T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2022/897 Esas - 2024/386
T.C.
ANKARA
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/897 Esas
KARAR NO : 2024/386
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 05/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/07/2024
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, ... dağıtımı yapan müvekkil şirket ile petrol istasyonu işleten davalı şirketin 16/11/2020 tarihli ariyet sözleşmesi niteliğinde bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereği müvekkilinin davalıya kullanım ödüncü olarak bıraktığı birtakım ekipmanların olduğunu, iş bu bayilik sözleşmesi ve eklerini davalı tarafın 15/06/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere haksız ve mesnetsiz olarak feshettiğini ancak ekipmanların teslim edilmediğini, ekipmanların zamanında teslim edilmemesi sebebiyle gerek kanundaki genel hükümlere göre gerekse de sözleşmede düzenlenmiş hükümler özelinde tazminat yükümlülüğü doğduğunu, sözleşmenin feshinden 7 ay sonra davalının ekipmanı iadeye karar verdiğini ve bu sürede ekipmanın karşılıksız kullanıldığını ve davalının sebepsiz zenginleştiğini, akaryakıt ve ... ekipmanları tedarik piyasasında somut olayda ariyete konu olan dispanser bedellerinin 8 ila 13 bin dolar arasında olduğunu, davaya konu dispanserin haricen bir nakliye firması ile dava dışı başka bir bati olan ...'na teslim edildiğini,teslimatın müvekkiline hiç uğramadan doğrudan Pazarcık/Kahramanmaraş’ta bulunan bir başka bayiye sağlandığından kontrolünün yapılmadığı, Dispanser iade edildikten sonra davalı şirket yetkilisi... ... ... tarafından Şanlıurfa Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü makamına yazılı 24.12.2021 tarihli dilekçe ile Sanayi Portaldan silinmesi ile ilgili talepte bulunulduğunu, bu şekilde fesih tarihi olan 15.06.2021 tarihinden dilekçenin sunulduğu 24.12.2021 tarihine kadar sözleşme dışı bir şekilde ve karşılıksız olarak yararlandığı resmi olarak da tespit olunduğunu, dava dışı .... ... tarafından dispanser teslim alındıktan sonra yapılan muayenede dispansere ait 2 adet damganın söküldüğü eksik ve tahripli olarak iade edildiğinin anlaşıldığını beyan etmiştir. 24.01.2022 tarihli Türk Standartları Enstitüsü yetkilileri tarafından tutulmuş resmi tutanaktan da nalaşılacağı üzere ilgili dispanserin Şanlıurfa Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü’nün yazışmalarına konu olan dispanser olduğunun anlaşıldığını, oysaki bir etiketin yalnızca bir sayaçta kullanılabileceğini, sayaç üzerindeki etiketin davalı ...tarafından kopyalandığını, 26.05.2022 tarihinde Şadan Demiroğu’na ait istasyonda ...Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü tarafından denetimde davalı ...’den alınarak dava dışı bayi ...’na gönderilen ekipmanlardan 2 adet sayacın damga süresinin geçtiğinden bahisle uygun olmadığının ve 1 adet 1 sayacın uygun olmadığı tespit ve rapor edildiğini, muayenenin ve tutulan tutanakların akabinde 31.05.2022 tarihinde ...Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü tarafından toplam 8.000,00 TL idari yaptırım uygulandığını ve bu cezaların müvekkili tarafından ödendiğini ve buna istinaden 6.482,54 TL ödemenin şirketin dava dışı bayisine yapıldığını beyan etmiştir. Son olarak 23.10.2021 tarihli Türk Standartları Enstitüsü Muayene Gözetim Merkez Başkanlığı Akaryakıt ve ... Dispanserleri Muayene Raporuna göre ise davalı hakkında tespit edilen uygunsuzluklar bölümünde etiket uygunsuzluğunun tespit edildiğini, bu şekilde müvekkiliin davalıya bıraktığı dispanser üzerindeki etiketin kopyalanarak farklı bir dispansere yerleştirildiğinin kesinleştiğini, açıklanan sebeplerle Bu sebeple davacı müvekkil tarafından davalının kusuru nedeniyle yapılmış olan 6.482,54-TLye ilişkin iade talebinin uygun görülmesi halinde ilgili tutarın Denekleştirici Adalet ilkesi gereğince iadesini, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshine ilişkin kar mahrumiyeti, cezai şart ve sair alacak haklarımızı saklı tutarak müvekkili tarafından haksız olarak ödenmek zorunda kalınan 6.482,54 TL maddi tazminatın ve bilirkişi tarafından hesaplanacak olan sair alacakların davalı tarafından bayilik sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP : Davalı davaya karşı herhangi bir cevap vermemiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, talimat ile mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu, davacının ticari defter ve belgeleri ile tarafların Ba-Bs formları, 16/11/2020 tarihli Otogaz ... Bayilik Sözleşmesi, ... ... ... yevmiye nolu ihbarnamesi, ... ... ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, dava konusu olaya ilişkin tutanaklar, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Otogaz ... Bayilik Sözleşmesi'nin feshinden kaynaklanan 6.482,54 TL maddi tazminatın ve bilirkişi tarafından hesaplanacak olan sair alacakların davalıdan istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 16/11/2020 tarihinde otogaz bayilik sözleşmesi imzalandığı, davalının ... ... ... yevmiye nolu ihbarnamesi ile söz konusu sözleşmenin feshedildiğini bildirdiği, davacının ... ... ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 8.000,00 TL idari para cezasını tebliğden itibaren üç gün içerisinde ödenmesini bildirdiği, para cezasının ödenmemesi üzerine davacı vekilinin sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan, davalıya ariyet olarak bırakılan ... Dispanserinin davalı tarafça tahrip edilerek ve ariyet sözleşmesinin aykırı olarak teslim edilmemesinden kaynaklı alacaklarının tazmini, hasar ve tahrip nedeni ile müvekkilinin gördüğü zararlar ve muhtemel kazanç kaybı ile davalının sebepsiz zenginleşmesinden doğan alacaklar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili tarafından haksız tarafından ödenmek zorunda kalınan 6.482,54 TL maddi tazminatın ve bilirkişi tarafından hesaplanacak sair alacakların davalıdan tazmini istemi ile bu davayı açtığı görülmektedir.
Yargılamanın 08/03/2024 tarihli oturumunda, davacı vekiline her bir alacak kalemine göre talep ettiği alacak miktarını, başka bir ifade ile her bir alacak kalemi yönününden "açık bir şekilde talep sonucunu" açıklaması için HMK.nun 119/2. maddesi gereğince bir hafta kanuni ve kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde her bir alacak kalemine göre açık bir şekilde talep sonucunun açıklanmadığı ve açık bir şekilde talep sonucunun belirlenmediği takdirde, aynı madde ve fıkra uyarınca bu alacak kalemleri yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına karar verilmiş, davacı vekili 15/03/2024 tarihli açıklama dilekçesinde;
1-Sözleşmenin erken feshinden kaynaklanan cezai şart alacağı için bilirkişi marifetiyle ek rapor alınarak yapılacak hesaplama neticesinde ortaya çıkacak tutar için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500TL,
2-Sözleşmenin 7. ve 8. maddeleri uyarınca sözleşmenin devam etmemesinden kaynaklı olarak davacı müvekkilin muhtemel kazanç kaynı nedeniyle ek rapor alınarak yapılacak hesaplama neticesinde ortaya çıkacak tutar için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL,
3-Davalı tarafça müvekkile ait ariyetlerin tahrip edilerek ve ariyet sözleşmesine aykırı olarak teslim edilmesinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle bilirkişi marifetiyle ek rapor alınarak yapılacak hesaplama neticesinde ortaya çıkacak tutar için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500TL,
4-Diğer yandan bilirkişi tarafından hesaplanan dava konusu olan müvekkil tarafından haksız olarak ödenmek zorunda kalınan 6.482,54 TL maddi tazminatın denkleştirici adalet ilkesine göre yeniden hesaplanmasını talep ettiğini bildirmiştir.
Tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulmuş, keşif sonrası alınan 21/12/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davacı yönünden iş bu dosyaya konu edilen ve davaya konu sözleşme kapsamında idari para cezası olarak ödendiği belirtilen toplam 6.482,54 TL'nin dava tarihine güncellenmiş değerinin 7.779,73 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında 16/11/2020 tarihinde otogaz bayilik sözleşmesi imzalandığı, davalının .... .... .... yevmiye nolu ihbarnamesi ile söz konusu sözleşmenin feshedildiğini bildirdiği, davacının .... .... ... numaralı ihtarnamesi ile 8.000,00 TL idari para cezasını tebliğden itibaren üç gün içerisinde ödenmesini bildirdiği, para cezasının ödenmemesi üzerine davacı vekilinin sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan, davalıya ariyet olarak bırakılan ... Dispanserinin davalı tarafça tahrip edilerek ve ariyet sözleşmesinin aykırı olarak teslim edilmemesinden kaynaklı alacaklarının tazmini, hasar ve tahrip nedeni ile müvekkilinin gördüğü zararlar ve muhtemel kazanç kaybı ile davalının sebepsiz zenginleşmesinden doğan alacaklar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili tarafından haksız tarafından ödenmek zorunda kalınan 6.482,54 TL maddi tazminatın ve bilirkişi tarafından hesaplanacak sair alacakların davalıdan tazmini istemi ile bu davayı açtığı;
Davacı vekili 15/03/2024 tarihli açıklama dilekçesinde;
1-Sözleşmenin erken feshinden kaynaklanan cezai şart alacağı için bilirkişi marifetiyle ek rapor alınarak yapılacak hesaplama neticesinde ortaya çıkacak tutar için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL,
2-Sözleşmenin 7. ve 8. maddeleri uyarınca sözleşmenin devam etmemesinden kaynaklı olarak davacı müvekkilin muhtemel kazanç kaybı nedeniyle ek rapor alınarak yapılacak hesaplama neticesinde ortaya çıkacak tutar için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL,
3-Davalı tarafça müvekkile ait ariyetlerin tahrip edilerek ve ariyet sözleşmesine aykırı olarak teslim edilmesinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle bilirkişi marifetiyle ek rapor alınarak yapılacak hesaplama neticesinde ortaya çıkacak tutar için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL,
4-Diğer yandan bilirkişi tarafından hesaplanan dava konusu olan müvekkil tarafından haksız olarak ödenmek zorunda kalınan 6.482,54 TL maddi tazminatın denkleştirici adalet ilkesine göre yeniden hesaplanmasını talep etmiş ise de, dava dilekçesinde cezai şart alacağı, kazanç kaybı ve ariyet sözleşmesine aykırı olarak teslim edilmesinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle ortaya çıkacak tutar için fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, başka bir ifade ile bu alacak kalemleri hakkında herhangi bir talepte bulunmadığı halde açıklama dilekçesinde her bir alacak kalemi için 500,00 TL talepte bulunduğu, bunun ise iddianın genişletilmesi mahiyetinde olduğu anlaşıldığından, davalının muvafakatı olmadığı gözetilerek yargılamaya 6.482,54 TL maddi tazminat talebi yönünden devam edilmiştir.
Bu alacak talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Taraflar arasındaki 16/11/2020 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinin davalı tarafından ... ... ... yevmiye nolu ihbarnamesi ile feshedildiği, dosya kapsamına göre davalıya ariyet olarak bırakıldığı anlaşılan ... dispanserlerinin davacıya iade edilmesi gerekirken iade edilmediği, davalının sözleşmeyi feshinden sonra ... dispanserleri için 31/05/2022 tarihinde ...Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü tarafından toplam 8.000,00 TL idari yaptırım uygulandığını ve dosyadaki ödeme dekontlarına göre toplam 6.482,54 TL cezanın davacı tarafından ödendiğini anlaşıldığından bu miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili ayrıca söz konusu tutarın denekleştirici adalet ilkesi gereğince iadesini talep etmiştir. HMK'nun 33/1. maddesi uyarınca olayları açılmamak taraflara, hukuki değerlendirme hakime ait bir görev olmakla, 6.482,54 TL cezanın denekleştirici adalet ilkesi gereğince iadesi talebi aşkın zarar istemi olarak kabul edilerek yapılan değerlendirmede;
Aşkın (munzam) zarar TBK'nun "Aşkın zarar" başlıklı 122. maddesinin 1. fıkrasında "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/03/2023 tarih ve 2021/6204 esas, 2023/1610 karar sayılı ilamında "Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Davacı, dava dilekçesi ile bankaya yatırdığı parayı mahkeme kararı ve icra dosyası vasıtasıyla geç tahsil etmesi nedeniyle paranın enflasyon karşısında eridiğini ileri sürmüş olup, somut bir maddi zarara uğradığını ileri sürmemiş ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu itibarla bölge adliye mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davacının başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına" karar verilmiştir.
Yargıtay ...Dairesi'nin 10/03/2022 tarih ve ... ... ... karar sayılı ilamında "... Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır..Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün olmadığı'' görüşü benimsenmiştir.
Diğer taraftan... Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı (... ... ... ), alacakların, somut bir temele dayalı olarak kazanıldığı veya kazanılacağı yönünde meşru bir beklentinin doğduğu durumlarda...’nın 35. maddesi ve AİHS P1-1 bağlamında mülk olduğu kabul edilmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında, ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın ekonomik bir değer olduğu, paranın enflasyon etkisinde olan ekonomilerde değerini yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olduğu, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda aradan geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı, bu şekilde kişilerin mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratıldıkları ifade edilmiştir. Mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğradığı sabit kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönünde katı yorum yapması durumunda, kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğunu ve bu suretle...’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir. ... ... ... )
21/12/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, para cezası olarak ödendiği belirtilen toplam 6.482,54 TL'nin dava tarihine güncellenmiş değerinin 7.779,73 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.
Görünüşte... Mahkemesi kararları ile yargı organları kararları arasında görüş farklılığı olduğu düşünülse de bu farklılık, bireysel başvurularda... Mahkemesi kararlarının hak ihlaline yönelik olması ve buna ilişkin normların uygulanmasından, yargı organlarının ise HMK'nun 33. maddesi uyarınca mevcut mevzuata göre karar verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. Alacağın geç alınması halinde, ülkemizdeki enflasyon oranı ve paranın değerindeki ciddi azalma, temerrüt faizi ile yasal faizin enflasyon oranının altında kalması nedeni ile alacağı zaten kesinleşmiş olan, başka bir ifade ile alacağında haklı olan alacaklının ayrıca hak kaybına uğradığı da bir gerçektir. Diğer taraftan borçlu haksız olduğunu bilse dahi borcunu geç ödemekte ekonomik menfaati bulunduğundan, yargının yükünün hafifletilmesi için tesis edilen arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşma yoluna gitmeyebilmekte, mümkün olduğu kadar yargılamayı uzatma çabası içerisine girebilmekte, alacaklı da bireysel başvuruda bulunabilmektedir.
Yargı yükünün hafifletilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi, yasa koyucu tarafından temerrüt faizi ile yasal faiz oranının enflasyon oranına göre hak kaybına yol açmayacak bir seviyeye getirilmesi ve TBK'nun 122. maddesi ile gereken diğer hükümlerin yeniden düzenlenmesi sureti ile giderilebilir ise de, HMK'nun 33. maddesinde düzenlenen hâkimin Türk hukukunu resen uygulama yükümlülüğü nedeni ile yukarıdaki açıklamalar ışığında aşkın zarar talebi değerlendirildiğinde;
Davacı vekilinin ayrıca 6.482,54 TL ceza ödemesinin denekleştirici adalet ilkesi gereğince iadesini talep ettiği, TBK'nun 122/1. maddesi düzenlemesi dikkate alındığında ve Yargıtay'ın istikrar kazanan son kararlarına göre faizi aşan aşkın zararın ispatında, ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi soyut ve varsayıma dayalı genel ekonomik olumsuzluklara dayanılamayacağı, davacının alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerektiği kabul edilmekle, davacının munzam zararını somut, açık ve kesin bir biçimde ispatlayamadığı, ayrıca dava dilekçesinde 6.482,54 TL maddi tazminat talep edildiği ve bu bedel üzerinden harç yatırıldığı, verilen süreye rağmen davacı vekilinin 15/03/2024 tarihli açıklama dilekçesinde aşkın zarar talebi için herhangi bir miktar da belirtmediği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, 6.482,54 TL'nin 20/06/2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen 6.482,54 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 442,82 TL karar ve ilam harcından 110,71 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 332,11 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 110,71 TL peşin harç olmak üzere toplam 191,41 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 395,50 TL yazışma gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.274,90 TL keşif harcı, 300,00 TL taksi ücreti gideri olmak üzere toplam 3.470,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 6.482,54 TL üzerinden takdir edilen 6.482,54 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, dava değeri itibarı ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/07/2024
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır