T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/284 Esas - 2024/272
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/284 Esas
KARAR NO : 2024/272
...
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/08/2016
KARAR TARİHİ : 17/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17.05.2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ..... arasında 05.01.2007 tarihinde akdedilen sözleşme kapsamında; ...(....) işinin tasarım, imal, test, teslim, tesis, bitirmek ve işletmeye almak işleri hususunda sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin ifası amacıyla müvekkili ile davalı taraf arasında tip ve adet galvanizli aydınlatma direği alımı için sözleşme akdedildiğini, davalı tarafa müvekkilinin ... ile yapmış olduğu sözleşmeye ilişkin teknik şartnamelere uygun ...Direği ve diğer malzeme siparişlerinin verildiğini, tip direklerin satın alındığını, müvekkilinin ....'tan almış olduğu iş kapsamında yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, bu hususa ilişkin durumun tutanak ile tespit edildiği ve kesin hakediş raporu düzenlendiğini, ... tartı ve ölçüm yapılarak tutanak düzenlendiğini, tutanak ile aydınlatma direklerinin ağırlıklarının sözleşme ile belirlenen ağırlıklardan eksik olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafça teslimi yapılan direklerin .... şartnamesine uygun olmaması nedeniyle müvekkilinden 58.269,48 USD kesinti yapıldığını, müvekkilinin uğramış olduğu bu zararın davalı tarafça tazmini için davalı tarafın 16.09.2011 tarihli yazı ile ihtar edildiğini, davalı tarafça keşide edilen 22.09.2011 tarihli cevabi ihtarname ile müvekkiline satışı yapılan direklerin Adet/Fiyat üzerinden anlaşıldığını, ağırlık üzerinden fiyat belirlenmediğini, teslimi yapılan direklerin ayıplı olmadığını ve taraflar arasındaki sipariş ile sözleşme şartlarına uygun olduğunu ve bu sebeple müvekkiline hiç bir borcunun olmadığının ileri sürüldüğünü, davalı tarafın bu beyanının kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu direklerin .... teknik şartnameleri ile davalı tarafın ....'tan onaylı kendi şartnamelerinde yer alan ve esaslı unsuru teşkil eden ağırlık kriteri bakımından müvekkilinin ve işveren idare iradesinin davalı tarafça fesada uğratılmak suretiyle sipariş edilenden daha hafif direklerin teslim ettiğinin açıkça ortada olduğunu, davalı tarafın ...direklerinin üretimi hususunda ... tasdikli olarak ...'tan aldığı vize kapsamında TİP direk üretimi işi ile iştigal ettiğini ve ilgili idarenin teknik şartname bilgilerine haiz olduğunu ve vizesi alınarak üretimi yapılan direklerin standardına ilişkin ağırlıklarının da vize ekinde onaylı olduğunun belirli olduğunu, müvekkilince davalı tarafa siparişi verilen ...'tan davalı tarafça alınan onaylı direklere ilişkin vizede onaylı ağırlıklara uygun imalat yapması gerektiğinden ve eksik ifa nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın davalı tarafça giderilmesi gerektiğinden dolayı huzurdaki davanın açıldığını ileri sürerek her bir kalem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin zararının belirlenerek şimdilik 5.000 USD alacağın 16.09.2011 temerrüt tarihinden itibaren USD'ye uygulanacak en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili davayı 19/03/2019 tarihinde ıslah ederek talebini 58.269,48-USD ye çıkarmıştır.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ve müvekkiline tebliği yapılan ihtarname ile bildirilen alacak miktarının belirli olduğunu, müvekkiline bu ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihi temerrüt başlangıç tarihi olarak kabul etmiş olmasının da alacak miktarının belirli ve bilinmekte olduğunu gösterdiğini, bu sebeple davacı tarafın alacağının miktarını belirleyemeyeceğinden bahsetmesinin mümkün olmayacağını, ayıplı ifa nedeni ile zararın tazminini isteyen davacı tarafın alacağın niteliği itibariyle bölünebileceğini iddia edemeyeceği, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu bedel üzerinden süre verilmek suretiyle eksik harcın tamamlatılmasının aksi halde dava şartı noksanlığından dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında 06.05.2009 tarihinde imzalanan sipariş sözleşmesinde teslim süresi ve teslim yerinin belirtildiğini ve müvekkilince de sipariş edilen direklerin davacı tarafa sevk irsaliyeleri ve faturaları düzenlenerek tamamının eksiksiz teslim edildiğini, bu tarihten itibaren iki yıllık zaman aşımı süresinin işlemeye başladığını, davacı tarafın iddia ve taleplerinin 04.06.2011 tarihinde zaman aşımına uğradığını, davacı tarafın müvekkiline 16.09.2011 tarihinde göndermiş olduğu ihtarname ile teslimi yapılan direkler ile ilgili gizli ayıp ihbarında bulunduğunu, yasal süreler içerisinde dava açılmadığını, müvekkilince de gönderilen ihtarnameye cevap olara ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı tarafın müvekkiline tebliğ edilen ihtarnamedeki taleplerinin müvekkilince reddedildiğini, davacı tarafın ayıp nedeni ile gönderilen ihtarname tarihinden yaklaşık 5 yıl sonra dava açmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple davanın zamanaşımı nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, müvekkiline sipariş edilen direklerin davacı tarafa teslimlerinin yapıldığı ve davacı tarafça süresi içinde ve usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulmadığını, bu sebeple davacı tarafın hiçbir talep hakkı bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen deliler ile sunulan delillerin aynı olmadığını, beyanlar ile delillerin hatalı ve birbiri ile çelişkili olduğunu, teslimi yapılan direklerin ayıplı olduğuna ilişkin tespit veya geçerli bir kanıt sunmadığını, davacının tüm iddia ve taleplerinin geçersiz, soyut iddialar olduğunu, iddialarını kanıtlayacak geçerli delil sunmadığını, müvekkili ile davacı taraf arasında düzenlenen sözleşmede söz konusu direkler için herhangi bir ağırlık ile ilgili bir hususta anlaşma yapılmadığını, siparişlerin adet bazında yapıldığını, müvekkilince de herhangi bir şekilde direk ağırlıkları konusunda taahhüt verilmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme ekinde bulunan teknik resimlerin davacı tarafça incelenerek onaylandığını, müvekkilince düzenlenen sevk irsaliyelerinde teslimi yapılan direklerin adet ve ağırlık bilgilerinin bulunduğunu, teslim sırasında ağırlık ve adete ilişkin herhangi bir itirazda bulunmaksızın davacı tarafça direklerin teslim alındığını, sonrasında da teslimi yapılan direklerin sözleşmeye ve teknik şartnameye aykırı olduğuna ilişkin herhangi bir itirazın olmadığını, davacı tarafın ... ile yaşamış olduğu sorunların haksız bir şekilde yıllar sonra müvekkiline mal edilmeye çalışıldığını, müvekkilince imal edilen direklerin teknik şartname ve teknik resimlerde belirtilen şekillere birebir uygun olduğunu, iddia edilenin aksine şartnameye aykırılık bulunmadığını, davacı tarafça davaya konu edilen direk ağırlıklarının müvekkilinin üretmiş olduğu direk ağırlıkları ile bir ilgisinin olmadığını, direklerin ağırlıklarının...'ın yüklenici firmalara yapacağı hak ediş ödemeleri ile ilgili bir husus olduğunu, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan listelerin hiçbir geçerliliğinin olmadığını, belgelerde müvekkilinin imzasının ve resmi bir kurumun onayının bulunmadığını, bundan dolayı davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın üstlendiği proje kapsamında direklerin bir kısmının müvekkilinden alındığını, ölçümü yapılan direklerin başka imalatçı firmalardan alınan direkler olması ihtimalinin yüksek olduğunu, direkler ile ilgili tartım ve ölçüm için müvekkilinin davet edilmesi gerektiğini, ancak müvekkilinin davet edilmeden ölçümlerin yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin özel şartları kapsamında davacı tarafın üçüncü kişi idare ile ilişkileri nedeni ile müvekkilinden herhangi bir talepte bulunamayacağı ve huzurdaki davadaki taleplerini müvekkile yöneltmesinin mümkün olmadığını belirterek davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 58.269,48 USD üzerinden eksik harcın süre verilerek tamamlattırılmasına, dava konusu taleplerin zaman aşımı sebebi ile reddine, usule ilişkin taleplerin kabul edilmediği taktirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir.
Mahkememizin 29/05/2019 tarih,.... Sayılı dosyasında; davalının imal ettiği direklerin ayıplı olduğu, süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu gerekçesiyle dava dilekçesindeki 5.000USD yönünden davanın kabulüne, ıslah tarihinde 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ıslah edilen bedelin reddine" karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiş, ....Karar sayılı ilamı ile; "davaya konu noksan ve ve kusurlu işlerin gizli ayıp niteliğinde olduğu kabul edilebiliyorsa, bu durumda sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sy BK'nun 126/4.maddesi yollamasıyla 125.maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, bu sürenin eserin teslimi ile başladığı, mahkemece, olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresinin, ayıpların niteliği yasal düzenlemelere göre değerlendirilerek dava ve ıslah tarihleri itibariyle zamanaşımının dolmuş olup olmadığının tespiti ile ona göre karar verilmesi gerektiği, davalının taraflar arasındaki 06/05/2009 tarihli yazılı sözleşmeyi kabul ettiği ve davacının sözlü olarak kurulduğunu iddia ettiği 05/01/2007 tarihli sözleşme ilişkisini ise inkar ettiği gözetilerek davacı yüklenicinin taraflar arasında sözlü olarak kurulduğunu söylediği 05/01/2007 tarihli eser sözleşmesini HMK hükümleri uyarınca kesin delillerle ispatı gerektiği halde mahkemece, sözlü sözleşmenin davacı yanca geçerli yazılı delillerle ispatlanamadığı gibi bu konuda ikrar ve yemin gibi kesin delillerle de sözleşme ilişkisinin ispatlanamamış olduğu gözetilmeksizin 1009 adet galvanizli direk satışı yapıldığı kabul edilmek suretiyle hüküm verilmesinin doğru olmadığı, sözleşmede taahhüt edilen ağırlıkta direk üretilmesinin açık ayıp niteliğinde olup olmadığı, teslim sırasında tespitinin mümkün olup olmadığı, buna göre ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeden karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi davalının savunmasında belirttiği, sözleşmenin 10. Ve 12.maddelerinde düzenleme altına alındığı belirtilen sorumsuzluk anlaşması niteliğindeki hükümlerin de değerlendirilmeksizin hüküm verilmiş olmasının doğru olmadığı" gerekçeleriyle kaldırılmış, dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelenmiştir.
Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış, ... yazılan müzekkere ile davaya konu belgeler, ... yazılan müzekkere ile ihale evrakları ve yazışmalar dosyaya kazandırılmış olup, bilirkişi heyetlerinden rapor aldırılmıştır.
İstinaf Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya yeni bir bilirkişi heyetine verilerek rapor aldırılmıştır.
Elektrik Mühendisi bilirkişisi ... Nitelikli hesaplamalar bilirkişisi ... aldırılan 29.05.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Sayın Mahkemenin verdiği görev uyarınca, dava dosyası muhteviyatının incelenmesi, tespit ve değerlendirmeler sonucunda, nihai takdir ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
1-Dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde, davalı tarafından yapılan imalatların sözleşme kapsamında olduğu ve sözleşme tarihindeki elektrik direk üretimine uygun olduğu,
2-Bu nedenle davalı tarafından yapılan imalatların ayıplı kabul edilemeyeceği,
3-Taraflar arasındaki sözleşmenin 10 ve 12. Maddesinin sorumsuzluk anlaşması mahiyetinde olduğu,
4-Davacının talebindeki miktarın esasen ayıplı imalattan değil, dava dışı sözleşmenin birim fiyatının ağırlık üzerinden belirlenmesi nedeni ile eksik ağırlık üzerinden hesaplanıp, talep edildiği, Tespit edilmiş olup,
HMK 'un madde 279/1. ve 279/2. hükümleri gereğince, "görevlendirilen hususlar, tespit ve inceleme konusu yapılan dava konusu ile ilgili olarak değerlendirmeler, gerekçeler ve varılan sonuçla" birlikte düzenlenen toplam 34 sayfalık işbu rapordaki, Tespit, görüş ve değerlendirmeler Sayın Mahkemenin takdirine sunulmuştur" denilmiştir.
Elektrik Mühendisi bilirkişisi ... Nitelikli hesaplamalar bilirkişisi ... ve SMM bilirkişisi ...'dan aldırılan 16.02.2024 havale tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; "Sayın Mahkemenin verdiği görev uyarınca, dava dosyası muhteviyatının incelenmesi, tespit ve değerlendirmeler sonucunda, nihai takdir ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
29.05.2023 tarihinde toplam 34 sayfa olarak düzenlenen kök raporumuzun 33. Sayfasında SONUÇ başlığı altındaki görüş ve değerlendirmelerimizi değiştirecek bir husus bulunmadığı, taraf itirazlarının uygun olmadığı, değerlendirilmektedir.
HMK 'un madde 279/1. ve 279/2. hükümleri gereğince,"görevlendirilen hususlar, tespit ve inceleme konusu yapılan dava konusu ile ilgili olarak değerlendirmeler, gerekçeler ve varılan sonuçla" birlikte düzenlenen toplam 12 sayfalık işbu EK rapordaki, Tespit, görüş ve değerlendirmeler Sayın Mahkemenin takdirine sunulmuştur." denilmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki 06/05/2009 tarihli yazılı sözleşmedeki sorumsuzluk hükümlerine dayanarak davalıya herhangi bir alacak talebinin yöneltilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasındaki Sözleşmenin söz konusu maddelerinin incelenmesinde;
10. Madde: Sipariş formunda yer alan teslimat koşulları yükümlülüklerini firmamızın gerçekleştirmesinin ardından sipariş olan ürünün tüm yükümlülüğü ALICIYA(davacıya) ait olacaktır. Teslimden sonra malzeme ile ilgili her türlü zarar, hasar ve eksik konusunda YÜKLENİCİNİN hiçbir sorumluluğu yoktur.
12. Madde: ALICI(davacı) hiçbir nam altında YÜKLENİCİDEN ceza bedeli talep edemez. ALICININ 3. Kişiler ile yaptığı anlaşmalardan kaynaklı ceza tutarlarını yansıtamaz veya yansıtmayı teklif edemez. Denmiştir.
Bu çerçevede, davalının özellikle sözleşmenin 10. Maddesinin son cümlesindeki “Teslimden sonra malzeme ile ilgili her türlü zarar, hasar ve eksik konusunda YÜKLENİCİNİN hiçbir sorumluluğu yoktur.” İfadesi kapsamında, davalının sorumsuzluğunun kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
TBK m.26 hükmüne göre “taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler”. Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. (TBK m.27). TBK nun 27. Maddesinde yer alan 'kanunun emredici hükümlerinden olan TBK m.115 ve 116’da bazı sınırlamalar getirilmiştir. Bu sınırlamalara aykırı olan sözleşmeler kesin hükümsüzdür. Hâkim kesin hükümsüzlüğü kendiliğinden dikkate alır.
TBK m.115 hükmü, borçlunun kendi davranışından kaynaklanan sorumluluğuna ilişkin sorumsuzluk anlaşmalarını düzenlemektedir. Buna göre, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. (TBK m.115/1). “Ağır kusur” kavramı “kast” ve “ağır ihmal” kavramlarını içinde barındıran bir üst kavramdır. Eğer borçlu, borca aykırı davranışı bilerek ve sonuçlarını isteyerek gerçekleştirmişse kasten hareket ettiği söylenebilir. Borca aykırı sonucun ortaya çıkmasına kasten sebep olan borçlu, verdiği zarardan dolayı sorumludur. Borçlunun ağır ihmali ile verdiği zararlardan sorumlu olmayacağı da kararlaştırılamaz.
Taraflar arasındaki sözleşmede asıl iş sahibi...olup, taraflar arasındaki ilişkide davacı ALICI davalı YÜKLENİCİ olarak nitelendirilmiştir. Alt yüklenicilik sözleşmesi, asıl yüklenici ile iş sahibi arasında yapılan eser sözleşmesine bağlı olarak ortaya çıkan, asıl yüklenicinin işin mahiyeti gereğince kişiliğinin önemli olmadığı durumlarda, kendi nam ve hesabına anlaşma yaptığı alt yükleniciyle işin bir bölümünün veya tamamının ifa edilmesi amacıyla kurduğu sözleşmedir. Eser sözleşmesinde yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür (TBK m.471/3).
Alt yüklenicilik sözleşmesinde yer alan sorumsuzluk anlaşmasında davalının hilesi yada ağır kusuru da bulunmamaktadır. Sözleşmede kesin hükümsüzlük halleri yoktur. Dolayısıyla ALICI, basiretli bir tacir olarak imzaladığı sözleşmede yer alan sorumsuzluk anlaşmasının sonuçlarına katlanmak durumundadır. Tacirler arasında genel işlem koşulları da uygulanamaz.
Ayıp İhbarına ilişkin olarak;
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava dışı idare ile davacı arasındaki sözleşmede birim fiyatın ağırlık üzerinden belirlenmesine karşın, davacı ile davalı arasındaki sözleşme birim fiyatı adet üzerinden belirlenmiştir. Davacının davalıya vermiş olduğu sipariş formunda, teknik inceleme neticesinde direklerin ağırlık ölçüsüne ilişkin bir sınırlama ya da tanımlama yapılmadığı açıktır. Diğer taraftan, dava dışı ... tarafından Nisan 1996-Temmuz 2009 arasındaki dönemde galvanizli aydınlatma direkleri şartnamelerinde ağırlık ve buna ilişkin bir tolerans bulunmadığı, bu dönem içerisinde ... ve tabloda gösterilen boyutlara onay verildiği belirtilerek, davaya konu direklerde gizli veya açık ayıp olduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı bilirkişilerce bildirilmiştir. Kaldı ki, davacı her ne kadar eksik ve ayıptan söz etmekte ise de, esasen davacının idare ile arasındaki sözleşmenin birim fiyatının kg üzerinden belirlenmesi nedeni ile kesinti yapıldığı, ayıplı ifaya ilişkin bir kesinti yapılmadığı da anlaşılmaktadır.
Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki yazılı eser sözleşmesinin 06/05/2009 tarihinde kurulduğu, ürünlerin davacıya sözleşme tarihinden 3-4 hafta sonra teslim edildiği, buna göre dava ve ıslah tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, fakat davalı tarafından imal edilip davacıya teslim edilen ürünlerin açık ya da gizli ayıplı olmadığı gibi taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin 10. Ve 12. Maddelerine göre sorumsuzluk anlaşması bulunduğu, buna göre davacının davalıdan herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı, kaldı ki 1009 adet direk için düzenlendiği davacı tarafından ileri sürülen sözlü anlaşmanın da ispatlanamadığı gözetilerek davanın tümden reddine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN REDDİNE
-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 4.668,78-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 14.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yokluğunda davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 17/04/2024 12:17:56
...