T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/316 Esas - 2025/964
T.C.
ANKARA
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/316 Esas
KARAR NO : 2025/964
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/03/2024
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/01/2026
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı firma arasında ... .... .... yevmiye numaralı "İnşaat Yapım Sözleşmesi" ile bu sözleşmenin detaylarını düzenleyen 08/10/2020 tarihli adi yazılı ikinci bir sözleşme akdedildiğini, sözleşmeler uyarınca davalı firmanın inşaat ruhsatının alındığı 21/10/2020 tarihinden itibaren altı ay içerisinde işi tamamlayıp teslim etmesi gerekirken, 21/04/2021 tarihinde temerrüde düştüğünü, tarafların 30/12/2021 tarihinde 08/10/2020 tarihli sözleşmeyi ikale yoluyla sona erdirdiklerini, ancak 04/05/2020 tarihli ilk sözleşmenin ayakta kaldığını, davalı tarafın ikale tarihinde işi tamamen bırakıp inşaat alanını terk ettiğini, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/42 Değişik İş sayılı dosyasında yaptırdıkları tespitte inşaatın %40,34'lük kısmının yüklenicinin kusuruyla tamamlanmadığının ve mevcut imalatlarda ayıplı işler bulunduğunun belirlendiğini, işin yarım kalması nedeniyle 28/12/2022 tarihinde başka bir inşaat firması ile sözleşme akdedildiğini, bunun üzerine 04/05/2020 tarihli sözleşmeyi de Beşiktaş 14. Noterliği'nin 06/04/2023 tarih ve 03496 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshettiklerini, sözleşmenin 6.2. maddesi uyarınca ödemelerin 2020 yılı birim fiyatları esas alınarak yapılması gerektiğini, davalıya ödenen hakedişlerden gecikme cezalarının mahsup edilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, geçici hakediş raporlarına istinaden davalıya fazla ödenen bedellerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte denkleştirici adalet ilkesi gereği iadesini, 21/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek gecikme cezasının yasal faizi ile birlikte tahsilini ve davalının sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı zararın tazminini talep etmiş, 28/10/2025 tarihli ıslah dilekçesiyle 449.031,71 TL olan fazla ödeme talebini 570.388,46 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, usule ilişkin olarak, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını ve alacak miktarları belirlenebilir olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini; esasa ilişkin olarak ise, taraflar arasında 04/05/2020 tarihli noter sözleşmesi ve işin tüm ayrıntılarını içeren 08/10/2020 tarihli adi yazılı sözleşme bulunduğunu, geçerli iş süresinin noter sözleşmesindeki gibi altı ay değil, ikinci sözleşmede kararlaştırıldığı üzere yer tesliminden itibaren 240 gün olduğunu, işin bitim tarihinin 23/06/2021 olduğunu, ancak işin gecikmesinin davacı idarenin projede yaptığı değişiklikler, yönetim kurulu değişiklikleri ve ödemelerdeki gecikmeler gibi kendi kusurundan kaynaklandığını, bu süreçte artan maliyetler nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, tarafların 30/12/2021 tarihli anlaşma ile sözleşmeyi karşılıklı feshettiğini ancak davacının fesih anlaşması uyarınca geçici kabul ve mahsuplaşma yükümlülüklerini yerine getirmediğini, aksine müvekkilini haksız bir suç duyurusu ile şantiyeden zorla çıkarttığını ve şantiyedeki malzemelerine el koyduğunu, davacının yaptırdığı Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/42 Değişik İş sayılı tespitinin yokluklarında yapılması nedeniyle geçersiz olduğunu, kendi yaptırdıkları 2022/49 Değişik İş sayılı tespitte ise şantiyede kalan malzemelerinin değerinin 409.500,00 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin yaptığı ilave işlerin bedelini alamadığını ve şantiyede kalan malzemeleri de dikkate alındığında asıl alacaklının müvekkili olduğunu, gecikmenin davacıdan kaynaklanması nedeniyle gecikme cezası talep edilemeyeceğini ve davacının maddi zarar iddiasının da dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 04/05/2020 ve 08/10/2020 tarihli inşaat yapım sözleşmeleri, 30/12/2021 tarihli sözleşme feshi anlaşması, taraflar arasında düzenlenen hakedişler, faturalar, banka ödeme kayıtları, tarafların ticari defter ve kayıtları, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/42 Değişik İş ve 2022/49 Değişik İş sayılı dosyaları, 16/12/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu, 22/04/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan fazla hakediş ödemesinin iadesi, gecikme cezası ve uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasında ... .... .... yevmiye numaralı "İnşaat Yapım Sözleşmesi" ile 08/10/2020 tarihli "Soğan Depolama ve Paketleme Tesisi" yapımı işine ilişkin ve 04/05/2020 tarihli sözleşme detaylarının düzeenlendiği adi yazılı ikinci bir sözleşme akdedildiğini, işin süresinde tamamlanamaması üzerine 08/10/2020 tarihli sözleşmenin 30/12/2021 tarihli anlaşmayla karşılıklı olarak feshedildiği, davacı vekilinin, davalının kusurlu olarak işi zamanında ve gereği gibi yapmadığını, bu nedenle sözleşmelerin feshedildiğini, davalıya yapılan işten daha fazla hakediş ödemesi yapıldığını, ayrıca gecikme cezası ve işin başka bir firmaya tamamlatılması nedeniyle maddi zarar alacakları bulunduğunu ileri sürerek bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise gecikmenin davacının proje değişiklikleri ve ödeme gecikmelerinden kaynaklandığını, müvekkilinin kusuru olmadığını, asıl alacaklının ilave işler ve şantiyede kalan malzemeler nedeniyle kendileri olduğunu savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Yüklenicinin temel borcu, eseri iş sahibinin beklentilerine, sözleşme hükümlerine ve fen ve sanat kurallarına uygun olarak, sadakat ve özenle meydana getirerek süresinde teslim etmektir. İş sahibinin temel borcu ise, kararlaştırılan bedeli ödemektir.
Sözleşmenin feshi halinde, feshin ileriye veya geriye etkili olmasına göre tasfiye rejimi belirlenir. Eser sözleşmelerinde kural olarak fesih ileriye etkilidir ve bu durumda yüklenici, fesih tarihine kadar yaptığı işin bedelini, işin tamamına olan oranına göre talep edebilir. İş sahibi ise, yüklenicinin kusuru nedeniyle sözleşmeyi feshetmişse, menfi zararını, yani işin başka bir yükleniciye daha yüksek bir bedelle yaptırılması nedeniyle oluşan fiyat farkını isteyebilir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, 08/10/2020 tarihli sözleşmenin tarafların ortak iradesiyle 30/12/2021 tarihinde feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda tasfiyenin, fesih tarihi itibarıyla yapılan işlerin bedelinin sözleşme fiyatlarına göre hesaplanması ve yapılan ödemelerle karşılaştırılarak bakiye alacak veya borcun belirlenmesi suretiyle yapılması gerekir.
Mahkemece alınan 16/12/2024 tarihli, Mali Müşavir Hidayet Korkmaz, Nitelikli Hesap Bilirkişisi Zeynep Doğan ve İnşaat Mühendisi Ahmet Özdemir'den oluşan bilirkişi kurulu raporunda, davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı şirketin defterlerinin incelenemediği, davalı tarafından düzenlenen 5 adet hakediş faturası tutarının 6.065.640,50 TL, davacı tarafından yapılan ödemelerin 6.408.438,62 TL olduğu ve davacı tarafından düzenlenen 17.659,36 TL'lik yansıtma faturaları dikkate alındığında, davacının davalıya 360.457,48 TL fazla ödeme yaptığının hesaplandığı, teknik yönden yapılan imalatların nakdi gerçekleşme oranının %60,66 olduğu, bu oranın tespit dosyaları ve seviye tespit tutanakları ile uyumlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeler feshedildiğinden ve sözleşmelerde feshin varlığı halinde dahi gecikme cezasının istenebileceğine dair bir hüküm bulunmadığından gecikme cezası talep etme koşullarının oluşmadığı, davacının işi başka bir firmaya fesihten 10 ay sonra ihale etmesinin makul sürede olmadığı ve iş kalemlerinin aynı olup olmadığının belgelenmediği gerekçesiyle menfi zarar talebinin de hesaplanamadığı belirtilmiştir.
14/04/2025 tarihli aynı bilirkişi kurulundan alınan ek raporda, davacının ticari defterlerinin de incelendiği, tarafların defter kayıtları arasındaki temel farkın, davacı tarafından düzenlenen 10/10/2022 tarihli 349.711,32 TL'lik "İNŞAAT HAKEDİŞ FAZLA KESİLEN FATURANIN İADESİ" konulu iade faturasından kaynaklandığı, bu faturanın davalı tarafından kabul edilmeyerek karşı iade faturası ile iade edildiği, davacının ise bu ikinci iadeyi kabul etmediği, bu iade faturasının mahkemece kabul görmesi halinde davacının fazla ödemesinin 570.388,46 TL, kabul görmemesi halinde ise 220.677,14 TL olacağının hesaplandığı, davalının şantiyede kaldığını iddia ettiği malzemelerle ilgili olarak, davalının bu malzemeleri neden almadığının anlaşılamadığı ve bu konudaki takdirin mahkemeye ait olduğu, diğer hususlarda kök rapordaki görüşlerin korunduğu bildirilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 04/05/2020 ve 08/10/2020 tarihli inşaat yapım sözleşmeleri, 30/12/2021 tarihli sözleşme feshi anlaşması, taraflar arasında düzenlenen hakedişler, faturalar, banka ödeme kayıtları, tarafların ticari defter ve kayıtları, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/42 Değişik İş ve 2022/49 Değişik İş sayılı dosyaları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 14/04/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, işin devamı sırasında çıkan anlaşmazlıklar üzerine 08/10/2020 tarihli sözleşmenin 30/12/2021 tarihli anlaşma ile karşılıklı olarak feshedildiği, davacının fazla hakediş ödemesi, gecikme cezası ve menfi zarar talepleriyle bu davayı açtığı, davalının ise asıl alacaklının kendisi olduğunu savunduğu; tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı tarafından düzenlenen 10/10/2022 tarihli 349.711,32 TL bedelli iade faturasının davacı defterlerinde alacak olarak kayıtlı olduğu, davalının bu faturayı iade etmiş ise de davacının bu iadeyi kabul etmeyerek yasal süresinde davalıya iade ettiği, bu durumda davacının muhasebe kayıtlarına ve bu kayıtlara dayanan bilirkişi hesaplamasına itibar edilerek, davacının davalıya toplamda 570.388,46 TL fazla ödeme yaptığının kabulü gerektiği; davacının gecikme cezası talebi yönünden, bilirkişi raporlarında da isabetle belirtildiği üzere, sözleşmelerin feshedilmiş olması ve sözleşmelerde feshin varlığı halinde dahi gecikme cezasının istenebileceğine dair bir hüküm bulunmaması karşısında, fesihten sonra gecikme cezası talep edilemeyeceğinden bu talebin reddi gerektiği; davacının işin başka bir firmaya tamamlatılması nedeniyle uğradığını iddia ettiği menfi zarar talebi yönünden ise, davacının fesihten makul bir süre sonra yeni bir sözleşme yapmadığı ve yaptırılan yeni işin kapsamının davalı ile yapılan sözleşme kapsamıyla aynı olduğunu ve daha yüksek bir bedelle yaptırıldığını ispatlayamadığı anlaşıldığından bu talebinin de reddine karar vermek gerektiği; davalının ilave iş ve şantiyede kalan malzemelere ilişkin alacak iddialarını ise davacının ilgili malzemeleri davalıya iade etmeyerek kasten elinde bulundurduğu, davalının iade talep ettiği ve davacının buna rağmen malları teslim etmediğini somut delillerle ispatlayamadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-570.388,46 TL fazla yapılan hakediş ödemesinin 29/05/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. Maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Gecikme cezası ve diğer maddi zarar alacak taleplerinin REDDİNE,
2-Kabul edilen 570.388,46 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 38.963,24 TL karar ve ilam harcından 8.538,75 TL peşin harç, 2.687,87 TL ıslah harcı toplamı olan 11.226,62 TL harcın düşümü ile eksik kalan 27.736,62 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 8.538,75 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 2.687,87 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 11.715,02 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 270,00 TL tebligat gideri, 22.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 22.770,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 20.934,86 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 1.835,14 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 251,46 TL'sinin davacıdan, 2.868,54 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 570.388,46 TL üzerinden takdir edilen 89.558,27 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 50.000,00 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.09/12/2025
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır