T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/173 Esas - 2024/769
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
ON İKİNCİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2023/173
KARAR NO : 2024/769
DAVA : İtirazın İptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/12/2017
KARAR TARİHİ : 13/12/2024
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 06/12/2025
Mahkememizde davacı vekilince açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 45.000 şişe/saat pet şişe dolumu için anlaşma yapıldığını, sözleşmenin 8. Maddesi gereği satım bedeli olan 7.005.870,00 TL' nin %40 ına isabet eden 2.842.348,00 TL' nin sözleşme imzalanmasıyla, %40' ına isabet eden 2.842. 348, 00 TL' nin makinelerin test edilerek sevke hazır hale getirilmesinde, %10 ' e isabet eden 700.587,00 TL' nin ...tesliminde montaj bitiminde, %10' a isabet eden 700.587,00 TL' nin makinelerin devreye alınmasında ve kesin kabulde ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin, davalıya yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen 5.750.000,00TL ödeme yaptığını, malların teslim edilmediğini, bu nedenle ...16.Noterliğinin 16/10/2017 tarih ve 7666 yevmiye nolu ihtarnamesiyle sözleşmenin feshedildiğini, ödenen bedelin iade edilmemesi üzerine tahsili amacıyla ...... Müdürlüğü'nün 2017/ 20480 Esas sayılı dosyasında ilamsız takibe geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;23.11.2015 tarihli sözleşmenin satış sözleşmesi olmayıp eser sözleşmesi olduğunu, 176 ada 3, 4 ve 5 parsellerin tevhidi ile oluşacak taşınmazda 6.800 m² kapalı alana sahip olacak Karaali Su Fabrikası projesine ilişkin sözleşmenin edim bütünlüğü ve ifası açısından birbirine bağlı 3 adet sözleşmeden birisi olduğunu, 2015 yılı Kasım ayındaki 1 EURO = 3.02 TL hesabıyla 3 sözleşmenin bedelinin toplam 21.049.689TL olduğunu, müvekkilinin edimini ifa edebilmesi için öncelikle davacının makinelerin kurulacağı yeri teslim etmesi, fabrika binasının inşası ile trafo ve yeterli güce sahip elektrik alt yapısının tesis edilmesi ve üretim hızını besleyecek debide su akışının sağlanması gerektiğini, davacının öncelikli edimlerini yerine getirmediğinden, müvekkilinin borcunun muaccel olmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi takiben diğer 2 sözlemenin de imza edileceği inancıyla Krones firmasıyla anlaşma yaparak makineleri tedarik işlemlerine başladığını, 02.12.2015 tarihli 3.700.000 EURO ve 2.186,388 EURO bedelli sözleşmelerin yapıldığını, Krones firmasının 2016 yılı Eylül ayında makineleri Erenköy Gümrüğü'ne gönderdiğini, müvekkilinin davacıdan yer teslimi talep ettiğini, makinelerin 10 Mayıs 2017 tarihine kadar antrepoda bekletildiğini, 35.000 EURO antrepo ücretinin ödendiğini, yine günlük 1.000 EURO hesabıyla Krones firmasına karşı 218.000 EURO cezayi şart ödemekle yükümlü hale geldiğini, davacının tek taraflı olarak projeyi uygulamaktan vazgeçtiğini, proje kapsamında hiç imalat yapmadığını, davacının makineleri alamayacağını belirterek üçüncü bir kişiye satılmasını ve aradaki zararı karşılayacağını beyan ettiğini, makinelerin davacı siparişine özel olarak inşa edildiğini, mevcut haliyle satılması mümkün olmadığından 400.000 EURO değerinde imalat ve değişiklikler yapılmak suretiyle üçüncü bir kişiye satıldığını, 2016 yılı Eylül ayından 2017 yılı Temmuz ayına kadar 50.000 EURO ardiye ücreti ödendiğini, kur farkı nedeniyle 360.000,00 TL zarar meydana geldiğini, sözleşme ifa edilmediği için müvekkilinin 1.050.000 TL kardan yoksun kaldığını, böylece toplam zararın 4.537.674,00 TL olduğunu, sözleşmenin yürürlükte olduğunu, haksız fesih ihbarıyla davacının temerrüde düştüğünü, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, davacının TBK 484 madde gereğince müvekkilinin zararını tam olarak karşılayacağını beyan ettiğini, sözleşmenin TBK 484 madde gereğince feshedildiğinin tespitini talep ettiklerini, temerrüt söz konusu olmadığından faiz de istenemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep ve etmiştir.
DELİLLER, DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanarak yapılan yargılama neticesinde 15/10/2020 tarih ve 2017/935Esas, 2020/543 Karar sayılı ilam ile;" ....davacı ile davalı arasında üç aşamalı yapılacak malzeme alım ve çalışır vaziyette teslimi konusunda görüşmeler yapıldığı dava konusu ilk sözleşmenin imzalandığı, ancak diğer sözleşmelerin imzalanmadığı, sözleşme kapsamında 6. Madde gereği davalı teyit yazısı verilmediğini bildirmekle birlikte, davacının davalıya peşinatı, sonrasında sözleşme bedelinin önemli bir kısmı olan 5.750.000 TL'yi ödediği, tanık beyanı ile karşılıklı görüşmeler sonucunda Krones firmasına malı sipariş verdikleri anlaşılmakla, ayrıca bir teyit yazısı aranmaksızın tarafların ifa aşamasına geçtikleri, sözleşmenin 20 hafta içerisinde ifası gerektiği, aradan geçen zamana rağmen davalının malı teslim etmediği, davacıyı temerrüte düşürmediği, aksine sözkonusu malı başka bir alıcıya satıp teslim ettiği, davacının sonrasında sözleşmeyi feshettiği, TBK 125 madde çerçevesinde yapılan fesih uyarınca, ödenen bedelin, temerrüt 20/10/2017 tarihinde gerçekleşmekle ( 5.750.000*9,75 *16/36.500=) 24..575,34 TL tutarında faizi ile toplam 5.774.575,34TL yönünden davacının davalıya yaptığı ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptaline karar vermek gerektiği, alacak likid olduğundan kabul edilen miktar üzerinden % 20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davalının kötüniyet tazminatı talebi yönünden kötüniyet kanıtlanamadığından talebin reddi gerektiği gerekçesiyle 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, ...... Müdürlüğüne 2017/20480 Esas sayılı dosyasında davalının 5.750.000,00TL asıl alacak, 24.575,34TL işlemiş faiz toplamı 5.774.575,34TL'ye yönelik itirazın iptali ile takibin bu değer üzerinden takip şartlarıyla devamına, Alacak likit olduğundan alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.154.915,07 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, " karar verilmiştir.
İş bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, ...BAM 27.HD'nin 10/02/ 2023 tarih ve 2023/14E.,2023/189 K.sayılı ilamıyla;".. Taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında en son yapılan peşinat ödemesinden itibaren 20 hafta içerisinde davalı yüklenicinin sözleşmeye konu makineleri çalışır vaziyette teslim etme yükümlülüğü var ise de; dosya kapsamı ile davacı iş sahibinin süresinde teslim gerçekleşmediğine ilişkin davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtarı bulunmadığı gibi, 16.10.2017 tarihli fesih ihtarına kadar fesih yönünde iradesini açıklamayıp ifayı beklediği de anlaşılmış olmakla, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince sözleşmedeki ifa süresinin belirsiz hale geldiğinin kabulü gerekir. Sözleşmenin süresiz hale gelmesi durumunda iş sahibi geciken edimin ifası yönünde süre vererek yükleniciden ifa talep etmelidir. Yüklenici verilen sürede ifa etmez ise, iş sahibi fesih hakkını kullanabilecektir. Yine davalı savunmaları doğrultusunda sözleşmeye konu makinelerin imal ettirilerek 2016 yılı Eylül ayında Erenköy gümrüğüne getirildiği, ancak davalı ile yapılan görüşmeler çerçevesinde montaj yapılacak yer hazır olmadığından davacının teslim almaktan kaçındığı, yine sonrasında teslim alınamayacağı belirtilerek davacının da talep ve kabulüyle dava dışı 3. kişiye 2017 yılı Eylül ayında satıldığı belirtilerek satış tarihine kadar depo ücreti ödediğini ve makinelerdeki tadilat nedeniyle masraf yaptığını savunmuş ise de, buna ilişkin davacıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir yazılı belge ve ihtar sunamamıştır. Ancak davalı yemin deliline dayanmıştır.
Mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu kabul edilerek, sözleşmede teslimi gerekir tarih belirtilmiş, bu tarih itibariyle sözleşmenin ifa edilmediği anlaşılmış olmakla birlikte, sözleşmenin belirsiz süreli hale geldiği ve yine davacının sözleşmeyi feshettiği 16.10.2017 tarihinden önce davalı tarafça sözleşmeye konu makinelerin satıldığı da dikkate alınarak, tarafların sözleşmenin ifasından vazgeçtikleri kabul edilerek, davalıya savunmasını ispat yönünde yemin teklif etme hakkı da hatırlatılmak suretiyle, davalının sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek davacının fesih iradesini açıkladığı 16.10.2017 tarihinden önce yapmış olduğu masraflarını talep hakkı bulunup bulunmadığı incelenip değerlendirilerek, davacının ödediği ihtilafsız olan peşinattan mahsubu gerekip gerekmediği gözetilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1.a.6 madde gereğince kabulüyle, mahkeme kararının kaldırılmasına ve Dairemiz kararına uygun biçimde yargılama yapılmak üzere dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.", gerekçesiyle karar kaldırılmıştır.
Mahkememizce kesin nitelikte bulunan BAM kararı sonrasında davalı vekili beyanında; yemin savunmayı ispat bakımından son delil olup yeminden önce cevap dilekçesinde sunmuş oldukları beyan ve delillerinin yeterince incelenmediği vede hesaplamaya dahil edilmediğini, ayrıca davacının talebini TBK' nun 125. maddesine göre sınırlandırdığından TBK' nun 484. maddesine göre tam tazminat değerlendirilmesi yapılmaması gerektiğini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde BAM kararında belirtilen şekilde fesih iradesinin davacı tarafından, taraflarına bildirimine kadar yapılan, masraf ve harcamalara ilişkin bildirdikleri delillerin toplanarak yeniden inceleme ve hesaplama yapılmasını talep etmiştir. Bu beyan üzerine dosya bilirkişi heyetine tevdiyle alınan raporda; "....BAM kaldırma kararında feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunda ilişkin olarak
“Yine davalı savunmaları doğrultusunda sözleşmeye konu makinelerin imal ettirilerek 2016
yılı Eylül ayında Erenköy Gümrüğüne getirildiği, ancak davalı ile yapılan görüşmeler
çerçevesinde montaj yapılacak yer hazır olmadığından davacının teslim almaktan kaçındığı,
yine sonrasında teslim alınamayacağı belirtilerek davacının da talep ve kabulüyle dava dışı
3. kişiye 2017 yılı Eylül ayında satıldığı belirtilerek, satış tarihine kadar depo ücreti ödediğini ve makinelerdeki tadilat nedeniyle masraf yaptığını savunmuş ise de, buna ilişkin davacıyı
temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir yazılı belge ve ihtar sunamamıştır.” Denilmek sureti
ile davalının fesihte kusursuz olmadığı belirtilmiştir. Davada genel ispat yükünün aksine
davalı borçlu kusursuzluğunu ispat etmek zorunda olduğundan, davacı iş sahibinin menfi
zararlarını tazmin yükümlülüğü doğmaktadır.
Menfi zarar, uygulanacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade
etmemesi nedeni ile ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkmasıyla uğranılan,
yani sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Bu zarar borçlunun
sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden ya da sözleşme hüküm ifade etmemesi
nedeniyle ortaya çıkar. Bu durumda sözleşmenin başlangıcında olduğu gibi taraflar bakımından irdelendiğinde davacının 400.000€ ilave imalat ücreti talebinin dayanağı olarak dava dışı Krones …Ltd. ġti. tarafından, davalı AFM Teknoloji …A.Ş ye hitaben yazılan
28.11.2017 tarihli yazı gösterilmiştir. Davacı yan, iş bu yazının yani davalı AFM AŞ. ile dava dışı Krones Mak.
Ltd. Şti. arasında imzalanan sipariş teyitlerinin tarafı olmadığı gibi sözleşmeler hukuku
uyarınca bir sözleşme ancak tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğurabilir niteliktedir.
Davalı ile Dava dışı Krones firmasındaki ticari ilişki sırasında 400.000 € ilave imalat ücretinin
doğduğunun sadece yazı içeriğinden anlaşıldığı, davalının ilave imalat ücreti ödenmeden
önce davacıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir ihtarı olmadığı, yine davalı Krones firması ile akdedilen sözleşme kapsamında 218.000,00€
cezai şart bedeli talep edilmiş ise de davacının tarafı olmadığı sipariş teyitlerinde yer alan cezai şart
bedeli hususunda takdirin mahkemede olduğu, yine davalının sözleşme kapsamında davacının tüm ödeme yükümlülükleri
yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin tamam- lanmamasıdan kaynaklı aradan geçen
süre içerisinde 360.000,00₺ kur farkından , sözleşme bedelinin % 15’ine tekabül eden
yaklaşık 1.050.000,00₺ kârdan ve bu kâra işletilecek faizden yoksun kalındığı iddia
olunmuş ise de, bu iddiayı destekleyici herhangi bir delile rastlanılmadığı, soyut talepten
ibaret olduğu , ayrıca kur ve kar kaybının müspet zarar kavramı içerisinde yer aldığı dan nazara alınarak davacıdan talep edilip edilmeyeceğinin yönünde takdirin mahkemede olduğu, davalı tarafından ardiye/ antrepo ücreti olarak 35.000 € ödendiği belirtilmekle ve cevap dilekçesi ekinde 29.05.2017 tarihli “Antrepo Hizmetleri” açıklaması ile 35.000 € karşılığı
140.392,00₺ bedelli faturanın sunulduğu görüldüğünden davacı tarafından ödenen
peşinat 5.750.000
TL den davalı yanca antrepo bedeli olarak ödenen 140.392 TL nin mahsup edilebileceği
kanaatine varılması halinde, davacının, davalıdan talep edebileceği asıl alacak tutarının ( 5.750.000 - 140.392 =) 5.609.608 TL ve işleyen faizinin(
5.609.608 * 9,75 * 16/365=) 23.975,31 TL olabileceği hesap edilmiştir.
Bu rapora tarafların itirazları üzerine, önceki heyetteki makine mühendisi heyetten çıkartılmış yerine, su paketleme tesisi alanında tecrübe sahibi bir makine mühendisi bilirkişinin heyete katılımı sağlanarak, taraf vekillerinin özellikle davalı vekilinin teknik hususlara ve üçüncü kişiye makine teçhizatın satışı nedeniyle yaptığını iddia ettiği ilave masraflar yönünden olmak üzere itirazların değerlendirilmesi için rapor hazırlanması istemi üzerine sunulan ek raporda, kök raporda ki beyan ve tespitler tekrar edilerek kök raporda değişiklik yapılacak bir hususu olmadığı, belirtilmiştir.
BAM kaldırma kararı, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı nazara alındığından; davalının, davacıyı temerrüte düşürdüğüne dair yazılı bir delil sunamadığı anlaşılmakla, davalı vekiline BAM kararı içeriği gereğince "sözleşmeye konu makinelerin imal ettirilerek, 2016 yılı Eylül ayında Erenköy gümrüğüne getirdiği, ancak davalı ile yapılan görüşmeler çerçevesinde montaj yapılacak yer hazır olmadığından davacının teslim almaktan kaçındığı, yine sonrasında teslim almayacağını belirterek davacınında talep ve kabulü ile dava dışı 3. kişiye 2017 yılı Eylül ayında satıldığı hususunda," davacıyı temerrüde düşürdüğüne dair iddiası ve ispatı yönünde yemin deliline dayandığı nazara alınarak, bu hususta karşı tarafa yemin teklif edip edemeyecekleri sorulmuş, davalı vekilince verilen sözlü ve yazılı beyanında, yemin delilinin, savunmayı ispat bakımından son delil olduğu, yeminden önce cevap dilekçesinde sunmuş oldukları beyan ve delillerinin yeterince incelenmediği vede hesaplamaya dahil edilmediği beyan edilerek, hatırlatmaya rağmen yemin delilini kullanmamıştır.
Tüm dosya kapsamı ile kesin nitelikteki BAM 27. Hukuk Dairesinin "..davalı savunmaları doğrultusunda sözleşmeye konu makinelerin imal ettirilerek 2016 yılı Eylül ayında Erenköy gümrüğüne getirildiği, ancak davalı ile yapılan görüşmeler çerçevesinde montaj yapılacak yer hazır olmadığından davacının teslim almaktan kaçındığı, yine sonrasında teslim alınamayacağı belirtilerek, davacının da talep ve kabulüyle dava dışı 3. kişiye 2017 yılı Eylül ayında satıldığı belirtilerek, satış tarihine kadar depo ücreti ödediğini ve makinelerdeki tadilat nedeniyle masraf yaptığını savunmuş ise de, buna ilişkin davacıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir yazılı belge ve ihtar sunamamıştır. Ancak davalı yemin deliline dayanmıştır. .." şeklindeki kaldırma kararı içeriği nazara alınarak, yemin deliline başvurup vurmayacağı hatırlatılmış ise de, davalı vekili ısrarla makinenin süresinde önce yurt dışında imal edilip Erenköy Gümrüğünde bekletildiği, davacının projede vazgeçtiğini bildirerek makinenin üçüncü kişiye satışı için yapılacak tadilat işleri zararın karşılanacağını bildirdiği, yani onay verdiği belirtilmiş ise de, davalının makineleri hazır ettiği halde davacının projede vazgeçildiği ve makinelerin üçüncü kişiye satışına onay vererek, temerrüde düştüğü hususunda, BAM kararında da belirtildiği gibi yazılı bir belge veya ihtarname sunamadığından, yine bu hususta yemin delilini de kullanmadığından, davacıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği anlaşılmakla, davalının sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek davacının fesih iradesini açıkladığı 16.10.2017 tarihinden önce yapmış olduğu masrafları talep edemeyeceği nazara alınarak, davalının takipteki itirazın, asıl alacak ve hesap edilen işlemiş faiz alacağı yönünden kısmen iptali ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Ayrıca davacının davalıyı takip öncesinde temerrüte düşürdüğünden, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz isteyebileceği nazara alınarak işlemiş faiz hesap edilmiş,yine alacak likit olduğundan davacı vekilinin icra inkar tazminatı isteminin kabulünede karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacının davasının kısmen kabulü ile, ...... Müdürlüğü'nün 2017/20480 esas sayılı dosyasında davalının 5.750.000,00 TL asıl alacak ve 24.575,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.774.575,34 TL'ye yaptığı itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinde devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine,
Kabul edilen miktarın %20'si oranında hesap edilen 1.150.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Kabul edilen 5.774.575,34 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 394.461,24 TL karar ve ilam harcından 82.877,01 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 311.584,23 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvuru harcı, 82.877,01 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 82.913,01 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının karşıladığı 321,00 TL yazışma gideri, 18.933,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 19.254,00 TL yargılama giderinin, kabul / ret oranına göre hesaplanan 16.202,57 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 3.051,43 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalının karşıladığı 170,00 TL tebligat gideri, 7.959,19 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.129,19 TL yargılama giderinin, kabul / ret oranına göre hesaplanan 1.288,34 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 6.840,85 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tutar üzerinden takdir edilen 564.728,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen tutar üzerinden takdir edilen 164.253,37 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.13/12/2024
"Bu Evrak 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre UYAP Sistemi Üzerinden Elektronik Olarak İmzalanmıştır."