T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/307 Esas - 2024/261
T. C.
A N K A R A
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO : 2024/307 Esas
KARAR NO : 2024/261
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/03/2024
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 08/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Vatandaşlar tarafından kullanılması zorunlu hale getirilen biyometrik özellikli yeni çipli Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarının yaygınlaştırması ve kullanıma sunulması amacı ile bir proje başlatıldığını, başlatılan bu proje kapsamında İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü tarafından 2016/276575 İhale Kayıt Numarası ile proje kapsamında "Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı ve Sarf Malzemeleri ile İlave Donanım Alanı" işi ihaleye çıkartıldığını, davacı şirketin proje kapsamındaki etkin çalışmalarını bilen ve projenin devamı niteliğindeki halelere teklif vermeyi düşünen davalı şirket, davacı şirketin tecrübe ve birikimlerinden faydalanarak davacı ile çalışma yürütmek amacı ile 11/08/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, ihalenin davalı şirket uhdesinde kaldığını, bunun neticesinde taraflar arasında 02/09/2016 tarihli "Mal ve Hizmet Tedariki Sözleşmesi" imzalandığını, davacının ihaleler gereği üstlendiği tüm yükümlülükleri zamanında eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, bu durumun davalının kabulünde olduğunu, davacı şirketin bu kapsamda verdiği teminat senetlerinin kendisine iade edilmediğini, davalı şirketin söz konusu porje ihalesi kapsamında ilk iş ile ilgili olarak davacı ile imzaladığı sözleşmelere uygun şekilde çalışmalarını yürüttüğünü buna rağmen tespit edilebildiği kadarıyla projenin devamı niteliğindeki diğer ihaleler yönünden işbirliği sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, başkaca şirketlere ait yüklenici veya tedarikçi olarak sözleşmeler imzaladığını, davacı şirket ile çalışmadığını, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmesi nedeni ile davacı şirketin hem menfi hem müspet zararının olduğunu, müspet zarar kapsamı yönünden sözleşmenin bitim tarihi olan 11/08/2019 tarihine kadar davalı şirketin "Türkiye Cumhuriyetli Kimlik Kartı" işi kapsamında devam eden ve üzerine dört adet ihale ile ilgili olarak dava dışı üçüncü kişi durumunda bulunan şirketle yapmış olduğu dört adet ihale yönünden kar mahrumiyeti söz konusu olduğunu, davacının toplam maddi zararının şu an için tam olarak tespit edilmediğini, ihaleye konu ürünlerin önemli kısmının ithal edilmesi ve ithal edilen ürünlerin tedarik bedelleri de dikkate alınarak davacının TL dışında döviz cinsinden zararının bulunduğunu, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/483 e. sayılı davası ile TL cinsinden alacağa ilişkin dosyanın derdest olduğunu, davacının uğradığı zararların bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının uğradığı EURO ve USD cinsinden olan zarar bedellerinin belirsiz olması sebebi ile, bilirkişi marifeti ile söz konusu zararların ayrı ayrı belirlenmesini, şimdilik 1000-EURO, 1000-USD zarar bedellerinin her türlü bedel artırım ve ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile davalının temerrüde düşüldüğü Beşiktaş 6. Noterliğinin 22/12/2023, 39367 sayılı ihtarnamesinin tebliğ edildiği tarihten 3095 sayılı Kanuna göre işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı firmanın dava dilekçesindeki beyanlarında da anlaşıldığı üzere, açılan bu yeni davanın davacı tarafça mahkemenin 2022/483 esas sayılı dosyası üzerinden açılan ilk davada saklı tutulan fazlaya ilişkin haklara ilişkin olmadığını, "ek dava" niteliği taşımadığını, davacının dahi iş bu davanın ek dava olmadığını ve derdest davanın aynısı olduğunu kabul, ikrar ve beyan ettiğini, açılan bu yeni dava ile Euro ve USD cinsinden müspet zararlarının ek davaya konu edildiğini belirttiğini, davacının açılan ilk dava ile seçimlik hakkını TL cinsinden kullandığını, halihazırda derdest olan davanın aynısının yeniden açıldığını ve davanın ek dava niteliğinde olmadığını, bu nedenle “hukuki yarar yokluğu” ve “derdestlik” ile “dava şartlarının mevcut olmaması” nedenleriyle davanın reddedilmesi gerektiğini, zira her iki dosyanın tarafları, ileri sürülen iddialar, dava sebepleri ile dava konularının aynı olduğunu, birleşen yeni davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinden sonra açıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının davasına konu ettiği menfi ve müspet zararını birlikte talep edemeyeceğini, mahkemenizin 2022/483 esas sayılı dava dosyasındaki savunmalarını tekrarla işbirliği sözleşmesi hükümlerinin bağlayıcı nitelik taşımadığını, bu sözleşmenin kapsamı ile davacının tazminat talebine dayanak yaptığı alımların sözleşmedeki ihale tanımı içinde girmediğini, davacının ihale kapsamındaki sözleşmenin yürütülmesini tehlikeye attığını, yükümlülüklerine uymadığını, bu sebeplerle müvekkilinin davacı ile işbirliğine devam edilmeye zorlanamayacağını belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan ... 7. Ticaret Mahkemesinin 2024/170 esas sayılı dava dosyasının 12/03/2024 tarih 2024/170 esas ve 2024/164 karar sayılı ilamı ile mahkememizin 2022/483 esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği, mahkememizin belirtilen dava dosyasında 02/05/2024 tarihinde yapılan duruşmasının 3 nolu ara kararı ile birleşen dosyanın tefrik edilmesine karar verildiği, tefrik edilen dosyanın mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili ön inceleme duruşmasında davanın yazılı yargılama usul hükümlerine tabi olduğundan cevaba cevap dilekçesi sunduğunu belirterek talepte bulunsa da TTK'nın 4/2 maddesi uyarınca dava değeri dikkate alınarak dava basit yargılama usul hükümlerine tabi olduğundan yargılamaya devam olunmuştur.
Dava, taraflar arasında yapılan işbirliği sözleşmesinin ihlali sebebiyle davacının döviz cinsinden oluştuğu belirtilen zararının davalıdan tahsili istemlidir.
Lettra Teknoloji Bilişim Dan. ve Eğt. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. ve STM Savunma Teknolojileri Mühendislik Ve Ticaret Anonim Şirketi arasında 11.08.2016 tarihinde İşbirliği Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin konusunun kurum tarafından açılan ihale kapsamında, STM'nin ihaleye istekli sıfatıyla teklif vermesi ve Lettra'nın STM'ye yapacağı işlerin kapsamı ve bu kapsam dahilinde Tarafların birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülüklerini belirlemek, STM'nin Kurum'a vereceği ihale teklifi kapsamında ve ihalenin STM üzerinde kalması ve Kurum'la sözleşmenin imzalanması durumunda yapılacak işlere ilişkin Tarafların yükümlülüklerinin ve işbirliğine ilişkin temel esasların belirlenmesinden ibaret olduğu, sözleşmenin yürürlük tarihinin 3 yıl olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
Lettra Teknoloji Bilişim Dan. ve Eğt. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. ve STM Savunma Teknolojileri Mühendislik Ve Ticaret Anonim Şirketi arasında 02.09.2016 tarihinde Mal Tedarik Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin konusunun STM uhdesinde kalan İhale neticesinde; STM ile İdare arasında imzalanan/imzalanacak ve işbu Sözleşme'nin EK-1'inde sunulan sözleşme (bundan böyle "Ana Sözleşme" olarak anılacaktır) ve eklerinde yer alan ve Ek- 3'te kapsamı, miktarı ve birim fiyatları verilen mal ve hizmetlerin, Ek-2 Teknik Şartnamede (bundan böyle "Teknik Şartname" olarak anılacaktır) belirlenen özelliklere eksiksiz uyulmak ve işbu Sözleşme'nin ayrılmaz parçasını teşkil etmek ve aynen uygulanmak kaydı şartıyla, Tedarikçi tarafından anahtar teslim olarak temini ve Ana Sözleşme ve Teknik Şartname hükümlerine uygun olarak STM'nin belirttiği yer(ler)de; dağıtık lokasyonlara taşıma ve dağıtım, kurulum, montaj ve devreye alma hizmetleri de dahil olmak üzere teslimi ve Ana Sözleşme ve Teknik Şartname hükümlerine uygun olarak yerinde servis ve garanti hizmetlerinin verilmesi olarak belirlendiği, sözleşme birim fiyatlı sözleşme olup, EK-3 Mal ve Hizmet Listesi ve Bedeli'nde Mal ve Hizmetin Adı ve Kısa Açıklaması başlığı altında yer alan her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için EK-3 Mal ve Hizmet Listesi ve Bedeli'nde Birim Fiyat başlığı altındaki ilgili birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan tutarların KDV hariç toplamı olan 27.956.074,77€ (Yalnız Yirmiyedimilyon Dokuzyüzellialtıbin. Yetmişdört Avro ve Yetmişyedi Avro Sent), 4.274.820,02$ (Yalnız Dörtmilyon İkiyüzyetmişdörtbin Sekizyüzyirmi Amerikan Doları ve İki Dolar Sent) ve 5.089.733,60 TL (Yalnız Beşmilyon Seksendokuzbin Yediyüzotuzüç Türk Lirası ve Altmış Kuruş) bedellerinin toplamı üzerinden akdedildiği, alınan mal ve hizmetlerin ve yapılan işlerin bedellerinin ödenmesinde, Ek-3 Mal ve Hizmet Listesi ve Bedeli cetvelinde belirtilen ve Sözleşme bedelinin tespitinde kullanılan birim fiyatlar ve para birimleri esas alınacağı belirtilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde yine yukarıda belirtilen sözleşmelere dayalı olarak davalıdan TL cinsinden zararının tahsili için mahkememizin 2022/483 esas sayılı dosyası üzerinden talepte bulunduklarını, eldeki davada ise 02.09.2016 tarihli sözleşmenin 6.2. maddesi uyarınca bahse konu davada istenilmeyen döviz cinsinden zararlarının tahsilini talep ettiklerini bildirmiş; buna karşılık davalı vekili ise davacı tarafın mahkememizin 2022/483 esas sayılı dava dosyasında herhangi bir ayrım yapmaksızın tüm zararları için TL cinsinden talepte bulunduklarını, davacının seçimlik hakkını kullandığını, bu suretle zararların tahsili için açılan bir dava varken aynı konuda yeinden dava açılamayacağını belirterek derdestlik dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 2022/483 esas sayılı derdest durumdaki dava dosyası incelendiğinde, davacı tarafın dava dilekçesinde yukarıda belirtilen işbirliği sözleşmesi hükümlerine davalının riayet etmemesi sebebiyle uğranılan zararlara karşılık temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00-TL maddi zararın tahsilini talep ettiği görülmüştür.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. (Bkz. Aynı yöndeki Yargıtay 11.HD'sinin 2015/9172-2016/2407 E.-K. sayılı kararı, Yargıtay 9.HD'nin 2020/9125-2021/6983 E.-K. sayılı kararları) Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak sözkonusu olup hakkın kullanılması bozucu yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir. (bkz. Yargıtay 9. HD.^nin 2021/12219 E.- 2022/535 K. sayılı kararı)
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacının mal ve hizmet tedariki sözleşmesi hükümleri uyarınca TL dışında döviz cinsi üzerinden zararını tahsil ve talep hakkının bulunduğu anlaşılsa da mahkememizin 2022/483 esas sayılı dava dosyasında davacının sözleşmeden kaynaklı tüm menfi/müspet zararlarının TL cinsinden tahsilini talep ettiği, bahse konu davadaki dava dilekçesinde de TL ve döviz cinsinden bir ayrıma gidilmeksizin yahut döviz cinsinden zararların tahsili talep hakkı saklı tutulmaksızın davanın ikame edildiği, yine bahse konu dosyada alınan bilirkişi raporuna karşı 13/11/2023 tarihli davacı vekilinin sunduğu itiraz dilekçesinde de döviz cinsinden zararın hesaplanmasının talep edildiği, dolayısıyla eldeki davada davacı vekilinin aksine savunmalarının yerinde olmadığı, davacının yenilik doğrucu nitelikte olan bu hakkını TL cinsinden kullanmasıyla birlikte artık bu kararından geri dönemeyeceği ve döviz cinsinden olduğu bildirilen zararını talep edemeyeceği, davacının aynı konuda açmış olduğu mahkememizin 2022/483 esas sayılı dava dosyasının derdest olduğu, bu suretle eldeki davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK'nın 114/1-ı ve 115. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davanın açılırken yatırılan 1.132,07-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 704,47-TL'nin harcın karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-HMK'nın 333. maddesi gereğince yatırılan gider avansından kalanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki saatlik ücret tutarı karşılığı 3.600,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.02/05/2024