T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/387 Esas - 2024/410
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2022/387 Esas
KARAR NO : 2024/410
...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/06/2022
...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/12/2022
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2024
... Karar sayılı ilamı sonrasında, Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA; Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi...'ın 30/12/2014 tarihinde İstanbul yolu üzerinde bulunan otobüs durağına gitmek için karşıdan karşıya geçtiği sırada davalı ...'un sevk ve idaresinde bulunan diğer davalı sigorta şirketine sigortalı ... plaka sayılı aracın çarpması neticesinde hayatını kaybettiğini, olayın meydana gelmesinde davalının asli kusurlu olduğunu, davacıların murislerinin desteğinden yoksun kaldıklarını, murisin ölümü sebebiyle derin üzüntü ve ızdırap duyduklarını, maddi ve manevi tazminatın koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davacı ... için şimdilik 5.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, davacı ... için 5.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, davacı ... için 5.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi ve davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 'ar TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi açısından maddi tazminat yönünden poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla diğer davalılar açısından tamamından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP : Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesi özetle; söz konusu kaza ile ilgili davadan önce davalı şirkete müracaat edilmediğini, herhangi bir hasar dosyası açılmadığını, ...plakalı aracın sigorta şirketine sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere azami 268.000,00 TL olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı şirket sigortalı araç sürücüsüne kusur izafesinin mümkün olmadığını, müteveffanın karşıdan karşıya geçişi sırasında akşam saatlerinde havanın karanlık olmasının yanında araçların süratle ilerlediği 4 şeritli devlet karayolunda dikkatsizce dalgınlıkla ve kontrolsüz bir şekilde karşıdan karşıya geçmeye çalışarak hem kendi güvenliğini hem de trafik güvenliğini tehlikeye attığını, destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken asgari ücretin baz alınması gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine ilişkin talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesi özetle; Davalının 30/12/2014 tarihinde trafik kazasına karıştığını, söz konusu kazaya ilişkin ... numaralı dosya ile soruşturma açıldığını, kazada davalının kusurunun bulunmadığını, yolda ışıklandırma bulunmamasının o yolda yayaların geçmesi açısından tehlikeli bir hal aldığını, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda yayaların uyması gereken kurallara riayet etmeyen müteveffanın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA : Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 30.12.2014 tarihinde müvekkilinin miras bırakanı müteveffa ... 'ın karşıdan karşıya geçtiği esnada davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ve diğer davalı ... 'un sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın çarpması sonucunda hayatını kaybettiğini , diğer mirasçılar tarafından ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve yargılamanın devam ettiğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve dosyanın ... sayılı dosyası ile soruşturma açılmış, bu soruşturma neticesinde yapılan yargılamada müvekkilimiz ... sayılı dosyasıyla yapılan araştırmalar sonucu bilirkişi raporuna göre davalının 80-90 km hızla seyrettiği, süratli olmadığı belirtildiğini, ... 4 şeritli ışıklandırması az olan bir yolda koyu renkli kıyafetler giyerek şoförün onu görmesini engellediği ve geçiş önceliğini vermesi gerekirken vermediği için kusurlu bulunurken, davalının onu görmediği gerekçesiyle kusurlu olması çelişik 2 durumu içermediğini, davalının müteveffayı görmesine engel olacak birçok durumun mevcut olduğu kabul edilmişken, bir yandan da görmesi gerekirdi denilerek kusurlu bulunması mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı araç, davalı şirkete 22.10.2014-2.10.2015 tarihleri arasında,... numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müteveffa kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, Davacı eş ... 27.02.2015 senesinde başlayan yargılama devam ederken evlendiğini, Ancak birleşme talep edilen davada yerel mahkeme aşamasında alınan ve hükme esas teşkil eden 07.01.2019 tarihli mahkeme bilirkişi hesap raporunda tüm itirazlarımıza rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, müteveffanın kızı ...ın destek alma tarihi evlendiği tarihte sonlandırılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE :
Mahkememizce aktüer bilirkişiden alınan 05.06.2023 tarihli raporda özetle; "15.04.2022 tarih ... karar numaralı istinaf karar ilamında "..................yine taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklar da mahkemece gözetilerek .." hükmü ve ...bakiye süreleri hesaplanmıştır. İstinaf karar ilamındaki "hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki verilere göre, bilinen dönemde aynı tarihte sonlandırılarak bilinen dönemde aynı tarihte sonlandırılarak" kararına istinaden işlemiş dönem 31.12.2019 tarihinde sonlandırılmış olup, işleyecek dönem destekten yoksun kalma tazminatı 01.01.2020 tarihinden itibaren 2019 yılı asgari ücreti dikkate alınarak hesaplanmıştır. Hesaplanan tazminattan müteveffanın %75 kusuru dikkate alınarak kusur tenzili yapılmıştır. İstinaf karar ilanıma istinaden davacı ...ın ise destek ihtiyaç süresi vefat tarihine kadar hesaplanmıştır. Hesaplanan tazminat poliçe limitinin altında olduğu için garameten paylaşım yapılmamıştır. davacı müteveffa anne ...ın sadece manevi tazminat talebi bulunmakta olup, maddi tazminat talebi bulunmamaktadır. Anne için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminat tutarı 328,61-TL'dir. Delillerin, usulu kazanılmış hakkın ve hukuksal durumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere dosya kapsamı evraka göre Davacıların gerçek zararları; .....
ilamında belirtilen hususlar ve usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak tekrar yapılan hesaplama
sonucunda;
Eş ...) destekten yoksun kalma tazminat tutarının 4.124,63
TL,
Çocuk ...) destekten yoksun kalma tazminat tutarının 1.241,09
TL,
Çocuk ...’ın destekten yoksun kalma tazminat tutarının 15.104,79 TL
olduğu,
Anne...’ın (yargılama esnasında 05.07.2015 tarihinde vefat ettiği) destekten
yoksun kalma tazminat tutarının 195,84 TL olduğu,
Baba ...’ın destekten yoksun kalma tazminat tutarının 25.551,27 TL olduğu,
Kaza tarihi itibariyle (2014) ... poliçesi ölüm ve sakatlanma teminat limit tutarının
268.000,00 TL olduğu, Nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere sigorta şirketinin temerrüde düştüğü dava
tarihinden ( sigorta şirketine başvuru olmadığından) itibaren yasal faiz yürütülerek, diğer
davalıdan kaza tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek tazminat talebinde bulunabileceği" şeklinde görüş bildirmiştir.
Aktüer bilirkişiden alınan 18.10.2023 tarihli ek raporda özetle; "14.02.2023 tarih 32104 sayılı resmi gazete Anayasa Mahkemesinin 2022/167 sayılı kararı ile KTK'un 90. maddesinin; birinci fıkrasına 7327 SK. 18. Maddesi ile eklenen ikinci cümle ile ek Fıkra yürürlükten kaldırıldığından dolayı ve Sayın Mahkemenizin 29.09.2023 tarihli 5 inci celsedeki talimatınıza istinaden progresif rant yöntemi (her yıl için ayrı ayrı %10 artırım (kn formülü) ve %10 iskonto (1/kn) formülü) ve TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak aktüer hesap raporu düzenlenmiştir. Sayın Mahkemenizin 29.09.2023 tarihli 5 inci celsedeki talimatınıza istinaden 2023 yılı ikinci dönem 11.402,32 TL güncel net asgari ücreti dikkate alınarak hesap raporu düzenlenmiştir. ... Dairesi, 09.03.2021 tarihli ve ...K sayılı kararında istinaden eş ve çocukların payları kendi aralarında, anne ve babanın payı ise kendi arasında pay edilmiştir. Hesaplanan tazminattan müteveffanın %75 kusuru dikkate alınarak kusur tenzili yapılmıştır. İstinaf karar ilanıma istinaden davacı ...'ın ise destek ihtiyaç süresi vefat tarihine kadar hesaplanmıştır. Hesaplanan tazminat poliçe limitinin altında olduğu için garameten paylaşım yapılmamıştır. Davacı müteveffa anne...ın sadece manevi tazminat talebi bulunmakta olup, maddi tazminat talebi bulunmamaktadır. Anne 05.07.2015 tarihinde vefat etmiş olup, anne için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminat tutarı 328,61-TL'dir. Delillerin ve hukuksal durumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere dosya kapsamı evraka göre Davacıların gerçek zararları; Eşi ...'ın ise 113.388,43-TL'dir." şeklinde görüş bildirmiştir.
Aktüer bilirkişiden alınan 28.02.2024 tarihli ek raporda özetle; "14.02.2023 tarih 32104 sayılı resmi gazete Anayasa Mahkemesinin 2022/167 sayılı kararı ile KTK'un 90. maddesinin; birinci fıkrasına 7327 SK. 18. Maddesi ile eklenen ikinci cümle ile ek Fıkra yürürlükten kaldırıldığından dolayı ve Sayın Mahkemenizin 29.09.2023 tarihli 5 inci celsedeki talimatınıza istinaden progresif rant yöntemi (her yıl için ayrı ayrı %10 artırım (kn formülü) ve %10 iskonto (1/kn) formülü) ve TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak aktüer hesap raporu düzenlenmiştir. Sayın Mahkemenizin 23.02.2024 tarihli 7 inci celsedeki talimatınıza istinaden 2024 yılı 17.002,12 TL güncel net asgari ücreti dikkate alınarak hesap raporu düzenlenmiştir. ... sayılı kararında istinaden eş ve çocukların payları kendi aralarında, anne ve babanın payı ise kendi arasında pay edilmiştir. Birbirlerine aktarılmamıştır. Hesaplanan tazminattan müteveffanın %75 kusuru dikkate alınarak kusur tenzili yapılmıştır. İstinaf karar ilanıma istinaden davacı ...ise destek ihtiyaç süresi vefat tarihine kadar hesaplanmıştır. Hesaplanan tazminat poliçe limitinin altında olduğu için garameten paylaşım yapılmamıştır. Davacı müteveffa anne...'ın ise 135.516,81-TL'dir." şeklinde görüş bildirmiştir.
Asıl ve birleşen trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkememizce verilen hükmün asıl davada taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine istinaf davasını inceleyen ... Karar sayılı ilamı ile; "...Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-6100 sayılı HMK'nın taraf ehliyetini düzenleyen 50. maddesinde, "medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu", TMK.'nın 28. maddesinde de "kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayacağı ve ölümle sona ereceği" düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28/1. maddesi gereğince, gerçek kişiler yönünden maddi hukuk bakımından hak ehliyeti ve usul hukuku bakımından da taraf ehliyeti ölümle son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen ve mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar ise tarafın ölümü ile konusuz kalmaz, bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava ve taraf ehliyeti HMK’nın 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartlarından olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda; davaya konu trafik kazası 30.12.2014 tarihinde meydana gelmiş olup, iş bu dava 27.02.2015 tarihinde açılmıştır. Dava dilekçesinde diğer davacılarla birlikte desteğin annesi olan ... içinde manevi tazminat talep edilmiş, adı geçen davacının yargılama sırasında 05.07.2015 tarihinde ölümü üzerine, yasal mirasçılarından (eşi Şükrü, çocukları...’ın davada taraf olma ehliyetinin son bulduğu, davacının malvarlığına ilişkin olan tazminat haklarının mirasçılarına geçtiği, ölüm ile kişilik hakları ve vekillik ilişkisinin son bulduğu, ölü kişi lehine hüküm kurulamayacağı anlaşılmakla; adı geçen dahili davacılar karar başlığında taraf olarak gösterilmediği gibi,... lehine hükmedilecek manevi tazminatın miras payları oranında yasal mirasçıları lehine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece 16.04.2019 tarihli hükümle yargılama sırasında vefat eden ölü kişi davacı ... lehine manevi tazminata karar verilmesi de isabetli görülmemiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili iş bu davayı, desteğe çarparak ölümüne sebebiyet veren aracın trafik sigortası şirketi ile araç sürücüsü ve aynı zamanda trafik kayıt maliki olan davalı ... aleyhine açmış olup, dava dilekçesinde tazminatların davalı taraftan kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte (davalı sigortacı sadece destek tazminatından sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş,10.01.2019 tarihli ıslah dilekçesinde de aynı şekilde talebini yinelemiştir. Uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte ZMSS'nı yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Zira, sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK.nun 98/1. maddesi hükmü uyarınca sigortacı ilgili maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Dava konusu olayda davadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkemece asıl ve ıslah edilen bölüm için, davalı sigorta şirketi yönünden dava, diğer davalı Tolga yönünden ise kaza tarihinde temerrüde düştüklerinin kabulü ile, bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi sigorta şirketi yönünden dava ve ıslah, diğer davalı yönünden ise kaza ve ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere davacılar vekili davalı sigorta şirketinden sadece destekten yoksun kalma tazminatını talep etmiş, diğer davalıdan ise hem destek tazminatı hem de manevi tazminat talep etmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Trafik Genel Şartları’nın 3. maddesinin (e) bendi uyarınca manevi zararlar trafik sigortası teminatının dışındadır. Bununla birlikte somut olayda yukarıda da söz edildiği gibi, davacılar vekilince davalı zorunlu trafik sigortacısından manevi tazminat isteminde bulunulmadığı ve mahkemece de manevi tazminatla sorumlu tutulmadığına göre, destek tazminatı ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti hesaplanarak, destek tazminatına ilişkin yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti yönünden davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna, hükmedilen manevi tazminata ilişkin harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin sadece davalı ...dan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi destek tazminatı ve manevi tazminatın toplamı üzerinden davacılar yararına vekalet ücreti, harç ve yargılama gideri belirlenerek, davalı sigorta şirketinin manevi tazminatla ilgili harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden, diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulması da doğru değildir.
4-Destekten yoksun kalanların destek payları belirlenirken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır.
Destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde destekten yoksun kalanlara ayrılacak paylar ... uygulamaları ile kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise desteğin gelirden eşi ile birlikte ikişer pay alırken çocuklara birer pay verileceği yine eş, çocuklar ile anne ve babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay çocukların her birine 1 pay, ana ve babaya birer pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile anne ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir. Anne ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, anne ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 desteğe, %50 eşe pay verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanacaktır.
Desteğin gelirinin 100 pay olduğunun kabulü ile bu 100 payın davacılar ile dava dışı hak sahiplerine dağıtılması, dağıtılan payların toplamının 100 olması gerekmektedir. Hakim, her somut olayda, destek ölmeseydi, ne kadar süre ile destek olacak idiyse bu süreyi destek süresi olarak kabul eder. Ana-babaya yardımda, onların yaşama süreleri; çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresi esas alınır. Çocuklarda, kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına, fiziksel/zihinsel engelleri bulunup bulunmamasına göre farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında kız çocukları için genellikle, çalışmaya başlama veya evlenme ile destek ihtiyacı ortadan kalkmaktadır. TBK gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, her şeyden önce, destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; ölen kişiden eş sıfatıyla destek alan kişinin yeniden evlenmesi halinde, evlenen eşin, desteğinden yararlandığı kişinin yardımından yoksun kaldığından bahsedilemeyeceği ve desteği olan (eski) eşinden dolayı destek tazminatına hak kazanamayacağı açıktır.
TMK’nın 2. maddesi “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz .” hükmünü içermektedir. Destekten yoksun kalma tazminatının yukarıda ifade edilen amaç ve kapsamı karşısında; somut gerçeğin bulunduğu durumda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağı; destek alacaklısı olan davacı eşin ancak desteğin ölüm tarihi ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceği gözetilip hesaplama yapılması gerekecektir. Davacılar yada dava dışı hak sahiplerinin ölümü halinde de artık varsayıma dayalı bakiye ömür süresine göre değil, gerçekleşen duruma göre ölüm tarihine kadar destek tazminatı hesaplanması gerekir. Yargıtay uygulamalarında anne ve baba, çocuklarının ölümü tarihinde bakıma muhtaç olmasalar dahi ileri tarihlerde çocuklarının bakımına ihtiyaç duyabilecekleri, anne ve babanın çocuklarından her zaman maddi ve manevi destek alacağı, bu nedenle tazminat hesabı yapılırken sağ olan anne ve babaya destek payı ayrılması gerektiği kabul edilmektedir.
Somut olayda müteveffanın trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle davacı sağ eş ... için destek tazminatı talep edilmiş, aktüer bilirkişi raporunda davacı kız çocukları için 22 yaş hitamına kadar, davacı eş için de desteğin bakiye ömür sonuna kadar destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmıştır. Oysa dosyada mevcut nüfus aile kayıt tablosundan davacı sağ eş ...ün yargılama devam ederken, henüz hüküm kurulmadan önce 04.10.2018 tarihinde dava dışı ... isimli şahısla yeniden evlendiği, yine davacı...) da yargılamanın devamı sırasında henüz karar verilmeden 15.08.2017 tarihinde ... ile evlendiği anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketinin güncel nüfus kayıtları getirilerek bu hususların incelenmesine yönelik itirazı dikkate alınmamıştır. Zira bu halde davacı eş ile davacı Havva yönünden evlendikleri tarihe kadar destek tazminatı hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gibi, desteğin hayatta olduğu anlaşılan babasına tazminat raporunda destek payı ayrılmış ise de, destekten sonra 05.07.2015 tarihinde vefat ettiği görülen anne ...’a kaza tarihinden, ölüm tarihine kadar destek payı ayrılmadan davacılar için destek tazminatı hesaplandığı görülmüştür. Bu hali ile Aktüer bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığı anlaşılmış olup, eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, öncelikle desteğin tam aile nüfus kayıt tablosunun temini ile baba ...ile diğer hak sahibi davacı Meryem’in halen hayatta olup olmadıklarının, ...’in medeni halinde değişiklik olup olmadığının belirlenmesi, daha sonra yukarıda açıklandığı üzere inceleme ve değerlendirme yapılarak, konusunda uzman önceki bilirkişi dışında bir başka aktüer bilirkişiden(hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki verilere göre, bilinen dönemde aynı tarihte sonlandırılarak), hak sahibi davacı eş ve ...’nın evlenme tarihleri dikkate alınıp, bu tarihe kadar destek tazminatı hesaplanması,bu tarihten sonra paylarının yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği müteveffa ile ... arasında destek süresince dağılımının yapılması, desteğin babası ile kendisinden sonra vefat eden annesine ölüm tarihine kadar destek payı ayrılması, ölümünden sonra annenin payının desteğin babasına geçeceği göz önünde bulundurulup, yine taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklar da mahkemece gözetilerek, davacıların talep edebileceği destek tazminatının tespiti hususunda rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Bu durumda, yukarıda 1, 2, 3, ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, hükmün esasına ve sonucuna etkili olan bu hususlarda gerekli deliller toplanıp, inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi eksik inceleme ve hüküm kurmaya yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi isabetli görülmediğinden davacılar vekili, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekilinin anılan yönlere ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekili, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı Tolga Karasoy vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir..." hükmün kaldırılması ile dosya mahkememize iade edilmiştir.
... Esas sayılı dava dosyası mahkemesince birleştirilmekle dosya içerisine alınmıştır.
Asıl ve birleşen davada davacı ve davalılar ... arasında akdedilen 19/04/2024 tarihli İbraname, Feragatname ve Makbuz başlıklı sözleşme sonrasında asıl ve birleşen davada davacı vekilince davalı ...yönünden asıl ve birleşen davadaki taleplerinden feragat edilmiş, asıl ve birleşen davada maddi tazminat talepleri karşılandığı anlaşılmakla davalı Tolga Karasoy yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
.. Karar sayılı ilamı ile davalı sürücü ... taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı netice olarak 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde; asıl davada davalı ... yönünden saat manevi tazminat talebi yönünden davaya devam edilmiştir. Mahkememizce manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede, kaza tarihi olan 30/12/2014 tarihinde saat 18.15 sıralarında davalının sevk ve idaresindeki... 06/12/2018 tarihli kusur raporundan anlaşılacağı üzere davalı ...'un mahal şartlarına uygun seyir etmediği zamanında fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığı anlaşılmakla tali kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede Mahkememizce kabul edilen olay örgüsü içerisinde davacı talebinin değerlendirmesinde, ...Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; "...6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
... Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, yaralanma halinde yaralanmanın kaza sonucu meydana gelmiş olması, maluliyet varsa oranı, iyileşme süresi, tedavi süresi ve tedavi süresince yapılan işlemler, varsa ameliyatlar, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir...." şeklinde olup, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının kazanın meydana gelmesindeki kusuru bir arada değerlendirildiğinde manevi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne, yargılama sırasında davalı...'ın vefat etmesi nedeniyle dosyaya sunulan ...yevmiye sayılı Mirasçılık Belgesi nazara alınarak her bir mirasçı yönünden miras payları yönünden ayrı ayrı olmak üzere aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen davada davalı ... yönünden açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine,
2-Asıl ve birleşen davada davalı ... hakkında maddi tazminat talepleri yönünden açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
3-Asıl davada manevi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile;
10.000,00 TL manevi tazminatın davalı T...
Davacı... yönünden;
2.500,00 TL manevi tazminatın davalı ...’a verilmesine,
Tüm alacak kalemleri yönünden 30.12.2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
4-Asıl davada alınması gereken 427,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Birleşen davada alınması gereken 427,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Asıl davada manevi tazminat talebi yönünden alınması gereken 6.489,45 TL harçtan peşin alınan 1.878,53 TL ve bedel artırım dilekçesi ile yatırılan 1.146,00 TL harcın toplamı olan 3.024,53 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.464,95 TL harcın davalı Tolga Karasoydan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Birleşen dava yönünden 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Asıl davada davacı tarafından başlangıçta yatırılan 27,70 TL başvurma harcı, 1.878,53 TL peşin harç, 1.146,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.052,23 TL'nin asıl davada davalı Tolga Karsoydan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Asıl ve birleşen davada davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat talebi yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine,
9-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Dair e-duruşma sistemi üzerinden davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 31/05/2024
...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.