T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/801 Esas - 2024/15
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/801 Esas
KARAR NO: 2024/15
HAKİM: ....
KATİP: ...
DAVACI : ....
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/03/2021
KARAR TARİHİ: 16/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya konaklama hizmeti verildiğini, bu nedenle fatura kesildiğini, kesilen faturaya davalı tarafından itiraz edilmediğini ve faturanın kesinleştiğini, bu bağlamda müvekkili şirket tarafından .... esas sayılı dosyası ile yapılan 10.460,20-TL meblağlı icra takibine davalı şirketin haksız şekilde alacak ve ferileri yönünden itiraz ettiğini belirterek takibe itirazın iptaline takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili federasyon aleyhine yapılan takibe yasal süresinde itiraz edildiğini, takibin haksız surette yapılıp davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunduğunu, davanın öncelikle görev yönünden reddine arar verilmesini, alacağının zamanaşımı nedeniyle reddini, esas yönden ise müvekkili federasyonun bu faturalara dayalı bir borcunun olmadığını bildirmiş, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, konaklama hizmeti için düzenlenen bir kısım faturaya dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup dosyanın ... Dairesi'nin 30/09/2022 tarih ve .... sayılı yargı yeri belirlenmesine dair kararı üzerine mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplanmış, davaya dayanak .... sayılı takip dosyası, tarafların BA/BS formları celp edilmiş, mali müşavir bilirkişiler aracılığıyla tüm dosya kapsamı ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
.... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından davalı aleyhine 13/11/2020 tarihinde fatura alacağına dayalı olarak 13/11/2020 tarihinde 7.606,55-TL asıl alacak, 2.853,65-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.460,20-TL üzerinden başlatılan icra takibinin davalının süresinde itirazı üzerine 08/01/2021 tarihinde durdurulduğu anlaşılmıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtlarının İstanbul'da olduğu bildirildiğinden UYAP sistemi üzerinden yapılan görevlendirme üzerine düzenlenen 30/05/2023 tarihli tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda özetle; "...davacı ... Tic. Ltd. Şti.’nin incelenen 2018-2019 takvim yıllarına ait
ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, davacı ... Tic. Ltd. Şti.’nin incelenen 2018-2018 yıllarına ait resmi
defter ve belgelerinde, Davalı ... ... Hesap
Kodu ile Alıcılar hesabında hareket gördüğü, 2019 yılı sonu ve icra takip tarihi itibariyle
davalı şirketten toplam 7.606,55 TL cari hesap alacağı bulunduğunun tespit edildiği,
davacının, .... Esas numaralı icra
dosyasında icra takibini yaptığı 7.606,55 TL tutarın tarafımıza ibraz edilmiş bulunan
incelemeye konu yasal defterler içerisinde kayıtlandığı ve defter, kayıt, belge ve deliller
ışığında takip tarihi itibariyle alacak aslına ilişkin tutarın 7.606,55 TL olduğu, taraflar arasında açık cari hesap ilişkisi bulunduğu ve takibe dayanak faturalarda
vade ve temerrüt bilgisine yer verilmediğinden dolayı faiz hesabına yer olmadığı hususunun
değerlendirilmesi sayın mahkemenin takdirlerinde olduğu,..." yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ile davalının da ticari defter kayıtlarının incelenmesi bakımından dosyanın tevdi edildiği 31/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Taraf yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürelerinde yaptırıldığı ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, davacı şirket 7.606,55 TL asıl alacak talebinde bulunmuş, taraf yasal defter kayıtları incelenmesi neticesinde, her iki taraf yasal defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğunu, kayıtların birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil vasfına haiz davalı federasyon yasal defterlerinde davacı şirkete hiçbir itiraz/ şerh vb. olmadan 7.624,42 TL borçlu olduğu kayıtlı olup, davacı şirketin takibe konu ettiği faturalardan dolayı takip tarihinde davalı federasyondan 7.606,55 TL alacaklı olduğu..." yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, davalıya verilen konaklama hizmeti ile ilintili fatura alacağına dayalı olarak 7.606,55-TL asıl alacak ile 2.853,65-TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu iddia edilmiş, davalı tarafından ise davacının sözleşme dışı ve fahiş mahiyette fatura düzenlediği, faturanın kabulüne olanak bulunmadığı, davacıya borcunun olmadığı iddia edilmiştir.
Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davacı taraf; akdi ilişkinin varlığı ile teslim olgusunu kanıtlama yükümü altındadır.
Somut olayda; dosyaya mübrez bilirkişi raporları ile de ortaya konulduğu üzere davacı tarafından takibe konu edilen faturaların davacı tarafından olduğu gibi davalı tarafından da kendi ticari defter ve kayıtlarına işlendiği ve bu kayıtlara göre davalının davacıya 7.624,42-TL borçlu gözüktüğü anlaşılmıştır. Davalının defterindeki bu kayıtlar davalı aleyhine kesin delil oluşturur. Bu aşamadan sonra davalı teslime, yani fatura karşılığı hizmetin verilmediğine karşı itirazda bulunamaz. Kezalik davalı tarafından ilgili faturalara TTK'nın 21. maddesine uygun, süresinde itiraz edildiği de usulüne uygun delillerle kanıtlanamamıştır. Buna göre davacı, akdi ilişkinin varlığı ile teslim olgusunu kanıtlamıştır.
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek; mali müşavir bilirkişiler marifetiyle incelenen, tarafların usulüne uygun olarak tutulup açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbiri ile uyumlu olan ve böylece HMK'nın 222. maddesi hükmünce sahibi lehinde kesin delil niteliğini haiz ticari defter ve kayıtlara göre davacının takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan, talebi ile bağlı kalınarak 7.606,55–TL asıl alacak kadar alacaklı olduğu ve davalı tarafından bu alacağın ödenmediği anlaşılmış; davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de dava ve takip tarihi itibariyle TBK'nın 147. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı görülmüştür. Buna göre; davalının .... sayılı takibe itirazının 7.606,55 TL asıl alacak yönünden iptali ile, davalı tarafından davalının tacir sıfatını haiz olmadığından icra takibinde yasal faiz uygulanması gerektiği savunulmuş ise de takibe konu alacak ticari işten kaynaklandığından TTK'nın 19. madde hükmü de nazara alınarak bu itirazın kabulüne olanak bulunmamış, takibin 7.606,55 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarda devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından asıl alacak ile birlikte takip öncesi işlemiş faiz de talep edilmiş ise de davalının takipten önce, alacak miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir mahiyette ihtarla usulüne uygun temerrüde düşürüldüğünün ispat olunmadığı, fatura tebliğinin ise temerrüt ihtarı olarak kabul edilemeyeceği değerledirilerek (Emsal: ... .'nin 27/05/2014 tarih ve .... sayılı ilamı), işlemiş faiz isteminin reddi gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İcra İflas Kanunu'nun 67/II maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir. Mevcut hukuki durum karşısında davalının takibe itirazının haklı olmadığı ve takibe konu alacağın muayyen ve likit nitelikte bulunduğu değerlendirilmekle davacı lehine asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 1.521,31-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalının kötüniyet tazminatı istemi bakımından ise; reddolunan takip öncesi işlemiş faiz talebi bakımından davacının kötüniyetinin varlığı kanıtlanamadığından davalının reddolunan kısım yönünden kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerekmiş, son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalının ... sayılı takibe itirazının 7.606,55 TL asıl alacak yönünden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden aynı koşullarda devamına, fazlaya dair istemin reddine,
2-Hükmolunan asıl alacağın %20’si olan 1.521,31 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
4-Alınması gereken 519,60 TL harçtan peşin alınan 126,34 TL harcının mahsubu ile bakiye 393,26 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 126,34 TL peşin harç, 59,30 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 185,64 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 493,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.993,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 2.903,66 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre belirlenen 959,89 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, kalan 360,11 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 7.606,55 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre reddolunan miktar üzerinden hesaplanan 2.853,65 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.16/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.