06.2023 tarihleri arası esas alındığında müvekkil şirket tarafından verilen hizmet için zorunlu olan bileşenlerde meydana gelen artış oranının çok daha fazla olduğunu, bu nedenle davalıdan sözleşmenin uyarlamasının talep edildiğini, talebin reddedildiğini, 17.08.2022 Tarihli Personel Taşıma Hizmeti Alımına Ait Sözleşmesinin bedelinde 07.08.2023 tarihinden geçerli olmak üzere güncel ekonomik verilere göre uyarlama yapılmasını, sözleşme bedelinin arttırılmasını ve şimdilik 100 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini..." talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA: Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile ;"...Haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER: Dosyanın tetkikinde dava öncesi veya dosyanın görevsizlikle mahkememize gönderilme aşamasında arabuluculuk anlaşmazlık son tutanağının ibraz edilmediği görülmüştür.
.... K sayılı ilamı ile "Taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi imzaladığı, davacı şirketin, sözleşmenin imzalandığı süreçten sonra müvekkilin öngörmesi mümkün olmayan fahiş fiyat artışları meydana geldiğini ileri sürerek sözleşmeni uyarlanmasını talep ettiği, davalı kurumun bu talebi reddetmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda detaylı olarak belirtildiği üzere, sözleşmeye konu hizmette giderlerde akaryakıt fiyatlarının döviz fiyatlarıyla ilişkili olduğu, döviz fiyatlarının kırılgan bir seyir izlediğinin açık piyasa kaynaklarından
takip edilebilecek bir olgu olduğu, ayrıca işçi ücretlerindeki artışların(asgari ücret artışları) altı
aylık/ yıllık bazda gerçekleşen rutin işlemler olduğu, dolayısı ile bu verilerin davacı şirket
tarafından tekliflerin oluşturulduğu sırada bilinebilecek ve artabileceği öngörülmesi mümkün
ekonomik unsurlar olduğu, ayrıca teklif fiyata hangi fiyat unsurlarının dahil olacağı da ihale
dokümanında belirlenmiş olup, yüklenicinin dava konusu ihaledeki teklifini oluştururken söz
konusu verileri bilerek ve/veya bilebilecek durumda teklifini oluşturduğunun
değerlendirilebileceği,
ayrıca sözleşmenin fiyat farkı hesabına ilişkin 14. maddesindeki fiyat farkı
formülünde ağırlıklı maliyet girdileri olarak belirlenen akaryakıt, işçilik ve araç amortisman
giderlerindeki artışların fiyat farkı formülüne uygulanmak suretiyle yüklenici hakedişlerine
eklendiğinin görüldüğü,
bu tespitlere göre dava konusu personel taşımaz sözleşmesinin yürütülmesi aşamasında
taşıma sözleşmesi maliyet unsurlarında meydana gelen fiyat artışlarının 6098 sayılı Kanunun 138
inci maddesinde yazıldığı ve taraflarca
öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen aşırı ifa güçlüğü oluşturan olağanüstü bir sebep
olarak nitelendirilemeyeceğine kanaat getirilmekle .... Davanın reddine," karar verildiği görülmüştür.
Mahkeme ilamının istinafı üzerine.... sayılı ilamı ile "...Taşıma işleri hakkındaki maddi hukuk normları ile ilgili düzenlemeler de TTK'nın 4. Kitabında yer aldığından, taşıma sözleşmelerden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklar, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari iş ve ticari dava sayılır. Bu durum karşısında, dava konusu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan somut uyuşmazlığı görüp incelemeye de asliye ticaret mahkemesi görevlidir. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şeklide hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu durumda, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden .... Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KABULÜ ile .... Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli ... Mahkemesine tevzi edilmek üzere ... gönderilmesine," karar verildiği görülmüştür.
....K sayılı ilamında "...Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacak davalarında davacı, bir para alacağının tahsilini amaçladığından, dava açılmadan önce yasal düzenleme gereğince arabulucuya başvurulmasının, ardından arabulucu tarafından onaylanmış anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin dava şartı olduğu, bir miktar paranın ödenmesi istemine ilişkin iş bu alacak davası'nın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) hükümleri uyarınca ticari dava niteliği taşıdığı, arabulucuya başvurulmasının 6102 sayılı TTK'nın 5/A hükmü uyarınca dava şartı olduğuna dair İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinde isabet görüldüğü, davanın görevsiz mahkemede açıldığı 29.03.2022 tarihinden önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmadığı, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A hükmü gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alındığında, Mahkemece, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararında herhangi bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davacı- karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı- karşı davalı vekilince asıl davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir. ...Asıl dava, bankacılık işlemi niteliğindeki genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borçluların ödemesi gereken takip konusu borcun tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalılardan tahsiline karar verilmesi, karşı dava ise, haksız olarak haciz yapıldığı iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. ...Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." denildiği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME:Davacı tarafça servis taşımacılığı için yapılan sözleşmenin yeni tarihli olarak uyarlanması talep edilmiş ise de ; dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere 7155 sayılı yasanın 20 maddesi ile yapılan değişiklikle eklenen ve 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile değiştirilen 5/A maddesi gereği ticari davalardan,konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı haline getirilmesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yasasının 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile ile değişik “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı ile eklenilen 18/A-2,son (...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir...) hükmü gereği dosyanın dava tarihi, dosyanın mahkememize tevzi tarihi, dava dilekçesi ve eklerinde davacının dava tarihinde yürürlükte olan ticari davalarda arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirmediği anlaşıldığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ,6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yasasının 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile ile değişik “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı ile eklenilen 18/A-2,son cümlesi , HMK'nun 114/1-h, 2 maddesi delaletiyle HMK'nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı üzere;
1-Dava şartı yokluğundan davanın reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan dava açılışında alınan 269,85-TL'nin düşümü ile kalan 345,55-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı davada kendini vekille temsil ettirdiğinden dava değeri üzerinden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair Taraf vekillerinin yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/09/2025
....