T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/807 Esas - 2024/593
T. C.
A N K A R A
ASLİYE 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO : 2023/807 Esas
KARAR NO : 2024/593
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 15/09/2014
KARAR TARİHİ : 18/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı şirketin, ... .... .... Şubesi içinde sigorta ürünü satışı görevini 2002-2011 yılları arasında yaptığını, 2010 yılında davacı şirket tarafından geriye dönük denetleme kapsamında davalının davacı şirket hesaplarına intikal ettirmediği 47.343,85 TL poliçe bedellerinin bulunduğunun tespit edildiğini, davalıya bu bedeli ödemesi için ihtarname çekildiğini, davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı ile yapılan sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı toplamda talebini 91.605,51 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında 2002 yılında yapılan sözleşmenin yenilenerek fesih tarihine kadar devam ettiğini, davalının sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, bu sebeple sözleşmesinin 9 yıl süre ile yenilendiğini, zira yükümlülüklerini yerine getirmeyen veya eksik yerine getiren kişilerin sözleşmelerinin davacı tarafça yenilenmediğini, her ay gerçekleştirilen üretim miktarı ve yapılan ödemelerin taraflarca mutabakata bağlandığını, tutanakların ibra belgesi niteliğinde olduğunu, geriye doğru borç çıkarılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın bilgisayar sistemlerini ve programlarını yenilediğini, hesap ve kayıtları yeni sisteme aktarırken pek çok yanlış işlemler yaptığını, davacının sürekli olarak farklı borç miktarı belirlediğini, muhasebeci ile yapılan çalışmalar sonucunda pek çok yanlış hesap yapıldığını tespit ettiklerini, 100.000,00 TL'lik yanlış bulunması üzerine bu kez borç miktarının 47.000,00 TL’ye düşürüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
.... .... .... Esas ve 2022/534 sayılı kararının temyiz edilmesi sonrası .... .... .... Karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararın bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yargılamaya yukarıda belirtilen esas sırası üzerinden devam olunduğu anlaşılmıştır.
Bozma ilamı sonrası bilirkişiler .... .... .... 'dan oluşan heyetten 10/07/2024 tarihinde bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Dava, taraflar arasındaki alt acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı yanca eksik ödendiği ileri sürülen primlerin tahsiline ilişkin bir alacak davasıdır.
Yukarıda belirtilen Yargıtay ilamı ile "...Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamı sonrasında alınan bila tarihli ilk bilirkişi raporunda davalı şirketin kayıtlarının sunulmadığı, bu nedenle dosyadaki bilgi ve belgelere göre yapılan incelemenin sonucunda dijital kayıtları ile davacı evraklarının birbirini doğrulamadığı, davacı yasal defter kayıtlarının davalı ile olan borç alacak ilişkisini ortaya koyamadığı belirtilmiş, alınan bilirkişi ek raporunda ise davalının kayıtları sunulmadığından incelenemediği, dava dışı ...Sigorta kayıtları, davacının yasal defter kayıtları, banka kayıtları ve dijital kayıtlar üzerinde yapılan incelemede davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 91.601,75 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, başka bir bilirkişi heyetinden alınan 21.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı kayıtları ve hesap dökümleri sunulmadığından bir inceleme yapılamadığı belirtilmiş, alınan ikinci bilirkişi ek raporunda ise dosyadaki bilgi ve belgelere göre kök raporda belirtildiği gibi bir tespitin yapılamadığı belirtilmiştir. Ne var ki hükme esas alınan son bilirkişi raporu ve ek raporunda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları değerlendirilmediği gibi, bozma sonrasında alınan iki bilirkişi raporu arasında bulunan çelişki de giderilmemiş, bozma öncesi ve sonrasında alınan iki bilirkişi raporunda davalının davacıya 91.601,75 TL borcu olduğu tespitine neden itibar edilmediği, ne sebeple bozma sonrası alınan en son bilirkişi raporu ve ek raporunun benimsendiği açıklanmamıştır.
Mahkemece raporlara ilişkin her iki tarafın ciddi itirazlarını karşılayacak, çelişkileri giderecek yeni bir heyetten rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde gerekçeye yer verilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına hükmolunmuştur.
Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiler .... .... .... dan oluşan heyetten 10/07/2024 tarihli bilirkişi raporu aldırılmış olup, rapora göre; takdir ve değerlendirilmesi mahkemeye ait olmak üzere davacı ve davalı arasında 15/02/2002 tarihinde ... Vakfı Sigorta adına Satış Yapmaya Yetkili Satış Elemanı Sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşme ilişkisinin 02/06/2011 tarihine kadar devam ettiği, sözleşmenin ... Vakfı Sigorta tarafından .... .... .... tarafından 2002-2011 yılları arasında 3.339.513 TL Brüt Sigorta Primi tahakkuk ettirildiği, 182.787,00 TL prim iptalinden sonra net prim tahakkukunun 3.156.726 TL olduğu, net komisyon tutarının 441.816 TL olduğu, ...Sigorta A.Ş. kayıtlarına göre davalının 182.787,00 TL prim iptalinden sonra net prim tahakkukunun 3.156.726 TL olduğu, davacının sunduğu belgelere göre ...Sigorta ile ilgili toplam 3.241.656,2 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında, davalının bakiye borcu kalmadığı, 24/06/2015 tarihli ve 18/08/2020 tarihli bilirkişi raporlarında ...Sigorta A.Ş.‘nin gönderdiği 22/11/2013 tarihli yazıda belirttiği toplam brüt prim miktarının, prim iptalleri dikkate alınmaksızın hesaplamada dikkate alınması nedeniyle hesaplama hatası yapıldığının tespit edildiği rapor edilmiştir.
Deliller değerlendirilmiştir.
Somut olayda; bozma ilamı ve mahkememizce verilen talimat uyarınca düzenlenen bilirkişi raporundaki verilere göre dava dışı ...Sigorta A.Ş. kayıtlarında 70947 nolu tali acente Fenerbahçe Orduevi Şubesi (şube yetkilisi .... .... .... ) tarafından 2002-2011 yılları arasında 3.339.513 TL brüt sigorta primi tahakkuk ettirildiği, 182.787,00 TL prim iptalinden sonra net prim tahakkukunun 3.156.726,00-TL olduğu, net komisyon tutarının 441.816 TL olduğu, davacının sunduğu belgelerde davalı tarafından ...Sigorta A.Ş. ve üretimlerle ilgili olarak 1.672.402,40-TL sanal pos vasıtası, 11.201,07-TL ...Sigorta fiziki post vasıtası, 747.398,21-TL banka vasıtası ve 810.654,72-TL fiziki pos vasıtası ile olmak üzere toplamda 3.241.656,02-TL ödeme yapıldığı, bu suretle ...Sigorta A.Ş. kayıtlarına göre davalının 182.787,00 TL prim iptalinden sonra net prim tahakkukunun 3.156.726,00-TL olduğu, davacının sunduğu belgelere göre ...Sigorta ile ilgili toplam 3.241.656,20-TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında davalının bakiye borcu kalmadığı tespit edilmiştir. Mahkememize sunulan 24.06.2015 ve 18.08.2020 tarihli bilirkişi raporlarında ...Sigorta A.Ş.'nin gönderdiği 22.11.2013 tarihli yazıdaki 3.333.257,71-TL toplam brüt miktarı üzerinden prim iptalleri dikkate alınmaksızın hesaplama hatası yapılarak davacının davalıdan alacağı bulunduğunun hesaplandığı, ancak mahkememizce dosyada bulunan bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderir, yargısal denetime elverişli ve hükme esas alınan rapora uygun olarak davacının davalıdan ödenmeyen poliçe primlerine dayalı talebinin yerinde görülmediği, davalının davacıya bu nedenle bir borcunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yukarıda belirtilen Yargıtay bozma ilamının gerekleri yerine getirilmiş olup, davalının davacıya bakiye bir borcu bulunmadığından açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan 297,00 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 130,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2024