T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/429 Esas - 2025/330
T. C.
A N K A R A
ASLİYE 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO : 2025/429 Esas
KARAR NO : 2025/330
HAKİM : Dr. ........
KATİP :.........
DAVACI :..........
VEKİLİ : Av. .......
DAVALI :..........
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/05/2025
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
GEREKÇELİ
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/05/2025
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekilinin 18/05/2025 tarihli dava dilekçesi özetle; Davalıya ait......marka ekskavatörde meydana gelen arıza nedeniyle müvekkil firmanın üç kez Kütahya’daki şantiyeye servise gittiğini, tamir işlemleri gerçekleştirilerek arızanın giderildiğini, söz konusu hizmete ilişkin olarak icra dosyasına dayanak teşkil eden fatura ve servis formlarının düzenlendiğini, yapılan işlemler karşılığında 13.07.2024 tarihli ve.......numaralı, 174.000,00 TL bedelli bir fatura düzenlendiğini, ancak bu faturaya konu ödemenin tam olarak yapılmadığını ve bu nedenle ....... esas numaralı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu firmanın borca itirazı üzerine takibin durduğunu, taraflar arasında arabuluculuk süreci yürütüldüğünü, ancak bu sürecin anlaşmazlıkla sonuçlandığı ve anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, bu itiraz nedeniyle işbu itirazın iptali davasının açılmasının zorunlu hâle geldiği ifade edildiğini, açılan dava kapsamında, davalı-borçlunun itirazının iptali ile icra takibinin devamına, davalının %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Tensip üzerinden karar verildiğinden dava dilekçesi tebliğe çıkartılmamış, bunun sonucu olarak davaya karşı herhangi bir cevap verilmemiştir.
Dava, itirazın iptali istemlidir. (İİK md. 67)
...... sayılı icra takip dosyası incelendiğinde Davacı tarafından davalı aleyhine 12/09/2024 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 174.000,00 TL asıl alacak ve 8.140,00 TL noter masrafı olmak üzere toplam 182.140,00 TL istendiği, ödeme emrinin borçlu ...... 16/09/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından 17/09/2024 tarihinde borca, işlemiş ve işleyecek faiz türüne, faiz süresine ve faiz oranına ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, davacının yasal süresi içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/11/2013 tarih, ....... Esas ve....... Karar sayılı ilâmında belirtildiği ve uygulamada istikrar kazandığı gibi, itirazın iptâli davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda (takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması ve borca itirazda icra takibinin yetkisine de itiraz edilmiş olması, idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulması, işlemden kaldırılan takip dosyasının alacaklı tarafından yenilenmemesi gibi), itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen imkân bulunmamaktadır.
İki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın (Joint Venture'nin) tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti yoktur. Ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumludurlar. Ancak gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyeti vardır (...... K. sayılı içtihadı).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesine göre adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti de yoktur. Bu nedenle icra takibinde adi ortakların ayrı ayrı gösterilmesi ve ayrı ayrı ödeme emri tebliği gerekmekte olup, taraf ehliyeti olmayan adi ortaklığın borçlu olarak gösterilmesi usûlsüzdür.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, takip talebinde ve ödeme emrinde borçlu olarak davalı iş ortaklığının gösterildiği, adi ortaklığın taraf ehliyeti olmadığından takipte borçlu olarak gösterilmesinin usûlsüz olduğu, taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden göz önüne alınacağı, geçerli bir icra takibi bulunmadığından itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen imkân olmadığı, HMK'nun 320/1. maddesi uyarınca basit yargılama usulünde mümkün olan hâllerde dosya üzerinden karar verilebileceği ve bunun usul ekonomisi ilkesine de uygun olduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Geçerli bir icra takibi olmaması nedeniyle davanın, HMK'nun 114/2. ve 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, 2.199,80 TL peşin harçtan düşümü ile artan 1.584,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
5-4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.22/05/2025
Katip ....... Hakim .......
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır