T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2019/331 Esas - 2024/336
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2019/331 Esas
KARAR NO : 2024/336
...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 03/07/2019
KARAR TARİHİ : 07/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... başvurarak tedavi olmak istediğini, belirttiği şikayetler doğrultusunda ... bölümüne sevk edildiğini ve muayenesine başlandığını, hastaneye tabi olarak çalışmakta olan ... müvekkilinin görme bozukluğuna ilişkin şikayetinin katarakt hastalığından kaynaklandığı teşhisini koyarak göze yapılacak akıllı lens uygulaması ile görme bozukluğunun önüne geçileceğini belirttiğini ve bu operasyonun sağlığını etkileyecek herhangi bir riski olmadığını beyan ettiğini, yapılacak olan operasyonla ilgili aydınlatılmış onam belgesi bulunmakla birlikte müvekkilinin imzasının bulunmamakta olduğunu ve olası risklerle ilgili tarafına bilgi verilmediğini, müvekkiliinin operasyon geçirmeden önce sağlıklı olmasına rağmen davalı sigorta şirketi... teşhis ve müdahalesinden sonra sağlığını kaybettiğini, müvekkilinin 14/03/2019 tarihinde sağ gözünden ameliyat olduğunu, ilgili ameliyat raporunda herhangi bir komplikasyon olmadığını ve operasyonun başarıyla gerçekleştiğinin bildirildiğini, operasyon öncesi fark edilmeyen yanlış ölçümle ameliyat esnasında da fark edilmediğini ve hatta düzenlenmiş olan ameliyat raporunda da yanlış ölçümlü lensin yer aldığını, ameliyat sonrası müvekkilinin göz bandajının açıldığı andan itibaren müvekkilinin operasyon öncesi sahip olmadığı şikayetlerle ve sadece ışığı algılayabilecek kadar az görerek hastaneye tekrar gidip durumu bildirdiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan ... tarafından 15/03/2019, 16/03/2019 ve 18/03/2019 tarihlerinde tekrar tekrar muayene edildiğini ve söz konusu muayene raporlarında aydınlatıcı hiçbir bilgi yer almadığını, doktorun gerçekleştirmiş olduğu sayısız muayenelerde hastanın git gide artan sağlık sorununa özensizliğinin hukuka aykırı olmakta olduğunu, sonuç olarak davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan doktorca meslek kurallarına ve mesleki yükümlülüklerine aykırı olarak gerçekleştirilen işbu operasyon sonucu artık müvekkilinin eski sağlığına kavuşmasının mümkün olmadığını ve görme yetisinin hemen hemen tamamını kaybettiğini, bu hususların ...tarafından yapılan tetkik sonuçlarından da tespit edilebildiğini belirterek, açıklanan nedenlerle, tahkikat sonucunda tespit edilecek maddi zararın davalıdan ve daha sonra ortaya çıkabilecek sorumlulardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, talep edilmiş olan manevi tazminata temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt (avans) faizinin davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı doktor ..., müvekkil şirket nezdinde 25/09/2018-25/09/2019 tarihleri arasında ... numaralı "Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi" ile sigortalı olduğu, bu poliçeden dolayı olay başına azami 600.000,00-TL ile sınırlı olup teminat limitinin taraflarınca bildirmelerinin bu miktarın mutlak surette ödeneceği ve davayı kabul anlamına gelmemekte olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminatın ödenebilmesi için davacının zararı ile sigortalı hekimin eylemi arasında illiyet bağının bulunmasının ve tıp kabullerine göre malpraktis bulunmasının gerektiğini, kaldı ki müvekkil şirketin, davacıya tedavi işlemlerini yapan hekim veya hastane olmadığını, yapılan tıbbi uygulamaları, tedavileri, yazılan ilaçları, aydınlatma yükümlülüğünün ifasını bilebilecek konumda olmadıklarını, davacı ... her ne kadar hizmet kusuruna dayalı olarak maddi tazminat talebinde bulunmuşsa da söz konusu talepler yönünden hekimin tıbbi kötü uygulamasının bulunmaması sebebiyle müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını ve söz konusu taleplerin teminat kapsamı dışında kaldığını, arabuluculuk görüşmeleri sırasında da sigortalı hekimin "sağ ve sol göz için ayrı ayrı ameliyat günü belirlenerek hastadan katarakt ameliyatı bilgilendirilme onay formu alınmıştır.." şeklinde beyanda bulunarak gerçekleştirilen tedavilerin tıp kuralları çerçevesinde usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğinin ortaya konulduğunu, ayrıca "...operasyondan sonra iki hafta boyunca kontrrollerin sağlandığı,hastaya yapılan tüm işlemlerin tıbben uygun olduğu..." hususları da eklenerek tıbbi kötü uygulamanın bulunmadığının ifade edildiğini, dosya kapsamında yer alan bilgilendirme onay formunda hastaya uygulanan tedavi sonrasında işlemlerin niteliği gereği tam görme sağlanamayabileceği, ortaya çıkabilecek olası yan etkilerin ve komplikasyonlara ilişkin hususların yer almakta olup hekim tarafından davacı yanın aydınlatıldığını ve usulüne uygun olarak bilgilendirme onay formunun tanzim edildiğini, kaldı ki bir an için sadece hekimin imzasının bulunduğu kabul edilse dahi yazılı imzalı onam alınmaması bakımından tazminata hükmedilmesi karşısında müvekkili şirketin poliçesinin teminat altına aldığı bir rizikodan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, bu olasılıkta dahi tıbbi bir kötü uygulamadan söz edilemeyeceğinden müvekkili şirket bakımından davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflarca dayanılan deliller toplanmış, ilgili sağlık kuruluşlarından davacıya ait tedavi evrakları, davalı sigorta şirketinden poliçe ve hasar dosyası celp edilmiş, takiben .... ve mahkememizce oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyeti aracılığıyla davaya konu edilen tıbbi uygulamada kusur durumu ve oranı, komplikasyon yönetimi konusunda hastane ve doktorun üzerine düşen görevi yerine getirip getirmediği ile aydınlatma yükümlülüğünün gereklerinin de irdelenmesi hususları bakımından bilirkişi raporu alınmıştır.
... tarafından düzenlenen 27/10/2020 tarihli raporda özetle; "...kişinin toplam engel oranının %4 (dört) olduğu, sekel halini aldığı, ... tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 (bir) ay olduğu, ... tıbbi iyileşme süresinin 3 (üç) aya kadar uzayabileceği..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
... tarafından düzenlenen 07/10/2021 tarihli raporda özetle; "...hastanın ameliyat endikasyonunun doğru olup konulan göz için lensin numarasındaki yaklaşık 1,5 diyoptrilik sapma nedeniyle hastanın uzakta gözlük ile görmesinin daha iyi olduğu, yakında görmesinin ise gözlüksüz tam olduğu, katarakt ameliyatı sırasında kataraktlı lens alınarak yerine konulan arka kamara lensinin değerinin (diyoptri cinsinden) ameliyat öncesi yapılan ölçümler ile belirlendiği, bu ölçümlerin hastaya (lensin kesafeti, kalınlığı, kornea kırıcılığı vb), cihaza (modele, tekniğe, kullanılan formüller vb.) ve ameliyat sonrası dönemde iyileşmeye (kesi yerinin iyileşmesi, lensin hafif öne veya arkaya yer değiştirmesi vb.) göre yapılan ölçümün değerini değiştirebildiği, bu ameliyatın amacının hastanın görme fonksiyonunun düzeltilmesi olduğu, bahse konu olan davada da yapılan ameliyat ile göz içi lens konulduğu ancak ameliyat öncesi ölçülen göz içi lens gücünün ameliyat sonrası farklılık gösterdiği, gözlük (tashih) ile hastanın görmesinin sağlandığı, hastanın yaşı itibariyle yakın görmesinin etkilendiği (presbiyopik yaş) yaş aralığında olduğu ve hastanın ameliyat sonrası yakında tam gördüğü ancak uzak için yaklaşık 1.50 diyoptrilik miyop kırma kusuru olduğu, tıbbi literatürde de ameliyat öncesi yapılan biyometrik ölçümlerde postoperatif kırma kusurunun %15 oranında olabileceği dikkate alındığında ... ameliyatını yapan hekimin, sağlık personelinin ve hastane idaresinin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
A...tarihli raporunda özetle; "...kişiye...14/03/2019 tarihinde senil nükleer katarakt tanısı ile sağ göze yapılan fakoemülsifikasyon+intraoküler lens implantasyonu ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat şeklinin hasta ile konuşulduğu ve dosya içerisinde onam formu mevcut olduğununun anlaşıldığı, katarakt cerrahisi sırasında takılan (intraoperatif) lenslerde ameliyat sonrası göz refraksiyonunun sıfır (tam) olmayabileceğinin ve refraksiyon kusurları görülebileceğinin tıbben bilindiği dikkate alındığında bu tür operasyonlar sonrasında her türlü dikkat ve özene rağmen gelişen gözlük kullanma ihtiyacının komplikasyon olarak nitelendirildiği, kişiye yapılan medikal ve cerrahi tedavilerin komplikasyon yönetimi açısından uygun olduğu, tüm bu bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kişinin tedavisinde görev almış doktorların uygulamalarının tıp biliminin kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce dosyanın tevdi edildiği üç kişilik göz hastalıkları uzmanı akademisyen doktor bilirkişilerden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından sunulan 08/05/2023 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle; "...yapılan ameliyatın modern tıbbın gereklerine uygun olarak gerçekleştirildiği, ameliyat sonrasında karşılaşılan durumunun, bilirkişi heyetleri tarafından bu ameliyat sonrasında karşılaşılabileceği, literatürde de belirtilen bir durum olarak nitelendirildiği, dosyanın incelenmesinde aydınlatma hükümlerinin yerine getirildiği, hekim ve hastane idaresinin tıbbi uygulama hatasının olmadığı..." yönünde, 21/03/2024 tarihli ek raporda ise, "...hastaya uygulanan katarakt ameliyatı öncesi yapılmış 06/03/2019 tarihli nidek marka biyometri ölçümünde SRK-T formülü ile sağ göze -0.53 diyoptri miyopi için 26.5 diyoptri panoptix göz içi lens değerinin cihaz tarafından hesaplanmış olduğunun görüldüğü, bunun da cerrahi sırasında göz içine uygulanan lens numarası ile uyumlu olduğu, ... dosyada 06/03/2019 tarihinde yapılmış (Nidek USG ile) ve 16/03/2019 tarihinde yapılmış (Haag-Streit-Lenstar) iki adet biyometri (lens ölçümü) bulunduğu, 06/03/2019'da yapılan ultrason biyometride Al (Aksiyel uzunluk) 22.90, 16/03/2019 da yapılan optik biyometride AL 23.48 olarak gözüktüğü (sağ göz), ameliyat sonrası ortaya çıkan refraktit sapmanın, Al ölçümündeki farklılıktan olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davaya konu edilen 15/03/2019 tarihli katarakt ameliyatı, akıllı lens uygulamasını davacıya yapan feri müdahil sigortalı doktor Uğur Emrah Altıparmak'ın davalı sigorta nezdinde "Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi" ile 25/09/2018-2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere sigortalı olduğu ve poliçenin 15/03/2019 tarihli katarakt ameliyatı, akıllı lens uygulamasına dair tıbbi müdahaleyi kapsadığı anlaşılmış olmakla beraber davalı sigorta şirketinin adı geçen poliçeden sorumluluğunun sigortalı doktorun hatalı tıbbi uygulamasının varlığının kanıtlanmış olmasına bağlı olduğu, mahkememizce yapılan tahkikat ile alınan bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere davacının tıbbi müdahale öncesinde yeterli düzeyde aydınlatıldığı, sigortalı doktor tarafından yapılan tıbbi müdahalenin modern tıbbın gereklerine uygun olarak gerçekleştirildiği ve komplikasyon yönetimi açısından gerek sigortalı doktor gerek hastane idaresinin tıbbi uygulama hatasının mevcut olmadığı görülmekle davacı tarafından haklılığı kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 44,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 90,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
07/05/2024
...