T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/152 Esas - 2025/265
T.C.
...
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/152 Esas
KARAR NO : 2025/265
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/02/2024
KARAR TARİHİ : 29/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2025
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında ... .... .... .... .... .... ... .... Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini ve davalıya ait istasyona yaptığı ciddi yatırımlara rağmen davalının edimlerini yerine getirmediğini, yıllık almayı taahhüt ettiği mal miktarının altında alımlar yaptığını ve en nihayetinde sözleşmenin olağan hitam tarihinden önce haksız yere taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğini, bunun sonucunda da müvekkilinin zarara uğradığını, davalının yazılı ve şifahi uyarılar sonucu edim ve taahhütlerine uyması beklenirken basiretli tacir olması gereklerine ve ahde vefa ilkesine aykırı olarak sözleşmenin olağan hitam süresinden önce Turgutlu 2. Noterliği'nin 13/09/2023 tarih ve 14407 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle hiçbir haklı hukuki gerekçe belirtmeksizin sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ve hemen akabinde 14/09/2023 tarihinde başka bir dağıtıcı firma ile anlaşarak o firma üzerinden bayiliğini sürdürmeye devam ettiğini, sözleşmenin Feshin Sonuçları başlıklı 12. maddesi hükmü uyarınca 13/09/2023 fesih tarihindeki 100 ton motorinin Kırıkkale depo satış fiyatı (TPP sayfasından kontrol edildiğinde görüleceği üzere 40,59 TL/LT) olup, yaklaşık 4.775.295,00 TL cezai şart ödemeyi kayıtsız kabul ve şartsız kabul ettiğini, sözleşmeye bağlılık ilkesi (ahde vefa) yanında sözleşme serbestisi ilkelerini kabul eden davalının tacir sıfatını haiz olduğunu ve basiretli davranmadığını, dava konusu hesaplamalar taraflarınca yapılmakta ve yaklaşık değerleri verdiğinden borçlanılan kesin ve net meblağın bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, müvekkil şirketin sözleşmeden kaynaklı mahrum kaldığı kârın tahsili için işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, davalı tarafça Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin haksız ve tek taraflı feshi sonucunda 5.000,00 TL cezai şartın haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25/03/2025 tarihli ıslah dilekçesinde 5.000,00 TL olan talebini 1.000.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP : Davalı davaya karşı cevap vermemiş, davalı vekili 15/04/2025 tarihli davacının ıslah dilekçesine karşı itiraz ve ıslah yolu ile yeni delil bildirim dilekçesinde, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında bayilik sözleşmesinde süresi kısmında sayı ile "5" yazı ile ise "bir" yazıldığı, genel kaide olarak yazı ile sayının uyuşmaması durumunda yazıya itibar edildiğini, davacı tarafın sözleşmenin süresinin 5 yıl olduğuna dair savunması hatalı olduğunu, sözleşme süresinin 1 yıl olarak kabul edilmesi gerektiğini, sözleşme süresine ilişkin kısmın sonradan doldurulduğunu, davalının parafını içermediğini, müvekkilinin feshi 1 yıllık sözleşme süresinden sonra gerçekleştirdiğini ve bu sebeple cezai şart koşullarının oluşmadığını, ekte sunduğu "Bayilik ve kredi değerlendirme formu" başlıklı ve davacı şirketin bölge müdürü ... .... .... .... .... 'e devredildiğini, 08/10/2021 tarihli TTSG ilanı ile birlikte müvekkili şirketin .... .... ..... 'e geçtiğini, bu durumda gerek akaryakıt satış istasyonunun satışı gerekse de şirket hisselerinin tamamının satışı ve yöneticilik görevlerinin deviri dikkate alındığında, sözleşmeye ek protokoldeki istasyon devri şartının sağlandığını ve bu durumda bayilik sözleşmesinin feshi durumunda cezai şartın işletilmemesinin gerektiğini, ceza şartın miktarının, cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu hususun genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından dolayı cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesinin mümkün olduğunu, sözleşmeye konulan cezai şartın da müvekkili şirketin ekonomik olarak mahvına sebep olabilecek bir cezai şart olduğunu, mahkemece cezai şartın hakkaniyet gereğince kaldırılması veya hakkaniyet gereğince indirilmesinin gerektiğini, davanın kısmi dava olarak açılmış olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılmadığını, davacının ıslah ile arttırdığı talebe yönelik olarak zamanaşımı itirazında bulunduklarını, HMK 176. maddesi uyarınca dilekçelerinin 3. başlığı altında, ıslah yolu ile delil listesi sunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, tarafların Ba-Bs formları, taraflar arasındaki bayi sözleşmesi, Turgutlu 2. Noterliğinin 13/09/2023 tarih ve 14407 yevmiye numaralı ihbarnamesi, ...'ya yazılan yazı cevabı, bilirkişi kurulu raporu, davacı ve davalının ıslah dilekçeleri, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesinin davalı yanca haksız ve tek taraflı feshedildiğinden bahisle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, taraflar arasında “Sandal Mah.Atatürk Cad.No:15 Kula/Manisa” adresinde bulunan istasyon için 01/04/2021 tarihli, 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini ve davalıya ait istasyona yaptığı ciddi yatırımlara rağmen davalının edimlerini yerine getirmediğini, yıllık almayı taahhüt ettiği mal miktarının altında alımlar yaptığını ve en nihayetinde sözleşmenin olağan hitam tarihinden önce Turgutlu 2. Noterliği kanalı ile gönderdiği 13/09/2023 tarih ve 14407 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle hiçbir haklı hukuki gerekçe belirtmeksizin sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ve hemen akabinde 14.09.2023 tarihinde başka bir dağıtıcı firma ile anlaşarak o firma üzerinden bayiliğini sürdürmeye devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL cezai şartın işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25/03/2025 tarihinde talebini 1.000.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı 15/04/2025 tarihli ıslah dilekçesinde bayilik sözleşmesinde süresi kısmında sayı ile "5" yazı ile ise "bir" yazıldığı, genel kaide olarak yazıya itibar edilmesi gerektiğini, sözleşme süresine ilişkin kısmın sonradan doldurulduğunu, davalının parafını içermediğini, müvekkilinin feshi 1 yıllık sözleşme süresinden sonra gerçekleştirdiğini ve bu sebeple cezai şart koşullarının oluşmadığını, ayrıca "Bayilik ve kredi değerlendirme formu" başlıklı ve davacı şirketin bölge müdürü ... ile müvekkili şirket yetkilisinin imzasını içeren evraka göre 1 yılın sonunda istasyon satılır ise fesih halinde herhangi bir cezai şart uygulanmayacağını ve kar mahrumiyeti davası açılmayacağını, müvekkili şirket tarafından, davacı şirketin bayisi olarak işletilen akaryakıt istasyonunun 07/04/2023 tarihinde Zeynep Çetin'e satıldığını, yine müvekkili şirketin tüm hisseleri ve yönetim görevinin 07/10/2021 tarihli... .... .... 'e devredildiğini, 08/10/2021 tarihli TTSG ilanı ile birlikte müvekkili şirketin Kula Şubesi'nin yönetim görevinin Hamdullah Yasak'tan Serdar Çetin'e geçtiğini, bu durumda gerek akaryakıt satış istasyonunun satışı gerekse de şirket hisselerinin tamamının satışı ve yöneticilik görevlerinin deviri dikkate alındığında, sözleşmeye ek protokoldeki istasyon devri şartının sağlandığını ve bu durumda bayilik sözleşmesinin feshi durumunda cezai şartın işletilmemesinin gerektiğini, cezai şartın müvekkili şirketin ekonomik olarak mahvına sebep olabilecek bir cezai şart olduğunu, davacının ıslah ile arttırdığı talebe yönelik olarak zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
TBK'nun 179. maddesinde "(1) Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. (2) Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. (3) Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır." hükmü yer almaktadır.
Tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulmuş, 10/02/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda,
-Taraflar arasında akdedilen 01/04/2021 tarihli “Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi” nin davalı tarafından 5 yıllık sözleşme süresi sona ermeden davacıya .... ..... .... yevmiye numaralı ihtarname ile herhangi bir gerekçe bildirilmeksizin feshedildiği, fesih akabinde davalı yanca dava dışı Uzun Grubu AŞ. İle arasında 14/09/2023 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin imzalandığının anlaşıldığı,
Davalı yanın herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi süresinden önce sona erdirmesi nedeni ile sözleşmenin 12. maddesinde belirtilen cezai şartı talep koşulları oluştuğu düşünülmekle hukuki takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
Sayın mahkemece davacı yanın sözleşmenin 12. maddesinde belirtilen cezai şartı talep koşullarının oluştuğu kanaatine varılması halinde cezai şart bedeli 4.066.000,00 TL olarak hesaplanmakla alacağa hak kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hukuki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında 01/04/2021 tarihinde “Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi” imzalandığı, davalı .... .... .... Akaryakıt A.Ş.'ne ... .... .... yevmiye numaralı ihtarname ile “Sayın Muhatap, 01/04/2023 tarihinde imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmemizi gördüğüm lüzum üzerine tek taraflı olarak fesih ediyorum. Sözleşmenin bugünden itibaren hükümsüz olduğunu ve beni hukuken bağlamayacağını ihbaren bildiririm” ifadesine yer vererek davalı bayi tarafından sözleşmenin sona erdirildiğinin bildirildiği, Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 11. maddesinde “Bu sözleşmenin süresi imzalandığı tarihten itibaren 5 yıldır. Sözleşme süresinin sonunda sözleşmenin uzaması tarafların onayına bağlıdır. Aksi halde sözleşme belirlenen sürenin sonunda hitama erer.“ düzenlemesine yer verildiği, sözleşme ile kararlaştırılan 5 yıllık süre dolmadan davalı bayi tarafından 13/09/2023 tarihli ihtarnameye istinaden sözleşmenin feshedildiği, fesih ihtarında herhangi bir fesih gerekçesine yer verilmediği, sözleşmenin 12. maddesinin b bendinin "Bayi tarafından sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun süresinden önce feshedilmesi veya bayinin işbu sözleşmeye, eklerine muhalefeti veya taahhütlerini, edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle işbu sözleşmenin feshedilmesi halinde, sözleşmede ve eklerindeki diğer cezai şartlarla birlikte verdiği taahhüdünden veya taahhüt verilmemiş ise fesih tarihinden önce satışı bulunması halinde sözleşme süresi sonuna kadar kıyasla hesaplanacak ortalama satışına göre, satışı bulunmaması halinde tarafların sözleşme başında kararlaştırdıkları satış öngörüsüne göre, depo fiyatı üzerinden hesaplanacak kâr mahrumiyetinin haricinde Bayi, sözleşmenin fesih tarihindeki 100 (yüz) Ton Motorinin Kırıkkale depo satış fiyatı kadar cezayı ödemeyi peşinen kabul eder. Ayrıca bu sözleşme ve diğer sözleşmelerden doğmuş ve doğacak vadeli ve vadesiz bütün borçların fesih tarihi itibariyle muaccel olacağını, borçların ve ilk ihtarda kâr mahrumiyeti ile cezai şartın ödenmemesi halinde bütün teminatlarının akip çevriebleceğini ve borçları için her türlü takibin yapılabileceğini kabul eder" hükmüne göre davalı yanın herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi süresinden önce sona erdirmesi nedeni ile sözleşmenin 12. maddesinde belirtilen cezai şartı talep koşulları oluştuğu, sözleşmenin fesih tarihindeki 100 (yüz) Ton Motorinin Kırıkkale depo satış fiyatı kadar cezayı ödemeyi peşinen kabul edildiğinden, fesih tarihinde 40,66 TL/Litre motorin birim fiyatına göre (1000 x 40,66) x 100 = 4.066.000,00 TL cezai şart talep edilebileceği, ancak 25/03/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile bundan daha az bir bedel olan 1.000.000,00 TL talep edildiği anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak karar verilmiştir.
TBK'nun 182/3 maddesi uyarınca hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir hükmü uyarınca yapılan değerlendirmede ise, TTK'nun 182/1. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz borçlunun, Türk Borçlar Kanununu 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı hâllerde aşırı ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla sözleşme cezasının indirilmesini isteyemeyeceği, kaldı ki 10/02/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda gösterildiği gibi taraflar arasındaki 36.478.688,32 TL olan ticari alışverişin boyutuna ve davalı şirketin dosyaya yansıyan ticari defter ve belgeleri ile ba-bs formlarına göre 1.000.000,00 TL cezai şart miktarının davalının ticari mahfına sebep olmayacağı değerlendirilmemiştir.
HMK'nun 176/1. maddesine göre taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Islah, tarafların yapmış oldukları usul işlemlerini tamamen veya kısmen değiştirmeleri demektir. Islah, davacının olduğu gibi davalının da hakkıdır. Davalı verdiği cevap dilekçesini veya duruşmada yaptığı beyanları ıslah yoluyla değiştirebilir. Davalı, davacı gibi bir defa olmak üzere cevabî dilekçesinde yaptığı savunmalarını, örneğin ilk cevapta ileri sürmediği bir defi veya itirazı ıslah yoluyla ileri sürebilir. Ancak bu, açıkça davayı uzatma amacı taşırsa kötü niyet sayılır. Islah edilen işlem, başlangıçtan itibaren geçerli sayılır. Mesela, davalı savunmasını ıslah ederse, bu savunma ilk andan itibaren yapılmış gibi kabul edilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usül Hukuku).
Bu açıklamalara göre davalının ıslahının değerlendirilmesinde, davalının 15/04/2025 tarihli ıslah dilekçesinde kadar davaya cevap vermediği, hiçbir usul işlemi yapmadığı ve hiçbir beyanda bulunmadığı, bu nedenle ıslah edilebilecek usuli bir işleminin olmadığı, ıslah dilekçesinin yeni delil bildirme mahiyetinde olduğu, bunun ise HMK'nun cevap dilekçesi ile birlikte ve en geç tebliğden itibaren iki hafta içinde delil bildirme ilkesine aykırı olduğu, başka bir ifade ile davaya cevap vermeyen ve hiçbir usulü işlem yapmayan davalının, tahkikatın tamamlanmasına yakın bir zamanda; davacının davayı ıslah etmesinden sonra yeni delil bildiremeyeceği, diğer taraftan davalının delil olarak bildirdiği "bayilik ve kredi değerlendirme formu başlıklı" belgede davacı şirketin bölge müdürü ...'ın imzasının olduğunu bildirdiği, davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan belgenin davacıyı da bağlamayacağı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile 1.000.000,00 TL cezai şart alacağının, 5.000,00 TL'sine 28/02/2024 dava tarihinden, 995.000,00 TL'sine 25/03/2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen 1.000.000,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 68.310,00 TL karar ve ilam harcından 427,60 TL peşin harç, 16.992,12 TL ıslah harcı toplamı olan 17.419,72 TL harcın düşümü ile eksik kalan 50.890,28 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 16.992,12 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 17.908,12 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 381,00 TL yazışma gideri, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.381,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 1.000.000,00 TL üzerinden takdir edilen 152.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır