T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/28 Esas - 2024/718
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2022/28 Esas
KARAR NO : 2024/718
HAKİM : .....
KATİP : .....
DAVACILAR 1- .....
2- .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : .....
VEKİLİ : Av. .....
İHBAR OLUNAN : .....
DAVA : Tazminat (Basın Yayım Yolu İle Kişilik Haklarının İhlali)
DAVA TARİHİ : 29/06/2020
KARAR TARİHİ : 18/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/11/2024
..... sayılı görevsizlik kararı sonrasında, Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Basın Yayın Yolu İle Kişilik Haklarının İhlali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ... kanalında yayınlanan ... isimli programın 02 Nisan 2018 tarihinde yayınlanan bölümünde davacı ...'nün kaybolan ...'in ortadan kaldırıldığını, entegre tesislerde kıyma makinasına atılarak öldürüldüğünün iddia edildiğini, davacı hakkında bir çok gerçek dışı suç isnatlarında bulunularak davacının isim ve soy isim, daha önce yargılandığı ilgisiz dosya tutuklaması, sahibi olduğu ... Nakliye İnş. Turz. Tek. San. Ve Tic. A.Ş'nin işyeri adı adresinin de ifşa edildiğini netice olarak davacının kişilik haklarına ve ticari itibarına hukuka aykırı olarak saldırı gerçekleştiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davalarının kabulü ile şimdilik 10.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, yetki itirazında bulunduklarını, TTK 72. maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğradığını, davanın ... AŞ'ye ihbarı ile davalı yönünden pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, haberin hukuka aykırılık teşkil etmediğini, TBK da düzenlenen haksız fiil şartlarının gerçekleşmediğini, haberin verilmesinde kişilik haklarının ihlal edilmediğini, bilgi ve belgelere dayanılarak soruşturma yada kovuşturma aşamasında ki hususların haber yapılmasının hukuka aykırı olamayacağını, terör örgütü üyesi olduğuna dair suçlama ile kovuşturma yapılan bir kişinin haberi davalı bünyesindeki yapım tarafından yapılmışsa da toplumun ilgisini çeken bir cinayet dosyasının şüphelisi konumundaki davacıya yönelik iddialar ve o anda belirlenen ve var olan ve orta orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olgular ile haber verme hakkı kapsamında kaldığını, kişilik haklarının ihlal edilmediğini, haber verilirken özle biçim arasında denge kurulduğunu, program yayını sırasında tüm beyanlar ifade özgürlüğü sınırları içerisinde yapıldığını, program yayınının tarafsız ve davacının kişilik haklarını ihlal etmeyecek şekilde gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 17.04.2023 tarihli raporda özetle; "Davalı şirketin haberin doğruluğunu gerçekliğini araştırması için yeterli süresinin bulunduğu,
yayının 9 gün boyunca sürdüğü, Haberin gerçekliği ya da güncelliğinin bulunmadığı, ...’nün, işyeri görüntüleri ve ismi verilmek suretiyle olaylara dahil edildiği, .... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin görüntüleri kullanılmak suretiyle, bir
cinayetin kesimhanesinde kıyma yapıldığı şeklindeki haberin verildiği, Davacının, olaydan sonra 07/05/2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde belirtildiği üzere, davacı
...’nün şirket hisselerinin tamamına ... ...’e devrettiği, Davacı .… Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin olay öncesi ve sonrası
karlılığına gelirlerinde ortalama -%61 oranında azalış olduğu,
Davacı ...’nün, diğer davacı şirketteki ortaklık payının % 10 olduğu tespit
edildiğinden yıllık ortalama olarak (340.257,61 x 0,10 = ) 34.025,76 TL kardan mahrum kaldığı, Tespit edilmiş olup" şeklinde görüş bilirmiştir.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 29.09.2023 tarihli ek raporda özetle; "Davalı şirketin haberin doğruluğunu gerçekliğini araştırması için yeterli süresinin bulunduğu,
yayının 9 gün boyunca sürdüğü, Haberin gerçekliği ya da güncelliğinin bulunmadığı, ...’nün, işyeri görüntüleri ve ismi verilmek suretiyle olaylara dahil edildiği, ... … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin görüntüleri kullanılmak suretiyle, bir
cinayetin kesimhanesinde kıyma yapıldığı şeklindeki haberin verildiği, Davacının, olaydan sonra 07/05/2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde belirtildiği üzere, davacı
...’nün şirket hisselerinin tamamına ... ...’e devrettiği, Davacı ... … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin olay öncesi ve sonrası karlılığına
gelirlerinde ortalama -%61 oranında azalış olduğu, davacı ...’nün, diğer davacı şirketteki ortaklık payının % 10 olduğu tespit edildiğinden
yıllık ortalama olarak (340.257,61 x 0,10 = ) 34.025,76 TL kardan mahrum kaldığı,”
Kök raporda daha adil olduğumuz hesaplama yöntemi ile bulunan mahrum kalınan karın, davalının
itirazları dikkate alınarak yeniden yapılması ve dava tarihi itibari ile hesaplanması neticesinde ise
Kök rapordan farklı olarak dava tarihi 29/06/2020 itibari ile davacı ...’nün, diğer davacı şirketteki ortaklık payının % 10 olduğu tespit edildiğinden yıllık ortalama olarak
399.807,31 x 0,10= 39.980,73 TL kardan mahrum kaldığı,
Davacının maddi tazminat talebinin 10.000,00 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde bu
miktarı talep edebileceği,
Manevi tazminatın, takdirinin tamamiyle Sayın Mahkemede olduğu, Tespit ve hesaplanmış olup" şeklinde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 07.11.2023 tarihli ek raporda özetle; "Verilen görev çerçevesinde yukarıda detayları belirtildiği üzere davacılardan … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin zararının, Davacı şirketin karlılığında ortalama 2015-2022 tarih aralığı dönemi esas alındığında,
306.231,85 TL Davacı şirketin karlılığında ortalama 2015-2020 tarih aralığı dönemi esas alındığında,
359.826,58 TL Kardan mahrum kalmak suretiyle zararının bulunduğu, davacı ... Nak. İnş. Tur. Teks. San ve Tic A.Ş.’nin talebinin
1.000,00 TL maddi tazminat olduğu, Manevi tazminatın, takdirinin tamamiyle Sayın Mahkemede olduğu, Tespit ve hesaplanmış olup" şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava basın yayım yolu ile kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
..... sayılı ilamında, iş bu davanın davacıları tarafından davalı aleyhine kişilik haklarına yapılan saldırının önlenmesi istemiyle açılan davada mahkemece saldırı tehlikesinin önlenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı tarafından yapılan yayının 02 ile 13 Nisan 2018 dönemindeki bölümlerinde ... hakkında yapılan yayınının hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verildiği,
Davacı ...'nün diğer davacı ... Nak. Tur. Teks. San. ve Tic. AŞ'den 07/05/2018 tarihinde hisselerini devrettiği ve şirket ortaklığından ayrıldığı,
..... Esas sayılı dava dosyasında davacı ... hakkında ..... üyesi olma isnadıyla açılan davada mahkemece davacının beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı görevsiz mahkemede yetki itirazında bulunmuş ise de; Dava; ulusal televizyonda yapılan yayın nedeniyle açılmış olup, 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin birinci fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Yine aynı Kanun'un 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Somut olayda; davalı tarafından yapılan yayım ulusal ölçekli TV kanalında yapıldığından, yapıldığı her yer, haksız eylemin gerçekleştiği ve zararın doğduğu yer olarak kabul edilmesi gerektiğinden davanın açıldığı mahkeme, zararın meydana geldiği yer itibariyle yetkilidir. Bu nedenle yetkisizlik itirazı yerinde görülmemiştir.
..... sayılı ilamında da belirtildiği üzere ; "...Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır...." şeklinde olup
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı ...'de yayımlanan "..." isimli TV programının 02/04/2018- 16/04/2018 tarihleri arasındaki bölümlerinde kaybolan dava dışı ...'in konu edinilmesi ve davacılar ile kayıp şahıs arasında bağlantı kurularak sarf edilen ifadelerden kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere 03/04/2018 tarihli yayımda program sunucusunun "...olayıyla ilgili ... Bey hakkında tutuklama kararı çıkmış aslında fakat delil yetersizliğinden serbest bırakılmış, ... davasından 7.5 ay ..... kalmış...", devamında davacının isminin zikredilerek ... denildiği, 05/04/2018 tarihli programda davacı şirketin iş yerinin haritada gösterildiği , 09/04/2018 tarihli programda kaybolan yakınlarının "... kesimhanede öldürdüler onu ne olduysa ne olduysa kesimhanede oldu, kesimhanede yok ettiler onu, kesimhanede kaldırdılar yok ettiler kardeşimi yok ettiler, çık konuş ..., yok ettin kardeşimizi çık hesap ver devlete çık, kardeşimizi sahipsiz sandın da mı yok ettin, 10 kişiyi yok etti ......" dediği, program sunucusunun ise " şimdi ... Hanım ne desin haklı..." şeklinde beyanda bulunduğu, 11/04/2018 tarihli programda ise TV programında büyük puntolar "....." şeklinde yazıların ekrana verildiği, 13/04/2018 tarihli programda ise kaybolan yakınlarının "...ortadan kaybettini kaybettiniz kardeşimi. Senle ... ne yaptıysanız. Tamam mı...", "...senle ... kaybettiniz. Çıkarın kaçış yok çıkarın!, ... bir oldunuz kardeşimi yok ettiniz. İlk günden veri diyorum ..., ... başka kimse yok... Nereye öldürdüyseniz nereye attınız bir cenazemizi alalım... Yaptınız!", "...karakolu susturdun, mobeseleri toplattın, kameraları toplattın, 3 ay boyuna polis de işbirlikçi çalıştınız...", "6/04/2018 tarihli programda ise ".. ... oraya 20:12'de vardı, ...'in elinden cep telefonunu aldılar, kapattılar... ... geldi, ... geldi, ... ilgili bir gelişme oldu, bu olay gece 23:30-00.00'a kadar sürdü, onlar evine döndü ... evine dönmedi..." şeklinde yayımla yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu suretle ilgili TV programında davalı ... hakkında 03/04/2018- 16/04/2018 tarihleri arasında ifadelerin salt programa çıkartılan kaybolan yakınlarının beyanlarına dayalı şekilde kayıp şahsın bulunabilmesi için olayın güncelliği bulunsa da, işin özü ile biçim arasındaki denge kaybedilerek ve özellikle büyük puntolar "....." şeklinde süren yayımlarda herhangi somut bir kanıta ya da olay tarihi itibariyle somut delil veya emare ile ortaya çıkabilecek görünür gerçeğe dayanmaksızın davacıların itibarının zedelendiği, yine izleyici gözünde davacı şirketin de yayımlarda kaybolan şahsın şirkette yer alan makineler ile parçalanarak cesedin yok edildiği algısının oluştuğu anlaşılmıştır.
Maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar ... ... yönünden maddi dava ve 04/10/2023 tarihli talep açıklama dilekçesinde 9.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiş ve 05/06/2024 tarihli ıslah dilekçesinde bu miktar 30.000,00 TL'ye çıkartılmış ise de davacı asılın davalı tarafından yayımlara son verildiği tarihten çok kısa bir süre sonra 07/05/2018 tarihinde şirket ortaklığından ayrılması nedeniyle davacı lehine maddi tazminata hükmedilmemiştir.
Davacı ... AŞ yönünden ise, davacı tarafından dava ve talep açıklama dilekçesi ile 1.000,00 TL talepte bulunulmuş ıslah dilekçesi ile bu miktar 05/06/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 50.000,00 TL'ye yükseltilmiş olup eldeki dava belirsiz alacak davası değil kısmi dava olarak ikame edilmiştir. Eldeki davada haksız fiil zamanaşımı hükümleri uygulanacak olup, davacı tarafından yayımlara son verildiği tarih 16/04/2018 tarihinde sona ermiş dava ise görevsiz mahkemede 29/06/2020 tarihinde açılmış ıslah harcı ise 04/10/2024 tarihinde mahkememiz veznesine yatırılmış olup, bakiye alacak miktarı yönünden davalı yanın zamanaşımı defi haklı görülerek talebin reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat yönünden ise yapılan değerlendirmede; davacı tarafından dava ve talep açıklama dilekçesinden anlaşılacağı üzere 100.000,00 TL manevi tazminat davacı ... için talep edilmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Buna göre -yapılan hukuka aykırılığı yukarıda açıklanmış olan- ulusal bir yayım kuruluşu olan davalı kurumda 02/04/2018- 16/04/2018 tarihleri arasında yapılan yayımda davacı kaybolan şahsı öldürmekle ve ortağı olduğu et tesisinde cesedi yok etmekle itham edilmiş olup yayım tarihindeki paranın satın alma gücü, davacının davacının sosyo ekonomik durumu, hukuka aykırılığın şiddeti nazara alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmekle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat talebi yönünden
A)Davacı ... tarafından açılan davanın reddine,
B)Davacı ... Nakl. İnş.Tur. Teks.San ve Tic AŞ yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 1.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
C)Davalı ... Nakl. İnş.Tur. Teks.San ve Tic AŞ yönünden davacı talebinin fazlaya ilişkin kısmının zamanaşımı nedeniyle reddine,
2-Manevi tazminat talebi yönünden,
a)Davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alınması gereken 3.483,81 TL harçtan peşin alınan 1.878,53 TL, ıslah dilekçesi ile yatırılan 1.195,42 TL ıslah harcının toplamı olan 3.073,95 TL'nin mahsubu ile bakiye 409,86 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 1.878,53 TL peşin harç, 1.195,42 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.128,35 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 228,25 TL tebligat ve müzekkere gideri, 11.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.228,25 TL masrafın davanın kabulü ret oranına göre 3.182,10 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
6- Maddi tazminat talebi yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olmakla karar tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Manevi tazminat yönünden Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000,001 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen miktar yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair e-duruşma sistemi üzerinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 18/10/2024
Katip .....
e-imzalı
Hakim .....
e-imzalı