T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/326 Esas
KARAR NO : 2024/433
...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/06/2021
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ya ait ... Modelli Ambulans Hasta nakil aracı olarak kullanılan aracı işletme ve kullanma yetkisi verdiği oğlu ....ı tarafından 28.03.2020 tarihinde ... Müracaat ederek aracın çalındığını beyan ettiğini ve aracın bulunarak müvekkiline teslim edilmediğini, aracın çalınmasının üzerinden yaklaşık olarak 15 ay geçtiğini ve aracın halen bulunamadığını, aracın ... numaralı poliçe ile 02.09.2020 tarihine kadar ... plakalı aracın hırsızlık sonucunda halen müvekkiline teslim edilmediğini bu durumda toplamda 500.000,00 TL zarar tespit edildiğini, iş bu bedelin taraflarına ödenmesi gerektiğini, Trafik Sigortası Poliçesinin kapsamının belirtmiş olduğu bölümde, sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesi halinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin etmekte mükelleftir şeklinde hüküm bulunduğunu, müvekkilinin maruz kaldığı hırsızlık sebebiyle ... plakalı aracın kasko poliçesi olan ...müvekkilinin aracında meydana gelen zararın tazmini hususu için 05.03.2021 tarihinde KEP üzerinden başvuru yapıldığını, şirkete yapılan başvuruyu gösterir dilekçeyi sunduklarını, bahsi geçen sigorta şirketince başvurunun 05.03.2021 tarihinde tebliğ alındığı ve şirketin iş bu tebliği izleyen 15 iş günü sonunda herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının 29.03.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün açık olduğunu, ... temerrüt tarihi olan 29.03.2021 tarihinden itibaren avans faizi ödemekle yükümlü olduğunu, Türk Ticaret Kanununun ticari işler yan başlığı ile düzenlemeye konu olan 3 maddesinde; "Bu kanunda düzenlenen hususlarda bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir" hükmü nedeniyle temerrüde düşen şirketin yaptığı işin "ticari iş" olması hasebiyle avans faiz oranı ile ödeme yapması gerekliliği hasıl olduğunu, Türk Ticaret Kanununda yer alan ticari bir işletmeyi ilgilendiren tüm işlem ve fiilleri ticari işlerden kabul eden iş bu hüküm gereğince şirketler birer ticari işletme olup yaptıkları tüm işlemler ise ticari iş vasfını taşıdığını, bu sebeple ...Şirketine başvurulduğunu ancak başvuru tebliğini izleyen tarihten bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu ve işin ticari iş olması vasfı ile avans faizi oranı üzerinden ödeme yapması zarureti hasıl olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalarının kabulü ile müvekkiline ait ... plakalı aracın bahsi geçen hırsızlık nedeniyle bulunmaması ve kasko poliçe teminatı kapsamında olması nedeniyle hırsızlık tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte araç rayiç bedelinden şimdilik 500,00 TL'nin (belirsiz alacak davası) davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, karşı tarafın talep edilen evrak ve bilgiyi taraflarına ulaştırmadığı için ödeme yapılamadığını, hasarın taraflarınca karşılanmadığı beyanının doğruyu yansıtmadığını, hasar incelemesi ve ödemesi yapılması için talep edilen belgelerin müvekkil şirkete teslim edilmesi hususunun sigortalının yükümlülüğünde olduğunu, müvekkili firmanın henüz temerrüde düşmediğini, sigortalı tarafından müvekkil firmanın talep ettiği belgelerin müvekkili firmaya gönderilmediğini, taraflarınca aracın çalındığına dair bir belge temin edilemediğini ve aracın rayiç bedeline ilişkin hesaplama yapılamadığını, belgeleri ulaştırmayan karşı tarafın talebi hakkında kendisine taraflarınca olumlu veya olumsuz dönüş henüz yapılamadığını, taraflarınca bu cevabın verilmemesinin sorumlusu bilgi verme ve incelemeye izin verme yükümlülüğünü ihlal eden sigortalı olduğunu, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, sigortalının gerek Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan kasko genel şartlarından doğan, gerekse poliçeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, uyuşmazlığın kaynağını oluşturacak sebebin, sigortalı ödeme için gerekli olan belge ve bilgiyi paylaşmamış olması olduğunu, sigortalının talebinin haksız ve fahiş olduğunu, eksper tarafından tespit edilen hasar miktarı dışında müvekkili şirketin başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, eksper raporları mevzuat gereği delil niteliğine haiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, talep edilen hasar bedelinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini ve talebin fahiş olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulaması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek öncelikle sigortalı tarafından henüz eksik evrakın taraflarına ulaştırılmamış olması sebebiyle davanın reddine, dava konusu araç hasarı bedelinden müvekkil sigorta şirketinin özel ve genel şartlar gereği poliçe kapsamında sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış;....sayılı soruşturma sayılı takipsizlik karar dosyası dosyamız içerisine alınmış, kasko sigorta poliçesi, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
... soruşturma nolu dosyanın incelenmesinde; Dosyada şikayetçi olarak ifadesine başvurulan ...'ün beyanına göre, dava konusu ... plakalı ambulansın bizzat davacının oğlu... tarafından sanayide parçalatıp satıldığı halde hırsızlık başvurusu yapılarak sigorta şirketini dolandırmaya çalıştığına yönelik soruşturmada uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Kasko Poliçesinin incelenmesinde; ... plakalı hususi-özel amaçlı cankurtaran-kamyonetin davacı ... adına kayıtlı iken 02.09.2019/02.09.2020 tarihleri arasında davalı ... tarafından Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi " Genişletilmiş Kasko" düzenlendiği, poliçe limitinin rayiç değer olduğu görülmüştür.
Poliçenin 02/09/2019-2020 tarihleri arasında teminat sağladığı, kasko limitinin hasar tarihindeki rayiç değeri kadar olduğu, kasko teminatı kapsamında aracın çalınması sonrasında meydana gelecek hasarları kapsadığı sabittir.
Tarafların delilleri toplandıktan sonra oluşturulan bilirkişi heyetinden Makine Mühendisi ...dan 15.09.2022 tarihinde aldırılan bilirkişi raporunda özetle; "Tüm dosya içeriği, belgelerin incelenmesi ve sunulan nedenlerle, tarafımıza verilen görev çerçevesinde, hukuki durum belirlemesi ve delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
1- Dava konusu ... plakalı aracın 2.el bedelinin 350.000,00 TL olduğu,
2- Davacı ...'nın Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları ve poliçeden kaynaklanan ihbar yükümlülüklerini yerine getirmediği,
Hususlarında; Görüş ve kanaatini" bildirmişlerdir.
Makine Mühendisi Bilirkişisi... 09.12.2022 tarihli aldırılan bilirkişi ek raporundan özetle; "TÜRK TİCARET KANUNU "
dd) Riziko gerçekleştiğinde: MADDE 1446-
(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durümü gecikmeksizin sigortacıya bildirir.
(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun "ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.
(3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz.
Bilirkişi kurulumuzca yukarıda yapılan tespitlerimiz çerçevesinde ; Davacının kasko şirketine aracın çalındığına dair bildirimi geç yapmasında ihmali veya kastı bulunup bulunmadığının, buna bağlı olarak da gerekirse TTK m.1446 hükmünün ne şekilde olaya tatbik edileceğinin hukuki tayin ve takdirinin Sayıri Mahkemeye ait olduğu." şeklinde rapor verilmiştir.
Makine Mühendisi Bilirkişisi ...'dan 24/04/2023 tarihli aldırılan bilirkişi 2. ek raporundan özetle;
A-) Aracın çalınmasında davacı kusurunun olup olmadığı, gerekli önemlerin alınıp alınmadığı hk.
Heyetimiz içinde bu konuda tespitte bulunacak bir uzman bulunmamaktadır. Bununla birlikte özellikle çalınan araçların karıştığı trafik kazalarında işletenin sorumluluğunun incelendiği mahkeme kararlarında "işletenin araç üzerinde tüm denetim ve özeni yerine getirdiğini, camlarını kapadığını, kapılarını kilitlediğini, aracın anahtarını kontak üstünde bırakmadığını, eğer aracı başka bir sürücüye verdiyse, bu sürücünün seçiminde ve uyarılmasında gerekli dikkat ve özeni yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabileceğine" değinilmektedir. Heyetimizce genel itibariyle bir değerlendirme yapıldığında, dosya kapsamında davacının aracı korunaksız ve güvensiz bir yere park ettiği, kontak anahtarını kaybettiği/çaldırdığı, uzun süreli olarak park halinde bıraktığı, camını veya kapısını açık bıraktığı, dışarıdan gelecek müdahalelere göz yumulduğu vb bir husus tespit edilememiştir.
B-) Sigortalı tarafından ihbar yükümlülüğünün geç yapılmasının zararın artmasına sebebiyet verip vermediği hk.
Dava konusu hırsızlık olayı, davacı anlatımına göre 28.03.2020 tarihinde aracı park edip gittikten sonra, tekrar yanına 09.04.2020 tarihinde gittiğinde yerinde olmadığını görmesi ile ortaya çıkmıştır. Bu itibarla çalınma olayının tam tarihi esasen bilinmemektedir. Daha önceki heyet raporlarında aracın çalındığı tarih itibariyle piyasa rayiç değeri 350.000-TL olarak tespit edilmiştir. Aşağıda ayrıntılı olarak inceleneceği üzere davacı tarafından ihbar geç yapılmıştır. Ancak ihbarın geç yapılmasından kaynaklı olarak zararın artmasına sebebiyet verecek bir durum tespit edilmemiştir. Çünkü zarar miktarı zaten olay tarihine ve piyasa rayiçlerine göre takdir edilmiştir. Geç ihbarın bu aşamada olsa olsa davacının faiz talep başlangıcı bakımından önem arz edebileceği, bu hususun da sigortacı aleyhine bir durum yaratmayacağı değerlendirilmiştir.
C-) 09.04.2020 tarihinde karakola müracaat edildiği gözetilerek sigortaya başvuruda bulunulması halinde sigorta tarafından ne gibi işlem yapılacağı hk.
Aracının çalındığını düşünen bir sigortalının yapması/uygulaması gereken adımlar şu şekilde özetlenebilir:
Aracın çalındığı emniyet yetkililerine bildirmelidir.
Sigorta şirketi aranarak aracın çalındığı bildirmelidir.
Çalınmış olan araç için 30 günlük bir bekleme (arama) süreci mevcut olup, kolluğa müracattan sonra 30 gün içerisinde bulunamazsa, emniyet müdürlüğünden aracın bulunamadığına dair yazılı bir belge alınmalıdır.
Bu yazı ile birlikte ... gidilerek çalınan aracın trafikten silinmesi için gerekli işlemler yapılmalıdır.
İşlemler tamamlandıktan sonra araç için "çalıntı" kaşeli ruhsat alınmalıdır.
Aracın vergi ve maliye ilişik kesme yazıları alınmalı, varsa takyidatlar kaldırılmalıdır.
Kolluk ifadesi, aracın bulunamadığına dair yazı, çalıntı kaşeli ruhsat, araç hak/sahiplik bilgileri, vergi ve maliye ilişik kesme yazıları vb evraklar sigorta şirketine teslim edilmelidir.
Sigorta şirketi yaptıracağı ekspertiz incelemesi neticesinde, kapsam dışı bir husus görmez ise, yapılan kasko kapsamına bağlı olarak aracın çalınma anındaki hesaplanan bedelini öder. (Sigorta şirketleri çalınma olayları için genellikle özel araştırma raporu da aldırmaktadırlar) Ayrıca Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları
B. 3.3.4.2. Çalınmış olan aracın bulunması için ilgili makamlarca yapılacak araştırmalar 30 gün içinde sonuç vermediği takdirde sigortalı durumu ilgili makamlara başvurduğunu belgelemek suretiyle, sigortacıya bildirir. araç kayıtlarına çalınma durumunu gösteren şerh ve sair açıklamanın konduğunu ve aracın ilgili mevzuata göre devrine engel teşkil edebilecek kısıtlamaların bulunmadığını gösteren belgeler sigortacıya teslim edilir. Sigortacı bu genel şartlara göre tazminatı öder. Bu genel şartların B.3.3.3 üncü maddesinin 2 nci paragrafı uyarınca ilgililer hakkında cezai soruşturma açılmış ise bu soruşturmanın tamamlanmasına kadar sigortacı tazminat ödemesini bekletebilir.
D-) İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin, hasarı sigorta teminatı dışında bırakıp bırakmayacağı hk.
"Hasarın meydana gelmesinden sonra sigorta ettirenin bildirim yükümlülüğü Genel Şartlar ve TTK'da şu şekilde belirlenmiştir:
Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları
B. Hasar ve Tazminat
B.l. Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde Sigortalı ve/veya Sigorta Ettirenin
Yükümlülükleri
Sigortalı ve/veya sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesi halinde aşağıdaki hususları yerine getirmekle yükümlüdür.
1.1Rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmak,
1.2.Sigortalı değilmişçesine gerekli kurtarma ve koruma önlemlerini almak ve bu amaçla
sigortacı tarafından verilen talimata elinden geldiği kadar uymak,
1.3.Aracın çalınması halinde, durumu öğrenir öğrenmez derhal yetkili makamlara bildirimde bulunmak,
B.3.3.3. Tazminat Hakkının Eksilmesi ve Düşmesi
Sigortalı ve/veya sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi halinde yükümlülüklerini yerine getirmez ve bunun sonucu zarar miktarında bir artış olursa, sigortacının ödeyeceği tazminattan sigortalı ve/veya sigorta ettirenin kusurunun ağırlığına göre indirim yapılır.
Sigorta ettiren ve/veya sigortalı rizikonun gerçekleşmesine kasten sebebiyet verir veya zarar miktarını. kasten arttırıcı eylemlerde bulunurlarsa, sigortalının bu poliçeden doğan hakları düşer.
Türk Ticaret Kanunu
Riziko gerçekleştiğinde
MADDE 1446- (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.
2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.
3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz.
Zarar Sigortalarında Rizikonun Gerçekleştiğini Beyan Yükümlülüğünün İhlali ve Yaptırımı TTK. m. 1446/2'de düzenlenmiştir. Buna göre sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya bildirmemesi veya gecikerek bildirmesi, sigortacıyı sorumluluktan kurtarmamaktadır. Ancak, bu bildirim yükümlülüğü süresinde yerine getirilmediği için ödenecek sigorta bedelinde bir artış olmuşsa, sigortacı bu artıştan sorumlu tutulamaz.
Sigortacının bu madde kapsamında sorumluluğunda indirime gidilebilmesi için sigorta ettirenin bildirim yükümlülüğünü kusuru ile ihmal etmesi gerekir. Diğer bir deyişle bildirim yapılmamış olmasında sigorta ettirenin hiçbir kusuru yoksa bu durum sigorta bedelinin ödenmesinde azalmaya yol açmayacaktır. Sigorta ettiren sel baskını, deprem, kazanın süren etkisi gibi, örneğin hastanede yatma nedeniyle rizikonun gerçekleştiğini süresi içinde sigortacıya bildirememiş ise kusursuz sayılır. Bu takdirde zarar artmış olsa bile sigortacı sigorta bedelinin tamamını ödeyecektir.
Sigorta ettirenin kusurunun bulunup bulunmadığı ise hadisenin özelliği, sigortalının özel durumu da dikkate alınarak mahkeme tarafından belirlenir. Burada ifade edilen kusur, sigorta ettirenin kasıt ve ihmalini içerir. Bu noktada mülga TTK. ile önemli bir farklılık bulunmaktadır.
Mülga TTK. m. 1292'de, sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini kasıtlı olarak sigorta ettirene bildirmemiş olması halinde, sigortadan doğan bütün haklarını yitireceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme sonucunda sigorta ettiren kusurlu bir şekilde rizikonun gerçekleştiğini bildirmezse, hiçbir zarar doğmasa bile haklarını kısmen veya tamamen kaybedebilecektir. Yeni düzenlemede ise kusuru mevcut olsa hatta kastı ile rizikonun gerçekleştiğini bildirmese bile zararda bir artış söz konusu değilse, sigortacı sigorta bedelini ödemekle yükümlüdür.
Öte yandan sigortacı rizikonun gerçekleştiğinden zaten haberdar ise, rizikonun gerçekleşmesi ihbara konu oluşturmayacak (TTK. m. 1446/3), fakat sigortacının rizikonun gerçekleştiğini bildiği hususunu ispat yükü sigorta ettirene ait olacaktır.
Dosyanın incelenmesinde, ... tarafından 21.04.2020 tarihinde ilk defa kolluğa müracaat edildiği ve çalınma olayının bildirildiği görülmüştür. Verdiği ifadeye göre çalınma olayının (hasarın) 28.03.2020 ile 09.04.2020 arasındaki bir tarihte meydana geldiği anlaşılmaktadır. Şahıs aracı 28.03.2020 tarihinde park etmiş, 09.04.2020 tarihinde ise bıraktığı yerde olmadığını farketmiştir. Bu bakımdan kolluk müracaatının 12 gün gecikmeli olarak yapıldığı tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin 05.10.2022 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu İhbar Föyü'ne göre hasarın sigortacıya 24.08.2020 tarihinde ve 4 ay gecikmeli olarak ihbar edildiği görülmüştür. İhbara ilişkin başkaca bir kayıt bulunmamaktadır.
Davacı vekili tarafından 05.03.2021 tarihinde davalı ... şirketinden araç bedeli talep edilmiştir. Başvuru ekinde yukarıda bahsi geçen evrakların sigortacıya verilmediği tespit edilmiştir.
Sigorta ettirenin raporumuzun II.C başlığında açıklanan şekilde sigortacıya bir başvuru yaptığına, gerekli evrakları temin ettiğine dair dosyada bir kayıt tespit edilememiştir. " şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Makine Mühendisi Bilirkişisi ...'dan 19.02.2024 tarihli aldırılan bilirkişi 3. ek raporundan özetle; "Türk Ticaret Kanununu,
dd)Riziko gerçekleştiğinde Madde.1446,
(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.
(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimim yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir,
(3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini dava önce fiilden öğrenmiş ise ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz.
Bilirkişi kurulumuzca yukarıda yapılan tespitlerimiz çerçevesinde, davacının kasko şirketine aracın çalındığına dair bildirimi geç yapmasında ihmali veya kasti bulunup bulunmadığının buna bağlı olarakta gerekirse TTK md.1446 hükmünün ne şekilde olay tatbik edileceğinin hukuki tayin ve takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu,
Bilirkişi 2.ek raporunda;
-Davacı vekilinin 05.10.2022 tarihli dilekçesi ekince sunduğu ihbar föyüne göre hasarın sigortacıya 24.08.2020 tarihinde ve 4 ay gecikmeli olarak ihbar edildiği görülmüştür. İhbara ilişkin başkaca bir kayıt bulunmamaktadır.
-Davacı vekili tarafından 05.03.2021 tarihinde davalı ... şirketinden araç bedeli talep etmiştir. Başvuru ekinde yukarıda bahsi geçen evrakların sigortacıya verilmediği tespit edilmiştir.
-Sigorta ettirenin raporumuzun Il. başlığında açıklanan şekilde sigortacıya bir başvuru yaptığına, gerekli evrakları temin ettiğine dair bir kayıt tespit edilmemiştir.
Yukarıda özetlenen ve detayları açık ve anlaşılır şekilde 15.09.2022 tarihi bilirkişi heyet kök raporu, 06.12.2022 bilirkişi heyet EK raporu ile 24.04.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda yer alan hususlarda değişikliği gerektiren bir hususun olmadığı, Yönündeki görüş ve kanaatlerimizi içeren işbu bilirkişi heyet 3.ek raporu düzenlenmiş, takdiri ve hukuki değerlendirilmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere saygı ile sunulmuştur." denmiştir.
Kara Araçları Kasko Sigortası
Genel Şartlarının A.5.6.maddesinde; “Araca, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı aracın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararlar”, teminat dışı sayılmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 1409. maddesinin 1. Fıkrası hükümünde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği, ancak, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar etmesi halinde, bu ispat yükünün yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat yükünün sigortalıya geçeceği, belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamından, davacıya ait, davalı ... şirketine kasko poliçesiyle sigortalı ... plakalı ambulansın çalındığına ilişkin davacının oğlu... isimli şahsın 21.04.2020'de polise ihbarda bulunduğu, oto hırsızlığı müracaat tutanağı düzenlendiği, ...'nın aracın çalındığını 09.04.2020'de farkettiği halde 21.04.2020 tarihinde polise başvurmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine davacının oğlu ...'nın yaklaşık 4 ay sonra 24.08.2020 tarihinde sigortaya ihbarda bulunduğu,...'ün beyanlarının getirtilen müzekkere cevapları ve savcılıkta dinlenen diğer tanıkların beyanları ile doğrulanması nedeniyle dava konusu aracın çalındığının davacı sigortalı tarafından kanıtlanamadığı anlaşılmakla, iş bu rizikoda oluşan hasarın teminat dışı kaldığı, aksinin ise, yani kazanın teminat içi olduğu yönündeki iddia ve olguların, davacının doğru beyan ve bilgilendirme yükümlülüğün yerine de getirmediği nazara alınarak ispat yükünün davacı tarafa geçtiği, davacının iddiaları yönünde ispata yarar delilde sunamadığı, yani iddiasını ispat edemediği de gözetilerek, söz konusu rizikoda araçta gerçekleşen zararın sigorta poliçesi kapsamına girmediği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
-Davanın REDDİNE,
-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile eksik kalan 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-Davacı tarafından yatırılan başvurma harcının ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davalı tarafından yapılan masraf olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
-Talep halinde artan avansın iadesine,
Dair taraf vekkilerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 05/06/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı