T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/748 Esas - 2025/596
T. C.
A N K A R A
ASLİYE 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO : 2025/748 Esas
KARAR NO : 2025/596
DAVA : Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/04/2025
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı ... ile 21/08/2016 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında davalı ...’nın ana iş sahibi kurum nezdinde yaptığı işlerin sözleşme bedellerinin %4,5 + KDV’sini davacıya ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin 3.5. maddesi uyarınca davacının edimini yerine getirdiğini, davalı ...’nın davalı ... ile bazı işler yaptığını ve bu işlerden kaynaklı olarak davacıya kısmen ödeme yaptığını, ancak ...’nin ana iş sahibi kurumla yaptığı 2017/389598, 2018/573302, 2018/95590, 2019/82133, 2019/402289, 2020/25621, 2020/658570 İKN numaralı ihaleler ve diğer ihaleler kapsamında ...’ya karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu sebeple ...’nın ... aleyhine ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2022/483 E sayılı dava açtığını, bu davada ...’nın ...’den yoksun kalınan kâr niteliğinde tazminat talep ettiğini, ancak bu alacaklara esas sözleşme bedellerinin %4,5 + KDV’sinin davacıya ait olduğunu, ...’nın ...’den talep ettiği bedellerin de davacının payını kapsadığını, bu nedenle ...’nin ana iş sahibi idareyle yaptığı işler üzerinden hesaplanacak %4,5 payın davacı alacağı olarak belirlenmesi ve ...’nın ...’den olan alacağından mahsup edilerek davalılar tarafından müteselsilen ödenmesi gerektiği, davacının bu hususta ... 32. Noterliği’nin 17/03/2025 tarih ve 04497 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalılardan şimdilik 20.000.000 EUR, 10.000.000 USD ve 10.000.000 TL talep ettiğini, ihtarnamenin ...’ye 17/03/2025’te, ...’ya 19/03/2025’te tebliğ edildiğini, ödemelerin yapılmadığını, arabuluculuk sürecinden de sonuç alınamadığını belirterek bu nedenle davalı ...’nin ana iş sahibi idare ile yaptığı işlerden doğan alacağın %4,5 + KDV’sine denk gelen 10.000 EUR, 10.000 USD ve 100.000 TL’nin, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren döviz alacakları için bir yıllık en yüksek mevduat faizi, TL alacağı için avans faizi ile birlikte ve tahsil tarihindeki ... efektif satış kuru üzerinden TL karşılığıyla müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, davanın Mahkememizin 2022/483 E sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde: Davacı firma’nın diğer davalı ... firması ile 21.08.2016 tarihinde bir danışmanlık sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme ile ...’nın ana iş sahibi kurum nezdinde yapılacak mal ve hizmet alımlarına ilişkin sözleşmelerden belirli bir oranda bedelin davacıya ödenmesinin vaat ve taahhüt edildiğini ileri sürdüğü, bu sözleşmeye dayanarak müvekkil şirket ve diğer davalı ...’dan müteselsilen alacak talebinde bulunduğunu, ancak danışmanlık sözleşmesinin yalnızca davacı ile diğer davalı ... arasında imzalanmış olduğunu, müvekkil şirketin bu sözleşmenin tarafı olmadığının sözleşme metninde açıkça görüldüğünü ve davacının da bunu kabul ettiğini, müvekkil şirketin sözleşmeye taraf olmaması sebebiyle davaya dayanak alınan iddia ve taleplerin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince yalnızca taraflar arasında hak ve borç doğduğunu, müvekkil şirketin davacı ile hiçbir sözleşme, hukuki veya ticari ilişki içerisinde bulunmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, sözleşmeye taraf olmayan kişi hakkında bu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir alacak veya sorumluluk ileri sürülemeyeceğini, dolayısıyla davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafın davayı ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/483 E sayılı dosyası ile birleştirme talebinde bulunduğunu, ancak bu davanın diğer davalı ...’nın müvekkil şirkete karşı açtığı ve kendi iddiasına dayalı zararlarının tazmini istemine ilişkin olduğunu, huzurdaki davanın ise davacı ile ... arasındaki danışmanlık sözleşmesine dayandırıldığını, bu sebeple davaların hukuki sebep, taraf ve konu bakımından farklı olduğunu, müvekkil şirketin huzurdaki davaya konu edilen sözleşmede taraf dahi olmadığını, bu nedenle birleştirme talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini, davacının müvekkil şirketin dava dışı ana iş sahibi idare ile yaptığı işlerden doğan alacaklarının %4,5 + KDV’sini talep ettiğini, müvekkil şirket ile davacı arasında böyle bir hak ve alacak ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirketin ... ile arasındaki bağımsız hukuki ilişki nedeniyle de davacıya karşı herhangi bir taahhütte girmediğini, üçüncü kişi aleyhine borç doğurulamayacağı ilkesinin Türk Borçlar Kanunu gereği uygulanması gerektiğini, bu sebeplerle davacının müvekkil şirketten zarar veya tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, ayrıca taleplerin hak düşürücü süre ve zamanaşımı süreleri geçtikten sonra ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından açılan davanın mahkememizin 2025/359 esas sırasına kaydedildiği, bu davada yapılan yargılama sırasında mahkememizce 11/09/2025 tarihli duruşmanın 3 nolu ara kararı gereği davalı yönünden verilen tefrik kararına istinaden davanın mahkememizin 2025/748 esas sırasına kaydının yapıldığı, yargılamaya bu esas üzerinden devam edildiği görülmüştür.
Dava, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemlidir.
Mahkememizce öncelikle çözülmesi gerekli husus davalının husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Bir hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine ait bulunmakta ve buna aktif husumet denilmektedir. Sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi de o hakka uymakla yükümlü olan kimse olup, bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır.
Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf sıfatı, usul hukukuna değil maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (defi değil) bir itiraz olduğundan mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
Deliller değerlendirilmiştir.
Somut olayda; davacının davasına dayanak ettiği 21/08/2016 tarihli danışmanlık sözleşmesinin davacı ile dava dışı ... Teknoloji arasında akdedildiği, davacının bu sözleşmeye bağlı alacak istemini sözleşmede taraf olmayan davalıya karşı yöneltmesinin sözleşmelerin nisbi etkisi uyarınca hukuken mümkün olmadığı, davacının davalıya karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT md. 7/2 uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen kararın tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.22/09/2025