T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2026/355 Esas - 2026/391
T.C.
...
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/355 Esas
KARAR NO : 2026/391
TÜRKMİLLETİADINA
KARAR
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/04/2026
KARAR TARİHİ : 24/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2026
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin davalıdan olan 20/11/2025 tarihli M... .... .... .... .... ... .... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, ödeme emrinin davalıya 11/01/2026 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 13/01/2026 tarihli dilekçesiyle icra dairesinin yetkisine ve borcun esasına itiraz ettiğini, yetki itirazı olarak takibin borçlunun yerleşim yeri olan Van icra dairelerinde yapılması gerektiğini ileri sürdüğünü, borca itiraz olarak ise 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca ödemelerin muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre yapıldığını, kurumun kendi belirleyeceği ödeme zamanında ödeme yapma hakkı bulunduğunu ve bu nedenle vadesi geçmiş bir borç olmadığını savunduğunu, bu itirazlar üzerine takibin durduğunu, itirazın kaldırılması için açılan davanın ise ... 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2026/61 Esas sayılı dosyasında takibe dayanak belgenin İİK'nın 68/1. maddesindeki nitelikte olmaması nedeniyle reddedildiğini, bu nedenle itirazın iptali davası açma zorunluluğunun doğduğunu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, zira alacağın bir para alacağı olması nedeniyle TBK'nın 89. maddesi uyarınca alacaklının yerleşim yeri olan ... icra dairelerinin de yetkili olduğunu, borca itirazın da yersiz olduğunu, 5018 sayılı Kanun'un idareye "kendi belirleyeceği zamanda ödeme" gibi bir hak tanımadığını, ilgili yönetmelik ve genelgelerin de bu yönde olduğunu, davalının Kamu İhale Kurumu (EKAP) kayıtlarında ve ihale şartnamelerinde ödemenin 150 gün sonra yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığını, ayrıca davalının 150 gün sonra ödeme iddiasının sadece 40 nolu fatura ile ilgili olduğunu, 41 nolu fatura için böyle bir iddiasının dahi bulunmadığını ileri sürerek, davalının yetki ve borca ilişkin itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Dosya üzerinden karar verildiğinden dava dilekçesi tebliğe çıkartılmamış, bunun sonucu olarak davaya karşı herhangi bir cevap verilmemiştir.
DELİLLER : ... 2. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2026/173 Esas sayılı takip dosyası, 20/11/2025 tarihli MJ02025000000040 ve MJ02025000000041 nolu faturalar, taraflar arasındaki ihale dosyası ve şartnameler, tarafların ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki borca ve yetkiye ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" başlıklı 114/1. maddesinin (c) bendinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Aynı Kanun'un 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler". Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir", 115/2. maddesinde de "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" düzenlemelerine yer verilmiştir.
"Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" başlıklı TTK'nun 5/1. maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Mutlak ticari davalar TTK'nun 4. maddesinde sayılmış, bunun yanında aynı maddenin "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
Yine, TTK'nın 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari dava haline getirmez. TTK, kanun gereğince ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Bu nedenle işin ticari nitelikte olması doğrudan davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülerek karara bağlanır. Diğer yandan aynı yasal düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Mahkemelerin görevi kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir (05/12/1977 tarihli ve 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Yine, 23/05/1960 tarih ve 11/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi ayrık hükümlerin dar olarak yorumlanması yoruma ilişkin temel kuraldır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/04/2021 tarih ve 2019/(13)3-14 Esas, 2021/399 Karar sayılı ilamı).
Bu açıklamalara göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Kamu İhale Kanunu kapsamında kaldığı taraflardan yalnızca davacının tacir olduğu, davalı üniversitenin ise tacir sıfatının bulunmadığı uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
HMK'nun 1/1. maddesi gereğince görev kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. HMK’nun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/04/2019 tarih ve 2017/15-2141 esas, 2019/442 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilebileceğinden, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca bu dava şartı noksanlığının giderilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmaması nedeni ile davanın HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nun 20/1. maddesi uyaınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep etmemesi halinde aynı madde uyarınca mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-HMK.nun 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/04/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy