T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/395 Esas - 2025/958
T.C.
ANKARA
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/395 Esas
KARAR NO : 2025/958
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/06/2024
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, 11/12/2023 tarihinde davacılardan ... .... .... A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı 06 DTS 507 plakalı aracın ters yönden gelerek çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında her iki sürücüye de %50 kusur atfedildiğini ancak davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunu, kaza sonucu davacıların aracının pert total olduğunu, davalı sigorta şirketi ile yapılan görüşmeler neticesinde 25/01/2024 tarihli "Tam Ziya Hasar Mutabakatname ve İbraname Formu" imzalandığını, bu mutabakatnamede araç rayiç bedelinin 370.000,00 TL olarak belirlendiğini, sovtaj bedeli olan 203.500,00 TL'nin sovtaj firmasınca, bakiye zararın %50'sine tekabül eden 83.250,00 TL'nin ise sigorta şirketince ödendiğini ve toplam 286.750,00 TL'nin 16/02/2024 tarihinde davacılara ödendiğini, ancak mutabakatnamenin "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla" şerhi düşülerek imzalandığını, sigorta şirketince belirlenen rayiç bedelin düşük olduğunu ve kusur oranının hatalı tespit edildiğini, ayrıca kaza tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen 68 günlük süre için araç mahrumiyeti zararlarının doğduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL bakiye pert total rayiç bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline, şimdilik 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Mehmet Koç ve Beytullah Acar'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı Beytullah Acar vekili cevap dilekçesinde, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, talep konusu alacakların miktarı belirlenebilir olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı ile davalı... A.Ş. arasında imzalanan 25/01/2024 tarihli mutabakatnamenin borcu sona erdiren bir ibraname niteliğinde olduğunu ve bu ibranamenin müvekkili açısından da geçerli olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün kontrolsüz ve sinyal vermeden aniden sola manevra yapması nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkiline ait araç sürücüsünün ise nizami şekilde sollama yaptığını ve kusurunun bulunmadığını, araç mahrumiyet bedeli talebinin ise davacının kasko poliçesi kapsamında ikame araç temin etmiş olması nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını ileri sürerek, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, kazaya karışan 06 DTS 507 plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 120.000,00 TL limitli ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının başvurusu üzerine %50 kusur oranı dikkate alınarak 12/02/2024 tarihinde toplam 83.250,00 TL pert tazminatı ödemesi yapıldığını, davacı ile imzalanan mutabakat evrakında araç rayiç bedelinin 370.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını ve davacının bu ödemeyi kabul ederek müvekkil şirketi her türlü borçtan kayıtsız şartsız ibra ettiğini, bu nedenle başkaca bir talebinin haksız olduğunu, alacak miktarı belirlenebilir olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, pert olan araçlar için değer kaybı tazminatı talep edilemeyeceğini, davacının kasko sigortasından ödeme alıp almadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen faizin türünün yasal faiz olması ve başlangıç tarihinin KTK'nın 99. maddesi uyarınca temerrüt tarihi olması gerektiğini belirterek, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 11/12/2023 tarihli kaza tespit tutanağı, 25/01/2024 tarihli mutabakatname, davalı sigorta şirketi kayıtları ve ödeme dekontları, bilirkişi raporu ve ek rapor, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bakiye pert total rayiç bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile 2918 sayılı Kanunu'nun 90. maddesindeki “Genel Şartlar” ibarelerini iptal etmesi sonucu davacının zararının ve zararın kapsamının öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hükümlerinin, bu kanunda düzenlenmeyen hususlarda ise Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümlerinin usul ve esasları çerçevesinde belirlenmesi gerekir. Bu Kanun'larda açıkça düzenlenmiş hususlarda, Genel Şartlar ile Kanun'un kapsamını daraltan ya da genişleten hükümleri uygulanmayacaktır. Genel Şartların, TTK’nın 1425 ve Sigortacılık Kanunu 11 ve KTK’nın 95. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak idarece çıkarılması nedeni ile, KTK ve TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerinde genel olarak temel unsurları belirlenmiş hususlarda, bu temel unsurlara aykırı olmamak şartı ile Genel Şartlar'ın hükümleri uygulanacaktır.
İşletenin sorumlu olduğu zararların belirlendiği 2918 sayılı KTK'nun 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesi, aynı Kanun'un 91/1. maddesinde ise "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmü yer almaktadır. 2918 sayılı KTK'nun "Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar" başlıklı 92. maddesinde ZMMS kapsamı dışında kalan hususlar sayılmış olup, bu haller dışında sigortacı, sigortalı aracın sebep olduğu zararlardan sigorta sözleşmesi kapsamında, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve sigorta limiti ile sorumludur.
23/05/2025 tarihli makine mühendisi, trafik kazaları ve sigorta uzmanı bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacı sürücü Yasemin Köle ile davalı sürücü Mehmet Koç'un %50'şer oranında kusurlu oldukları, davacıların aracının kaza tarihindeki ikinci el piyasa değerinin 400.000,00 TL, sovtaj değerinin 203.500,00 TL olduğu, buna göre toplam hasar miktarının 196.500,00 TL olduğu, davacıların %50 kusur oranına göre hak edebileceği tazminatın 98.250,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketince yapılan 83.250,00 TL ödeme mahsup edildiğinde 15.000,00 TL bakiye pert bedeli alacaklarının kaldığı, araç mahrumiyet zararı için makul sürenin 15 gün olduğu, günlük 500,00 TL'den toplam zararın 7.500,00 TL olduğu, davacıların %50 kusur oranına göre talep edebileceği miktarın ise 3.750,00 TL olduğu, toplamda davacıların talep edebileceği miktarın 18.750,00 TL olduğu belirtilmiştir.
27/08/2025 tarihli aynı bilirkişiden alınan ek raporda, tarafların itirazlarının incelendiği, asıl raporda tespit edilen hususları ve yapılan değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte bir durum görülmediği belirtilerek, asıl rapordaki sonuç ve kanaatin tekrarlandığı, sürücülerin %50'şer oranında kusurlu olduğu, bakiye pert bedelinin 15.000,00 TL, talep edilebilir araç mahrumiyet bedelinin 3.750,00 TL ve toplam talep edilebilir miktarın 18.750,00 TL olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Davalı sigorta vekili 22/10/2025 tarihli beyan dilekçesinde, bilirkişi raporuna göre; 15.000,00 TL asıl alacak, 5.265,61 TL faiz, 7.050,00 TL yargılama gideri ve 15.000,00 TL vekalet ücreti (KDV ve stopaj kesintili olarak) Türkiye Sigorta A.Ş. tarafından ödendiğini beyan etmiştir.
Davacı vekilinin 06/11/2025 tarihli beyan dilekçesi ve 09/12/2025 tarihli duruşmada beyanında, Türkiye Sigorta tarafından dava harçları ve arabuluculuk ücreti haricinde asıl alacak, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin tarafımıza ödeme yapılmıştır. Diğer davalılar yönünden kusur oranı uyarınca sulh sağlanmış olup dava konusuz kalmıştır. Bu nedenle karar verilmesine yer olmadığı, harçlar ve arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ederiz, şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
6100 saylı HMK nun 313. Maddesinde;" (1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.", yine 314. Maddesinde; " (1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.(3) (Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.", yine 315. maddesinde;" (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir." düzenlemesi yere almıştır.
Bu kapsamda, davamız konusu tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri hususlarda olduğu, taraf vekilleri mahkeme dışı sulh olduklarını ve sulhe göre karar verilmesini istemedikleri ve HMK nun 315.madde hükmü nazara alınarak, davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, esası hakkında karar vermesine yer olmadığına, sulh uyarınca davacı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığı, harçlar ve arabuluculuk ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmekle, bilirkişi raporları uyarınca haklılık durumu gözetilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, 427,60 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 187,80 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 916,00 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı vekili 09/12/2025 tarihli duruşmadı beyanı ile yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını bildirdiğinden, davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 09/12/2025
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır