T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2023/193 Esas - 2024/385
T.C.
...
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/193 Esas
KARAR NO : 2024/385
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/11/2018
KARAR TARİHİ : 05/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/07/2024
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirketin eser sözleşmesi ile davalı şirketin yükleniminde olan ve işin sahibinin de Karayollan ... ... Bölge Müdürlüğü olduğu “Yenişehir İnegöl aynmı sanat yapıları yapılması işçiliği” işinin, taşeron kazı hariç projedeki takribi 25 adet menfezi kendi kalıp ve sarf malzemelerini kullanarak demir bükülmesi işçiliği, çakıl serilmesi işçiliği, kalıp malzemesi ve işçiliği yapılması konulu kısmının, çakılan kalıp yüzeyinin 1 metrekare için 50 TL fiyatla yapılması hususunda davalı şirket ile anlaştıklarını, yer tesliminin 10.08.2017 de yapıldığını, imalatta eski kereste kullanmayacaksın dendiğinden müvekkili şirketin işe yetecek miktarda yeni kereste, 215 adet pleymut döşeme ile 36 metreküp de çeşitli ebatlarda kereste alarak (tutarı 63.000 TL) şantiyeye getirdiğini, işe başladığını, müvekkilinin 3 adet menfezi bitirdikten sonra davalının, "kalan işi sözleşme fiyatı ile değil, metreküp hesabı ile yapacaksın" demesi üzerine denilen fiyatın kararlaştırılan fiyatın çok altında kalması ile müvekkilinin bu durumu kabul etmediğini, karşı tarafın da işi bırakmasını istemesi üzerine müvekkilinin 2017 yılı eylül sonu ya da ekim başlarında işi bıraktığını, davalı aleyhine ... ... ... ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamenin 13.11.2017 günü tebliğ edildiğini, kalan kerestelerin satan firma tarafından 30.000 TL eksik bedelle geri alınacağı bildirildiğinden bu eksikliğin ihtarname ile talep edildiğini ancak kalan kerestelerin kendilerine de verilmediğini, davalı tarafından kendi işlerinde kullanıldığını bu sebeplerle, işin haksız feshi nedeni ile yaptıkları 3 adet menfezin bedelinin, kalan kerestenin imalatta kullanılan kısmı tenzil edilerek bakiye bedelinin, kalan işi yaptırmamalarından dolayı müvekkilinin uğradığı kazanç kaybının %18 KDV si ile birlikte ve 24.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalı asile usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen süresinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı ancak yargılama aşamasında davalı vekili tarafından dosyaya vekaletname sunularak esasa ilişkin beyanların sunulduğu, beyan dilekçesinde özetle davalı ile davacı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen işlerin müvekkili tarafından alt yüklenici olan dava dışı Biga Grup LTD ŞTİ. ye taşero edildiğini, dosyaya sunulan taşeron sözleşmesini imzalayanın da Bİga Grup LTD. ŞTİ. 'nin yetkili temsilcisi olan Serdar Selvi olduğunu, bu kişinin müvekkili şirketin temsilcisi olmadığını ve Biga LTD. ŞTİ. İle müvekkili arasında iş ortaklığının da bulunmadığını bu sebeplerle müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, taraflar arasındaki eser sözleşmesi, Karayolları Bursa 14. Bölge Müdürlüğüne ve Karayolları Genel Müdürlüğüne yazılan yazı cevapları, bilirkişi kurulu rapor ve ek raporu, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında tanzim edilen eser sözleşmesi uyarınca davacı tarafından davalıya ait taşınmaz üzerinde eserin inşası yapılır iken sözleşmenin davalı işveren tarafından haksız feshedildiği iddiası ile yapılan iş bedeli alacağı, davalıda kalan kereste bedelinin tespiti ile alacak ve kazanç kaybının tespitiyle kar kaybının tahsili talebine ilişkindir.
Mahkememizin ... ... ... sayılı kararı ... Bölge Adliye Mahkemesi ... ... ... sayılı ilamı ile davalı iş sahibi konumunda yüklenici şirketin, davacı taşeronun işe başlamasından sonra sözleşme fiyatları altında işin yapılmasını talep etmesi ve bu talebin davacı tarafça kabul edilmemesi üzerine davacıya işi yarım bıraktırarak sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiği, bu itibarla kusurlu olduğu, ancak davacı taşerona yüklenebilecek bir kusurun varlığının ispat edilemediği anlaşıldığından davacının isteyebileceği kâr kaybının kararda açıklanan yöntemle, BK'nın 325. maddesi de gözetilerek HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca, uzman bilirkişi kurulu oluşturularak hesaplanmalı ve hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle kaldırılmış, kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
Davanın 13/11/2018 tarihinde ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, yine aynı Mahkemede 2018/653 esas sayıyı aldığı, mahkemenin 13/11/2018 tarihinde verdiği görevsizlik kararı ve tarafların talebi ile dosyanın mahkememize tevzi olduğu görülmektedir.
İstinaf kaldırma kararından önce taraf delilleri toplandıktan sonra oluşturulan bilirkişi heyetine rapor aldırılmış, bilirkişiler Nalan İlseven, ... ... ... ' den alınan 03/06/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; "Tacirin, Kanun Hükümleri uyannca gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlü olduğunu, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, davacı davaya konu alacak tutarını ibraz edeceği defterleri ile ispat edememekte herhangi bir alacak olup olmadığı ile var ise miktarının defterlerden belirlenemediğini, ancak davaya konu sözleşmede davalı şirket kaşe imzası bulunduğunu, feshine ilişkin bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı gözetilerek sayın mahkemenin yapılan feshin haksız olduğunu takdiri halinde, yapılan iş tutarının 42.349,00 TL, verilmeyen kereste bedelinin 46.900,00 TL, kar mahrumiyetinin ise 31.056,93 TL olarak hesaplandığını" rapor ve beyan etmişlerdir.
İtiraz üzerine aynı bilirkişi heyetinden alınan
02/02/2021 tarihli ek rapora göre; "Yapılan iş tutarının 42.349,00 TL, verilmeyen kereste bedelinin 46.900,00 TL, kar mahrumiyetinin ise 31.056,93 TL olarak hesaplandığını, kök raporda ulaşılan tespit ve sonuçları değiştirebilecek herhangi bir veriye rastlanılmadığını" rapor ve beyan etmişlerdir.
Davacı vekili 08/02/2021 tarihinde dava dilekçesinde talep ettiği 5.000,00 TL yapılan iş bedelini 42.349,00 TL'ye, 5.000,00 TL olarak talep ettiği kalan kereste bedelini 46.900,00 TL'ye, 5.000,00 TL olarak talep ettiği kar mahrumiyetini 31.055,00 TL'ye yükselttiğini bildirmiştir.
Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470; mülga BK m. 355). Eser sözleşmesinde yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğun belirlenmesinde benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır. Yüklenici kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabilir (TBK m. 473). Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorundadır. Yüklenici, eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumludur (TBK m. 474). Sözleşmede kararlaştırılan niteliklerin veya dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken lüzumlu vasıfların eserde bulunmaması ayıp olarak nitelendirilir. Açık ayıp, eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplardır. İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Önemle ifade etmek gerekir ki, eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz. (TBK m. 476)
TTK 23-1/c maddesine göre "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlüdür, diğer durumlarda TBK 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır. TBK 223. maddesine göre, alıcı devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılandan satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içerisinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır.
Eser sözleşmelerinde işin tamamlanarak teslim edildiğinin ispatının yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispatının ise iş sahibinde olduğu, bu nedenle faturanın tek başına işin yapıldığını yahut teslim olgusunun gerçekleştiğinin kanıtlamaya yeterli olmadığı, yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eser sözleşme ve ekleri ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiğini ayrıca kanıtlaması gerektiği bilinmektedir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, taraflar arasında asıl iş sahibi olan ... ... ... Bölge Müdürlüğü olan Yenişehir-İnegöl Ayrımı Sanat Yapıları Yapılması İşçiliği adlı işin bir kısmını yapmak için tanzim edilen 25 adet menfezin kazı hariç, kalıp ve sarf malzemeleri kullanılarak demir ve beton işçiliği için imzalanan eser sözleşmesi uyarınca, davacı tarafından dava konusu iş için şantiye kurulduktan, kereste ve diğer malzemeler çalışma alanına getirildikten ve üç adet menfez işi bitirildikten sonra davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, yapılan feshin haksız fesih olduğu ve davacının şantiye alanındaki malzemenin davalı yedinde kaldığı, davacının sözleşmeye göre 22 menfez daha yapamayıp kar mahrumiyetine uğradığı, sözleşmenin feshinde davacının kusurunun bulunmadığı, davalının feshe ilişkin bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı, davacı tarafından yapılan iş tutarının 42.349,00-TL, davacıya verilmeyen kereste bedelinin 46.900,00-TL, davacının uğradığı kar mahrumiyeti bedelinin 31.055,93-TL olduğu anlaşılmış ve bu sebeplerle davacının davasının kabulü ile bu kalem alacaklardan oluşan toplam 120.304,00TL nun 24/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
İstinaf kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ise;
Davacı taşeron vekili, müvekkilinin sözleşmenin imzasından sonra işe başladığını, 3 adet menfezi yaptığını ancak bu aşamadan sonra davalı yüklenicinin işin sözleşme fiyatlarıyla değil daha altında fiyatlarla yapılmasını talep etmesi ve bu talebin müvekkili tarafından kabul edilmemesi üzerine işi bıraktırarak sözleşmeyi haksız yere feshettiğini, sözleşmenin feshinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davalının haksız feshinden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek yapmış olduğu masraflar ile kâr kaybı da dahil olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde 15.000,00 TL alacağın tahsili isteğinde bulunmuş ve ıslah dilekçesi ile bu talebini tüm alacak kalemleri yönünden 120.304,00TL ye yükseltmiştir.
İstinaf mahkemesince, davacı taşeron sözleşmenin imzalanmasına ve işe başlanmasına karşın, imalata devam edemediğini, bu nedenle menfi (olumsuz) zararları yanında kâr kaybına uğradığını ileri sürerek bu davayı açtığı, davadaki bu istem niteliği itibariyle müsbet (olumlu) zarar niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Davanın dayanağı mülga 818 sayılı BK'nın 370/2. maddesi (6098 sayılı TBK.nın 485/2) olup, mülga 818 sayılı BK'nın 370. maddesinin 2. fıkrasında; "bu hususta iş sahibinin taksiri varsa müteahhidin başkaca zarar ve ziyan istemeye hakkı olur" düzenlemesi ile işe devam imkansızlığı iş sahibinin bir kusurundan ileri geliyorsa müteahhit müsbet zararının tamamının, yoksun kaldığı karın tamamının tazminini isteyebilir. Yüklenicinin durumu, bu takdirde iş sahibinin işi keyfi olarak yarıda bıraktırması halindekine (BK.nın 369) benzer. İş sahibi işin ifasını kendi davranışıyla kasten veya ihmaliyle imkansız hale sokarsa, BK.nın 370. maddesinin 2. fıkrası anlamında kusurlu sayılır. Burada akdi bir borcun ihlali ve teknik anlamda bir kusur bulunması şart değildir (Turgut Uygur, Açıklamalı-içtihatlı Borçlar Kanunu 7. cilt sh. 8396). Öte yandan, Yargıtay HGK.nın 22.5.1992 tarih ve 15/154-278 sayılı direnmeye konu Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesinin kararında; "kural olarak, işe devam imkansızlığı iş sahibinin kusurundan ileri gelmişse, yüklenici olumlu zararın tamamını isteyebilir. Çünkü iş sahibi kendi ihmali ile yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ifayı imkansızlaştırmış olacağından, BK'nın 370. maddesinin 2. fıkrası hükmü geregince, yüklenici aynı kanunun 369. maddesinde hüküm altına alınan tazminatı isteme hakkını elde eder. Çünkü eserin tamamlanması için iş sahibine düşen işleri yapmaktan kaçınması, tek başına kusur teşkil eder. Bunun kendi dışındaki üst mercilerin caydırıcılık yönünde etki yapmaları, özel hukuk ilişkileri açısından sonucu değiştirmez." denilmiş olup, direnme kararının, daire görüşü doğrultusunda bozulduğu anlaşılmaktadır.
Olumlu zarar (pozitiv interesse), sözleşmenin, hiç veya gereği gibi yahut vadesinde yerine getirilmemesinden kaynaklanan zarar olarak tanımlanabilir. Bu nedenle müsbet zarar üzerinde de durulmalıdır. Olumlu zarar, alacaklının, ifaya olan çıkarının beklentisinin gerçekleşmemesi nedeniyle uğradığı zarar olarak da tanımlanabilir. Başka bir anlatımla alacaklının malvarlığının mevcut durumu ile sözleşmenin tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı ulaşacağı durum arasındaki farktır. Kural olarak, cebe girmesi beklenen paradır. Borçlunun direnimi üzerine alacaklının, borcun ifası ile birlikte isteyebileceği gecikme nedeniyle tazminat ile gecikme cezası, eksik-ayıplı işler zararı (TBK'nın 125/I- mülga 818 sayılı BK'nın 106/II, ilk cümle) ve ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararı (TBK'nın 125/II, ilk- 818 sayılı BK'nın 106/ikinci cümle), olumlu zarar kapsamında olup, olumlu zararların istenebilmesi için sözleşmenin saklı tutulması, yani, sözleşmeden dönülmemiş olması gerekir. Olumlu zarar, kusursuz olan tarafın, sözleşmeden haksız olarak dönen taraftan isteyebileceği tazminatın konusu olan zarardır. Borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça, alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür (TBK'nın 112- 818 sayılı BK'nın 96.md.). Bu maddeye göre borçlu, zararı gidermek istemiyorsa, kusursuzluğunu kanıtlamak zorundadır. Oysa alacaklı, sadece zararını ve miktarını kanıtlamakta ve kusur yönünden de lehine olan yasal karineden yararlanmaktadır. Bu arada her iki taraf kusurlu ise (ortak kusur) birbirlerinden tazminat talebinde bulunamazlar ve sadece birbirlerine kazandırdıklarını, yasanın geri verme hükmüne göre isteyebilirler. Geri vermenin kapsamının tayinde de kıyasen, nedensiz zenginleşme kuralları uygulanır (Y.Engin Selimoğlu, Eser sözleşmesi, 2. baskı, sh.339,Adalet Yayınevi ).
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.01.1990 gün ve 13/392 sayılı kararında da; müsbet zarar açıklanırken, "müsbet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur, sözleşme ortadan kalkmamaktadır; yalnız, alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müsbet zararın tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir." denilmiştir.
Yüklenicinin iş sahibinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde isteyebileceği olumlu zarar (kâr kaybı) ise kesinti yöntemine göre hesaplanmalıdır. Kesinti yöntemi mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı TBK'nın 408. maddesi) düzenlenmiştir. Yargıtay'ın ve özel dairenin kabul ettiği bu yönteme göre, yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır (Yargıtay kapatılan ... Hukuk Dairesinin ... ... ... sayılı kararları).
Dava konusu uyuşmazlıkta da, davalı iş sahibi konumunda yüklenici şirketin, davacı taşeronun işe başlamasından sonra sözleşme fiyatları altında işin yapılmasını talep etmesi ve bu talebin davacı tarafça kabul edilmemesi üzerine davacıya işi yarım bıraktırarak sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiği, bu itibarla kusurlu olduğu, ancak davacı taşerona yüklenebilecek bir kusurun varlığının ispat edilemediği anlaşıldığından davacının isteyebileceği kâr kaybının az yukarıda açıklanan yöntemle, BK'nın 325. maddesi de gözetilerek HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca, uzman bilirkişi kurulu oluşturularak hesaplanmalı ve hüküm altına alınmalıdır. Noksan soruşturmayla ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından bu konudaki davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay kapatılan ... ... ... Esas, 2015/1875 Karar sayılı kararı.)
İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda yeni bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınmış, 30/10/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda;
A) Dava dosyasında bulunan, Mali Müşavir Nalan İlseven, İnşaat Mühendisi Mehmet Boyacı, Nitelikli Hesaplama Çiğdem Karayel tarafından hazırlanmış olan raporu ışığında, tarafların 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde;
-Tarafların dava konusu işlemlerinin bulunduğu 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine ve Vergi Usul Kanununun Elektronik Defter Genel Tebliğlerine uygun olarak yasal süreler içinde yapılmış olduğu,
-Tarafların 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinde birbirleri ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı,
-Davaya konu alacak tutarının tarafların ticari defterlerinden belirlenemediği,
B) Davacı ve davalı arasında tarihsiz sözleşme imzalandığı, davacının bu sözleşme kapsamında Yenişehir İnegöl ayrımı sanat yapıları işi ile ilgili kazı hariç projedeki 25 adet menfezi kendi kalıp ve sarf malzemelerini kullanarak demir bükülmesi işçiliği, beton dökülmesi işçiliği, çakıl serilmesi işçiliği, kalıp malzemesi ve işçiliği yapılması işini yapmayı üstlendiği, davalının da çakılan kalıp yüzeyinin | m2'si için S0 TL bedel ödemeyi kabul ettiği, sözleşme kapsamında KDV'nin hariç tutulduğuna ilişkin olarak sözleşmede bir hüküm yer almadığından, KDV'nin bedel kapsamında olduğu (50 TL kapsamında olduğu),
C) Dava konusu sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu,
D) Davacı tarafından yapılan 3 adet Menfezde yapılan iş tutarının 849,98 m2 x 50 TL/m2 2.349,00 TL (KDV dahil) olduğu, davalının bu bedeli ödediğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı,
E) Kalan işin belirlenebilmesi amacıyla; ... ... ... ... ... ... Müdürlüğü'nden "... ... ayrımı sanat yapıları yapılması işçiliği" işi ile ilgili ataşman defteri, bitmiş halinin uygulama projelerinin istenmesi gerektiği,
F) Davacıdan, tamamlanmış 3 adet menfeze ilişkin olarak davacı tarafından yapılan malzeme, işçilik bedelleri, diğer giderler, genel giderler vb. yapılan giderlere ilişkin tüm bilgi ve evraklarının istenmesi gerektiği belirtilmiştir.
15/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda;
A) Dava dosyasında bulunan, Mali Müşavir Nalan İlseven, İnşaat Mühendi Mehmet Boyacı ve Nitelikli Hesaplama Çiğdem Karayel tarafından hazırlanmış olan 03.06.2020 tarihli işi raporu ışığında, tarafların 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin celenmesi neticesinde;
-Tarafların dava konusu işlemlerinin bulunduğu 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine ve Vergi Usul Kanununun Elektronik Defter Genel Tebliğlerine uygun olarak yasal süreler içinde yapılmış olduğu,
- Tarafların 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinde birbirleri ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı,
- Davaya konu alacak tutarının tarafların ticari defterlerinden belirlenemediği,
B) Davacı ve davalı arasında tarihsiz sözleşme imzalandığı, davacının bu sözleşme kapsamında Yenişehir İnegöl ayrımı sanat yapıları işi ile ilgili kazı hariç projedeki 25 adet menfezi kendi kalıp ve sarf malzemelerini kullanarak demir bükülmesi işçiliği, beton dökülmesi işçiliği, çakıl serilmesi işçiliği, kalıp malzemesi ve işçiliği yapılması işini yapmayı üstlendiği, davalının da çakılan kalıp yüzeyinin | m2'si için S0 TL bedel ödemeyi kabul ettiği, Sözleşme kapsamında KDV'nin hariç tutulduğuna ilişkin olarak sözleşmede bir hüküm yer almadığından, KDV'nin bedel kapsamında olduğu (50 TL kapsamında olduğu),
C) Dava konusu sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu,
D) Davacı tarafından yapılan 3 adet Menfezde yapılan iş tutarının 50,00 TL/m2x728,1m2-36.405,00 TL (KDV dahil) olduğu, davalının bu bedeli ödediğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı,
E) Davacı tarafından yapılmayan 22 adet Menfez bedelinin 268.595,00 TL olduğu,
F) Davacının tasarruf edemediği masraflar dahil kar kaybının 145.391,74 TL (KDV dahil) olduğu belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında asıl iş sahibi olan ... ... ... Müdürlüğü olan Yenişehir-İnegöl Ayrımı Sanat Yapıları Yapılması İşçiliği adlı işin bir kısmını yapmak için tanzim edilen 25 adet menfezin kazı hariç, kalıp ve sarf malzemeleri kullanılarak demir ve beton işçiliği için tarihsiz eser sözleşmesi imzalandığı, davalı iş sahibi konumunda olan yüklenici şirketin, davacı taşeronun işe başlamasından sonra sözleşme fiyatları altında işin yapılmasını talep etmesi ve bu talebin davacı tarafça kabul edilmemesi üzerine davacıya işi yarım bıraktırarak sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiği, bu itibarla kusurlu olduğu, davacı taşerona yüklenebilecek bir kusurun varlığının ispat edilemediği, yüklenicinin iş sahibinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde isteyebileceği olumlu zararın (kâr kaybı) ise kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği, kesinti yönteminin mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı TBK'nın 408. maddesi) düzenlendiği, yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybının bulunması gerektiği, bu yönteme göre hesaplanan, mahkememizce dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek benimsenen 15/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından yapılan 3 adet menfezde yapılan iş tutarının 50,00 TL/m2x728,1m2-36.405,00 TL (KDV dahil) olduğu, davalının bu bedeli ödediğini ispatlayamadığı, davacı tarafından yapılmayan 22 adet menfez bedelinin 268.595,00 TL olduğu, davacının tasarruf edemediği masraflar dahil kar kaybının 145.391,74 TL (KDV dahil) olduğu anlaşıldığından, taleple bağlı kalınarak ve mahkememizin kaldırılan kararını yalnızca davalı vekilinin temyiz ettiği gözetilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile 42.349,00 TL yapılan iş bedeli, 46.900,00 TL kereste bedeli, 31.055,00 TL kar mahrumiyet zararı olmak üzere toplam 120.304,00 TL'nin, 15.000,00 TL'sinin 24/11/2017 tarihinden, 105.304,00 TL'sini 08/02/2021 ıslah tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen toplam 120.304,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 8.217,97 TL karar ve ilam harcından 256,17 TL peşin harç, 1.798,33 TL ıslah harcı toplamı olan 2.054,50 TL harcın düşümü ile eksik kalan 6.163,47 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 256,17 TL peşin harç, 1.798,33 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.090,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 117,15 TL tebligat gideri, 8.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.517,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 120.304,00 TL üzerinden takdir edilen 19.248,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/07/2024
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır