T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/175 Esas - 2025/582
T.C.
ANKARA
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/175 Esas
KARAR NO : 2025/582
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/02/2025
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2025
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müvekkili şirkete müracaat ederek abonelik sözleşmesi imzaladığını ve mobil hat bağlandığını, müvekkili şirketin açtığı kampanyadan yararlandığını ve hizmet aldığını, söz konusu abonelik sözleşmesi iptal edilmediği sürece sonraki dönem içinde yenilenerek hizmetin sunulmaya devam ettiğini, somut olayda davalının aboneliğinin iptal ettirmediğini ve şirket tarafından hizmet verilmeye devam ederek faturalandırma işleminin gerçekleştirildiğini, bunun üzerin davalının 08/03/2024 tarihinde aboneliğini feshettiğini, taraflardan birinin herhangi bir sebeple sözleşmeyi feshetmesi durumunda ...kayıtlarına göre doğan tüm borçları ödemekle yükümlü olduğunu, bu nedenle borçların ödenmemesi nedeniyle .... .... .... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalı tarafından haksız yere takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, Müvekkile ... .... .... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yoluyla ödeme emri gönderildiğini, bu ödeme emrine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davacının bunun üzerine itirazın iptali davası açtığını, davacının 3.917,54 TL’lik alacağını abonelik sözleşmesine dayandırdığını, ancak sunulan sözleşmenin tarafının ...Tarım Makinaları İmalat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. olduğunu, yetkilisinin Zekeriya ...olarak göründüğünü, sözleşmede müvekkilin adının ve imzasının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilin borcu olmadığını, buna rağmen kötü niyetle dava açıldığını, davacının sunduğu faturadan müvekkilin haberi olmadığını, bu faturanın kendisine tebliğ edilmediğini, dosyada da buna dair bir tebliğ evrakı bulunmadığını, oysa düzenlenen bir faturanın hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafa tebliğinin zorunlu olduğunu, posta veya elden yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini, ayrıca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER :Arabuluculuk son tutanağı, Merkezi Takip Sistemi 2024/302301 esas sayılı dosyası, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasında tartışmalı olan husus davacının alacaklı, davalının yönetici olması karşısında, davacının dayanmış olduğu vakıalar nedeniyle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan TTK m.553 ve devamı hükümleri uyarınca faturaya dayalı alacağı talep etme imkânının bulunup bulunmadığı noktalarındadır.
Merkezi Takip Sistemi 2024/302301 esas sayılı dosyanın incelenmesinde, davacı alacaklının 3.917,54 TL asıl alacağın tahsili amacı ile Merkezi Takip Sistemi 2024/302301 esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 49 ödeme emrinin borçluya 10/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nun 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 10/05/2025 tarihinde icra dairesine başvurarak, icra takibine itiraz ettiği, İİK'nun 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nun 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 12/02/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir.
Tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulmuş, 10/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda, ... İletişim Hizmetleri AŞ. İle ...Tarım Makinaları İmalat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasındaki sözleşmenin 04.01.2022 tarihinde düzenlendiği, ...'in ise 15.02.2022 tarihinde şirket müdürü olarak seçildiği, sözleşmede ...'in adının veya imzasının bulunmadığı, Abonelik sözleşmesinin düzenlendiği tarihten sonra Şirket müdürü olarak seçilen davalı ...'in ...Tarım Makinaları İmalat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin özel nitelikteki ticari borçlarından şahsi olarak sorumluluğunun bulunmadığı, açıklanan nedenlerle ... İletişim Hizmetleri AŞ. Tarafından düzenlenen 31.01.2024 tarihli BC32024000139113
numaralı faturada belirtilen 3.726,73 TL
borçtan ...'in sorumlu tutulamayacağı kanaatine varıldığı,
belirtilmiştir.
Buna göre TTK m.553'de sorumluluğu doğuran sebep olarak "kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ihlâli" gösterilmiştir. Dayanak hükme göre sorumluluğun söz konusu olabilmesi için kusurun varlığı önem arz ettiği gibi meydana gelen zararın nevinin tespit olunması önem arz etmektedir. Zira maddede sözü edilen "...verdikleri zarardan..." ibaresinin "doğrudan zarar"ı ifade ettiğini, TTK m.553 anlamında doğrudan zararın, bir kurucunun, yönetim kurulu üyesinin, yöneticinin veya tasfiye memurunun kanundan ve/veya esas sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü ihlâl ederek, anonim ortaklığının veya pay sahibinin ya da bir alacaklının doğrudan malvarlığında bir değer eksilmesine yol açan yahut malvarlığında oluşması beklenen değer artışının meydana gelmemesi şeklindeki zarar olduğu doktrinde de kabul edilmektedir.. ''Ünal TEKİNALP, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat Kitapçılık, 4.Bası, İstanbul 2015, s.444''. Böylece kanun koyucunun, alacaklının uğradığı her türlü zararı bu madde çerçevesinde talep edemeyeceğini kabul ettiği düşünülmelidir.
Ortaklığa verilen zarar dolayısıyla davacı alacaklının menfaatinin zarar görmesi mümkün ise de bu tip ''dolayısıyla oluşan zararlar'' nedeniyle alacaklının ancak 6102 sayılı TTK m.556 hükmüne dayalı olarak yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna dayanması mümkün olabilir.
04.06.1958 Gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HUMK'nın 74,75 ve 76. maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. HUMK'nun bu hükümlerini karşılayan HMK'nın 24/1, 25, 26. madde hükümlerinde de aynı yönde düzenleme getirilmiştir. O halde Mahkememiz, davacının dayanmış olduğu maddi vakıalar ile bağlı bulunmakla beraber bu vakıaların dayanmış olduğu ve uygulanması gereken kanun hükmü ile bağlı değildir.
''TTK'nın yeni düzenlemesi bu nokta da eskisinden çok farklı ve karışıktır. TTK m.556/f.1 mehaz ... Art. 757, deki düzenlemeyi esas alarak şirketin iflası halinde tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkını şirket alacaklılarına tanımakta ancak bazı koşulların gerçekleşmesine bağlamaktadır. Buna göre ''zarara uğrayan şirketin iflası halinde, tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkını şirket alacaklıları da haizdir; ancak pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının istemleri önce iflas idaresince ileri sürülür''... düzenlemesinden anlaşılacağı üzere alacaklılar ve ortaklar, dolaylı zarara istinaden ancak şirket iflas sürecine girmişse ve iflas idaresi davayı açmadığı takdirde tazminat şirkete verilmek üzere sorumluluk davası açabileceklerdir. (Doç. Dr. Nejla Akdağ Güney, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, İstanbul 2016 sayfa 346)''
Bu şartlarda davacının alacaklı olduğu, iddia olunan zararın doğrudan alacaklı nezdinde doğmadığı, davalının yöneticisi olduğu şirketin bir an için doğrudan zarara uğradığı kabul edilse dahi bu zararın davacı alacaklı yönünden dolaylı zarar teşkil ettiği, uygulanması gereken hükmün 6102 sayılı TTK m.556 hükmü ile düzenlendiği, şirketin iflası haline münhasıran bu durumun normatif olarak düzenlendiği, doktrin görüşlerinin bu çerçevede olduğu gibi hükmün sistematik yorumunun da aynı sonuca varılmasını gerektirdiği, ne var ki dava tarihi itibariyle davalının yöneticisi olduğu şirketin iflasına dair vakıa ve delil olmadığı gibi bu yönde beyan dahi bulunmadığı, daha da önemlisi bir an için iflas olsa dahi iflas idaresinin dava açmadığına dair vakıa ve delil dahi bulunmadığı, bu durumda dolaylı zarara istinaden ve mevcut maddi hukuk hükümlerine göre davanın kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı dava dışı şirket tarafından mobil telefon hizmetleri kurumsal tip abonelik sözleşmesi uyarınca kullanım yapıldığı, kullanımından kaynaklı fatura bedellerinin ödenmediği, tüzel kişilerin organları vasıtasıyla haksız fiili işleyebileceğini ileri sürerek davalının borçtan sorumlu olduğunu ileri sürmektedir.
Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2017/786 esas, 2018/6284 karar sayılı içtihadı ve Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2016/13409 esas, 2018/6594 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 6102 sayılı TTK m. 644/1-a atfı ile uygulanması gereken TTK m. 553 uyarınca, kanun veya anasözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek zarara yol açan yöneticiler şirkete, şirket alacaklılarına ve ortaklara karşı sorumludurlar.
Somut olayda, davacı, dava dışı borçlu şirketin, davalının kusuruyla borcu ödemediğini, iddia ederek fatura bedellerinin davalıdan tahsilini talep etmekte ise de; oluşan zarar şirket alacaklısının doğrudan uğradığı zarar niteliğinde olmayıp, dava dışı şirkete yönelik doğrudan, davacı yönünden ise dolaylı zarar niteliğinde olduğundan, ancak şirkete verilmesi istemiyle dava açabilecektir. Bu açıklamalar ışığında davanın reddine, alacaklının kötü niyetine ilişkin somut delil bulunmadığından davalının tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan DAVANIN REDDİNE,
2-Davalının tazminat talebinin REDDİNE,
3-Kabul edilen 3.917,54 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 267,61 TL karar ve ilam harcı en az (maktu) harca ulaşmadığından, alınması gereken 427,60 TL harcın, 615,40 TL peşin harçtan düşümü ile artan 187,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.318,30 TL harçtan, davacıya geri verilmesine karar verilen 187,80 TL harcın düşümü ile kalan 1.130,50 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının karşıladığı 120,00 TL tebligat gideri, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.120,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 3.917,54 TL üzerinden takdir edilen 3.917,54 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar miktar itibariyle KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.16/09/2025
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır