T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2021/351 Esas - 2024/231
T.C.
ANKARA
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/351 Esas
KARAR NO : 2024/231
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2021
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2024
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığını, takip dayanağı yapılan araç satış bedelinin tamamının müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davalı şirketin icra takibine konu ettiği meblağı ödemediği halde gerçek dışı iddia ile icra takibine konu ettiğini, davalı şirketin ödeme iddiasının yazılı bir delile dayanmadığını, icra takibine konu meblağın daha önce ...4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/5 Esas sayılı davaya dermeyan edilmiş olduğunu, belirtilen dava dosyasında yapılmış olan yargılama neticesinde davalının iddiasında haksız olduğunun tespit edilerek diğer talepleri ile birlikte takip konusu edilen araç bedellerine ilişkin talebinin de reddedilmiş olduğunu belirterek, öncelikle zamanaşımı nedeniyle muvafakatları olmadığından ...16. İcra Dairesi 2020/3362 sayılı icra takibinin iptaline, takibin herhangi bir yazılı belgeye dayanmaması nedeniyle de muvafakatları olmadığından kanunun amir hükmüne aykırı ...16. İcra Dairesinin 2020/3362 sayılı icra takibinin iptaline, derdestlik nedeniyle aynı takibin iptaline, ayrıca müvekkili şirketin davalıya borcu bulunmaması nedeniyle müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile menfi tespit talebinin kabulüne ve ...16. İcra Dairesinin 2020/3362 sayılı icra takibinin iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline, yargılama süresince icranın durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde davacı şirketin, müvekkili davalı şirket tarafından ticari kaygılarla ayrı bir tüzel kişilik olarak kurduğunu ve akaryakıt satışı ve nakliyesi alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili şirket tarafından ileride kendisine devredilmek üzere kurulmuş bir tüzel kişilik olduğunu, davacı şirketin resmiyette kurucu ortağı olarak görülen kişilerin müvekkili şirketin sigortalı personelleri olduğunu, şirketin reel kuruluş amaç ve şekli uyarınca hisse devir yetkisi ve borçlandırma yetkisi dahil tüm yetkilerin vekaletname ile müvekkiline ve onun talep ettiği diğer şirket ortaklarına bırakıldığını, davacı şirket ortaklarının bu önemli yetkileri vekaletname ile müvekkili ve diğer ortaklara tanımasının şirketin müvekkili şirket tarafından ileride kendisine devredilmek üzere kurulduğunu gösterdiğini, davacı şirkette gizli ortak konumunda olan müvekkilinin, davacı şirketin kuruluşu esnasında bedeli müvekkili şirketin kasasından karşılanmak suretiyle 11 adet yeni tanker satın aldığını ve gizli ortağı olduğu davacı şirkete devrettiğini, bunun yanında müvekkili şirkete ait 3 adet tankerin bedeli davacı şirket tarafından daha sonra ödenmek üzere devredildiğini fakat şirket tarafından bu araçların devrine karşılık hiçbir ödemede bulunulmadığını, davacı şirket ile olan husumetin, müvekkili şirket yetkilisi Hasan Sarıdağ'ın 2011 yılı sonunda şirket statüsünü değiştireceğini ve hisse devrini gerçekleştireceğini açıklaması üzerine o güne kadar şirketi bütünüyle yöneten ve gerçek şirket ortakları olan her üç şirket vekilinin de vekilliklerinin kötüniyetle son verildiğini ve müvekkili şirket tarafından alınan ve davacı şirkete devredilen tanker ile sağlanan diğer maddi değere haiz varlıklarla birlikte gizli ortağı oldukları davacı şirketin ele geçirilmeye çalışılmış olduğunu, takibe konu tankerlerin müvekkili şirketin aktifinden davacı şirkete kazandırılan malvarlığı olup bu kazanımlar nedeniyle davacı tarafça yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, dolayısıyla başlatılan takip nedeniyle müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklı olduğunun açıkça ortada olduğunu, davacının işbu davada ileri sürmüş olduğu derdestlik itirazının ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/5 E. sayılı dosyasında ileri sürülen hususlar yönünden karşılaştırılacak olunması halinde birbirinden farklı talepler içerdiği ve yine farklı yakıt tankerlerine ilişkin olduğunun görüleceğini, iptali istenen icra takibine konu araç bedellerinin davacının iddia ettiği gibi daha önce dava konusu yapılmadığından derdestlik itirazının dinlenebilirliği bulunmadığını, dava konusu alacağa ilişkin icra takibinin 05/03/2020 tarihinde başlatıldığını, ödeme emrinin 11/09/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı tarafın ödeme emrinde talep edilen alacağa ilişkin süresinde itiraz etmediği gibi ödeme ya da zamanaşımı def'inde de bulunmayarak takip bu haliyle kesinleşmiş olduğunu, davacının gerek dava dilekçesinde gerekse de 05/07/2021 tarihli delil dilekçesinde taraflara ait 2009-2010 yılı ticari defterlerine dayanmış olduğunu, takip konusu araç bedelleri için yaptığını iddia ettiği ödemelere dair hiçbir bilgi ve belgeye dayanmadığını, davacının takip konusu araçlar hakkında ecrimisil talepli dava ikame etmiş olduğu ...5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.02.2015 2012/230 E., 2015748 K. sayılı ilamına karşı yapmış oldukları temyiz başvurusu uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiğini, her ne kadar eldeki dava farklı tankerlere ilişkin mevcut alacağın talep edildiği icra takibine yönelik açılmışsa da, davacının iddialarının bütününün ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/5 E. sayılı dosyasına dayanmakta olduğunu, dava konusu icra takibine konu araçlar ile anılan mahkemece yapılan yargılamaya konu araçların farklı olsa da verilecek karardan dolaylı olarak eldeki davanın da etkilenme ihtimali bulunduğundan ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/5 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasının çelişkili karar verilmemesi adına önem arz etmekte olduğunu belirterek ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/5 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın, davacının tüm talepleri yönünden reddini ve %20'den aşağı olmamak üzere lehine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, (kapatılan) ...16. İcra Dairesi 2020/3362 esas, (yeni) ...4. Genel İcra Dairesi'nin 2020/3362 esas sayılı takip dosyası, ...4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/5 esas sayılı dava dosyası, tarafların ticari defter ve belgeleri, bilirkişi rapor ve ek raporu, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı alacaklının başlattığı (kapatılan) ...16. İcra Dairesi 2020/3362 esas, (yeni) ...4. Genel İcra Dairesi'nin 2020/3362 esas sayılı icra takibi nedeni ile borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İİK'nun "Menfi tesbit ve istirdat davaları" başlıklı 72. maddesinin 1. fıkrasında "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.", aynı maddenin 5. fıkrasında "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.", 6. fıkrasında "Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Bu hükümler çerçevesinde dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davalı alacaklının 06 BL 0403 ve 06 VIM 88 plaka sayılı araçların bedeli sebebine dayalı olarak 300.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacı ile (kapatılan) ...16. İcra Dairesi 2020/3362 esas, (yeni) ...4. Genel İcra Dairesi'nin 2020/3362 esas sayılı dosyası ile davacı borçlu aleyhine icra takibine başladığı, davacı borçlu vekilinin araç satış bedellerinin tamamının ödendiğini ileri sürerek davacının borçlu olmadığının tespiti istemi ile bu davayı açtığı görülmektedir.
Tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulmuş, 29/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı ve davalı şirketler tarafından dava konusu işlemlerin olduğu 2009 ve 2010 yıllarına ait ticari defterler ibraz edilemediğinden, ticari defterler üzerinden herhangi bir inceleme, tespit ve değerlendirme yapılamadığı, davacının ticari defterlerinin taraflarınca incelenebilmesi ve raporlarını eksiksiz olarak sunabilmemiz için mahkememizce Vergi Dairesi'ne ihtaratlı yazı yazılması gerektiği belirtilmiştir.
03/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, dava konusu 06 VIM 88 plakalı aracın 17/03/2009 tarihinde davacı Mavi Hat firmasına tescil olduğu, öncesinde aracın davalı Güneydoğu Havacılık firması adına tescilli olduğu, ancak davacı şirketin 2009 yılı ticari defterleri incelenemediğinden davacı şirketin dava konusu 06 VIM 88 plakalı araç satışından kaynaklı davalı şirkete borcu bulunup bulunmadığının ticari defterlerden tespitinin yapılamadığı, davacı şirketin 2011 yılı ticari defterlerinde dava konusu 06 BL 0403 plakalı aracın dava dışı Yazıcılar İnşaat Oto Kiralama Ltd. Şti. firması tarafından 13/05/2011 tarihinde davacı şirkete satılmış olduğunun ve aynı gün davacı şirket tarafından araç bedelinin dava dışı şirkete ödendiğinin kayıtlı olduğu, dolayısıyla davacı şirketin 2011 yılı ticari defterler kayıtlarına göre davacı şirketin dava konusu 06 BL 0403 plakalı araç satışından kaynaklı davalı şirkete borcu bulunmadığı belirtilmiştir.
11/10/2023 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, mahkemenin "davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinin istenmesine, bu konuda davalı vekili ile bilirkişilerce irtibata geçilmesine" görevlendirmesi doğrultusunda davalı şirketin vekili ile irtibata geçilerek davalı şirkete ait ticari defterlerin yerinde incelenmek üzere hazır edilmesini talep ettikleri, davalı şirket vekili tarafından davalı Güneydoğu Havacılık İşletmesi Ltd. Şti. firmasına ait ticari defterlerinin ibraz edilemeyeceğinin belirtildiği, bu bağlamda davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde herhangi bir inceleme, tespit ve değerlendirme yapılamadığı, tarafların dava kapsamında hazırlanan 03.01.2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna yapmış olduğu beyan ve itirazların iş bu ek raporda değerlendirildiği, 03.01.2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporundaki mali yönden sonuç ve kanaatimizde herhangi bir değişiklik olmadığı, mahkemenin huzurundaki işbu davada, dava konusu edilen iki adet tanker bulunmakta olup, söz konusu tankerlerin plakalarının 06 BL 0403 ve 06 VİM 88 olduğu, daha önce dosyaya sunulan 03.01.2023 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda 06 BL 0403 plakalı aracın dava dışı Yazıcılar İnş. Oto Kiralama Ltd. Şti. Tarafından 13.05.2011 tarihinde davacı Mavi Hat Ltd. Şti.'ye satılmış olduğu, aynı gün davacı şirket tarafından araç bedelinin dava dışı şirkete ödendiğinin ise defter kayıtlarında yer aldığı, dolayısıyla davacı şirketin davalıya 06 BL 0403 plakalı araç nedeniyle herhangi bir borcunun olmadığı yönündeki görüş ve tespitte herhangi bir değişiklik bulunmadığı, dava konusu olan 06 VİM 88 plakalı diğer tankerin ise ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/5 E. Sayılı davasına konu edildiği, söz konusu davada yukarıda belirtilen gerekçelerle Güneydoğu Havacılık Ltd. Şti.'nin herhangi bir alacağının olmadığına hükmedildiği, söz konusu kararın davacı vekili tarafından dosyaya sunulmuş bulunan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E.2021/8186, K.2023/179 sayılı ve 11.01.2023 tarihli ilamı ile esas dava açısından onandığı, bu nedenlerle, 06 VİM 88 plakalı araç yönünden de davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı belirtilmiştir.
...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2021 tarih ve 2021/5 esas, 2021/236 karar sayılı kararının incelenmesinde, asıl davada davacıların Güneydoğu Havacılık İşletmesi Ltd. Şti. ve Hasan Sarıdağ, davalının Mavi Hat Havacılık İşletmesi Ticaret Ltd. Şti. olduğu, birleşen ...13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/26 esas sayılı davasında davacının Mavi Hat Havacılık İşletmesi Ticaret Ltd. Şti., davalının Güneydoğu Havacılık İşletmesi Ltd. Şti. olduğu, irleşen ...5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/20 esas sayılı davasında davacının Güneydoğu Havacılık İşletmesi Ltd. Şti., davalının Mavi Hat Havacılık İşletmesi Ticaret Ltd. Şti. Olduğu, yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen ...13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/26 esas sayılı davasının reddine, birleşen ...5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/20 esas sayılı davasının kısmen kabulü ile 32.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, temyiz edilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/01/2023 tarih ve 2021/8186 esas, 2023/179 karar sayılı ilamı ile asıl davada davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl dava hakkındaki kararın onanmasına karar verildiği görülmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ilamına karşı karar düzeltme yoluna gidildiği ve bu nedenle Yargıtay kararının henüz kesinleşmediği görülmekte ise de, bozma ilamı üzerine verilen asıl dava hakkındaki kararın onanmasına ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ihtimali ile usul ekonomisi ve bu davanın geçirdiği safahat gözetilerek karar düzeltme isteminin sonucu beklenmemiş, bu kararın istinaf edilmesi halinde istinaf aşamasında taraf vekillerince karar düzeltme sonucunun her zaman bildirilebileceği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında takip ve dava konusu (kapatılan) ...16. İcra Dairesi 2020/3362 esas, (yeni) ...4. Genel İcra Dairesi'nin 2020/3362 esas sayılı icra takibinin dayanağı olan 06 VIM 88 plakalı araç bedeli yönünden dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
Yukarıda ayrıntısı açıklanan ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/5 esas sayılı asıl dava davasında davacılar vekili, davacı Hasan Sarıdağ'ın hakim ortağı olduğu diğer davacı Güneydoğu Havacılık İşletmesi Ltd. Şti.'nin faaliyet konusu akaryakıt satış ve nakliye işinin bir başka şirket üzerinden yürütülmesi ve belirli bir zaman sonra davacı şirkete devredilmesi amacıyla davalı Mavi Hat Havacılık Ltd. Şti.'nin davacı Hasan Sarıdağ tarafından iki sigortalı personeline kurdurulduğu, davalı tarafın kötü niyetli olarak davacı Hasan Sarıdağ'ın vekil yetkilerini sonlandırdığı, bu ilişkiler kapsamında bedeli davacı Güneydoğu şirketi tarafından karşılanan 11 adet tankerin davalı Mavi Hat Ltd. Şti. Adına satın alındığı, ilk taksit olan 100.000,00 TL'nin tutanak ile nakit, ikinci taksit olan 87.000,00 TL'nin çek karşılığında davacı Güneydoğu şirketi kasasından ödendiği, ayrıca davacı şirketin maliki olduğu üç adet tankerin fatura karşılığında davalı şirkete devredildiği ancak bedelinin davalı tarafından ödenmediği, maddi değeri yüksek olan K1, K2 belgelerinin davacı şirketin tecrübesi ile alındığı, davalı şirketin kira bedellerinin davacı tarafından ödendiğini ileri sürerek tanker bedelleri, davalı şirketin haksız ele geçirdiği kar bedeli, haksız azil tarihindeki şirket aktifleri ile piyasa değerinin yarısına karşılık gelmek üzere şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yine açıklandığı gibi asıl davanın reddine karar verilmiştir. Kararda "Davacı Güneydoğu Havacılık şirketine ait iken davalı adına tescili yapılan ve bedelinin ödenmediği iddia edilen 06 LGC 12, 06 BU 3669, 06 VIM 88 plakalı araçlarla ilgili ...18. Noterliği tarafından düzenlenen satış sözleşmesinde 3 adet aracın bedeli alıcı tarafından ödenerek teslim edildiği, toplam satış bedelinin 67.500,00 TL olduğu, ayrıca 3 adet araç satışı için davacı şirket tarafından davalı adına fatura düzenlendiği anlaşılmıştır." ve "Davacı şirket tarafından davalı şirkete devredilen 3 adet tankerin bedelinin ödenmediği iddiasına yönelik ise noter satış sözleşmesinde satım bedelinin alıcı tarafından alındığı belirtildiği gibi davacı şirket kayıtlarında da bedelin tahsil edildiği görüldüğünden davacı iddiası kanıtlanamamıştır." gerekçelerine yer verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile (HMK m. 114/1-i) çözümlenmemiş olması dava şartıdır. Bu şart, olumsuz dava şartı olarak adlandırılır. Kesin hüküm (hem bireyler için hem de devlet için) hukukî durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla hukukî güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kesin hüküm kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.
Kesin hükmün amacı kişiler arasındaki uyuşmazlıkların hem kesinleşme anı hem de gelecek için çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem davanın taraflarının hem Devletin hem de toplumun yararı vardır. Çünkü kişiler aralarındaki uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bunda Devletin de yararı vardır. Çünkü Devlet mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık ile tekrar tekrar meşgul edilmesini istemez (Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder /Taşpınar Ayvaz, Sema: Medeni Usul Hukuku, ...2016, s. 664). Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz.
Öte yandan kesin delil ise yanları ve hâkimi bağlayan, bu tip delillerle kanıtlanan olayın hukuksal doğru olarak kabul edilmesini gerektiren delillerdir. Hâkimin kesin delilleri takdir yetkisi yoktur. Bu biçimde ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorundadır. Hukukumuzda kesin deliller sınırlı olup bunlar senet (HMK md. 200 vd), yemin (HMK md. 229) ve kesin hükümdür (HMK md. 303). Kesin hüküm de aynı konuda daha sonra açılan davada kesin delil oluşturur (Kuru, C. II, s. 2034 vd).
Kesin hüküm şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Bazı nihai kararlar verildikleri anda kesindirler (HMK md. 341 ve 362). Kanun yolu açık olan bir karar, bu yola başvurma süresi geçmekle de kesinleşir (HMK md. 345 ve 361). Öte yandan, istinaf yolu açık olan bir karar istinaf edilip sonucunda istinaf başvurusu reddedilmiş yahut istinaf başvurusu kabul edilerek esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmiş olup da (HMK md. 353/1-b ve 356) bu yönde verilen karar HMK md. 362 hükmünde belirtilen temyiz edilemeyecek bir karar ise bölge adliye mahkemesi kararı ile hüküm kesinleşir. Nihayet bölge adliye mahkemesince verilen karara karşı temyiz yolu açık olup da (HMK md. 361) temyiz üzerine Yargıtay tarafından onanan veya düzelterek onanan (HMK md. 370) hükümler de kesinleşir. Kanun yoluna başvurmaktan feragat edilmesi halinde de verilen hüküm şekli anlamda kesinleşir.
Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse artık bu hükme karşı olağan yasa yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK’nın 303/1. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir”. Kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabihin aynılığı, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise müddeabihlerin aynı olduğundan bahsedilemez.
Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukukî sebepten farklı olarak, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması hâlinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir.
Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren mahkeme de dâhil) diğer bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler (kesin hüküm itirazı) ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Kuru, C. V, s. 5051- 5053).
Bununla birlikte maddi anlamda kesin hükmün içeriği bakımından da değerlendirme yapılması gerekmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki sebebi ve konusu aynı olan şekli anlamda kesinleşen her nihai karar daha sonra açılacak dava bakımından kesin hüküm ve kesin delil teşkil etmeyebilir. Gerçekten de ilk davada verilen hüküm, işin esası incelenerek verilmemiş ise daha sonra açılan dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiğinden söz edilemeyecektir. Daha açık anlatımla ilk davada tahkikat aşamasına geçilerek işin esasına girilmiş, taraflarca getirilen tüm deliller incelenerek ve taraflara bu konuda izahat imkanı verilerek sonucu hakkında hüküm verilmiş ise işte bu hüküm artık taraflar arasında kesin delil ve kesin hüküm teşkil edebilir. Ancak ilk davada verilen karar esasa ilişkin değil de usuli sebeplere ilişkin ise taraflar arasındaki o dava konusu ve sebebine yönelik uyuşmazlık hakkında, tüm yönleri ile ele alınarak bir hüküm verilmediğinden işbu hüküm daha sonra açılacak dava bakımından kesin hüküm niteliğinde olmayacaktır.
Kesin hükmün bağlayıcılığı kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukuki ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.05.2018 tarih ve 2017/19-1628 Esas - 2018/1098 Kararı).
Dosya kapsamına göre, tarafları aynı olan ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/5 esas sayılı asıl davasında, eldeki davada takip dava konusu edilen 06 VIM 88 plakalı araç bedelinin davacı şirket tarafından ödendiği iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda HMK md. 303 hükmünde maddi anlamda kesin hükmün şartları olarak yer verilen "taraf", "sebep" ve "konu" unsurları davada gerçekleşmiştir.
Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir defi değil itirazdır. Bu şekilde eldeki davada ortaya çıkan kesin delil tesiri resen dikkate alınarak, ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/5 esas sayılı asıl davasında 06 VIM 88 plakalı araç bedelinin Mavi Hat Havacılık İşletmesi Ticaret Ltd. Şti. tarafından Güneydoğu Havacılık İşletmesi Ltd. Şti.'ne ödendiğinin kabul edilmesinin eldeki dava yönünden kesin delil oluşturduğu, bu nedenle davacının davalıya borcunun bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu araç bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Takip ve davaya konu 06 BL 0403 plakalı araç bedeli yönünden yapılan değerlendirmede;
Mahkememizce dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek benimsenen 03/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporu ve 11/10/2023 tarihli bilirkişi 2. ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ticari defter ve belgelerini ibrazdan kaçındığı, bu nedenle davalı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davacı şirketin 2011 yılı ticari defterlerine göre ise takip ve dava konusu 06 BL 0403 plakalı aracın dava dışı Yazıcılar İnşaat Oto Kiralama Ltd. Şti. firması tarafından 13/05/2011 tarihinde davacı şirkete satılmış olduğu ve aynı gün davacı şirket tarafından araç bedelinin dava dışı şirkete ödendiği, dolayısıyla davacı şirketin 2011 yılı ticari defterler kayıtlarına göre davacı şirketin dava konusu 06 BL 0403 plakalı araç satışından kaynaklı davalı şirkete borcunun bulunmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, davacının (kapatılan) ...16. (yeni) ...4. Genel İcra Müdürlüğünün 2020/3362 esas sayılı icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca takibin DURDURULMASINA,
2-İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca icra takibinde davalının haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olmadığından ve koşulları oluşmadığından davacı vekilinin tazminat talebinin REDDİNE,
3-Kabul edilen 300.000,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 20.493,00 TL karar ve ilam harcından 5.123,25 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 15.369,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvuru harcı, 5.123,25 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.182,55 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının karşıladığı 270,00 TL tebligat gideri, 4.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.870,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 300.000,00 TL üzerinden takdir edilen 47.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/04/2024
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır