T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/246 Esas - 2024/237
T.C.
ANKARA
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/246 Esas
KARAR NO : 2024/237
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 02/04/2024
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2024
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, 26/12/2022 tarihinde müvekkil sigorta şirketinde poliçe edilen dava dışı Hüseyin Yanar'a ait ... plakalı araç sürücüsü İsmail Yanar sevk ve idaresinde iken meydana gelen tek araçlı maddi hasarlı trafik kazasında sürücünün bir kusurunun olmadığını ancak bakım ve yapımdan sorumlu Otoyol A.Ş.'nin sorumlu olduğunu, kaza sonucu sigortalısına 29.340,04 TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, hasarın Otoyol A.Ş'den rücuen tahsil edilmesi gerektiği, hasarın tazmini için Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/217696 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak icra takibinin davalının itirazı ile durdurulduğunu belirterek borçlunun itirazının iptali ile takibin devamını ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
CEVAP : Dosya üzerinden karar verildiğinden dava dilekçesi tebliğe çıkartılmamış, bunun sonucu olarak davaya karşı herhangi bir cevap verilmemiştir.
DELİLLER : Ankara 3. Genel İcra Dairesinin 2023/217696 esas sayılı takip dosyası, hasar dosyası, ödeme dekontu, kaza tutanağı, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sigorta şirketinin rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" başlıklı 114/1. maddesinin (c) bendinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Aynı Kanun'un 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler". Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir", 115/2. maddesinde de "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yargıtay İBK'nun 22/03/1944 tarih ve 37 E., 9 K. sayılı kararında, "... Sigortacının, sigortacılık mutlak bir ticari muameledir diye kanuni halefiyetine istinaden açacağı rücu davası için dava ikamesi icap eder denecek olursa, menşei, mahiyeti ve illeti aynı olan ve haksız fiil faili için tecezzisi mümkün bulunmayan bir borç için, iki ayrı kaza merciinde birden dava açılmış olabileceği kabul edilmiş olur. Bu ise kanuna ve hukuka uygun düşmez. Bu itibarla, sigortacının, sigorta poliçesinden münbais olmayıp, kanundan aldığı selahiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği davada hukuk mahkemesine başvurulması gerektiği" belirtilmiştir.
Buna göre, TTK'nun 1472. maddesine dayalı rücuen tazminat davaları, sigorta şirketince halefiyet hakkına dayalı olarak açılmış olup, sigorta poliçesinden doğmadığından mutlak ticari dava olduğu söylenemez. Bu davalarda görevli mahkemenin, davacı sigorta şirketinin halefi olduğu sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29.11.2016 tarih ve 13158 E., 9204 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2016 tarih ve 1084 E., 1497 K., aynı dairenin 20.09.2016 tarih ve 6280 E., 7990 K., 20. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2016 tarih ve 2015/15593 E., 2016/1517 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir.
"Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" başlıklı TTK'nun 5/1. maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Mutlak ticari davalar TTK'nun 4. maddesinde sayılmış, bunun yanında aynı maddenin "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava dışı sigortalısına ödediği hasar bedelinin Otoyol A.Ş'den rücuen tahsil edilmesi amacıyla başlattığı Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/217696 esas sayılı dosyasına davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamını ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Dosya kapsamına göre davacı sigorta şirketinin halefi olduğu dava dışı Hüseyin Yanar'ın tacir olmadığı ve zarar gören ... plakalı aracın hususi mahiyette olduğu anlaşılmaktadır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde de; "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (k) bendinde tüketicinin, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; (l) bendinde tüketici işleminin, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,'' ifade edeceği belirtilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesi ise, "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." hükmünü içermektedir. Dava dışı Hüseyin Yanar ile davalı Otoyol Yatırım ve İşletme Anonim Şirketi arasında "otoyol kullanım sözleşmesi" bulunduğundan uyuşmazlığın Ankara Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
HMK'nun 1/1. maddesi gereğince görev kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. HMK’nun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/04/2019 tarih ve 2017/15-2141 esas, 2019/442 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilebileceğinden, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca bu dava şartı noksanlığının giderilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmaması nedeni ile davanın HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nun 20/1. maddesi uyaınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli Ankara Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, talep etmemesi halinde aynı madde uyarınca mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-HMK.nun 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.19/04/2024
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır